Samotraki: Tabuların yıkıldığı ada

0 Yorum

DenizYildirim_Foto_webİpsala’dan sınırı geçip, Dedeağaç’tan feribotla 2,5 saatte gittiğimiz Samotraki adası, 37 km uzaktaki Gökçeada’ya insan eli değmeseydi ve tahrip etmeseydi nasıl olabileceğinin kanıtı niteliğinde.

Ada, Karadeniz – Ege iklimi geçiş noktasında olduğundan kışlar diğer Yunan adalarına göre fırtınalı ve sert geçiyor. Toplamda irili ufaklı 150′ye yakın nehir barındıran adanın tam ortasında yaklaşık 1600 m. yükseklikte Saos Dağı bulunur. Homeros’a göre Poseidon, Truva Savaşını seyretmek için bu dağın tepesine (Feggari Zirvesi) oturmuştur.

Rakımın birden artmasından ve sert geçen ikliminden dolayı birçok doğal yürüyüş rotası bulunmaktadır. Bu rotalar genelde birer şelale ve göl ile kesiştiği için doğaseverleri inanılmaz derecede tatmin etmektedir.

Samotraki_yesilsolen_web

Ücretsiz kamp alanı, açıkhava termal su ve keçiler diyarı

Samotraki’de 8 gün kaldım. Kamp yapmayı ve doğayı sevdiğim için kendi çadırımla kamp alanında kaldım. Belediyenin ücretsiz kamp alanı var ve Therma köyüne yaklaşık 1 km uzaklıkta. Kamp alanı, deniz kenarında en genci neredeyse 100 yaşında olan kavak ağaçlarıyla kaplı kocaman yeşillik bir alan. Burası pek tesisli, bakımlı bir yer değil. Hatta ortak tuvalet-banyosu gönüllü kampçılar tarafından temizlenen basit bir yer. Benim için böyle olması daha iyiydi, çünkü hem her şey çok doğal, hem de böylelikle buraya gerçekten doğayı seven, doğayla uyum içinde yaşayan insanlar geliyor ve ada bozulmadan kalabiliyor.

Samotraki_Gria-Vathra-yolu_web1 km uzaklıktaki Therma köyü ise biraz insanlarla sosyalleşmek, hem de küçük restoran ve marketleriyle aç kalmamak için güzel bir seçenek. Köy meydanındaki belediye binasının yanındaki yoldan 500 metre kadar yürüyüş mesafesindeki tepede köye ismini veren termal havuz bulunmakta. Tepeden gelen sıcak kükürtlü termal su, bu tepedeki havuzdan geçerek aşağı inmekte. Üstelik ülkemizde termal su olan yerlere termal otel inşa edilip sudan yararlanmak için insanların para vermek durumunda kalması anlayışının aksine, burada su herkesin kullanımına açık ve herhangi bir ücret ödemek gerekmiyor.
Havuz, zeytin ağaçlarının arasında ve üstü açık olduğu için sıcak suda keyif yaparken gökyüzünde yıldızları izlemek akşam rutinim haline gelmişti. Hayatı güzel yapan detaylar bu kadar basit ve öyle çok paralar vermek gerekmiyor. Kükürtlü suyun kıyafetlere zarar vermesinden dolayı havuza kıyafetle girmek yasak. Çıplak girmek zorundasınız.

Samotraki_Therma-iskeleden_web

Ufak köy meydanı elişi ürünler satan tezgahlarla dolu. Köyde Yunanistan’ın geleneksel eğlencesi tavernalar yaygın değil. Burası daha çok hippi adası olduğu için akşamları genel eğlence, içkini alıp belediyenin önünde toplaşarak oturup sohbet edip müzik dinlemek. Hemen hemen her akşam bir doğaçlama müzik dinletisine şahit oldum. Bu akşamlarda enstrümanını kapan gelip doğaçlama müzik yapıp şarkı söyleyip dans ediyor.
Daha önce de bahsettiğim gibi burada taverna kültürü çok yaygın değil ve Yunanistan’ın deniz ürünlerini ve muhteşem mezelerini yemek için en doğru adres değil. Bunun yerine adada keçi eti çok ünlü ve yaygın. Bunun sebebi kayalık ve dağlık doğası sebebiyle çok fazla keçi barındırması. Tavsiyem, geldiğinizde muhteşem böreklerini ve keçi etini denemeden dönmemeniz.
Samotraki’de çıplak denize girmek, başka birtakım Yunan adalarında olduğu gibi serbest ve artık tabu olmaktan çıkmış durumda. Bunun sebebi sanırım adanın turistler tarafından pek bilinmeyen ve bakir kalmış bir ada olması.

Samotraki_ParadisoSelalesi_webMuhteşem trekking rotaları

Adanın inişli çıkışlı doğasından ve sahip olduğu yüzlerce irili ufaklı nehir ve şelaleden dolayı doğa yürüyüşü yapanları fazlasıyla tatmin etmekte. Bunlardan en büyüğü ve en çok bilineni Fonias Şelalesi. Fonias, Latince’de katil demekmiş. Zaten insan şelaleye ulaşana kadar neden bu ismin verildiğini çok iyi anlıyor. Aslında yol üstünde 2 şelale var. Birincisi deniz kenarına 2 km uzaklıktaki ve nispeten daha güvenli ve kolay bir trekking rotasıyla ulaşılan şelale. İkincisi ise ilk şelaleye yaklaşık 1,5 km uzaklıktaki, dik yamaçları, yüksek tepeleri aşarak ulaşabileceğiniz diğerine göre çok çok daha bakir olan şelale. İki şelale de döküldüğü yerde büyük doğal bir havuz oluşturmuş ve bu buz gibi temiz suya girmek paha biçilemez bir his. Fonias dışında Gria Vathra üzerindeki şelaleler de oldukça büyüleyici ve o yolları, dağları aşmaya değer. Yolculuğum boyunca her gün bir şelaleye çıktım ve hepsinden ayrı keyif aldım. Siz de benim gibi doğa yürüyüşünü seviyorsanız ve `yokuşlar, inişler, dik yamaçlar beni bozmaz’ diyorsanız eminim ki bayılacaksınız.

Chora antik kenti

Adada Therma dışında günübirlik gitme fırsatı bulduğum Chora diye bir antik şehir bulunmakta. Aslında burası Kamariotissa ile birlikte en büyük şehir. 15. yy’da istilalardan korunmak adına denizden 300 metre yükseklikte Saos dağının eteğinde tepelerin arasına çok iyi gizlenecek şekilde kurulmuş. Eski cumbalı evleri ve Arnavut kaldırımlı sokaklarıyla bizdeki Şirince’yi anımsattı bana. Şehrin tam tepesinde ise antik şehirlerin olmazsa olmazı kale bulunmakta. Şehir tepede olduğu için dört bir yanından çok güzel manzaralara ev sahipliği yapıyor. Ben gitmedim ama yine taverna seviyorsanız, çok güzel rebetiko yapan mekanların olduğunu duydum.
Samotraki çok küçük bir ada ve nüfusun büyük çoğunluğu adanın kuzeyinde yaşıyor. Bunun sebebi güneyde dağların denize çok dik bir şekilde inmesinden dolayı yerleşim kurulmasının zor olmasıymış. Ulaşım olarak toplu taşıma pek yaygın değil. Bunun yerine iskele yakınındaki dükkanlardan motorsiklet kiralanabilir, ya da benim gibi macerayı ve yeni insanlarla tanışmayı seviyorsanız otostop çekmenizi öneririm. Adada zaten herkes (özel araçlılar ve yayalar) otostopa çok alışkın olduğu için hiç zorluk çekmezsiniz. Ben sadece Choraya giderken otostopla 7 ayrı araç değiştirdiğimi hatırlıyorum.

Samotraki_ChoraSehri_webYalnız seyahat etmek

Yalnız seyahat etmenin en güzel yanı başkalarıyla seyahat ederken tanıdığın insanlardan katbekat fazla insan tanımak sanırım. Özellikle o yerde turist gibi gezmek yerine lokaline inmek istiyorsanız kesinlikle yalnız olmalısınız. Çünkü yalnız gezginler daha savunmasız göründükleri için daha güven vericidirler. Tanıdığınız her insan yeni bir hikaye demek. Yalnız seyahat ederken, özellikle de başka bir kültürde seyahat ederken, tanıştığınız her insanda bir parça kendi yansımanızı bulursunuz. Bu bazen hoşunuza gider, bazense gitmez ama kişisel gelişim ve kendini tanıma için bu yüzleşmeler önemlidir. Ben her yalnız seyahatim sonrası kendimle ilgili yeni bir şeyler keşfederek, ayaklarım yere daha sağlam basarak ve özgüvenim artarak çıktım. Duygularımın, alışkanlıklarımın, sivri ve yuvarlak yönlerimin, çevremde tanıdık yüzler yokken daha iyi farkına varıp müdahale edebildim.  Evimde otururken canımı sıkan sorunların aslında koca evrene kıyasla ne kadar ufak ve başka coğrafyadaki başka sorunlara kıyasla ne kadar manasız olabileceğini keşfettim.

Bir yazıda doğanın bir nevi sosyal ağı olduğunu ve ağaçların köklerine ulaşan mikroorganizma benzeri canlılar yardımıyla birbirleriyle mesaj alışverişi yaptıklarını okumuştum. Özellikle bu seyahatimde ormanda yalnız başıma çadırımda kalırken doğanın iyileştirici etkisini daha çok hissettim ve ormanla iletişim kurma şansı buldum. Kendimizi istediğimiz kadar beton binalara hapsetsek de aslında doğaya ait olduğumuzu, ondan hiçbir şekilde bağımızın kopamayacağını farkettim.

Samotraki_3_web

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>