„Kemençe hayranlığım, yöreden uzak kalıp dinlediğim türkülerden, şarkılardan geliyor“

253

Selçuk Balcı benim ‘hemşerum’muş. Komşu köyden. İnsanın hemşehrisi ile konuşacak olması iki duyguyu getirir beraberinde. Birincisi ‘yapışıp kalmış mıdır memleketine’ diye sorarsın. Sonra ‘tümden mi reddetmiş geldiği toprakları’ dersin. Selçuk ikisinin arası çıktı. İyi ki de. Ankara`da büyümüş ama evde muhlama eksik olmamış. İlla ki Rize turist çayı içilmiş. Kopmamış köyünden, yapışıp kalmamış ama geleneğe.
Dünya gazetecilik tarihinin akışını kökünden sarsacak bir söyleşi falan yapmadık ama, laf aramızda gülmekten ve espri yapmaktan ancak aşağıda okuyacaklarınızı toparlayabildik. Umarım ileride daha başarılı çalışmalara imza atacağından hiç şüphemiz olmayan bir sanatçıyla sohbetimizi keyifle okursunuz.

Münih’teki Karadenizliler gecesinde 3-4 bin kişi önünde kemençeyle sahne alırken neler hissettin? Burada bu kadar cok hayranın olduğunu biliyor muydun?
Almanya’ya ilk gelişimdi. Üç günlük bir turnenin son günündeydi Münih konserimiz. Gece Karadenizliler gecesiydi ve 4 bin kişinin katılımını doğal karşıladım. Ama sahnenin önüne gelip şarkılarımıza hep bir ağızdan eşlik eden bir kitleyi karşımda görünce şaşırdım doğrusu… Aslında çok fazla tarif edemiyorum. Kendime ait bestelerin ya da benden bilinen şarkıların, türkülerin insanlar tarıfından hep bir ağızdan söylenmesi heyecan ve gurur verici bir durum.

Müziğe ne zaman başladın? Üç yaşında sahne alanlardan mısın yoksa banyoda yıkanırken mi keşfettin yeteneğini?
Bu cevap çok klasik olacak. Her müzisyen gibi bende çocuk yaşlarda ilgi duymaya başladım müziğe. Bunu ilerde iş haline getireceğimi bilemiyordum doğrusu. Dayımın hediye ettiği bir bağlama ile evde dinlenen ve dilime dolaşa şarkıları çalmaya başlamıştım ilkokulda. ‘Geldiğimizde otlar yem yeşildi ve kuzeydeydi güneş’ diyordum (gülüyor) İlk okuldan sonra Rize’den Ankara’ya taşındık. Yöreden uzak kaldıkça özlem duydukça Karadeniz türkülerini daha sıkça dinlemeye başladım. Kendime bir kemençe aldım ve kendi kendime öğrenmeye çalıştım.

Patika albümü ile başarılı bir çıkış yaptın! Bunu neye bağlıyorsun? Klip çekimlerinde yerel unsurlar kullandın mı? Nerelere gittin, nerelerde çekim yaptın?
Patika, maddi hesap yapılmadan, yıllardır mırıldandığım kendime ait eserlerin, anonim eserlerin ve yine arkadaşlarımın besteleriyle oluşmuş saf bir çalışmadır. Albüm sürecinde birlikte çalıştığımız aranjörler İhsan Eş, Paul Dwyer, Kemal Sahir Gürel ve İlhan Yabantaş, daha önce yapmış oldukları çalışmaları, oturup hayranlıkla dinlediğim isimlerdir. Benim albümüme de renk kattıklarını düşünüyorum. Başarılı bir çalışma olmasının nedenini bunlara bağlıyorum. İkinci klibimizde yöreye ağırlık verdik. Çekimleri Rize Çayeli Sefalı köyünde yani kendi köyümde yaptık. Dedemi, amcamı ve babaannemi oynattık klipte. Tabii oynattık derken hiç biri rol yapmadı. Günlük hayatlarında ne yapıyorlarsa onu yaptılar. Mesela babaannem mısır soydu. Dedem çay makası bileyledi. Amcam eski model bir jip sürdü falan filan.. Çocukluğunu Karadeniz’de geçirmiş olan hemen hemen herkesin, klipte, kendilerine ait bir şeyler bulabildiklerini çevreden aldığım olumlu tepkilerden görüyorum. Klipte daha çok doğup büyüdüğümüz toprakların terk edilişine, okuduğumuz okulların kapanmasına, harabeye dönmesine ve aslında tüm bunları yaşamak zorunda bırakılmamıza bir isyan var diyebilirim.

Kemençe hayranlığı nereden geliyor? Hem çalıp hem söylerken kitleleri nasıl peşinden sürükleyebildin?
Kemençe hayranlığım, yöreden uzak kalıp dinlediğim türkülerden şarkılardan geliyor. Bir de kullanılışını çok merak ediyordum kemençenin. Sadece yöresel ezgiler mi çalınırdı yoksa her tarzda müziğin içerisinde kullanılabilecek bir enstrüman mıydı diye merak ediyordum. Derken kemençeye başlamış oldum. (gülüyor) Kitlelere ulaşmak için işime harcadığım mesaiden başka herhangi bir çaba sarfetmedim. Çünkü hedefim kitlelere ulaşmak yada herkesin beni dinlemesini sağlamak filan değildi. Sadece keyif aldığım ve olumlu tepkiler aldığım çalışmaları internette, konserlerde, tvlerde, radyolarda insanlarla paylaştım. Gerisi kendiliğinden oldu. Tabi ki hiç bir şey buraya kadar değil, çalıştıkça, ürettikçe daha geniş bir kitleye müzikal çalışmalar sunacağımızın farkındayım.

Herkes ait olduğunu hissettiği yeri ve kendi kökenlerini özlüyor. Etnik çeşitlilik sence nasıl bir zenginlik?
Herkesin doğup büyüdüğü yeri, çocukken duyduğu ve konuştuğu dili, şiveyi sevmesi, özlemesi kadar doğal ve güzel bir şey olamaz. Ben Karadeniz`i bu anlamda çok zengin buluyorum. Samsun’dan Artvin’e kadar bir sürü dil ve köyden köye değişen şiveler var. Trabzon’un dağ köylerinde söylenen Rumca ve Türkçe Türküler, Rize`nin bir çok ilçesinde derlenen ve söylenen Lazca şarkılar, destanlar, Artvin Hopa`da kaval eşliğinde söylenen Hemşince ağıtlar ve yine Artvin’in bir çok ilçesinde söylenen Gürcüce şarkılar bizim gurur duymamız gereken en büyük zenginliğimizdir. Bu kadar farklı ama bu kadar birbirine yakın ve içiçe girmiş kültürlerin aynı coğrafya içerisinde yer alması sevinç verici.

Gelecek projelerin neler? Bir Almanya turnesi daha düşünür müsün?
Gelecek projelerimiz yine ürettiğimiz ve derlediğimiz eserleri güzel aranje edip bir albüm haline dönüştürmek ve insanlara sunmak. Onun dışında vereceğimiz halk konserlerinde, festival etkinliklerinde, insanlarla buluşmak, şarkıları hep bir ağızdan söylemek, yaptığım eserlerin nasıl olduğuna dair onların fikirlerini almak falan filan. Almanya turnesi gibi bir teklif geldiğinde neden olmasın tabii ki değerlendiririz. Mayıs ayında kendimizin organize etmek istediği bir Almanya konseri planı var. Bakalım ne olur ne biter, şimdiden bilemiyoruz tabi.

Son olarak hayranlarının bilmek istediği klasik soru; kalbin boş mu?
Kalbi boş olan müzisyen dolu dolu besteler yapamaz (gülümsüyor). Kalplerin boş kalmaması gerekiyor her zaman. Tabii karşılık bulursun bulmazsın, seversin alamazsın, onlar tartışılır.

Bize zaman ayırdığın için çok teşekkür ederiz.
Teşekkür ederim güzel sorularınız için.

selcukbalci_htwebSelçuk Balcı, hemşerisi Hamide Türker’in sorularını yanıtlarken.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.