Cumartesi, Haziran 13, 2026
Startseite Blog Sayfa 3

Müziğin izinde: R.A.T.O’yu tanıyalım

Frankfurt çıkışlı R.A.T.O (Rock Around the Orient), doğu ve batı müziğinin enerjisini sahneye taşıyan özel bir grup olarak Piyasa Vibes Vol. 3’te sahnemizdeydi. Müziğin izinde serimizde, grubun kurucularından başlayarak tüm üyeleriyle tanışalım ve onların yolculuklarına kendi ağızlarından kulak verelim.

R.A.T.O soldan sağa: Barış Tekin, Deniz Erdem, Thomas Kurek, Cem Simsek

Deniz Erdem – Vokal ve Gitar

R.A.T.O’nun kurucularından ve vokali Deniz Erdem, sahnede hem gitarıyla hem de enerjik vokaliyle dinleyiciyi etkiliyor. Müzik yolculuğu, bağlama ve gitardan üniversite konserlerine uzanan uzun bir geçmişe sahip.
“Müziğe çocuk yaşlarda bağlamayla başladım ve yerel ozanlardan ders aldım. Daha sonra anneannemin sayesinde gitara yöneldim. Üniversite yıllarında Ankara’da grup müziğiyle tanıştım; birçok grupta solistlik yaptım, gitar ve bas gitar çaldım. Almanya’ya geldikten sonra elektro gitar ve armoni dersleri aldım. 2007’de Barış ve Yılmaz’la birlikte Zıvana’yı kurduk. Yıllar boyunca Avrupa’nın birçok bölgesinde sahne aldım ve festivallere katıldım. R.A.T.O ile ise müzik yolculuğumda yeni bir sayfa açtım.”

Barış Tekin – Gitar

R.A.T.O’nun kurucularından Barış Tekin, gitarıyla hem sahnede hem de stüdyoda grubun karakterini şekillendiriyor ve çok yönlü gitar stilleriyle dikkat çekiyor.
“Müziğe 15 yaşında gitar çalarak başladım. 22 yaşımda Deniz Erdem ile birlikte Zıvana grubunu kurduk ve 2007’den 2020’ye kadar bu yolculuğu sürdürdük. Zıvana dışında farklı pop, rock ve blues gruplarında da çaldım. 2022’de Deniz’le yeniden bir araya gelerek Rock Around the Orient’i kurduk. R.A.T.O’da sahnede ve stüdyoda yoğun bir şekilde üretmeye odaklanıyoruz. Bu grup benim için hem sahne enerjisini hem de müzikal yaratıcılığı paylaşabildiğim özel bir alan oldu.”

Thomas Kurek – Davul

R.A.T.O’nun kurucularından Thomas Kurek, davul setiyle sahnede ritmi ve enerjiyi belirliyor; grubun dinamik performanslarının temel taşlarından biri.
“Çocuk yaşlardan itibaren müzikle iç içe büyüdüm; babam trompetçi olduğu için evimizde her zaman enstrümanlar vardı. 6-13 yaşları arasında piyano ve trompet eğitimi aldım. 15 yaşında okulda davulla tanıştım ve ilk rock/metal gruplarımı kurdum. Mainz Peter Cornelius Konservatuvarı’nda eğitim aldım ve 19 yıldır müzik okullarında davul dersleri veriyorum. Yaklaşık üç yıl önce Barış ve Deniz ile birlikte Rock Around the Orient’i kurduk. Çok kısa bir sürede grup birçok başarılı işe imza attı ve müzik yolculuğumda yeni bir sayfa açtı.”

Cem Şimşek – Bas Gitar

R.A.T.O’nun bas gitaristi Cem Şimşek, sahnede grubun ritim ve groove’unu güçlendiren önemli bir unsur. Bas gitar, Cem’in müzik yolculuğunda sahne deneyimi ve farklı enstrümanlarla şekillenen bir serüvenin parçası.
“Müziğe ilkokul yıllarımda başladım. İlk enstrümanım bağlamaydı. Ortaokulda rock müziğe ilgi duymaya başladım ve davul çalmaya yöneldim. Sonrasında güzel sanatlar lisesini kazandım; ana çalgım klasik gitar oldu. Yıllar boyunca farklı gruplarda gitar ve bas gitar çaldım, sahne tecrübemi geliştirdim. 2024 yılında Almanya’ya geldim ve Mervan Öktem sayesinde R.A.T.O ile tanıştım. Yaklaşık bir senedir grupla birlikteyim ve bu yolculuğun bir parçası olmaktan büyük keyif alıyorum.”

R.A.T.O, sahnede ve stüdyoda enerjisini, ritmini ve yaratıcılığını paylaşan bir grup olarak müzikseverlerle buluşmaya devam ediyor. Piyasa Vibes Vol. 3’teki performansları, grubun çok yönlülüğünü ve sahne enerjisini gözler önüne serdi. Grubun müziğini takip etmek için PiYASA Vibes ve R.A.T.O grubunun Instagram hesaplarını takip edebilirsiniz.

30. Türkiye‑Almanya Film Festivali’nde 11 uzun metraj film yarışacak

Ilker Catak imzalı Sarı Zarflar (Gelbe Briefe) filmi aday

Nürnberg’de 27 Şubat – 8 Mart tarihleri arasında yapılacak 30. Türkiye-Almanya Film Festivali’nin (FFTD) yarışma filmleri belli oldu. Uzun metraj yarışma bölümünde 11 film, toplam beş ödül için yarışacak. Ödül töreni 7 Mart’ta yapılacak.

Nürnberg’de 27 Şubat’ta başlayacak 30. Türkiye-Almanya Film Festivali’nde yarışacak filmler açıklandı. Uzun metraj yarışma bölümünde Türkiye ve Almanya’dan toplam 11 güncel yapım yer alacak. Aralarında İlker Çatak, Angela Schanelec ve Özcan Alper gibi ödüllü yönetmenlerin filmlerinin de yer aldığı bu yapımlar, toplam beş ödül için yarışacak. Ödüller 7 Mart’ta yapılacak ödül töreninde açıklanacak.

Bu yıl 30. kez düzenlenecek Türkiye‑Almanya Film Festivali, 27 Şubat – 8 Mart tarihleri arasında Almanya’nın Nürnberg kentinde gerçekleştirilecek. Uzun metraj yarışma bölümünde Türkiye ve Almanya’dan toplam 11 film yer alacak; bu yapımlar arasında üçü Berlinale’de gösterilecek filmler olarak öne çıkıyor. Program, iki ülke sinemasının güncel konularını ve farklı bakış açılarını bir araya getiriyor.

Seçilen yapımlar arasında, üçü Berlinale’de gösterilecek filmler olarak öne çıkıyor. Toplamda Almanya’dan beş, Türkiye’den altı filmi kapsayan bu program, sinema dünyasında dikkat çeken konuları ve farklı bakış açılarını bir araya getiriyor.

Berlinale’nin eski direktörü Dieter Kosslick öncülüğündeki Alman‑Türk jüri, En İyi Film, Jüri Büyük Ödülü, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini belirleyecek. İzleyiciler ise İzleyici Ödülü’nün sahibini seçecek.

Festivalin 27 Şubat’taki açılış töreninde Haluk Bilginer’e Onur Ödülü verilecek. Usta oyuncu, sanatsal kariyeri ve uluslararası başarılarıyla bu ödüle layık görüldü.

Yarışma bölümünün kazananları, 7 Mart akşamı yapılacak ödül töreninde açıklanacak. Törenin ardından festival, bir kapanış partisiyle sona erecek. Festival biletleri ve program detayları web sitesinde bulunuyor.

Yarışma Filmleri:

FFTD 2026

Cinema Jazireh: Yönetmen: Gözde Kural | Oyuncular: Fereshte Hosseini, Mazlum Sümer, Hamid Karimi
Leyla, Taliban saldırısından sağ kurtulan tek kişi olarak kaybolan oğlu Omid’i arar ve zorlu bir yolculuğa çıkar.

c) FFTD 2026

Erken Kış / Früher Winter: Yönetmen: Özcan Alper | Oyuncular: Timuçin Esen, Leyla Tanlar, Nastya Bogdanova
Ferhat ve Handan, Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle kızı Ada’yı geri almakta zorluk yaşar; Lia ise Ada ile birlikte İstanbul’da kalmayı seçer.

c) Ella Knorz ifProductions Alamode

Gelbe Briefe / Sarı Zarflar: Yönetmen: İlker Çatak | Oyuncular: Özgü Namal, Tansu Biçer, Leyla Smyrna Cabas
Derya ve Aziz, Ankara’daki bir tiyatro olayı sonrası her şeylerini kaybeder; aile ve kariyer arasında seçim yapmak zorunda kalır.

Gündüz Apollon Gece Athena / Apollon bei Tag, Athena bei Nacht: Yönetmen: Emine Yıldırım | Oyuncular: Ezgi Çelik, Barış Gönenen, Selen Uçer
Defne, annesinin kayboluşunun izini sürerken antik Side’de mistik ve gerçeküstü bir yolculuğa çıkar.

FFTD 2026

İdea / Idea: Yönetmen: Tayfun Pirselimoğlu | Oyuncular: Tarhan Karagöz, Nalan Kuruçim, Ercan Kesal, Jale Arıkan
Kemal, bir villada güvenlik görevlisi olarak çalışırken, gizemli bir kitap hayatını değiştirir; yanlışlıkla gizli bir örgütün üyesi olarak görülür ve hayatı tamamen farklı bir yöne kayar.

Meine Frau Weint / Eşim Ağlıyor: Yönetmen: Angela Schanelec | Oyuncular: Vladimir Vulević, Agathe Bonitzer, Birte Schnöink, Pauline Rebmann
Kran şefi Thomas, işte sıradan bir gün geçirirken eşinden gelen bir telefonla hastaneye gider ve eşi tarafından yapılan itirafla dünyası altüst olur.

FFTD 2026

O Da Bir Şey Mi / Ist das alles?: Yönetmen: Pelin Esmer | Oyuncular: Timuçin Esen, Merve Asya Özgür, Mehmet Kurtuluş, İpek Bilgin, Nur Sürer, Şebnem Hassanisoughi, Asiye Dinçsoy, Oğuz Kara
Ünlü bir yönetmen, bir film festivalinde tanıştığı bir görevli ile yaşadığı karşılaşma sonucu gerçek ile kurgu arasında seçim yapmak zorunda kalır.

Plan F: Yönetmen: Ina Balon | Oyuncular: Bärbel Schwarz, Ursula Renneke, Florian Stetter, Jörg Malchow
Punk ruhlu Franka, geri çekilmiş yaşayan kız kardeşi Maya’yı kurtarmak için Berlin’e bir yolculuğa çıkar; bu yolculuk çatışmalar ve yeni farkındalıklarla doludur.

Sechswochenamt / Altı Haftalık Veda: Yönetmen: Jacqueline Jansen | Oyuncular: Magdalena Laubisch, Gerta Gormanns, Lola Klamroth ve diğerleri
Lore, annesinin ölümünün ardından altı hafta boyunca aile yapısı ve bürokratik engellerle mücadele ederken, doğru yas tutma yolunu arıyor.

The Lights, They Fall: Yönetmen: Saša Vajda | Oyuncular: Mohammed Yassin Ben Majdouba, Flor Prieto Catemaxca, Mahira Hakberdieva ve diğerleri
On altı yaşındaki Ilay, annesinin ölüm süreciyle yüzleşmekte zorlanır ve gerçeklikten giderek uzaklaşır.

Uçan Köfteci / Der fliegende Köfte-Verkäufer: Yönetmen: Rezan Yeşilbaş | Oyuncular: Nazmi Kırık, Selin Yeninci, Aram Dildar, Cahit Şahin Yalçın, Aslı Işık, Ali Bengin Yeşilbaş
Diyarbakır’da köfte satan Kadir’in hayali uçmak üzerinedir; bu hayali aile ve toplumla çatışmalara yol açar.

Nilipek. kommt wieder nach München

Gute Nachrichten für alle Nilipek.-Fans: Die türkische Singer-Songwriterin, die mittlerweile in Berlin wohnt, gibt am 10. Februar im Rahmen einer kleinen Deutschland-/Schweiz-Tournee ein Konzert im Import Export. Diesmal wird Nilipek. in größerer Formation zu viert auftreten und neben ihrem Schlagzeuger verstärkt von Elektro-Gitarre und Elektro-Bass.

Ihr erstes Album „Sabah” wurde von Kritikern als eines der besten Alben des Jahres 2015 gefeiert, und seitdem prägt Nilipek. die türkische Alternative-Musikszene mit ihrem unverwechselbaren Arrangement- und Gesangsstil in ihren Veröffentlichungen und Kollaborationen. Ende 2025 hat sie zum 10-jährigen Jubiläum von „Sabah“ eine Neuauflage mit drei wunderbaren neuen Versionen von „Sabah“, „Bilmem“ und „Gömülür“ herausgegeben. Begleitet wird sie hier vom Kölner Pianisten Ozan Tekin.

Ihre beiden Studioalben „Döngü” (2017) und „Mektuplar” (2020) waren von größeren Gruppen begleitet und wieder ein Erfolg in der Türkei.

Auf ihr Cover des klassischen türkischen Liedes „Gözleri Aşka Gülen” (2018) (mittlerweile 25 Millionen Klicks auf Youtube) folgte drei Jahre später (2021) ein weiteres diesmal rockiges Cover des Kitsch-Pop-Songs „Bir Gün Beni Arzularsan Gel”.

Ihr aktuelles viertes Album „Uydurduğumuz Oyunlarla” im Mai 2024 ist wieder eine Mischung aus Folk und teilweise sehr rockigen Stücken wie z.B. „Sırf Kırabilmek İçin“.

Immer wieder kooperiert sie mit anderen Musiker*innen, wie Deeperise und ganz aktuell mit Bade Nosa. Mit ihr zusammen ist die Single „Havada Bir Hoş Aydınlık‘ vor einem Monat erschienen, wieder ein wunderbares Lied mit einem Text von Gülten Akın.

Für alle ihre Lieder gilt: Nilipek. verbindet weiterhin komplexe Emotionen mit poetischen türkischen Texten und ihre sanfte Stimme mit minimalistischen, ruhigen, aber dennoch fesselnden Arrangements.

Das Konzert wird im Rahmen der Veranstaltungsreihe Eksotik Meksotik stattfinden, die ihre Wurzeln noch im alten Import Export in der Goethestraße hat. Der Musiker, Dj und Kulturschaffende Tuncay Acar war Mitbegründer des Import Export und bemüht sich mit dieser Reihe seit Jahren darum, Musik aus den Regionen südlich und westlich von Europa nach München zu holen.

Ort: Import Export, Schwere-Reiter-Str. 2H, Münih
Datum: 10 Februar 2026
Einlass: 20:00 (Stagetime 21:00)
Tickets: 15,44 – 17,00 Euro (Hier kaufen)

Foto: Nilipek.

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Ne Var Ne Yok: Köln ve çevresi Şubat 2026 etkinlik önerileri

Şubat ayında Köln ve çevresinde öne çıkan etkinlikleri sizin için derledik. Bu seçkide, hem dikkatimizi çeken hem de keşfetmeye değer etkinliklere yer veriyoruz; Bazen kültürel, bazen dayanışma amaçlı, bazen de sadece keyifli bir buluşma…

***Ay boyunca yeni keşifler ekleyeceğiz. Tekrar göz atmayı unutmayın!***

KÖLN ETKİNLİKLERİ:


Flohmarkt! Drag, Burlesque, Kinky, Vintage, Show, Kostüme

Drag, burlesque ve kinky kültürünün buluştuğu bu özgür bit pazarı; kostümler, vintage parçalar ve sürpriz performanslarla dolu renkli bir alan açıyor.

Yer: Em drügge Pitter, Köln
Tarih: 01 Şubat 2026, 14:00-19:00
Giriş: Ücretsiz (Biletler burada!)


CommemorAction – Sınırları Geçerken Hayatını Kaybedenler Anısına

Sınırları geçmeye çalışırken hayatını kaybeden, kaybolan ya da devlet şiddetine maruz kalan insanlar için düzenlenen uluslararası bir anma ve protesto eylemi. Konuşmalar, yas ritüelleri ve Berivan Kaya’nın müzikal katkısıyla kolektif bir hatırlama alanı oluşturuluyor.

Yer: Aachener Weiher, Köln
Tarih: 06 Şubat 2026
Giriş: Ücretsiz (Detaylı bilgi burada!)


HIER UND JETZT – De/Collecting Memories from Turtle Island (Açılış)

Museum Ludwig’de açılan bu sergi, Turtle Island üzerinden sömürgecilik, koleksiyon politikaları ve hafıza kavramlarını günümüz perspektifiyle yeniden düşünmeye davet ediyor. Sergi, 8 Kasım’a kadar devam edecek.

Yer: Museum Ludwig, Köln
Tarih: 06 Şubat 2026
Giriş: Ücretsiz (Biletler burada!)


House of Namus – Club Night

House of Namus, iki katlı bu gecede oriental ve house sound’larını bir araya getiriyor. Dj İpek, Dj ÖZ, DJ Anta.Can, ERSIN T8STAN ve Gin Bali’nin setleri; Prince Emrah, Kekik ve Rage Audacity’nin drag ve performanslarıyla birleşerek yüksek enerjili bir club deneyimi sunuyor.

Yer: Club Bahnhof Ehrenfeld, Köln
Tarih: 07 Şubat 2026
Bilet: 14,38 – 18,62 Euro (Buradan alabilirsiniz!)


Selin – Europe Tour 2026

Alternatif pop ve elektronik sound’larıyla öne çıkan Selin, Avrupa turnesi kapsamında Köln’de sahne alarak duygusal ve güçlü bir konser atmosferi yaratıyor.

Yer: Club Volta, Köln
Tarih: 07 Şubat 2026
Bilet: 41,50 Euro (Buradan alabilirsiniz!)


RAYE

Dünya çapında başarılara imza atan RAYE, yeni şarkıların da yer alabileceği turnesiyle Lanxess Arena’da büyük prodüksiyonlu bir konser veriyor.

Yer: Lanxess Arena, Köln
Tarih: 10 Şubat 2026
Bilet: 95,85 € (buradan alabilirsiniz)


Erinnern erzählen – Asal Dardan & Maryam Aras ile Söyleşi

Asal Dardan ve Maryam Aras, hafıza, göç ve politik direniş ekseninde Köln’ün geçmişiyle bugünü arasında köprü kuran metinlerini paylaşıyor.

Yer: Raum für alle, Köln
Tarih: 21 Şubat 2026
Giriş: Ücretsiz


Eine Ehrenwerte Familie / Microphone Mafia

Microphone Mafia’nın 30 yıllık müzikal ve politik yolculuğunu anlatan bu müzikal okuma; rap, göç hikâyeleri ve antifaşist duruşu bir araya getiriyor.

Yer: Raum für alle, Köln
Tarih: 22 Şubat 2026
Giriş: Ücretsiz


Miray Akovalıgil – Ya Bende Bir Şey Yoksa? (Türkçe Stand-up)

Miray Akovalıgil, başarı kavramını kariyerden aşka, sağlıktan toplumsal beklentilere kadar her yönüyle sorguladığı stand-up gösterisiyle seyirciyle buluşuyor.

Yer: Kulturbunker, Köln
Tarih: 28 Şubat 2026
Bilet: 37,22 € (buradan alabilirsiniz)

Bu da ilginizi çekebilir:

30. Türkiye Almanya Film Festivali’nin jürileri açıklandı

Nürnberg’de 27 Şubat ile 8 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek olan Türkiye Almanya Film Festivali’nde jüri kadroları açıklandı. Berlinale’nin eski direktörü Dieter Kosslick ve yönetmen Tevfik Başer gibi saygın isimlerin yanı sıra, tanınmış oyuncular Hande Ataizi ve Hasibe Eren de jüri üyeleri arasında yer alıyor.

Dieter Kosslick (solda), Tevfik Başer (sağda)

Nürnberg’de 27 Şubat’ta başlayacak olan Türkiye Almanya Film Festivali’nin jüri üyeleri açıklandı. Bu yıl 30’uncusu düzenlenen festivalde, üç ayrı uzman jüri ve izleyici oylarıyla toplam dokuz ödül verilecek.

Uzun metraj film yarışmasının jüri başkanlığını, Berlinale’nin eski direktörü Dieter Kosslick üstleniyor. Uzun metraj jürisinde ayrıca BR’nin film editörü Markus Aicher, oyuncu Hande Ataizi, tiyatro ve sinema yönetmeni Neco Çelik, İstanbul Uluslararası Film Festivali’nin eski direktörü Hülya Uçansu ve gazeteci Elçin Yahşi yer alıyor.

Kısa film yarışmasının jüri başkanı ise uluslararası alanda tanınan yönetmen Tevfik Başer oldu. Kısa film jürisinde ayrıca oyuncu Hasibe Eren, yönetmen Stephan Hilpert ve yönetmen Martina Priessner var.

Festival kapsamında verilen Mahmut Tali Öngören Demokrasi ve İnsan Hakları Ödülü için oluşturulan jüri sekiz üyeden oluşuyor: Michael Aue, Gönül Ayrılmaz, Selim Çelebi, Sinem İlterli, Monika Ott, Jochen Schmoldt, Dr. Matthias Strobel ve Ersin Uğurlu.

Festival programı kapsamında yarışacak filmlerin önümüzdeki hafta açıklanması bekleniyor.

Nürnberg’de her yıl Türkiye ve Almanya’dan güncel yapımları bir araya getiren Türkiye Almanya Film Festivali, 27 Şubat’ta Nürnberg Tafelhalle’de düzenlenecek gala gecesiyle açılacak. Festivalin 30’uncu yılı kapsamında gerçekleştirilecek ödül töreni ise 8 Mart Cumartesi günü saat 21.00’de yapılacak.

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Müziğin birleştirici gücü merkezdeydi: PiYASA Vibes Vol. 4

PiYASA’nın müzik etrafında şekillenen buluşması PiYASA Vibes Vol. 4, katılımcılara müzik, dans ve paylaşımla dolu keyifli bir akşam sundu.

Münih’te düzenlenen PiYASA Vibes Vol. 4, müziğin birleştirici gücünü merkezine alan atmosferiyle katılımcılara unutulmaz bir akşam yaşattı. Dolu bir salonda gerçekleşen etkinlik, müzik, karşılaşmalar ve paylaşımla öne çıkan özel bir buluşmaya dönüştü.

Gecenin başında bir selamlama konuşması yapan PiYASA’nın kurucusu Hamide Türker, etkinliğin çıkış noktasını ve yaklaşımını paylaştı. Türker, “Kültürel çeşitliliği kutladığımız ve müziğin etrafında bir araya geldiğimiz bir ortam hayaliyle PiYASA Vibes’i hayata geçirdik. Bu etkinlik serisinde yalnızca konser izlemiyoruz; müziğin etrafında birlikte keyif aldığımız bir ortam deneyimliyoruz.” dedi.

Program, Stuttgart’tan misafir sanatçı olarak gelen Sinem Vurgeç’in mini dinletisiyle başladı. Güçlü sesi ve sahne enerjisiyle geceye özel bir açılış yapan Vurgeç’in ardından sahnede Eskises yer aldı. Duygusu ve ritmiyle dinleyiciyi müziğin içine çeken grup, konserin ilerleyen bölümünde Sinem Vurgeç’i yeniden sahneye davet ederek birlikte gerçekleştirdikleri ortak performansla gecenin öne çıkan anlarından birine imza attı. Etkinlik, DJ B-Zey’in setiyle dansın ve sohbetin iç içe geçtiği bir atmosferle devam etti.

Etkinlik kapsamında düzenlenen hediye çekilişinde, katılımcılar sponsorların sunduğu hediyeleri kazanma fırsatı buldu. GürMet Wein & Meze’nin Viktualienmarkt’ta iki kişilik özel tasting deneyimi, Import Export’ta gerçekleşecek Ata Canani konseri için iki kişilik bilet ve Dermoskin Kosmetik Institut’tan 3 kişiye cilt analizi ile bakım seansı çekilişle sahiplerine verildi.

PiYASA Vibes, müziğin etrafında bir araya gelinen, kültürel çeşitliliğin doğal bir şekilde paylaşıldığı bir ortam sunuyor. PiYASA Vibes Vol. 4’te bu yaklaşım, sanatçılar, organizasyon ekibi ve katılımcıların katkısıyla bir kez daha hayat buldu. Geceden fotoğraf ve video paylaşımları için PiYASA Vibes Instagram topluluğuna katılabilirsiniz.

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Haluk Bilginer, 30. Türkiye Almanya Film Festivali’nin Onur Konuğu

Almanya ve Türkiye sinemasını bir araya getiren en prestijli film festivali, 27 Şubat’ta Nürnberg’de başlayacak. Bu yıl 30. kez düzenlenen Türkiye Almanya Film Festivali’nin (FFTD) onur konuğu, dünya çapında saygın oyuncu Haluk Bilginer olacak. Usta oyuncu, ödülünü Tafelhalle’deki açılış töreninde alacak.

Festival yönetimi, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, Bilginer’in sanatsal tutarlılığı, tiyatro disiplinine dayanan oyunculuk anlayışı ve uluslararası alandaki sanatçılığı nedeniyle Onur Ödülü’ne layık görüldüğünü duyurdu. Açıklamada ayrıca, Türkiye sinemasının dünya sinemasındaki nadir temsilcilerinden biri olan Bilginer’in, sanatın kültürlerarası diyalog kurma gücüne uzun soluklu katkılar sunduğu vurgulandı.

Tiyatrodan sinemaya uzanan kariyerinde sahne ve kamera arasındaki sınırları disiplinli bir yaklaşımla aşan Bilginer, Türkiye’de bağımsız tiyatronun gelişimine öncülük eden Tiyatro Stüdyosu ve Oyun Atölyesi gibi toplulukların kurucuları arasında yer alıyor.

Film kariyerinde ise yaklaşık 100 projede rol alan sanatçı, Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan “Kış Uykusu” filmindeki performansı ve “Şahsiyet” dizisiyle kazandığı Uluslararası Emmy Ödülü ile uluslararası alandaki başarısını perçinledi. Sanatçı ayrıca Palm Springs Film Festivali’nde FIPRESCI En İyi Erkek Oyuncu Ödülü ve Adana Altın Koza’da Yaşam Boyu Onur Ödülüne de layık görüldü.

Türkiye Almanya Film Festivali, uzun metraj, kısa film ve belgesellerden oluşan zengin programıyla Nürnberg’de sinemaseverlerle buluşacak. On gün sürecek olan festival kapsamında jüri ödüllerinin yanı sıra izleyici ödülü de verilecek ve Avrupa’nın farklı ülkelerinden davetli sanatçılarla çeşitli etkinliklerde bir araya gelme fırsatı sunulacak. Festivalin tüm detaylarına www.fftd.net adresinden ulaşılabilir. Açılış töreni için biletler buradan temin edilebilir.

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Müziğin izinde: Eskises’i tanıyalım

PiYASA Vibes Vol. 4’te sahnemizi dolduran Eskises, Almanya’da nadir görülen enerjisini ve müzikal çeşitliliğini sergiledi. Her üyesi, sahnedeki performansıyla grubun karakterini ortaya koydu. Her bir üyenin sahnedeki rolü kadar müzik yolculuğu da grubun karakterini oluşturuyor. İşte Ufuk, Bora, Soner ve Rifat’ın kendi anlatımlarıyla Eskises’in hikayesi.

Ufuk Bakırdöğen – Klarnet
Eskises’in kurucularından olan ve sahnede klarnetiyle fark yaratan Ufuk Bakırdöğen, Almanya’da canlı dinleme şansı çok sık yakalanmayan klarnetiyle dinleyiciyi sahneye çekiyor. Klarnet, Ufuk’un müzik yolculuğunda sadece bir enstrüman değil; sahnede grubun karakterini tamamlayan güçlü bir ses.
“Müziğe ve enstrümanlara ilgim lise yıllarında başladı. Gitarla başlayan bu amatör merak, üniversitede davulla devam etti. 2006 yılında yüksek lisans için Almanya’ya gelmeden hemen önce aldığım klarneti, Türk müziği konusunda bilgili arkadaşlarım sayesinde geliştirme fırsatı buldum. Daha sonra aynı arkadaşlarımla bir grup kurduk ve Aachen çevresindeki çeşitli mekanlarda çalma şansı yakaladık. Münih’e taşındıktan sonra 2017 yılında Bora ile birlikte müzik yapmaya başladım. Bu birliktelik, Soner ve Rıfat’ın katılımıyla Eskises’e dönüştü. O zamandan beri sahnede müzik yapmanın keyfini hep birlikte yaşıyoruz.”

Bora Yıldız – Vokal ve Gitar
Eskises’in vokali ve gitaristi Bora Yıldız, grubun duygusunu sahneye taşıyan bir diğer kurucu üye. Bora’nın şarkıların ruhunu yansıtan vokali ve gitarı, sahnede dinleyiciyle güçlü bir bağ kuruyor; kimi zaman melankolik, kimi zaman groove’un tam ortasında.
“Müziğe lise yıllarında klasik gitar çalarak başladım. İki yıl süren klasik müzik eğitiminin ardından kendi bestelerimi üretmeye yöneldim. Üniversite yıllarında ODTÜ Müzik Toplulukları bünyesinde kurduğumuz Gulyabani grubuyla, söz ve müzikleri bize ait olan eserleri uzun yıllar boyunca konser ve festivallerde dinleyiciyle paylaştık. Bu süreçte grupta bas gitarist ve vokalist olarak yer aldım; Ön Sevişme ve Zifaf adlı iki bağımsız EP yayımladık. 2015 yılında Münih’e taşındıktan sonra solo bestelerime odaklandım. Ev kayıtlarından oluşan Köprü adlı ilk demo çalışmamı 2019 yılında dijital platformlarda yayımladım. İlk albümüm Puff ise 2021 sonbaharında Ellipsis etiketiyle dinleyiciyle buluştu.”

Soner Aksan – Davul ve Darbuka
Grubun ritim gücü Soner Aksan, davul ve darbukadaki hakimiyetiyle parçaların temposunu ve dinamizmini belirliyor. Soner’in ritimleri, Eskises’in müzikal çeşitliliğine güçlü bir zemin hazırlıyor.
“Müziğe ilgim küçük yaşta başladı. İlkokulda darbuka ve saz çalmaya başladım. Lisedeyken 1994’te arkadaşlarla kurduğumuz rock/metal grubu Pandemonium ile 13 yıl boyunca birçok konser verdik, yarışmalara katıldık ve albüm kaydı yaptık. Bu dönemde okulda Big Band’de baterist olarak yer aldım. 2019’da aile projesi olarak Café Taksim grubu oluştu. Gitarda Türk klasik ve sanat müziğine eşlik ettim. 2020’de Eskises ilk kez sahne aldı; ritimlerde darbuka ve davulla yer aldım. Son 5 yıldır Lucille and the Rakıbuam, Buracoustic, Pnema ve farklı projelerle sahnede ve stüdyodayım. Ancak Eskises, benim ana müzik grubum.”

Rifat Öcal – Bas Gitar
Eskises’in müzikal dengesini ve alt yapısını taşıyan Rifat Öcal, bas gitardaki sağlam çizgisiyle parçaların omurgasını oluşturuyor. Rifat, farklı tarzlar arasında rahatça dolaşan müzikal yapıyı bir arada tutuyor ve sahnedeki performansıyla grubun karakterini güçlendiriyor.
“Müzikle ilgilenmeye lise yıllarında başladım; bu dönemde gitar ve bas gitar çalmayı öğrendim. Lise okul grubunda yer aldım ve Milliyet Gazetesi Ulusal Müzik Yarışması ile Ankara Liseler Arası Müzik Yarışması gibi organizasyonlara katıldım. Üniversite yıllarında Ankara’da düzenli olarak barlarda, çeşitli rock cover gruplarıyla sahne aldım. 2006–2008 yılları arasında, Karadeniz geleneksel müziğini rock ve funk ritimleriyle harmanlayan Hoppa Essentials grubunda çaldım. Bu grupla Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’de konserler verdik. 2010 yılında İstanbul’a taşındım; farklı projelerde bas gitar çaldım ve vokal olarak korolarda yer aldım. 2021’den beri Münih’te yaşıyorum ve Eskises ile birlikte keyifle müzik yapıyorum.”

PiYASA Vibes Vol. 4 gecesinde sahne alan Eskises, her üyesiyle unutulmaz bir performans sergiledi. Ufuk, Bora, Soner ve Rifat’ın bir araya gelmesiyle oluşan Eskises enerjisini hatırlamak ve grubun müziğini takip etmek için PiYASA Vibes ve Eskises grubunun Instagram hesaplarını takip edebilirsiniz.

Göçün ve müziğin sesi Ozan Ata Canani Münih’te

Göç, kimlik ve müzik… Ozan Ata Canani yıllardır bu temaları ustalıkla harmanladığı eserleriyle dinleyicilerini derinden etkilemeye devam ediyor. Sanatçı, 23 Ocak Cuma akşamı Münih’te müzikseverlerle buluşacak.

Yeni albümü Die Demokratie, geçtiğimiz yıl yayımlanan ikinci stüdyo çalışması olarak Canani’nin müzikal yolculuğunda önemli bir dönemeç oluşturuyor. Albüm 10 parçadan oluşuyor; albüme adını veren “Die Demokratie” demokrasi kavramını sorgularken, “Papierkramland” Alman bürokrasisini mizahi bir dille ele alıyor ve “Pir Sultan” tarihsel olaylara gönderme yapıyor. “Die Demokratie” albümü, Anadolu rock ve pop tınıları ile geleneksel Türk müziğini Almanca ve Türkçe sözlerle bir araya getirerek göç, demokrasi ve insan hakları gibi temalara odaklanıyor. Bu çizgi, Canani’nin önceki albümlerinden tanıdık, fakat bu albümle birlikte daha doğrudan ve güncel.

Ozan Ata Canani, yalnızca bir müzisyen değil; bir kuşağın hafızasını ve hikayesini notalara döken güçlü bir anlatım dili kuruyor. Almanya’daki misafir işçilerin yaşadığı zorluklar, göç deneyimi ve yabancı düşmanlığı gibi konuları şarkılarında samimi bir dille ele alıyor ve kuşaklar arası bir bağ kuruyor.

Sanatçıyla 2024’te Münih konseri sırasında gerçekleştirdiğimiz özel söyleşide, Ata Canani müzikle tanışma hikayesini ve yaşam yolculuğunu içtenlikle paylaşmıştı. Babasının Almanya’ya gelmesi için hediye ettiği bir saz ile başlayan bu yolculuk, zamanla toplumsal hafızaya dokunan güçlü bir müzikal anlatıya dönüştü. Röportajda, yaşadığı ayrımcılık ve göç deneyimlerinin müziğinin merkezinde yer aldığını vurgulayan sanatçı, asıl amacının insanlar arasında köprüler kurmak ve birleştirmek olduğunu dile getirdi; bu yön “Die Demokratie” albümünde de güçlü şekilde hissediliyor.

23 Ocak Münih konserinde Ata Canani’ye, sahne enerjisi ve özgün tarzıyla dikkat çeken Sinem eşlik edecek. Sinem, Anadolu ezgilerini punk ve pop tınılarıyla harmanlayan performansıyla Münih underground sahnesinden doğan kültürel zenginliği sahneye taşıyacak. Konserin ardından ise Booty Carrell, Anadolu Rock & Pop plaklarıyla geceyi müzikle tamamlayacak.

Yer: Import Export, Schwere-Reiter-Str. 2H, Münih
Tarih: 23 Ocak, 20:00
Bilet: 13-17 Euro (Buradan alabilirsiniz)

Sanatçının hayatına, müziğine ve düşüncelerine daha yakından tanıklık etmek için gerçekleştirdiğimiz söyleşiyi buradan izleyebilirsiniz:
https://www.youtube.com/watch?v=uv9khWg4dWc

Foto: Nadine Heller Menzel

„Nur wer’s richtig sagt, kommt ans Ziel“ von Tijen Onaran

Wie oft haben wir uns schon gedacht: Hätte ich das doch anders gesagt.
Das kann nach einem Meeting, einer Diskussion im Freundeskreis oder einer Gehaltsverhandlung passieren. Man wird unterbrochen, übergangen oder verunsichert, und erst im Nachhinein fällt einem ein, was man eigentlich alles hätte sagen können.

Genau hier setzt “Nur wer’s richtig sagt, kommt ans Ziel” von Tijen Onaran an. Das Buch ist ein empowernder Begleiter für alle, die ihre Stimme bewusster einsetzen, klarer kommunizieren und in herausfordernden Gesprächssituationen souveräner auftreten möchten.

Tijen Onaran verbindet in diesem Buch persönliche Erfahrungen aus ihrem eigenen Werdegang mit fundiertem Wissen rund um Kommunikation. Sie zeigt anhand konkreter Situationen, warum Gespräche oft nicht so laufen, wie wir es uns wünschen, und wie wir lernen können, uns besser vorzubereiten, sicherer aufzutreten und für uns einzustehen. Dabei wirkt der Ton nie belehrend oder besserwisserisch, sondern ermutigend und nahbar.

Das Buch gliedert sich in sieben Kapitel sowie einen Epilog und einen abschließenden Ausblick. Jedes Kapitel widmet sich einem zentralen Thema rund um Kommunikation. Gleich zu Beginn geht es um grundlegende Fragen: Wie funktioniert Kommunikation eigentlich? Warum scheitert sie so oft? Und welche Missverständnisse entstehen dabei immer wieder?

Besonders gut gefallen hat mir die klare und durchdachte Struktur. Am Ende jedes Kapitels fasst Tijen Onaran die wichtigsten Gedanken unter der Rubrik “In aller Kürze” noch einmal zusammen. Darauf folgt eine Toolbox mit Impulsen und Übungen. Diese sind nach Zeitaufwand gestaffelt – von kurzen Einstiegsübungen bis hin zu vertiefenden Aufgaben für Fortgeschrittene. Jede Übung erklärt nicht nur, was zu tun ist, sondern auch, warum sie sinnvoll ist.

Tijen Onaran – Nur wer’s richtig sagt, kommt ans Ziel

Vieles von dem, was im Buch angesprochen wird, war mir persönlich nicht neu. Trotzdem habe ich es sehr gern gelesen. Gerade weil man nach jedem Kapitel automatisch ins Nachdenken kommt: über die eigene Art zu kommunizieren, über Gespräche, die gut gelaufen sind, und über solche, bei denen man im Nachhinein gern klarer oder mutiger gewesen wäre.

“Nur wer’s richtig sagt, kommt ans Ziel” ist ein starkes, aufklärendes und zugleich motivierendes Buch. Es macht Mut, die eigene Stimme ernst zu nehmen, sie bewusst zu nutzen und sich nicht kleiner zu machen als nötig. Ein Buch, das stärkt, ohne zu überfordern und das genau deshalb lange nachwirkt.

Buchdetails
Titel: Nur wer’s richtig sagt, kommt ans Ziel
Autor: Tijen Onaran
Verlag: Goldmann
Erscheinungstag: 22.10.2025
Seiten: 256 Seiten
ISBN: 978-3-442-18060-8

Tuba Türker