Drücken Sie „Enter“, um den Inhalte zu überspringen

Meral’in Kitap Bahçesi: “Okumayı öğrenmek, en güç sanattır.”

194

İşten güçten arta kalan zamanda genellikle televizyon, tablet ya da telefonlarla zaman harcıyoruz. Çok klişedir evet ama boş zamanlarımızda kitap okumak yerine, okumak için zaman yaratmak gerekir. Teknoloji çağında okuma alışkanlığı kolay sağlanmıyor maalesef.

Bilgi çağında yaşıyoruz ve aslında en etkili ve kolay ve bence en keyifli öğrenme yoludur okumak. Polisiye, tarih, aşk, biyografi, ekonomi, sağlık, teknoloji ya da güncelliğini asla kaybetmeyen klasikler… Meraklıysanız ve araştırmayı seviyorsanız ayrıca sürekli yeni maceralara atılacak heyecana sahipseniz, sürekli beslenecek bir kaynak bulabilirsiniz dünya kütüphanesinde.

“Okumayı öğrenmek, en güç sanattır.” der Goethe. Ama bu alışkanlık bir sağlandı mı okumak çok özel bir tutku haline gelir.

Sadece yorgunluğu almaz okumak; dostlarınızla, arkadaşlarınızla ya da girdiğiniz ortamlarda sürekli bir muhabbet konusu yaratmış olursunuz mesela.
Okuduğunuz bir kitabın önce yazarını tanırsınız. Muhtemelen kendi kişiliğini yansıttığı romanını ya da araştırmaları sonunda ortaya çıkardığı eserini okumaya ve tartışmaya başlarsınız. Yazar ve onun etkilendiği başka yazarlar konusunda, fikirleri hakkında, araştırmaları ve deneyimleri sayesinde  bilgi ve fikir  sahibi olursunuz.  

Yoğun bir haftanın sonunda, hayat maratonuna kısa bir mola verip biraz soluklanalım dediğinizi duyar gibiyim sanki. Kafanızı biraz dağıtmak, yorgunluğunuzu almak için birkaç kitap buldum.
Belki ilginizi çeker. Belki okudunuz. Belki farklı bir fikir oluşacak kafanızda. Sizi sarması, ruhunuza dokunması dileklerimle…

Çayınızı, kahvenizi alıp gelin hadi!

OKUMANIN TARİHİ -Alberto Manguel

Okumanın yaratıcı bir eylem olduğunu savunan Alberto Manguel’in kaleminden muhteşem bir kitap.

Okumak!
Nedir? Neden okuruz? Hangi dönemlerden geçti? Ne zamandan beri var bu kavram?
Okuma kültürünün gelişim sürecine ilişkin, çok ilginç soruların ilginç cevaplarını bulurken aynı zamanda bilgi birikiminizi arttıracak türden bir eser. “M.Ö. 4000 yılının kil tabletlerinden CD-ROM’lara, dillere destan İskenderiye Kütüphanesi’nden Kafka, Rilke, Sartre, Colette gibi büyük yazar ve şairlerin kitaplarla paylaştıklarına, kitap okumak için tasarlanmış yataklardan matbaa ve gözlüklere dek okurların ‘fildişi kulesi’nin tüm parlaklığını şaşırtıcı anekdotlar ve sürükleyici bir dille herkese açıyor. Okumanın Tarihi yazarın gençliğinde Borges’e kitap okumasının ve diğer kişisel anılarının sıcaklığını tarihsel bilgisinin zenginliği ile buluşturan bir serüven.”

TÜFEK, MİKROP VE ÇELİK -Jared Diamond

Savaşlar, keşifler, icatlar, dinlerin etkileri, mikropların ve hastalıkların nasıl oluştuğu, yazının icadı kısacası insanlık tarihine ilişkin, çok büyük soruların, çok büyük cevapları var bu kitapta.
“Savaş; korku ve sefaletten başka bir şey veremez. Yakar, yıkar, öldürür, yok eder.” der Nazım Hikmet ve “Savaş kimin haklı olduğuna değil, kimin güçsüz olduğuna karar verir.” der Bertrand Russell.

Nasıl olur da, beyaz insanlarla siyah insanlar arasında bu denli uçurum olur? Bu nasıl oluştu? Ne zamandan beri böyle? Neden beyaz insanların her şeyi var da siyah insanların hiçbir şeyi yok?
İnsanlar arasındaki farklılıkların nedenleri konusunda deli sorular soran, bilimsel veriler ışığında 13 bin yıllık insanlık tarihini, herkesin anlayabileceği bir sadelikte anlattığı bir başyapıt.

13 bin yıl önce Orta Doğu’da yaşayan bir insanın bir buğday tanesini toprağa ekmesiyle başlıyor hikaye…

SEVME SANATI -Erich Fromm

Gerçek anlamda sevebiliyor muyuz? Peki sevmenin ne demek olduğunu biliyor muyuz? Tutkuyla bağlanmak mı? İyi yada kötü o ruhu her yönüyle kabullenmek, onu olduğu gibi sahiplenmek mi? Karşılık beklemeden, hatta sevilmiyorsak bile sevip saygı duyabiliyor muyuz?

Fedakarlık, emek, sorumluluk, sahiplenmek gibi kavramları kendi üslubuyla anlatan Erich Fromm Sevmenin aslında başlı başına bir sanat olduğunu savunur. Ona göre bir şeye sahip olmak değil, layık olmak önemliymiş.
“Birisini sevmek yalnız güçlü bir duyguya kapılmak değildir; bir karardır, bir yargıdır, bir karar vermedir. Sevgi yalnız bir duygu olsaydı, birbirini ölünceye dek sevmek için söz vermek gerekmezdi. Sevgi bir inanma işidir; inancı az olanın sevgisi de azdır.”

Amerikalı ünlü psikanalist ve sosyolog Erich Fromm  ruh bilimine Marksist – Sosyalist ve insancıl yaklaşımın en önemli temsilcilerindendir. 1956 yılında yazdığı Sevme Sanatı hala çok satan kitaplar arasında yerini korur.

Farklı açılardan ele aldığı sevmek, saygı duymak, aşık olmak konuları üzerine yaptığı araştırmalardan yola çıkarak yazdığı bu kitap yine başucu niteliğinde bir çalışmadır.

Sağlıkla kalın…
Meral Türkdoğan

Main Image by ymkaaaaa/Pixabay

Copy link
Powered by Social Snap