Kupa neden Almanya`da kaldı?

85

Futbol, sporcularını bebek yaşta eğiten, çalışkanlık ve disiplinle yoğuran Almanların kazandığı bir oyundur

İngiliz golcü Garry Lineeker, „Futbol 90 dakika oynanan, sahada 22 kişinin mücadele ettiği ve sonunda hep Almanların kazandığı bir oyundur“ diyerek `her daim ve her şartta kazanmayı bilen‘ Alman futbol karakterini açıklamıştı. 2000’li yıllar `hep Almanların kazandığı‘ yıllar olmadı. Genlerinde kazanma karakteri yatan ülke futbolu yine çeyrek, yarı ve finallerde dolaşıyordu ama Lineeker’i haklı çıkaramıyordu. Euro 2000`de gruplarda elenen Almanlar, bir değişime gitme kararı aldılar.

Bu kararı sadece turnuvalardaki milli ve kulüp takımları bazındaki başarısızlık yüzünden almadılar. Almanlar, „neden bizim de dünya çapında bir yıldızımız yok“ konusunu da tartışıyorlardı. Dünya futbol sahnesine iyi oyuncular sundular ama hiçbir zaman çok büyük bir yıldız veremediler. Brezilya’nın Pele`yi, Arjantin’in Maradona`yı sunduğu gibi. Ayrıca en başarılı oldukları yıllarda bile adları, `Alman panzerleri‘, `Alman disiplini‘, `göze hoş gelmeyen ama sonucu gidici takım‘ gibi terimlerle anılıyordu.
O gün aldıkları değişim kararı, bugün karşımıza bir devrim olarak çıkıyor.
2000 yılında başlatılan bu değişim sürecinde ülkenin dört bir yanında 300`ün üzerinde futbol okulu açıldı. Bu okulların başına lisanslı ve profesyonel alt yapı eğitmenleri getirildi. Bu okulların görevi, ülke genelindeki genç yetenekleri bulup, eğiterek Alman futboluna kazandırmaktı. Bu okullarda 11 ile 14 yaş arası 14 bin yetenekli çocuk eğitime tabi tutuldu. Amaç sadece yetenekleri keşfetmek değil, bu küçük çocuklara daha o yaştan itibaren `kazanma alışkanlığı‘, `kaybetmeme hırsı‘ gibi Almanların vazgeçilmez özelliklerini yüklemekti.

Almanya Futbol Federasyonu bu oluşumun yanında Alman kulüplere yabancı futbol sınırlaması da koydu. Her takımda en az 12 Alman oyuncu bulundurma zorunluluğu getirdi. Yıllardır `saf kan‘ Alman dışında hiçbir sporcuya milli forma vermeyen Almanlar, artık ülkelerinde yaşayan, vatandaşları olan göçmenlerden de yararlanmaya başladılar. Göçmen nüfusunun çok yoğun olduğu Almanya, atıl duran bu güçten de faydalanıyordu artık. 2010 Dünya Kupası kadrosunun % 48’i, etnik kökeni 8 farklı ülkeden oluşan oyunculardan kuruluydu.

Çok küçük yaşlarda eğitime alınan bu gençler artık sahne almaya hazırlardı. 2007 yılında Güney Kore`deki U 17 Dünya Kupası’nda üçüncü oldular. 2008`de ise U 19 takımı Çek Cumhuriyeti`nde düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nı kazandılar. Böylece 1992`den bu yana ilk kez bir Alman Genç Milli Takımı şampiyonluğu kazanmıştı. 2009`da ise U 21 takımı şampiyonluğu kazanırken hem bu yaş kategorisinde ilk kez şampiyon oldular, hem de 2009 yılı içerisinde üç farklı yaş kategorisinde şampiyonluğa ulaşan tek ülke olarak tarihe geçtiler. Ve bütün bunları başaran oyuncu topluluğunun çok büyük bir kısmı 2000 yılında eğitime alınan isimlerden oluşuyordu.

Almanya 2000 yılında giriştiği özkaynak devriminde bugün çok başarılı olduğunu kanıtladı. Almanlar bu oluşum için 100 milyon euro gibi çok ciddi yatırım yaptı. Bebek yaşta eğitime aldıkları çocuklara aşıladıkları kazanma hırsı, çalışkanlık ve disiplin gibi özellikleri 10 yıl boyunca işlediler.

Lineeker’in sözünü açarsak, „Futbol 90 dakika oynanan, sahada 22 kişinin mücadele ettiği ve sonunda hep sporcularını bebek yaşta eğiten, çalışkanlık ve disiplinle yoğuran Almanların kazandığı bir oyundur“ demek gerekiyor galiba.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.