Peri Gazozu

18

Ercan Kesal
İletişim Yayınevi

„Vicdanımız kuruyor. Babalarını erken kaybetmiş yetim çocukların masum başlarını koyacakları göğüsler çoktan çöktü, farkında mısınız? Göğüs çöktükçe zulüm tepemizde kalıyor. Kavisli ve dolaşık geçmişimizse, bozuk düzenimizin telleri olmuş. Duyduğunuz sesler bu yüzden içli ve bu kadar derinden geliyor.

Şimdi bir türlü sığamayıp, delice bir kavgaya tutuştuğumuz, adına Anadolu denen şu kadim topraklarda, binlerce yıl önce hüküm sürmüş, bir Hitit kralının oğullarına bıraktığı vasiyete bakın isterseniz: `Öldüğümde beni, usulünce yıkayın, göğsünüze yaslayın ve toprağa bırakın.‘ Bu kadar.“

Hayatın en yalın ve en efsunlu meseleleri, ölüm ve yaşam, anne-baba-çocuk arasındaki zor muhabbet, büyümek ve yaşlanmak üzerineº Vefalı bir oğulun gözüyle. Bilhassa ölümün, ölümle başetmenin olağan-üstülüğü ve olağanlığı üzerineº „Alışmaya“ direnen bir hekimin gözüyle.

Taşranın sıcak kucağı ve serin kasveti üzerineº Orayı hem içinden hem dışından bilen bir evladının gözüyle.

Türkiye’nin ipin ucundaki yakın tarihinin gölgesi. Kalbi avucunda birinin gözüyle.

Ercan Kesal’dan, aynanın kenarındaki fotoğraflar misali hayat parçaları, sohbet makamında insan hikâyeleri.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.