Cuma, Nisan 24, 2026
Startseite Blog Sayfa 2

Selin Sümbültepe yeni EP’siyle Avrupa turnesine çıkıyor: Viyana, Frankfurt, Münih ve Stuttgart

Selin Sümbültepe Avrupa turnesine çıkıyor

Kendine özgü füzyon folk-pop tarzıyla Orta Doğu ezgilerini Batılı pop estetiğiyle buluşturan Selin Sümbültepe, Nisan ayında Avrupa turnesine çıkıyor. Turne 11 Nisan’da Viyana’da başlayacak; sanatçı Frankfurt, Münih ve Stuttgart’ta da dinleyicilerle buluşacak.

Selin Sümbültepe Avrupa turnesi 2026: Viyana, Frankfurt, Münih, Stuttgart

Turne öncesinde Sümbültepe’den yeni bir müzik çalışması da geliyor. Sanatçının “Khayal” adlı yeni EP’si 9 Nisan 2026’da yayımlanacak. Arapçada “hayal” anlamına gelen Khayal, Sümbültepe’nin dil, hafıza ve aidiyet temalarını ele aldığı en kişisel projelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Lübnanlı müzisyen ve prodüktör Zeid Hamdan ile hazırlanan EP’nin tüm sözleri Arapça yazıldı. Sümbültepe, Hatay’ın çok dilli kültürel mirasından ilham alarak bu çalışmada daha sade ve duygusal bir anlatım arayışına yöneliyor. EP, yokluk, sevgi ve dönüşüm temaları arasında ilerleyen bir müzikal yolculuk sunuyor.
Albümde ayrıca Ürdünlü sanatçı Yazan al-Rousan ile yapılan bir düet de yer alıyor. Zeid Hamdan’ın prodüktörlüğündeki bu parça, Orta Doğu ritimleriyle çağdaş pop dokularını bir araya getiriyor.

Selin Sümbültepe daha önce yayımladığı “Hemhal” EP’siyle de dikkat çekmişti. 2023 depreminden ağır şekilde etkilenen memleketi Hatay’ın kültüründen ilham alan bu çalışma, hem köklere hem de yeniden doğuşa ses veren bir müzikal anlatı sunuyordu.

Uluslararası sahnelerde de dikkat çeken Sümbültepe; 2025 yılında Tunus’taki RIMM Festival, Portekiz’deki Festival Músicas do Mundo ve İsviçre’deki Jazzhane Festival gibi etkinliklerde sahne aldı. Sanatçı aynı yıl Avrupa’nın farklı şehirlerinde verdiği konserlerle müziğini uluslararası dinleyicilerle buluşturdu.

Geçtiğimiz yıl Münih’te verdiği ilk konserde izleyicilerden büyük ilgi gören Sümbültepe, sahne enerjisi ve samimi performansıyla dikkat çekmişti. Konser öncesi gerçekleştirdiğimiz söyleşide ise sanatçıyı daha yakından tanıma fırsatı bulmuştuk.

Nisan ayında başlayacak Avrupa turnesi kapsamında sanatçı şu şehirlerde sahne alacak:

11 Nisan – Viyana, Avusturya -11 Nisan
15 Nisan – Frankfurt, Almanya
16 Nisan – Münih, Almanya
17 Nisan – Stuttgart / Waiblingen, Almanya

Daha fazla bilgi için tıklayın:

Selin Sümbültepe Avrupa konser turu 2026

Ne Var Ne Yok: Köln Mart 2026 etkinlik önerileri

Köln’de yaşayanlar için Mart ayı yine dopdolu. Köln’de tiyatrodan konsere, festivalden alternatif sahnelere uzanan pek çok etkinlik izleyicileri bekliyor. İşte Mart ayında Köln’de öne çıkan bazı etkinlikler:

LÜCKE 3.0

studiobühneköln’ün sahnelediği bu performans, şehirdeki boşluklar, geçiş alanları ve görünmeyen sınırlar üzerine deneysel bir tiyatro deneyimi sunuyor. Disiplinler arası anlatımıyla izleyiciyi mekân, beden ve hareket ilişkisini yeniden düşünmeye davet ediyor.

Yer: Kulturbunker
Tarih: 05–06 Mart 2026
Biletler: 7–15 Euro (Buradan alabilirsiniz!)

……………………………………………………………………………………………………………………

Cem Erdost İleri – Konser

Şair, söz yazarı ve müzisyen Cem Erdost İleri, şiir, hikâye ve müziği bir araya getiren sahnesiyle dinleyiciyi melankolik ve derin bir atmosferin içine davet ediyor.

Yer: Kulturbunker
Tarih: 07 Mart 2026
Bilet: 25–30 Euro (Buradan alabilirsiniz!)

……………………………………………………………………………………………………………………

Altın Gün – Konser

Anadolu rock ve psychedelic folk’u modern sound’larla buluşturan Altın Gün, enerjik sahnesi ve dans ettiren repertuvarıyla Köln’de güçlü bir konser gecesi yaşatacak.

Yer: Carlswerk Victoria
Tarih: 17 Mart 2026
Bilet: 41,30 Euro (Buradan alabilirsiniz!)

……………………………………………………………………………………………………………………

Newroz – Nowruz FEST

Baharın gelişini ve yeni yılı kutlayan Newroz / Nowruz festivali; müzik, dans ve kültürel performanslarla toplulukları bir araya getiriyor. Kutlama ve dayanışmanın iç içe geçtiği renkli bir festival atmosferi sunuyor.

Yer: Kulturbunker
Tarih: 21 Mart 2026
Bilet: 15–20 Euro (Buradan alabilirsiniz!)

……………………………………………………………………………………………………………………

Emre Fel – Konser

Alternatif pop ve indie tınılarıyla öne çıkan Emre Fel, samimi sahnesi ve duygusal şarkılarıyla Köln’de dinleyicisiyle buluşuyor.

Yer: Club Volta, Köln
Tarih: 27 Mart 2026
Bilet: 42,40 Euro (Buradan alabilirsiniz!)

……………………………………………………………………………………………………………………

Serenad Bağcan & Fazıl Say – Konser

Dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say ve güçlü yorumuyla Serenad Bağcan, klasik müzik ile Anadolu ezgilerini buluşturan özel repertuvarlarıyla Köln Filarmoni’de sahne alacak.

Yer: Kölner Philharmonie, Köln
Tarih: 28 Mart 2026
Bilet: 34 Euro (Buradan alabilirsiniz!)

……………………………………………………………………………………………………………………

Coşkun Karademir – Echoes of Anatolia

Bağlama virtüözü Coşkun Karademir, Anadolu’nun zengin müzikal mirasını modern yorumlarla sahneye taşıdığı solo konseriyle dinleyicilere etkileyici bir müzik yolculuğu sunuyor.

Yer: Kulturbunker, Köln
Tarih: 31 Mart 2026
Bilet: 25 Euro (Buradan alabilirsiniz!)

“Unser Deutschlandmärchen” Brechtfestival Augsburg’da sahnelenecek

Sesede Terziyan “Unser Deutschlandmärchen” oyununda, fotoğraf: ©Ute Langkafel / MAIFOTO

Dinçer Güçyeter’in Leipzig Kitap Fuarı ödüllü romanından uyarlanan “Unser Deutschlandmärchen” (Almanya Masalımız), Berlinli Maxim Gorki Tiyatrosu tarafından 8 Mart’ta Brechtfestival kapsamında Augsburg izleyiciyle buluşacak.

Sesede Terziyan “Unser Deutschlandmärchen” oyununda, fotoğraf: ©Ute Langkafel / MAIFOTO

Berlin’in önde gelen tiyatrolarından Maxim Gorki Theater (Maxim Gorki Tiyatrosu), ödüllü yapımı “Unser Deutschlandmärchen” ile Brechtfestival Augsburg’a konuk oluyor. Yapım, 2023 Leipzig Kitap Fuarı Ödülü sahibi Dinçer Güçyeter’in aynı adlı romanından sahneye uyarlandı ve 8 Mart Pazar günü Staatstheater Augsburg’un martini-Park sahnesinde gösterilecek.

Yönetmen Hakan Savaş Mican, uzun süredir göz ardı edilen hikayelere sahnede ses veriyor. Oyun, hayatı çalışmak ve mücadele etmekle geçen bir anne ile sanata yönelen oğlunun ilişkisini merkezine alıyor. Duygular, hayal kırıklıkları ve sevgi arasında gidip gelen bu anlatı, kimlik, dil ve aidiyet arayışını derinlemesine işliyor.

Başrollerde anne rolünde Sesede Terziyan, oğul rolünde ise Taner Şahintürk sahnede yer alıyor. Canlı müzik, Peer Neumann liderliğindeki grup tarafından sağlanıyor; müzik, karakterlerin sözle ifade edemediklerini destekleyerek oyuna ayrı bir boyut katıyor. Eser, klişelere yaslanmadan, mizah ve incelikle aile bağlarını ve toplumsal beklentileri sorguluyor.

Fotoğraf: Ute Langkafel / MAIFOTO

Gösterim, görme engelli izleyiciler için betimlemeli anlatım ve işitme engelli izleyiciler için Alman İşaret Dili çevirisi ile sunulacak. Oyun sonrasında yazar Dinçer Güçyeter ve tiyatro ekibiyle bir seyirci söyleşisi düzenlenecek.

Geçtiğimiz cuma başlayan Brechtfestival Augsburg, 8 Mart’a kadar sürecek. Festival programına ilişkin ayrıntılı bilgilere brechtfestival.de adresinden ulaşılabiliyor.

Not: Instagram sayfamızda “Unser Deutschlandmärchen” Augsburg gösterimi için 3 kişiye 2’şer bilet hediye ediyoruz! Katılmak için @piyasamagazin sayfamızı şimdiden takip etmeyi unutmayın.

Göbeklitepe Berlin’de

c) Şanlıurfa Müzesi

İnsanlık tarihinde yerleşik hayata geçişin başlangıcına ilişkin şu ana kadar bilinen ilk yerleşim yerlerinden 12 bin yıllık “Göbeklitepe” ve çevresi, Almanya’nın başkenti Berlin’de açılan geniş kapsamlı ve orijinal eserler içeren bir sergiyle ilk kez Türkiye dışında tanıtılıyor.

Berlin’deki “Bergama Müzesi”ne (Pergamonmuseum) bağlı “Robert Simon Galerisi”nde şubat ayında “Toplumun Keşfi: 12 Bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepeler’de Yaşam” başlığı altında ziyarete açılan sergide büyük bir bölümü ilk kez kamuoyuna çıkarılan yüze yakın esere özenle hazırlanmış Almanca, İngilizce ve Türkçe bilgi metinleri eşlik ediyor.

c) Şanlıurfa Müzesi

Berlin’deki sergide, başta Göbeklitepe ve Karahantepe olmak üzere Şanlıurfa çevresindeki neolitik dönemden (Yeni Taş Devri) kalan onlarca yerleşim ve toplanma merkezini içine alan arkeolojik kazı ve yüzey araştırmalarında ortaya çıkarılan orijinal insan ve hayvan heykellerinin yanı sıra çok sayıda arkeolojik buluntu, bölgenin simgesi olan T şeklindeki dikilitaşların ışıklandırılmış animasyonları eşliğinde sergileniyor.

Büyük kısmı Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nden getirilen orijinal eserlerle, çeşitli müzelerden bölgeye ait eserlerin aslına uygun replikalarının da yer aldığı sergi, tanınmış İspanyol fotoğraf sanatçısı Isabel Munoz’un bölgedeki eserlere ilişkin özgün fotoğrafları ve filmlerinden oluşan özel bölümüyle sanatsal bir derinlik de taşıyor. Sergi 19 Temmuz’a kadar devam edecek.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Berlin Ön Asya Müzesi ve İstanbul Alman Arkeoloji Enstitüsü iş birliğiyle gerçekleştirilen serginin resmi açılış töreni Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Federal Almanya Hükümeti’nin Kültür ve Medyadan Sorumlu Devlet Bakanı Wolfram Weimer’in katılımıyla yapıldı. Sergiye ev sahipliği yapan “James Simon Galerisi”, yenileme çalışmaları nedeniyle ziyarete kapalı olan “Bergama Müzesi”nin (Pergamonmuseum) bünyesinde yer alıyor.

Başta “Bergama Müzesi” (Pergamonmuseum) olmak üzere arkeoloji ve sanat tarihi açısından çok önemli müzelerin yer aldığı “Müzeler Adası”ndaki (Museumsinsel) serginin resmi açılış törenine olduğu gibi öncesinde gerçekleştirilen basına tanıtım toplantısına Alman medyası büyük ilgi gösterdi.

“Taş Tepeler Projesi”nin Koordinatörü Prof. Dr. Necmi Karul ve Berlin Ön Asya Müzesi Müdürü Prof. Dr. Barbara Helwing, bu serginin Berlin gibi çok önemli bir bilim ve kültür kentinde gerçekleşmesinin iki ülke arasındaki 100 yılı aşkın bir tarihi olan arkeolojik iş birliği açısından da çok değerli olduğunu vurguladı. Birbiriyle arkeoloji öğrenciliği dönemlerinden beri tanışan iki bilim insanı, serginin insanlığın avcı ve toplayıcı toplumdan yerleşik yaşama geçiş dönemindeki sosyal süreçlerin anlaşılması için bölgedeki arkeolojik çalışmalarla ortaya çıkarılan eserler eşliğinde yeni bir ışık tuttuğunu kaydettiler.

Dönemin insanlarının günlük yaşamlarından, inançlarına ve diğer toplu ritüellerine, beslenme, avlanma pratiklerine, hayvanlarla ilişkilerine, ölüme ilişkin buluntuları içeren sekiz bölümlük sergiyi tanıtan Helwing ve Karul, gazetecilerin sorularını yanıtlarken Göbeklitepe ve çevresinde bulunan, bazıları 12 bin yıllık yerleşim birimlerinin “şehir” olarak tanımlanmaması gerektiğini, günümüzdeki anlamıyla “din” olgusunun o dönemde henüz söz konusu olmadığını, şehirleşmenin ve dinlerin bu dönemden binlerce yıl sonra ortaya çıktığını hatırlattılar.

Kendisi de bölgedeki ilk arkeolojik çalışmalara (Nevali Çori’deki kazılara) katılmış olan Prof. Helwing, araştırmaların Göbeklitepe’nin tanınmasında büyük katkısı olan ve 1995 yılından itibaren buradaki kazıları yöneten Prof. Dr. Klaus Schmidt’in (1953-2014) “önce tapınak yapıldı, sonra şehirler!” teziyle yanılmadığını belirtti. Prof. Dr. Schmidt’in burada bulunan ve çeşitli toplumsal ritüelleri için kullanıldığı anlaşılan kamusal yapıların dönemin avcı-toplayıcı grupları tarafından inşa edildiğine dair tezi uzun süre itirazla karşılaşmış, ancak sonunda arkeoloji dünyasında kabul görmüştü.

2016 yılında Göbeklitepe’deki kazıların başkanlığını ve 2021 yılından itibaren de tüm bölgeyi içine alan “Taş Tepeler Projesi”nin koordinatörlüğünü üstlenen Prof. Karul da, kendisinden önceki kazı başkanı Prof. Schmidt’in Göbeklitepe’nin “ikinci keşfi”ni gerçekleştirdiğini vurgulayarak, buradaki çalışmalara çok önemli katkıları olduğunu ve Türkiye’nin ona “vefa borcu” olduğunu kaydetti.

Bölgedeki çalışmaların sadece anıtsal ve kamusal yapıların dışında insanların yaşamını sürdüğü konutları da içerdiğini belirten Karul, birbirleri arasında onlarca kilometre mesafe olan yaşam alanlarında buluntulardaki sembollerin, yapılar arasındaki benzerliklerin, bunların birbiriyle bağlantılı olduğunu gösterdiğini kaydetti. Göbeklitepe’deki yapıların ilk ortaya çıkarıldığı dönemde ortaya atılan çeşitli popüler tezlerin (ki bunlar arasında “tarihin yeniden yazılması gerekeceği” gibi iddialar da söz konusuydu) yanlış anlamalara yol açtığını ve bunları “düzeltmenin çok zor olduğunu” da belirten Prof. Karul, “Göbeklitepe’yi içinde bulunduğu bütün coğrafyanın bir parçası olarak araştırarak anlayabiliriz. Tarih değişmez. Onu, sürekli araştırarak öğrenebiliriz” dedi.

Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne bağlı Tarihöncesi Arkeolojisi Anabilim Dalı Başkanlığı’nı yürüten Karul, çeşitli ülkelerden 36 farklı akademik kurumun katılımıyla süren “Taş Tepeler Projesi”nin Şanlıurfa’da aralarında kilometrelerce mesafe olan 10 ayrı noktada yürütülen arkeolojik çalışmaları içerdiğini hatırlatarak, son yıllardaki çalışmaların yurt dışında ilk kez kapsamlı bir sergiyle tanıtıldığını kaydetti.

Almanya’nın Türkiye dışında en yoğun Türk nüfusunun yaşadığı ülke olduğuna da dikkat çeken Karul, yurt dışındaki ilk sergi için Berlin’in seçilmesinde bu durumun da önemli bir rolü olduğunu vurgulayarak, “Burada yaşayan insanlarımızın kendi ülkelerindeki çalışmaları ve zenginlikleri görerek kendilerini iyi hissetmelerini umuyorum.” diye konuştu.

Yaklaşık beş ay sürecek sergi boyunca çeşitli uzmanlara ve halka yönelik etkinlikler de planlanıyor. Ön Asya Müzesi’nin eğitim uzmanlarından Berin Wolff-Özaytürk örneğin Berlin’deki okullarla da, öğrencilerin insanlığın yerleşik yaşama geçiş sürecini burada sergilenen eserler yardımıyla daha iyi anlayabilmeleri için programlar düzenleneceğini belirtti.

Göbeklitepe ve Taş Tepeler’deki çalışmaları geniş biçimde tanıtan, hem kazılardan, hem de müzelerden çok sayıda görsel malzeme içeren, yapılar, heykeller ve kabartmalar diğer eserler üzerlerindeki sembolleri ayrıntılı olarak açıklayan, bölgedeki çalışmaların öncülerinin tanıtımına da özel bir bölüm yer verilen Almanca kataloğun İngilizce ve Türkçesi’nin de yayınlanacağı öğrenildi.

Müzeler Adası’na yeni bir tarihi derinlik!

“Toplumun Keşfi: 12.000 Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam” (Gebaute Gemeinschaft: Göbeklitepe, Taş Tepeler und das Leben vor 12.000 Jahren) sergisiyle Berlin’de dünyanın en önemli müzelerinden beşinin yer aldığı (Bode Müzesi, Bergama Müzesi, Neues Museum – Yeni Müze -, Altes Museum – Eski Müze – ve Alte Nationalgalerie – Eski Ulusal Galeri) “Müzeler Adası”nda sergilenen tarih binlerce yıl geriye taşınmış oldu.

Bu müzelerde Antik Yunan, Roma, Mısır, Anadolu ve Ön Asya’daki uygarlıkları, İslam sanatını, Ortaçağ, Bizans ve Rönesans dönemlerinden 18 ve 19’uncu yüzyıl Avrupa sanatına ilişkin eserler sergileniyor. Yani burası şimdiye kadar M.Ö. 4000 yılından 19’uncu yüzyıla kadar olan altı bin yıllık insanlık tarihi dönemi kapsıyordu. Şimdi adanın tam ortasında açılan ve 19 Temmuz’a kadar sürecek olan “Göbeklitepe ve Taş Tepeler” sergisiyle buradaki tarihi derinlik ikiye katlanıyor.

c) Şanlıurfa Müzesi

Türkiye ile Almanya arasında arkeoloji alanında Osmanlı İmparatorluğu döneminde başlayan çok eski ve zengin bir iş birliği tarihi var.

c) Şanlıurfa Müzesi

Dünyaca ünlü birçok Alman arkeolog, Bergama, Troya, Boğazköy, Hattuşa’dan Göbeklitepe’ye birçok arkeolojik araştırmaya imzasını attı. Türkiye’de arkeoloji biliminin kurulup gelişimine katkıları oldu. Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde arkeolojik çalışmalar yapan Alman arkeologların ortaya çıkardığı eserlerden Troya Hazineleri (II. Dünya Savaşı’ndan sonra Berlin’i işgal eden Kızıl Ordu tarafından el konuldu ve “savaş ganimeti” ya da “tazminatı” olarak Moskova’ya götürüldü. Berlin’deki Yeni Müze’de ise bu hazineden kalan birkaç küçük parça bulunuyor), Bergama Zeus Sunağı, Milet Pazar Kapısı, Hitit tabletleri başta olmak üzere çok sayıda önemli arkeolojik eser, büyük bölümü “Müzeler Adası”nda olmak üzere Alman müzelerinde sergileniyor. Bergama Müzesi bünyesinde yer alan dört müzeden (Antik Eserler Koleksiyonu, İslam Sanatı Müzesi, Ön Asya Müzesi ve James Simon Galerisi) üçü, en azından 2027 yılına kadar sürecek yenileme çalışmaları nedeniyle ziyaretçilere kapalı. Ancak tadilat süresince bu müzenin tam karşısında açılan “Bergama – Panorama” sergisinde kentin M.Ö. 129 yılındaki halini, günlük yaşamı, Zeus Sunağı’nı 360 derecelik, gerçeğe yakın ölçülerde ve üç boyutlu bir panoramik sunum izlemek mümkün.

Ancak bu tablonun bir de farklı yanı var

Alman müzelerindeki eserlerin bir bölümünün Osmanlı idaresinden yasal izinleri alınarak Almanya’ya götürüldüğü ileri sürülüyor. Ancak bu eserlerden bir bölümünün de tarihi eser kaçakçılığı marifetiyle – yani çalınarak – ya da alınan izinlerin suiistimal edilmesiyle ülke dışına çıkarıldığı da biliniyor. Almanya’nın Afrika’daki sömürgelerinden getirilen eserlerle ilgili de benzer sorunları var.

Türkiye uzun yıllardır Almanya da dahil olmak üzere birçok ülkedeki kaçırılmış eserlerin iadesi için aktif çalışmalar yürütüyor. Almanya da bu çalışmalar çerçevesinde çok sayıda eseri Türkiye’ye iade etti. Ancak Bergama Zeus Sunağı gibi büyük eserlerin iadesi konusunda bir ilerleme söz konusu değil.

“Toplumun Keşfi: 12 Bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepeler’de Yaşam” sergisinin yanı başındaki müzeleri zenginleştiren eserlerle ilgili tartışmaları da hatırlatması kaçınılmaz.

Zülfü Livaneli, yeni belgeselinin dünya prömiyeri için Nürnberg’e geliyor

Uluslararası alanda müzik, sinema ve edebiyat çalışmalarıyla tanınan Zülfü Livaneli, festival programında yer alan yeni portre belgeseliyle izleyici karşısına çıkacak. Yönetmenliğini Nebil Özgentürk’ün üstlendiği yapım, bu yıl 80. doğum yılını kutlayacak Livaneli’nin sanat yaşamını ve düşünsel yolculuğunu odağına alıyor.

İki yılı aşkın bir çalışma sürecinde hazırlanan belgeselin, kapsamlı arşiv araştırmalarına dayandığı ve proje için özel çekilen sahneler içerdiği belirtiliyor. Film, 2 Mart Pazartesi saat 19.30’da Nürnberg’deki Künstlerhaus Festsaal’de Almanca altyazılı olarak gösterilecek.

Gösterimin ardından Zülfü Livaneli ve Nebil Özgentürk’ün katılımıyla bir festival söyleşisi düzenlenecek. Livaneli, festivalle uzun yıllara dayanan bir bağa sahip. Sanatçı, 2008 yılında düzenlenen Türkiye/Almanya Film Festivali’nde Onur Ödülü’ne layık görülmüştü. Festival kapsamında 2009 yılında Alman sanatçı Armin Mueller-Stahl ile de bir araya gelmişti.

30. Türkiye Almanya Film Festivali, 27 Şubat ile 5 Mart tarihleri arasında Nürnberg’de düzenleniyor. Festivalin açılışında bir diğer saygın sanatçı Haluk Bilginer’e onur ödülü takdim edilecek. Festival programı, film gösterimlerinin yanı sıra söyleşi ve özel etkinliklerle 5 Mart’a kadar devam edecek.

Ne Var Ne Yok: Stuttgart ve çevresi Şubat 2026 etkinlik önerileri

***Ay boyunca yeni keşifler ekleyeceğiz. Tekrar göz atmayı unutmayın!***

STUTTGART ÇEVRESİ ETKİNLİKLERİ:

Heart of Bosphoria – R.A.T.O & Sinem Vurgeç

Anadolu ezgilerini rock, blues ve funk ile harmanlayan R.A.T.O (Rock Around the Orient) ve güçlü sahne performansıyla Sinem Vurgeç, 13 Şubat Cuma akşamı Kulturzentrum Dieselstraße sahnesinde müzikseverlerle buluşuyor. Bu özel konser, kültürlerarası müzik ve dayanışma projelerine imza atan Mesnet e.V. tarafından düzenleniyor.

Yer: Kulturzentrum Dieselstraße, Esslingen
Tarih: 13 Şubat 2026, 19:00–23:00
Giriş: 26,69 Euro


Stuttgart Foto von Samy Lungenschmid / Pexels

Müziğin izinde: Sinem Vurgeç’i tanıyalım

Stuttgart ve çevresinde daha önce Minor Circle ile sahne almış olan karizmatik sanatçı Sinem Garnateo Weber (Vurgeç) tarafından 2025 yılında kurulan Sinem Vurgeç Music, gelenek ile modernitenin büyüleyici buluşmasının bir simgesi.

Türk müziğinden ilham alan Sinem Vurgeç, geleneksel halk müziği ezgilerini zarif düzenlemeler ve modern pop ile rock tınılarıyla harmanlayarak, ritmik hafiflikten derin duygulu baladlara uzanan etkileyici bir çeşitlilik sunuyor. Güçlü sesiyle eserlerin ritmik ve melodik temelini oluşturan Vurgeç, geçmişin hikayelerini ve toplumsal temaları yeniden sahneye taşıyor. İlhamını, bir zamanlar sahneye çıkmanın cesaret gerektirdiği dönemlerde sesini duyuran Seyyan Hanım gibi güçlü kadın sanatçılardan alıyor.

Eski İstanbul’un unutulmuş melodilerini, Nazım Hikmet’in dizelerinden bestelenmiş şarkıları ya da hüzünle direnişi, sevdayla hafifliği bir araya getiren ezgileriyle yeniden hayat bulduran Sinem Vurgeç, dinleyiciyi kimi zaman düşündüren, kimi zaman da dans ettiren zengin bir ses dünyası yaratıyor.

Sinem Vurgeç, PiYASA Vibes Vol. 4’te sahnede (Foto: Sertaç Karacan)

Sinem Vurgeç sahnede yalnız değil; gitarist Enis Akmut ile birlikte duo olarak performans sergiliyor. Vurgeç sesiyle müziğe eşsiz bir ruh katarken, çeşitli vurmalı çalgılarla kendine eşlik ediyor. Enis Akmut ise gitarıyla sadece müzikal altyapıyı güçlendirmekle kalmıyor, şarkılara dair anlattığı hikayelerle performansa anlatı derinliği kazandırıyor.

Duo, Esslingen ve Stuttgart’ta birçok kez sahne alarak canlı performanslarında büyüleyici bir atmosfer yaratabileceğini kanıtladı. Sinem Vurgeç, PiYASA Vibes Vol. 4’te solo olarak sahnede izleyiciyle buluştu; güçlü sesi ve sahne karizmasıyla gönülleri fethetti. Sinem Vurgeç’in müziğini ve sahne etkinlikleri için Instagram hesabından takip edebilirsiniz.

Müziğin izinde: R.A.T.O’yu tanıyalım

Frankfurt çıkışlı R.A.T.O (Rock Around the Orient), doğu ve batı müziğinin enerjisini sahneye taşıyan özel bir grup olarak Piyasa Vibes Vol. 3’te sahnemizdeydi. Müziğin izinde serimizde, grubun kurucularından başlayarak tüm üyeleriyle tanışalım ve onların yolculuklarına kendi ağızlarından kulak verelim.

R.A.T.O soldan sağa: Barış Tekin, Deniz Erdem, Thomas Kurek, Cem Simsek

Deniz Erdem – Vokal ve Gitar

R.A.T.O’nun kurucularından ve vokali Deniz Erdem, sahnede hem gitarıyla hem de enerjik vokaliyle dinleyiciyi etkiliyor. Müzik yolculuğu, bağlama ve gitardan üniversite konserlerine uzanan uzun bir geçmişe sahip.
“Müziğe çocuk yaşlarda bağlamayla başladım ve yerel ozanlardan ders aldım. Daha sonra anneannemin sayesinde gitara yöneldim. Üniversite yıllarında Ankara’da grup müziğiyle tanıştım; birçok grupta solistlik yaptım, gitar ve bas gitar çaldım. Almanya’ya geldikten sonra elektro gitar ve armoni dersleri aldım. 2007’de Barış ve Yılmaz’la birlikte Zıvana’yı kurduk. Yıllar boyunca Avrupa’nın birçok bölgesinde sahne aldım ve festivallere katıldım. R.A.T.O ile ise müzik yolculuğumda yeni bir sayfa açtım.”

Barış Tekin – Gitar

R.A.T.O’nun kurucularından Barış Tekin, gitarıyla hem sahnede hem de stüdyoda grubun karakterini şekillendiriyor ve çok yönlü gitar stilleriyle dikkat çekiyor.
“Müziğe 15 yaşında gitar çalarak başladım. 22 yaşımda Deniz Erdem ile birlikte Zıvana grubunu kurduk ve 2007’den 2020’ye kadar bu yolculuğu sürdürdük. Zıvana dışında farklı pop, rock ve blues gruplarında da çaldım. 2022’de Deniz’le yeniden bir araya gelerek Rock Around the Orient’i kurduk. R.A.T.O’da sahnede ve stüdyoda yoğun bir şekilde üretmeye odaklanıyoruz. Bu grup benim için hem sahne enerjisini hem de müzikal yaratıcılığı paylaşabildiğim özel bir alan oldu.”

Thomas Kurek – Davul

R.A.T.O’nun kurucularından Thomas Kurek, davul setiyle sahnede ritmi ve enerjiyi belirliyor; grubun dinamik performanslarının temel taşlarından biri.
“Çocuk yaşlardan itibaren müzikle iç içe büyüdüm; babam trompetçi olduğu için evimizde her zaman enstrümanlar vardı. 6-13 yaşları arasında piyano ve trompet eğitimi aldım. 15 yaşında okulda davulla tanıştım ve ilk rock/metal gruplarımı kurdum. Mainz Peter Cornelius Konservatuvarı’nda eğitim aldım ve 19 yıldır müzik okullarında davul dersleri veriyorum. Yaklaşık üç yıl önce Barış ve Deniz ile birlikte Rock Around the Orient’i kurduk. Çok kısa bir sürede grup birçok başarılı işe imza attı ve müzik yolculuğumda yeni bir sayfa açtı.”

Cem Şimşek – Bas Gitar

R.A.T.O’nun bas gitaristi Cem Şimşek, sahnede grubun ritim ve groove’unu güçlendiren önemli bir unsur. Bas gitar, Cem’in müzik yolculuğunda sahne deneyimi ve farklı enstrümanlarla şekillenen bir serüvenin parçası.
“Müziğe ilkokul yıllarımda başladım. İlk enstrümanım bağlamaydı. Ortaokulda rock müziğe ilgi duymaya başladım ve davul çalmaya yöneldim. Sonrasında güzel sanatlar lisesini kazandım; ana çalgım klasik gitar oldu. Yıllar boyunca farklı gruplarda gitar ve bas gitar çaldım, sahne tecrübemi geliştirdim. 2024 yılında Almanya’ya geldim ve Mervan Öktem sayesinde R.A.T.O ile tanıştım. Yaklaşık bir senedir grupla birlikteyim ve bu yolculuğun bir parçası olmaktan büyük keyif alıyorum.”

R.A.T.O, sahnede ve stüdyoda enerjisini, ritmini ve yaratıcılığını paylaşan bir grup olarak müzikseverlerle buluşmaya devam ediyor. Piyasa Vibes Vol. 3’teki performansları, grubun çok yönlülüğünü ve sahne enerjisini gözler önüne serdi. Grubun müziğini takip etmek için PiYASA Vibes ve R.A.T.O grubunun Instagram hesaplarını takip edebilirsiniz.

30. Türkiye‑Almanya Film Festivali’nde 11 uzun metraj film yarışacak

Ilker Catak imzalı Sarı Zarflar (Gelbe Briefe) filmi aday

Nürnberg’de 27 Şubat – 8 Mart tarihleri arasında yapılacak 30. Türkiye-Almanya Film Festivali’nin (FFTD) yarışma filmleri belli oldu. Uzun metraj yarışma bölümünde 11 film, toplam beş ödül için yarışacak. Ödül töreni 7 Mart’ta yapılacak.

Nürnberg’de 27 Şubat’ta başlayacak 30. Türkiye-Almanya Film Festivali’nde yarışacak filmler açıklandı. Uzun metraj yarışma bölümünde Türkiye ve Almanya’dan toplam 11 güncel yapım yer alacak. Aralarında İlker Çatak, Angela Schanelec ve Özcan Alper gibi ödüllü yönetmenlerin filmlerinin de yer aldığı bu yapımlar, toplam beş ödül için yarışacak. Ödüller 7 Mart’ta yapılacak ödül töreninde açıklanacak.

Bu yıl 30. kez düzenlenecek Türkiye‑Almanya Film Festivali, 27 Şubat – 8 Mart tarihleri arasında Almanya’nın Nürnberg kentinde gerçekleştirilecek. Uzun metraj yarışma bölümünde Türkiye ve Almanya’dan toplam 11 film yer alacak; bu yapımlar arasında üçü Berlinale’de gösterilecek filmler olarak öne çıkıyor. Program, iki ülke sinemasının güncel konularını ve farklı bakış açılarını bir araya getiriyor.

Seçilen yapımlar arasında, üçü Berlinale’de gösterilecek filmler olarak öne çıkıyor. Toplamda Almanya’dan beş, Türkiye’den altı filmi kapsayan bu program, sinema dünyasında dikkat çeken konuları ve farklı bakış açılarını bir araya getiriyor.

Berlinale’nin eski direktörü Dieter Kosslick öncülüğündeki Alman‑Türk jüri, En İyi Film, Jüri Büyük Ödülü, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini belirleyecek. İzleyiciler ise İzleyici Ödülü’nün sahibini seçecek.

Festivalin 27 Şubat’taki açılış töreninde Haluk Bilginer’e Onur Ödülü verilecek. Usta oyuncu, sanatsal kariyeri ve uluslararası başarılarıyla bu ödüle layık görüldü.

Yarışma bölümünün kazananları, 7 Mart akşamı yapılacak ödül töreninde açıklanacak. Törenin ardından festival, bir kapanış partisiyle sona erecek. Festival biletleri ve program detayları web sitesinde bulunuyor.

Yarışma Filmleri:

FFTD 2026

Cinema Jazireh: Yönetmen: Gözde Kural | Oyuncular: Fereshte Hosseini, Mazlum Sümer, Hamid Karimi
Leyla, Taliban saldırısından sağ kurtulan tek kişi olarak kaybolan oğlu Omid’i arar ve zorlu bir yolculuğa çıkar.

c) FFTD 2026

Erken Kış / Früher Winter: Yönetmen: Özcan Alper | Oyuncular: Timuçin Esen, Leyla Tanlar, Nastya Bogdanova
Ferhat ve Handan, Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle kızı Ada’yı geri almakta zorluk yaşar; Lia ise Ada ile birlikte İstanbul’da kalmayı seçer.

c) Ella Knorz ifProductions Alamode

Gelbe Briefe / Sarı Zarflar: Yönetmen: İlker Çatak | Oyuncular: Özgü Namal, Tansu Biçer, Leyla Smyrna Cabas
Derya ve Aziz, Ankara’daki bir tiyatro olayı sonrası her şeylerini kaybeder; aile ve kariyer arasında seçim yapmak zorunda kalır.

Gündüz Apollon Gece Athena / Apollon bei Tag, Athena bei Nacht: Yönetmen: Emine Yıldırım | Oyuncular: Ezgi Çelik, Barış Gönenen, Selen Uçer
Defne, annesinin kayboluşunun izini sürerken antik Side’de mistik ve gerçeküstü bir yolculuğa çıkar.

FFTD 2026

İdea / Idea: Yönetmen: Tayfun Pirselimoğlu | Oyuncular: Tarhan Karagöz, Nalan Kuruçim, Ercan Kesal, Jale Arıkan
Kemal, bir villada güvenlik görevlisi olarak çalışırken, gizemli bir kitap hayatını değiştirir; yanlışlıkla gizli bir örgütün üyesi olarak görülür ve hayatı tamamen farklı bir yöne kayar.

Meine Frau Weint / Eşim Ağlıyor: Yönetmen: Angela Schanelec | Oyuncular: Vladimir Vulević, Agathe Bonitzer, Birte Schnöink, Pauline Rebmann
Kran şefi Thomas, işte sıradan bir gün geçirirken eşinden gelen bir telefonla hastaneye gider ve eşi tarafından yapılan itirafla dünyası altüst olur.

FFTD 2026

O Da Bir Şey Mi / Ist das alles?: Yönetmen: Pelin Esmer | Oyuncular: Timuçin Esen, Merve Asya Özgür, Mehmet Kurtuluş, İpek Bilgin, Nur Sürer, Şebnem Hassanisoughi, Asiye Dinçsoy, Oğuz Kara
Ünlü bir yönetmen, bir film festivalinde tanıştığı bir görevli ile yaşadığı karşılaşma sonucu gerçek ile kurgu arasında seçim yapmak zorunda kalır.

Plan F: Yönetmen: Ina Balon | Oyuncular: Bärbel Schwarz, Ursula Renneke, Florian Stetter, Jörg Malchow
Punk ruhlu Franka, geri çekilmiş yaşayan kız kardeşi Maya’yı kurtarmak için Berlin’e bir yolculuğa çıkar; bu yolculuk çatışmalar ve yeni farkındalıklarla doludur.

Sechswochenamt / Altı Haftalık Veda: Yönetmen: Jacqueline Jansen | Oyuncular: Magdalena Laubisch, Gerta Gormanns, Lola Klamroth ve diğerleri
Lore, annesinin ölümünün ardından altı hafta boyunca aile yapısı ve bürokratik engellerle mücadele ederken, doğru yas tutma yolunu arıyor.

The Lights, They Fall: Yönetmen: Saša Vajda | Oyuncular: Mohammed Yassin Ben Majdouba, Flor Prieto Catemaxca, Mahira Hakberdieva ve diğerleri
On altı yaşındaki Ilay, annesinin ölüm süreciyle yüzleşmekte zorlanır ve gerçeklikten giderek uzaklaşır.

Uçan Köfteci / Der fliegende Köfte-Verkäufer: Yönetmen: Rezan Yeşilbaş | Oyuncular: Nazmi Kırık, Selin Yeninci, Aram Dildar, Cahit Şahin Yalçın, Aslı Işık, Ali Bengin Yeşilbaş
Diyarbakır’da köfte satan Kadir’in hayali uçmak üzerinedir; bu hayali aile ve toplumla çatışmalara yol açar.

Nilipek. kommt wieder nach München

Gute Nachrichten für alle Nilipek.-Fans: Die türkische Singer-Songwriterin, die mittlerweile in Berlin wohnt, gibt am 10. Februar im Rahmen einer kleinen Deutschland-/Schweiz-Tournee ein Konzert im Import Export. Diesmal wird Nilipek. in größerer Formation zu viert auftreten und neben ihrem Schlagzeuger verstärkt von Elektro-Gitarre und Elektro-Bass.

Ihr erstes Album „Sabah” wurde von Kritikern als eines der besten Alben des Jahres 2015 gefeiert, und seitdem prägt Nilipek. die türkische Alternative-Musikszene mit ihrem unverwechselbaren Arrangement- und Gesangsstil in ihren Veröffentlichungen und Kollaborationen. Ende 2025 hat sie zum 10-jährigen Jubiläum von „Sabah“ eine Neuauflage mit drei wunderbaren neuen Versionen von „Sabah“, „Bilmem“ und „Gömülür“ herausgegeben. Begleitet wird sie hier vom Kölner Pianisten Ozan Tekin.

Ihre beiden Studioalben „Döngü” (2017) und „Mektuplar” (2020) waren von größeren Gruppen begleitet und wieder ein Erfolg in der Türkei.

Auf ihr Cover des klassischen türkischen Liedes „Gözleri Aşka Gülen” (2018) (mittlerweile 25 Millionen Klicks auf Youtube) folgte drei Jahre später (2021) ein weiteres diesmal rockiges Cover des Kitsch-Pop-Songs „Bir Gün Beni Arzularsan Gel”.

Ihr aktuelles viertes Album „Uydurduğumuz Oyunlarla” im Mai 2024 ist wieder eine Mischung aus Folk und teilweise sehr rockigen Stücken wie z.B. „Sırf Kırabilmek İçin“.

Immer wieder kooperiert sie mit anderen Musiker*innen, wie Deeperise und ganz aktuell mit Bade Nosa. Mit ihr zusammen ist die Single „Havada Bir Hoş Aydınlık‘ vor einem Monat erschienen, wieder ein wunderbares Lied mit einem Text von Gülten Akın.

Für alle ihre Lieder gilt: Nilipek. verbindet weiterhin komplexe Emotionen mit poetischen türkischen Texten und ihre sanfte Stimme mit minimalistischen, ruhigen, aber dennoch fesselnden Arrangements.

Das Konzert wird im Rahmen der Veranstaltungsreihe Eksotik Meksotik stattfinden, die ihre Wurzeln noch im alten Import Export in der Goethestraße hat. Der Musiker, Dj und Kulturschaffende Tuncay Acar war Mitbegründer des Import Export und bemüht sich mit dieser Reihe seit Jahren darum, Musik aus den Regionen südlich und westlich von Europa nach München zu holen.

Ort: Import Export, Schwere-Reiter-Str. 2H, Münih
Datum: 10 Februar 2026
Einlass: 20:00 (Stagetime 21:00)
Tickets: 15,44 – 17,00 Euro (Hier kaufen)

Foto: Nilipek.

Bunlar da ilginizi çekebilir: