Tarihin kesiştiği yer; Sultanahmet

87

Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorlu-ğu’nun en önemli dini, idari ve sivil yapılarının yer aldığı; Ayasofya, Sultan Ahmet Camii, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Yerebatan ve Binbirdirek Sarnıcı, Aya Öfemiya Bizans Kilisesi, Yılanlı Sütun, Örme Dikilitaş ve Alman Çeşmesi’ni barındıran bir semtten bahsediyoruz.
1800 yıllık tarihi olan bu meydana Bizans ‘Hipodrom’ demiş, Osmanlı ise At Meydanı…
Roma ve Bizans İmparatorluğu döneminde şehrin toplantı, eğlence ve spor merkezi olarak 10. yüzyıla kadar önemini sürdüren hipodrom, Bizans döneminde devlete karşı ayaklanmaların da merkezi olmuştur. Meydanın kaderiymiş gibi, Osmanlı zamanında da Yeniçeri isyanları burada gerçekleşir, kırk gün kırk gece süren şehzade sünnet düğünleri, şenlikler de burada yapılırdı. Halide Edip Adıvar’ın İstanbul işgaline karşı 1920’de yaptığı tarihi konuşma da burada gerçekleşmiştir.
Yedi Tepeli İstanbul’un en önemli tepesi olan tarihi yarımada, bir açık hava müzesi gibidir.
4. Yüzyılda yapılan Binbirdirek Sarnıcı, MS 527 – 565’de inşa edilen Yerebatan Sarnıcı, 1901 yılında Almanya‘dan Sultan II. Abdülhamit‘e hediye edilmek üzere Alman imparatoru Kayzer Wilhelm tarafından getirilen Alman Çeşmesi, 1609 – 1616’da mimar Sedefkar Mehmed Ağa tarafından inşa edilen Sultanahmet Camii, Bizans döneminde kilise, Osmanlı döneminde cami, günümüzde ise müze olarak kullanılan Ayasofya Müzesi, 1729 yılında yapılan Osmanlı döneminin en güzel meydan eserlerinden olan III. Ahmet Çeşmesi, Topkapı Sarayı Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Büyük Saray Mozaikleri Müzesi, İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi, Cumhuriyet Eğitim Müzesi, Vakıflar Halı ve Kilim Müzesi ve Eski Şark Eserleri Müzesi mutlaka gezilmesi ve görülmesi gereken yerler.

Sultanahmet Camii
Sultan I. Ahmet tarafından 1609′da yaptırılma-ya başlanan ve 2 Hazi-ran 1616 Cuma günü ibadete açılan caminin mimarı, Mimar Sinan’ın öğrencisi Sedefkar Mehmet Ağa’dır.
1934 yılında müzeye dönüştürülerek ziyarete açılan camii, İznik çini-
leriyle ve mavi ağırlık-lı kalem işleriyle süslen-diği için “Mavi Camii – Blue Mosque” olarak da bilinir.
Kapladığı alan bakımın-dan Ayasofya ve Süleymaniye’den büyük olan camiinin bir diğer özelliği; 260 pencere ile aydınlatıldığı için iç mekanı çok aydınlıktır.
Ana giriş kapısının karşısındaki mihrap 5 vakit namazı sembolize eden beş parça mermerden yapılmıştır.Mihrabın üstünde Hacer’ül Esved’den getirilmiş taşlar bulunmaktadır. Camiinin iç mekan yazıları Ametli Kasım Gubari tarafından yazılmıştır.
Türkiye’nin ilk altı minareli camisi olma özelliğine sahip olan camiinin kubbe ve minarelerinin üstü kurşunla kaplıdır.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.