Herkes önce kendine kızmalı

85

Televizyonlar günlerdir gösteriyor. İtalya’da Avrupa Birliği (AB) bayrakları yakıldığını, birliğin lokomotifi Almanya’ya tepkilerin çığ gibi büyüdüğünü. Almanya Covid 19’a en hazırlıklı yakalanan ülkelerden biri. Vaka sayısının çokluğuna rağmen ölüm oranları diğer ülkelere göre oldukça düşük. Her ülke bu salgında ‘önce can’ dedi. Haklı mı, kısmen haklı. Yardım beklenen ülkeler güçlü olacak ki, yardıma muhtaç ülkelerin imdadına yetişsin. Burada sorulması gereken soru şu; Örneğin zenginlikte Almanya’yı geride bırakan İtalya’nın nasıl bu duruma düştüğü. İtalya halkı tepkisini önce kendine, sonra seçtiği ülkeyi yöneten siyasetçilere, en son da AB’ye göstermeli. Son 25 yılda başbakan, bakan yaptıkları kişilere baksınlar. Bilinçli bir toplum Bunga-Bunga eğlenceleriyle bilinen Silvio Berlusconi’ye yönetmesi için ülke teslim eder mi? Covid 19, henüz İtalya’nın en yoksul kesimi olan güneyde tam anlamıyla etkisini göstermedi. Umarım yanılıyoruzdur ama güneyde rakamların çok daha korkunç olacağı belirtiliyor. Genelinde bakıldığı zaman orta ve kuzey Avrupa ülkelerinin disiplinleriyle, güney ülkelerine göre Covid 19’u daha az bir hasarla atlatacağı yönünde.

Halklara bağlı
Herkes, Covid 19 sonrası yerkürenin bir daha eskisi gibi olmayacağını dile getiriyor. Umarım öyle olur ama bu halkların yaşananlardan aldıkları, alacakları derslere bağlı. Halklar, hiçbir şey olmamış gibi basiretsiz, yeteneksiz yöneticilere görev vermeye devam ederlerse bir sonraki küresel sorunda hiç ağlanmaya hakları olmayacak. Bu yazdıklarımız Fransa, İspanya ve Portekiz ve Yunanistan gibi ülkeler için de geçerli. Ders alınmalı diyoruz ama alınıyor mu acaba? Covid 19’dan önce Yunanistan’ı iflasa götüren ekonomik krizden kimse ders aldı mı? Yunanlılar, dönemin siyasetçileri paraları bol kepçeden harcarken, ‘bu değirmenin suyu nereden geliyor?’ diye sormadı. Sonra da işin kolayına kaçarak, olanların sorumlusu olarak AB’yi gördüler, suçladılar. Demokrasi demek seçimden seçime oy kullanmak değil, seçtiklerinin ne yaptığını da kontrol etmek demektir. Dünyanın bir numaralı süper gücü ABD’nin düştüğü aciz durum ortada. Herkese demokrasi, insan hakları götürme iddiasındaki devlet, başka ülkelerin tıbbi malzemelerine korsanca el koyuyor. Halkların güzel söz söyleyenlere değil, icraat yapanlara ihtiyacı var. ‘Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir’ cümlesini artık duymayalım, kullanmayalım. Toplumlar, kendilerini daha iyiye götürecek insanlar tarafından yönetilsin.

Erdal Pektaş

Leave A Reply