
İstanbul’u çocuklara anlatmanın en güzel yollarından biri, şehrin sokaklarında saklı küçük hikayeleri birlikte keşfetmek. “In Istanbul wimmelts / İstanbul’da neler oluyor?” kitabıyla Marlis Zeiler ve Kerem Arabacıoğlu, İstanbul’un sokaklarını, insanlarını ve günlük yaşamını iki dilde çocuklarla buluşturuyor.
Boğaz’da ilerleyen vapurlar, Kadıköy’ün hareketli çarşısı ve Koşuyolu sokaklarındaki küçük karşılaşmalar… İstanbul, her köşesinde keşfedilmeyi bekleyen ayrıntılar barındırıyor. Çocuklar için hazırlanan iki dilli resimli macera kitabı “In Istanbul wimmelts / İstanbul’da neler oluyor?“ şehri keşfetmeye davet ediyor.
İstanbul ile Almanya arasında kurulan bağ, pek çok aile için yalnızca geçmişe ait bir hatıradan ibaret değil. Çocukluk anılarında, aile ziyaretlerinde ve kuşaktan kuşağa aktarılan hikayelerde yaşamaya devam ediyor. Türkiye ile Almanya arasındaki İşgücü Anlaşması’nın 65. yılında bu bağın yeni kuşaklara nasıl aktarıldığı da yeniden önem kazanıyor. İstanbul, Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli pek çok aile için bu ortak hafızanın önemli bir parçası.
Münih’te yaşayan ve kitabın ortak yayıncıları olan Marlis Zeiler ve Kerem Arabacıoğlu, İstanbullu çizer Öykü Ceylan ve Velle Verlag iş birliğiyle hazırladıkları kitapta İstanbul’un enerjisini ve çeşitliliğini yansıtıyor. Renkli ve ayrıntılı çizimleriyle dikkat çeken kitap, şehrin tanınmış simgelerinin yanı sıra mahalle yaşamına, günlük karşılaşmalara ve küçük ayrıntılara da yer veriyor. Sayfalar boyunca yeniden karşılaşılan karakterler, okurlara her bakışta farklı hikayelerin kapısını aralıyor.
Almanya ve Avrupa’da yaşayan aileleri bu renkli şehirle buluşturmayı ve kuşaklar arasında yeni sohbetlere kapı aralamayı amaçlayan kitap, Türkçe ve Almanca olarak hazırlandı. Özellikle Türkiye kökenli ailelere ve İstanbul’u tanımak isteyen herkese hitap eden “In Istanbul wimmelts / İstanbul’da neler oluyor?“, 7 Kasım’da okurlarla buluşacak ve aynı gün Münih’te düzenlenecek özel bir etkinlikle tanıtılacak.

Biz de Marlis Zeiler ve Kerem Arabacıoğlu ile kitabın ortaya çıkış fikrini, hazırlık sürecini ve çizimlerin arkasındaki hikayeleri konuştuk.
Kerem, İstanbul senin büyüdüğün şehir. Bir gün bu şehri kızınız için bir resimli macera kitabında yaşatma fikri nasıl doğdu?
Kerem: Fikir, kızımız doğduktan sonra Viyana’yı anlatan bir resimli macera kitabı almamızla ortaya çıktı. Kitap ikimizin de çok hoşuna gitti ve İstanbul versiyonunu da almak istedik. Ancak araştırdığımızda böyle bir kitabın henüz olmadığını gördük. Biz de hem kızımız hem de İstanbul’u seven veya bu şehirle bağı olan bütün çocuklar için böyle bir kitap hazırlamaya karar verdik.
İstanbul, böyle bir kitap için çok uygun bir şehir: Her köşesinde bir şeyler oluyor, farklı insanlar bir araya geliyor ve her yerde keşfedilecek küçük hikayeler var. Ailelerin birlikte bakabileceği, üzerine konuşabileceği ve kendi yaşadıklarını anlatabileceği bir kitap hayal ettik. Ayrıca bütün ailemin yaşadığı ve benim büyüdüğüm Koşuyolu’nu da kızımıza tanıtmak istedik.
Bu kitap kimler için? Hangi okurlara ulaşmasını istiyorsunuz?
Marlis ve Kerem: Kitap özellikle Almanya ve Avrupa’daki Türkiye kökenli ailelere ve Türkiye dışında yaşayan Türk ailelere hitap ediyor. Bazı çocuklar İstanbul’u tatillerinden tanıyor, bazıları ise yalnızca anne babalarının ya da büyükanne ve büyükbabalarının anlattıklarından biliyor. Bu kitap sayesinde şehri evlerinde de keşfedebilir ve arkadaşlarına İstanbul’la bağ kurdukları yerleri ve hikayeleri gösterebilirler.
Aynı zamanda Türkiye’yle aile bağı olmayan çocuklar ve aileler için de hazırlandı. İstanbul’u tanımak isteyenler, bir seyahat planlayanlar veya yalnızca keşfetmekten keyif alanlar, resimlerde ilgilerini çekecek pek çok şey bulabilir. Bu hikayelerin içine girmek için şehri önceden tanımak ya da Türkçe bilmek gerekmiyor.
Bu kitapla kızınıza neler aktarmak istiyorsunuz?
Elbette bu kitabı yalnızca kızımız için hazırlamadık. Çocuklara İstanbul’un çeşitliliğini, canlılığını ve kültürel mozaiğini tanıtmak istiyoruz. Farklı kültürlerden, dinlerden ve kökenlerden insanların bir arada yaşaması, binlerce yıldır şehrin tarihini şekillendiriyor. Bu çeşitliliği görünür kılmak ve çocukların keşfedebileceği bir şekilde sunmak bizim için özellikle önemli.
Aynı zamanda kitabın çocuklara keyif vermesini istiyoruz. Eğlenceli günlük yaşam sahnelerine gülsünler, karakterleri yeniden bulsunlar ve her baktıklarında yeni ayrıntılar keşfetsinler. Çizerimiz Öykü bunu çok güzel aktardı. Kendisi de İstanbullu olduğu için şehrin mahallelerini ve günlük yaşamını kendi deneyimlerinden tanıyor. Bu birikimi ve İstanbul’a özgü ayrıntıları yakalayan bakışı, çizimleri böylesine canlı kılıyor.
Neden bir resimli macera kitabı hazırlamayı seçtiniz? Resimler ve günlük hayattan küçük sahneler, bir şehir hakkında yalnızca kelimelerle anlatılamayacak neler aktarabilir?
Bu tür kitapların en güzel yanı, hikayelerin önceden belirlenmiş olmaması. Ayrıntılı resimler pek çok başlangıç noktası sunuyor. Her aile hangi karakteri takip edeceğine, hangi sahneye daha yakından bakacağına ve üzerine ne anlatacağına kendisi karar verebiliyor.
Anne babalar, büyükanne ve büyükbabalar kendi çocukluk anılarını ya da İstanbul’da yaşadıklarını paylaşabiliyor. Çocuklar da gözlemlerini, sorularını ve hayal ettiklerini ekliyor. Böylece aynı resim, her bakışta başka bir hikayeye dönüşüyor.
Özellikle küçük günlük yaşam sahneleri, şehrin atmosferini de hissettiriyor: İnsanların nasıl karşılaştığını, alışveriş yaptığını, oynadığını veya çalıştığını… Bir resimde bütün bunları aynı anda göstermek ve belirli bir metne bağlı kalmadan keşfetmek mümkün.
İstanbul’daki anılarınızı ve sizin için özel anlam taşıyan yerleri düşündüğünüzde, bunlardan hangilerinin bu kitapta yer almasını istediniz?
Kitaba baktığınızda İstanbul’un gerçek hayatından pek çok an göreceksiniz: Kadıköy’deki çarşının hareketliliği, Üsküdar’dan maça giden taraftarlar veya mahalledeki küçük karşılaşmalar… Kerem’in anneannesiyle dedesinin bahçesindeki ortancalar gibi, hayatımızdan ayrıntılar da çizimlere yansıdı.
Bunlar, İstanbul’u yakından tanıyanların “Evet, tam da böyle!” diyebileceği sahneler. Şehri ilk kez tanıyan çocuklara da İstanbul’un günlük yaşamını keşfetme fırsatı sunuyor. Resimler gerçek deneyimlerimizden, anılarımızdan ve gözlemlerimizden beslendiği için ortaya samimi ve gerçeğe yakın bir İstanbul çıkıyor.

Kitapta İstanbul’u hangi mekanların ve günlük yaşam sahnelerinin temsil edeceğine nasıl karar verdiniz? Bu seçimde sizin için özellikle önemli olan bir şey var mıydı?
Pandemi döneminde pek çok akşam fikir toplamakla geçti. İstanbul’da birlikte yaşadığımız komik olayları, ziyaretlerimiz sırasında gözlemlediklerimizi ve Almanya’daki günlük hayata kıyasla dikkatimizi çeken özellikleri konuştuk. Bu fikirleri Öykü’yle birlikte geliştirdik.
Bizim için ünlü turistik yerlerin yanında günlük yaşamı da göstermek önemliydi. Örneğin çocuklar Koşuyolu’nda farklı ulaşım araçlarını, Kadıköy’de ise bir fırını, balıkçıyı veya turşucuyu keşfedebiliyor. Sahnelerin merak uyandırmasını, hikaye anlatmaya teşvik etmesini ve çocukları güldürmesini istedik.
Şehrin çeşitliliğinin de doğal bir şekilde görünmesini önemsedik: Farklı yaşlardan ve kökenlerden insanlar, engelli ve engelsiz bireyler bu sahnelerin bir parçası.
Velle Verlag ile çalıştığımız için kendimizi çok şanslı hissediyoruz. Ekip, şehirleri ve farklı konuları anlatan resimli macera kitapları konusunda çok deneyimli. Ayrıca çeşitliliği görünür kılma ve çocuklara farklı yaşam biçimlerini tanıtma isteğimizi paylaşıyor. Bu deneyim ve fikrimize duydukları heyecan sayesinde kitabı birlikte hayata geçirebildik.
Kitapta sizin için çok özel bir anıyı ya da belirli bir duyguyu yaşatan bir sahne var mı?
Evet, pek çok küçük sahnede aile hikayemizden izler bulunuyor. Birlikte yaşadığımız olaylar ve bizi gülümseten anılar çizimlere yansıdı.
Ama her şeyi açıklamak istemiyoruz; bazı ayrıntıları okurların keşfine bırakmayı tercih ediyoruz. Bizim için kişisel bir anıyla bağlantılı olan bir sahne, başka bir aileye kendi yaşadığı bambaşka bir olayı hatırlatabilir. Özellikle bunu seviyoruz: Resimler, pek çok farklı hikayeye alan açıyor.
Kitap, Almanya ve Avrupa’da yaşayan, Türkiye’yle bağı olan aileler için nasıl bir imkan sunuyor?
Almanya ve Avrupa’daki pek çok çocuk için Türkiye, aile hikayesinin bir parçası. Belki akrabaları orada yaşıyor, belki tatillerini İstanbul’da geçiriyorlar veya şehri anlatılanlardan tanıyorlar. Bu kitap, o yerleri ve günlük yaşam sahnelerini evlerinde de keşfetmelerine imkan veriyor.
Resimler kuşaklar arasında sohbet başlatıyor. Büyükanne ve büyükbabalar bildikleri yerleri anlatabiliyor, anne babalar kendi deneyimlerini paylaşabiliyor, çocuklar da “Burada neler oluyor?”, “Siz de bunu yapar mıydınız?” veya “Bizim yaşadığımız yerde nasıl?” diye sorabiliyor.
Böylece aileler birlikte Türkçe konuşabilir, anılarını paylaşabilir ve günlük hayattaki benzerliklerle farklılıkları keşfedebilir. Çocuklar aynı zamanda kitabı arkadaşlarıyla inceleyip İstanbul’la nasıl bir bağları olduğunu da anlatabilir.
İki dilli bir resimli macera kitabı, birden fazla dil veya farklı kültürlerle bağ kurarak büyüyen çocuklar için ne ifade edebilir?
Kitabın bir özelliği de sayfalar boyunca tekrar karşımıza çıkan karakterlerin tanıtımlarının ve açıklama metinlerinin Almanca ve Türkçe olması. Resimli sahnelerde ise önceden belirlenmiş bir anlatı metni bulunmuyor. Bu sahneler Türkçe, Almanca veya başka herhangi bir dilde anlatılabilir; herkes kendi hikayesini katabilir.
Bu da ailelere geniş bir özgürlük sunuyor. Hangi dili kullanacaklarına, hangi karakterleri takip edeceklerine ve hangi deneyimlerini paylaşacaklarına kendileri karar verebiliyorlar. Farklı aile üyeleri aynı resim üzerine farklı dillerde konuşabiliyor.
Böylece kitap, aileleri birlikte bakmaya ve konuşmaya davet ederken farklı dillerin doğal bir şekilde yan yana kullanılmasına imkan tanıyor. Almanca veya Türkçe konuşmayan aileler de bu resimli dünyayı keşfedebilir.
Kızınız bundan on yıl sonra bu kitabı yeniden açtığında, içinde neler keşfetmesini ve kitabın onun için nasıl bir anlam taşımasını istersiniz?
İstanbul’da kendisinin de gördüğü yerleri ve yaşadığı günlük hayat sahnelerini tanımasını isteriz. Belki “Ben de buradaydım!” veya “Bunu birlikte yapmıştık!” der.
Kitabın yıllar boyunca ona eşlik etmesi ve her yeniden baktığında başka bir şey keşfetmesi çok güzel olur. Belki ona anlattığımız hikayeleri hatırlar ve bunlara kendi yaşadıklarını ekler. Böylece İstanbul’u ona tanıtmak için hazırladığımız kitap, onun şehirle kurduğu kendi hikayesinin de bir parçası olur.
Kitapla ilgili ayrıntıları ve gelişmeleri Instagram’da @istanbul.wimmelbuch hesabından takip edebilirsiniz.

Kitap hakkında
Türkçe ve Almanca olarak hazırlanan iki dilli resimli macera kitabı, Almanya’da yüksek kaliteyle üretilmiştir. 24 × 32 cm boyutlarında, 14 sayfalık karton kitap olarak yayımlanmıştır.
In Istanbul wimmelts / İstanbul’da neler oluyor?
ISBN: 978-3-9823491-9-0
Fiyat: 16,99 €
Kitap, Velle Verlag’ın internet mağazasından, çeşitli online satış platformlarından ve Almanya’daki kitapçılardan sipariş edilebilir.


