„Biz kazanacağız‘

43

Olumlu olumsuz her şeyimizle eşi benzeri olmayan bir toplumuz. 31 Mart gecesi  ‚3 bin 500 oyla biz kazandık‘ denilebilirken, sonuçlar rakip partinin lehine değişince ’13-14 bin oyla kimse kazandık diyemez‘ de denilebiliyor. Sonuçlar daha açıklanmadan İstanbul sokaklarına ‚Gönül belediyeciliği kazandı, Teşekkürler İstanbul‘ afişleri asarken de, mazbatayı almaya hak kazananı, mazbatayı almadan Anıtkabir’e gittiği için eleştirirken de kendimizi haklı görebiliyoruz.

Ben başka bir ülkede seçim öncesinin ve sonrasının bu kadar eğlenceli olduğunu tahmin etmiyorum. Seçim sonrasını geçirdiğim İstanbul’da askerlik günlerim aklıma geldi; Partiler oy çuvallarının kaybolmaması için üyelerine askerdeki gibi nöbet yazıyorlar, üyeler de nöbet çizelgesine büyük bir ciddiyetle uyuyorlardı. Yaşı 60’a dayanmış veya geçmiş insanların Türkiye gibi, Batılı ülkelere göre yaşamın kısa olduğu yerlerde bunun tek bir amacı vardı; O da çocuklarına, torunlarına daha yaşanabilir, çok daha fazla demokrasinin olduğu, hukukun kurallarına uyulan bir ülke bırakabilmek.

Defalarca sayılan oy pusulalarının, sayılacak halinin kalmaması nedeniyle daha fazla oy alan adaya mazbatası verildi. Verildi ama rakip taraf seçim eğlencesine doymamış olacak ki, ‚daha fazla eğlenmek istiyoruz, bu bizi kesmedi‘ diyerek düğün salonunun sahibine başvurdu. Düğün salonu sahibi ne der bilemiyorum ama ülke çapındaki eğlencelere Ekrem İmamoğlu ve komünist başkan Mehmet Fatih Maçoğlu damgasını vurdu. Seçim eğlencelerinin zirve yaptığı bir ilimiz daha var. Bu şehirde rakibi, seçimden zaferle çıkan Ahmet Türk için ‚yaşlı ve hasta‘ diyerek mazbatanın kendisine verilmesini istedi ve bütün ülkenin ayarlarını bozdu. Bir başka ayar bozma olayı ise bazı illerde yüzde 70’lere varan oyla seçimleri kazananlara mazbatalarının verilmemesi. Bu kişiler salon sahibine ‚biz de bu eğlencede yer almak istiyoruz‘ diyerek başvurmuşlar, Salon sahibi de, ‚İyi olan kazansın‘ diyerek izin vermiş. Adaylar da halka bütün hünerlerini sergileyip en çok alkışı almışlar ama mazbatalarını alamadılar. Tv’ler bir başka şehirde ise bir belediye başkanının makam odası ve banyosunu gösterdiler ki, öyle böyle değil. Şimdiye kadar rüyalarında gördükleri koltuklara oturanların yapacakları icraatları büyük bir merakla bekleniyor. Benim ise en çok bilmek istediğim kaç bin kişinin ‚işe gidiyorum diyerek‘ gitmediği ama maaş aldığı. Şimdiye kadar ülke genelinde açıklanan rakamlar 100 bini gösteriyor.

Ülkede seçim öncesi ve sonrası en çok dinlenen ve eşlik edilen eser ise Edip Akbayram’ın seslendirdiği ‚Bekle Bizi İstanbul‘ oldu. Sesler en çok da ‚Haramilerin saltanatını yıkacağız‘ bölümü gelince daha bir gür ve umutlu çıkıyordu. Evet, bir terslik olmazsa ki inşallah olmaz, top artık ‚Bekle Bizi İstanbul‘ diyenlerde. Hep ‚Biz kazanacağız‘ diyorlardı ve kazandılar. 25 yıllık bir efsaneyi bitirdiler. Şimdi icraat zamanı, halk yerel sorunlarının çözümünü bekliyor. Gerçi onlar da ancak bir ‘Topal Ördek’ ne yapabilirse onu yapacaklar.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.