İsmail Saymaz: ‘Gazetecilik sağlam karakterliliktir’

170

“Utanıyorum, çünkü 35 senedir hürriyet için çırpınan ve demokrasiye varmak için mücadele eden bu memlekette, hala bir fikrinden ve bir tenkidinden dolayı bir vatandaşın mahkemeye sevk edilmesi, bu sahada 35 senedir hala bir adım ileri gidemediğimizi gösteren hazin bir vakıadır. Hala fikre zincir vurma teşebbüsü, hala zulüm ve istibdat sevdası. Bu memlekette hala sabah olmadığını görmek insanı yeise düşürüyor ve utandırıyor. Nihayet memleket namına utanıyorum. ”

Münih Kitap Sergisi’nin bu yılki konuğu gazeteci yazar İsmail Saymaz, konuşmasına  ‘mesleğimizin en önemli ustalarından biridir’ dediği Zekeriya Sertel’den bu alıntıyla başladı. Korkusuz gazeteceliği ile bilinen Saymaz’a ve kitaplarına yoğun ilgi gösterilen sergide ‘Türkiye Nereye Gidiyor?’ isimli bir konferans veren Saymaz, “Zekeriya Sertel’in bu sözlerinden 35 rakamını çıkarın ve yeisin yerine başka bir kelime koyun, bugün için hala geçerlidir.” dedi.

Bugünü anlamak için geçmişe bakmak gerektiğini belirten Saymaz, Cumhuriyetin ilk matbuat müdürü de olan Zekeriya Sertel ve ilk Türk kadın gazeteci diye bilinen eşi Sabiha Sertel’in yaşadıkları zorluklardan örnekler vererek Türkiye’de gazetecilik tarihini anlatmaya başladı. Saymaz, “Matbaaların yakılması, gazetecilerin tutuklanması, eziyet görmesi, hakir görülmesi, susturulması hikayesini yaklaşık 90 yıldır tanıyoruz. Her baskıcı, her antidemokratik dönemin ilk kurbanları arasında gazeteciler vardır.” şeklinde konuştu.
Saymaz, Türkiye İnsan Hakları Kurumu’nun kurucu üyesi de olan İlhan Selçuk’un, Ahmet Şık ve Nedim Şener’in ve Hanefi Avcı’nın yaşadığı dava süreçleri, yandaş medyanın oluşturulması gibi süreçlerden geçilerek gelinen 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili “15 Temmuz, devlette çeteleşmiş ve dış bağlantılı olduğu aşikar bir dinci yapılanmanın, ele geçirdiği devletin kudretini bir darbeye dönüştürerek kalkışmasının adıdır.’ dedi.
Bu kalkışmanın özellikle AKP’yi hedef alsa da genel bakış itibariyle demokratik laik hukuk rejimine kastetmiş bir saldırı olduğunu ve sadece bir darbe değil aynı zamanda bir terör eylemi olduğunu da ifade eden Saymaz, “15 Temmuz’un Fetö yapılanmasının merkezini oluşturduğu, şeriatçı bir darbe girişimi olduğuna inanmaktayım ve tasfiyesinin zaruri olduğunu düşünmekteyim.” dedi.
Saymaz, “Bir darbe teşebbüsünü yatıştırmanın mutluluğunu yaşarken, 16 Temmuz’dan itibaren olağanüstü hal uygulamalarıyla, kanun hükmünde kararnamelerle süreklileştirilmiş bir 15 Temmuz rejimini tekrar tekrar yaşamaktayız.” diyerek muhalif olduğu bilinen yayın organlarının, derneklerin kapatılmasını, siyasetçilerin tutuklanmasını eleştirdi.

“Gazetecilik’te 90 yıllık bir hikayeyi döne döne yaşıyoruz.” diyen Saymaz, Türkiye’nin son 10 yılının hikayesinin Cumhuriyet Gazetesi binası etrafında yazıldığını söyleyerek, “Son beş yıldır Ergenokoncu dedikleri Cumhuriyet gazetesine bugün Fetöcü diyorlar. Bu sürecin bir yansıması olarak sadece gazetecilerin düşünce ve ifade hürriyeti değil, onları sahiplenecek, dillendirecek siyasilerin de siyasi faaliyet yapma alanları imkansızlaşmaktadır.” şeklinde konuşmasına devam etti.
“Son olarak Gazetecilik sağlam karakterlilerin yaptığı bir iştir. O nedenle biz Zekeriya Sertel’e yakışır şekilde bu karanlık dönemi kapatıp, insanların kendilerini daha özgürce ifade edebildiği, haberlerin özgürce yayınlanabildiği bir Türkiye’yi okurlar, izleyiciler, takipçilerle beraber el birliğiyle kotaracağız.” diyerek noktalamadan önce, yine Zekeriya Sertel’den şu alıntıyı yaptı:
“Gazetecilik iyi bir meslektir. Hürriyet içinde çalışabilmek şartıyla. Hürriyet olmayan, geri kalmış memleketlerde gazetecilik zevkli ama tehlikelidir. Zevklidir çünkü hayatınız bitmeyen bir savaş içinde geçer. Tehlikelidir çünkü her an başınızın üstünde Demokles’in Kılıcı sallanır. Ölüm, hapis, her türlü işkence sizi bekler.”

Soru cevap bölümüne geçmeden önce verilen kısa bir arada sergiyi düzenleyen Türkiye Grubu yaptığı açıklamada, “Türkiye’de gazetecilerin tutuklanması, gözaltına alınması ya da pasaportuna el konulması olağan hale geldi. İsmail Saymaz, sağ salim aramızda.” dedi. Sergide ayrıca Münihli müzisyen Bekir Çetinkaya sazı eşliğinde Anadolu’dan ezgiler yorumladı.

İsmail Saymaz kimdir?
1980 Rize doğumlu olan İsmail Saymaz, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. Halen aynı üniversitede yüksek lisans eğitimine devam etmektedir.
Rize’de başladığı yerel gazeteciliğe, Konya ve İstanbul’da devam etti. Mayıs 2002’de Radikal gazetesinde muhabir olarak çalışmaya başladı. İnsan hakları ihlalleri ve düşünce özgürlüğü konusunda çeşitli haberler yaptı, kitaplar yayınladı. Erzincan davası başta olmak üzere yaptığı haberler nedeniyle yirmiye yakın davada yüz yılı aşkın hapis cezası istemiyle yargılandı. Gezi Parkı protestoları sırasında hayatını kaybeden Ali İsmail Korkmaz’ın darp edildiği görüntüleri ortaya çıkardı. 2014 yılında Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü tarafından ‘100 Basın Kahramı’ listesinde yer aldı. Saymaz, mesleğini Hürriyet gazetesinde sürdürmektedir.

İsmail Saymaz’ın şimdiye kadar yayınlanan kitapları:
– Postmodern Cihad -Tarikat, Siyaset, Adalet Üçgeninde Erzincan Davası (Kalkedon)
– Hanefi Yoldaş – Gizli Örgüt Nasıl Çökertilir? (Kalkedon)
– Nefret – Malatya: Bir Milli Mutabakat Cinayeti (Kalkedon)
-Oğlumu Öldürdünüz Arz Ederim -12 Eylül’ün Beş Öyküsü (Postacı Yayınları)
– Sıfır Tolerans (İletişim Yayınları)
– Sözde Terörist (İletişim Yayınları)
– Esas Duruşta Cinayet (İletişim Yayınları)
– Ali İsmail (İletişim Yayınları)
– Fıtrat – İş Kazası Değil, Cinayet (İletişim Yayınları)

Fotoğraf galerisi için tıklayın!

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.