“Yeterince güçlü ve dayanışma içindeyseniz her zorluğu aşabilirsiniz”

107

Münih’te Kammerspiele tarafından düzenlenen canlı söyleşi etkinliğinde gazeteci, yazar Can Dündar, Süddeutsche gazetesinden Alex Rühle ve Luisa Seeling’in sorularını yanıtladı. Aslı Erdoğan’ın da olacağı duyurulan etkinliğe Erdoğan, sağlık sorunları nedeniyle katılamadı. Kapalı gişe gerçekleşen etkinlikte Can Dündar, tutukluluğu, gazetecilik, Türkiye ve Almanya ile ilgili soruları yanıtladı. Dündar, “Yeterince güçlü ve dayanışma içindeyseniz, her zorluğu aşabilirsiniz.” dedi.

3 aylık tutukluluk süreciyle ilgili konuşan Dündar, “Yazar için yazmanın nasıl bir yoldaşlık olduğunu çok daha iyi anladım. Hapishaneye yazılarım yüzünden girdim ama yine yazarak kurtuldum. Bugün yıllardır hapiste olanlara bakınca benimki balayı bile sayılır. Tecritin mantığı sana yalnızsın demek ve direncini yok etmek. Buna karşı yapılabilecek tek şey, dünyaya seslenmek ve onun sesini duymaya çalışmak, iletişimi kesmemek.” şeklinde konuştu.

Gazeteciden aktiviste dönüşmek zorunda bırakıldığını ifade eden Dündar, “Düşüncelerimden dolayı hapsedildim. Alman gazetecilerin tarafsız kalma hassasiyetini anlıyorum, bizim de okulda öğrendiğimiz buydu. Ama bizim ülkemiz yanıyor, karşısına geçip not alamam. Başka bir dünyadan söz ediyoruz. Şuanda ya ateşe girip arkadaşlarımızı kurtaracağız, ya da bir yerden su bulacağız. Ülkeyi kaybediyoruz. Yangın sönene kadar ülke müdafasındayız.” dedi.

Almanya’nın Deniz Yücel örneğinde Türkiye gerçeğini çok daha iyi anladığını ifade eden Dündar, “Almanya, Türkiye’de hukukun nasıl yok edildiğini net gördü. Bir emirle hiçbir suçlama olmadan bir insanın hapiste tutulduğunu ve bir günde iki bakanın konuşmasıyla serbest bırakıldığını gördü.” dedi. Türkiye’de muhbirlik müessesinin çok yayıldığını söyleyen Dündar, Almanya’nın geçmişini de hatırlatarak “Muhbirlik tehlikeli bir kurum. Siz bunu Almanya tarihinden daha iyi bilirsiniz. Bunun nasıl işlemeye başlayıp ahlaki değerlerini yok ettiğini gördünüz.” şeklinde konuştu.

Türkiye`ye dahil her zaman umutlu olduğunu söyleyen Dündar, “Bu kadar ihbar kampanyaları altında bile hala toplumun yarısı bir diktatörlüğe hayır diyor. Cumhuriyet’ten gelen direnme gücü var. Kadınların kabullenmeme iradesi var. Gençlerin Gezi’de gösterdiği direniş ruhu var. Bunlar yok olmadı, korkudan sindirildi ama o insanlar orda. Sandığa gittiklerinde o iradeyi gösterecekler, yeter ki Avrupa pazarlıklar yapmasın.” dedi.

Almanya’da hiç yabancılık çekmediğini söyleyen Dündar, Türkiye`deki kutuplaşmanın buraya da yansıdığını ve bunun nedeninin muhaliflere karşı yürütülen nefret kampanyası olduğunu belirtti. Dündar, “Bizleri eleştiren insanları da anlayabiliyorum, ağır bir propaganda etkisi altındalar. Bizim sesimizi duyamıyorlar, tek bir ses duyuyorlar Türk televizyonlarında, gazetelerde. Bütün muhalifler terörist diye adlandırılıyor. Buna göre ülkenin yarısı terörist. Birbirimize düşman olmamız isteniyor. Bizi düşman edenlere karşı kazandığımız zaman birbirimizi de kazanmış olacağız. Bu ülkeyi sevdiğimiz için, onu kurtarmak için mücadele ediyoruz.” şeklinde konuştu.

Can Dündar gazetecilerin “Türkiye’de tatil yapalım mı?” sorusuna ise, “Hiçbir zaman ülkemin ekonomisinin kötüleşmesini istemem. Tabii ki yapın. Ama toplumun içine girip, temas halinde olun. Turist nereden gelirse memleket de biraz oraya gidecek; şu sıralar Arap turistler geliyor, siz gelmiyorsunuz. Türkiye için en büyük tehlikenin isole edilmek olduğunu düşünüyorum. Ülkeler de küflenir. Açılmaya ihtiyacımız var. Bu açılımın önemli ayaklarından biri turizm.” dedi. Dündar, “Açıkçası hükümetlerden çok ümitli değilim. Toplumlar arası bir dayanışmayı çok daha önemsiyorum. Elbette kendi mücadelemizi vereceğiz. Ama size de Erdoğan’la uğraşmak yerine Türkiye’nin modern yüzüne, geleceğine bakmanızı, onlarla dayanışma içinde olmanızı tavsiye ediyorum. Böyle olunca göreceksiniz hem Türkiye hem Almanya daha iyi olacak.” diyerek sözlerini tamamladı.

CanDuenderKam-web

 

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.