Gökay Sofuoğlu yazdı: İklim ve siyaset birlikte bozulurken

21

Baharın başlangıcında cemrenin toprağa düşmesini beklerken, kar yağışı iklimlerin artık iyice değiştiğini gösteriyor. Kışın güneş ve kısa kollu gömlek artık çok da yabancı olmadığımız durumlar. Kar ile baharı karşıladığımız bu dönemde siyaset de tam buna benzer çelişkilerle dolu.

Alıştığımız stabil Almanya siyaseti yerini kaypak değişimlere bırakmaya başladı. Eylül seçilmlerinin üzerinden geçen aylardan sonra hükümet kuruldu. Seçim sonuçlarına göre en fazla yara alan iki büyük parti, en az istenen büyük koalisyonda yeniden anlaştı. Sosyal Demokrat Partisi SPD belki de 150 yıllık tarihinde hiç karşılaşmadığı bir krizle karşılaştı. Bir sene önce başbakan olacağına emin gözüyle bakılan Martin Schulz, neredeyse siyaset sahnesinden silindi. AfD adlı ırkçı parti, tüm ırkçı söylemlerinin teşhir edilmesine rağmen, halen yüzde 15’ler civarında kalıcı bir siyasi güç olma iddiasını sürdürüyor.

Yeni koalisyon anlaşmasında göçmen ve göç konusu algı siyasetinin en olumsuz şekilde anlaşmaya yansıyan bir şekli olarak dikkat çekiyor. Seçmenlerin ırkçı siyasete kayacağı düşüncesi ile bütün partilerde siyaset gittikçe sağcılaşıyor.

Yani iklimdeki sarsılma siyasete de iyice yansımış durumda. Ama elbette bu dünya konjonktüründen farklı bir gelişme değil. ABD’de Trump gibi popülist birinin başkan seçilmesi ile artık her şeyin ve her akımın seçilebilme şansı da artmış bulunuyor.

Ekim ayında Bavyera eyaletinde yapılacak olan eyalet parlamentosu seçimleri, bir bakıma Alman siyasetinin geleceğe yönelik gidişatının da işareti olacak. CSU’nun tek başına onyıllardır iktidarını sürdürdüğü, son dönemlerde aşırı sağ söylemleri artırarak bu iktidara devam etme hazırlığına rağmen, AfD partisinin her geçen gün daha da konum kazanmasının önüne geçip geçemeyeceği belli değil. Büyük koalisyonun bir bakıma kaderini de belirleyecek Bavyera seçimleri.

Tüm bu gelişmeler gözlemlenirken karşımıza yeni bir çok sorun çıkıyor. 2017 yılında 970 kadar Müslüman ve kuruma yönelik saldırılarda bulunulmuş.

2200 kadar mülteci barınağı kundaklanmış ya da mülteciler saldırıya uğramışlar. Bu senenin başından beri camilere yapılan saldırılarda daha bir yoğunluk hissedilmekte. Güvenlik konusu gündemdeki en önemli yerini korumaya devam ediyor.  Naziler büyük bir umursamazlıkla toplum içinde kinlerini kusmaya devam ediyorlar. Türkleri “deve güdücüleri”, “kimyon satıcıları”, “boğazın taa diğer tarafına sürülmesi gerekenler” olarak açıklayan siyasetçi karşısında Almanya Türk Toplumu olarak yaptığımız girişimler sonuç verdi. Bu siyasetçi mart ayı sonunda tüm siyasi görevlerini bırakacağını açıkladı, ancak buna gerekçe olarak söylemlerinden tek bir adım geri atmadı. Mahkeme süreci başlatma girişiminde bulunan derneğimize farklı kesimlerden oldukça fazla destek gelirken, Türkiye asıllı derneklerden ses çıkmaması üzücü olsa da ırkçılığa karşı mücadelenin en kararlı bir şekilde devam etme zorunluluğu da belirdi. Yakında Münih’te sonuçlanması beklenen NSU davasında verilecek karar ve sonrasındaki gelişmeler de bizleri çok yakından ilgilendirecek konuların başında geliyor.

Mart soğuğu siyasete yansıdı. Siyasetin soğukluğu toplumsal yaşamı olumsuzlaştıracak boyutlarda. Çok kültürlü bir Almanya için hepimize görev düşüyor. Ancak bizim, bireyler ve dernekler olarak gelişmelere katılım sağladığımız bir Almanya, güzel bir Almanya olacaktır. O nedenle ha gayret, ve biraz daha gayret dileklerimle umuda selam demek istiyorum.

Gökay Sofuoğlu
-Almanya Türk Toplumu Genel Başkanı

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.