Drücken Sie „Enter“, um den Inhalte zu überspringen

Meral’in Kitap Bahçesi: “Günü tutmak mümkün değil, fakat kaybetmemek mümkündür”

200

Hayatın her alanında teknolojinin sunduğu materyaller, telefon, tablet, bilgisayarlar ile her güne yeni bir uygulama, her sabaha yeni bir sistem ile uyanıyoruz.

Evet dijitalleşmenin hayatımıza kattığı faydalar yadsınamaz. Artık neredeyse hiçbir yerde fatura ödeme ya da maaş kuyruğu göremiyoruz mesela. Birçok eğitimi uzaktan, farklı bir şehirden online alabiliyoruz. Gerçek anlamda verimli kullanabiliyorsak ne mutlu, ama günün hiç de hafife alınamayacak kadar büyük bir kısmını sosyal medya ile geçiriyorsak bu büyük sıkıntı. Yani şehrin göbeğinde yaşıyorsak, artık elektriğin kesilmesi karanlıkta kalacağımız anlamına gelmiyor. Neredeyse hastalıklı bir şekilde dert ettiğimiz internetsiz, telefonsuz, şarjsız kalacağımız anlamına geliyor. Bu sizi de korkutmuyor mu? Bana göre daha da korkunç olan ne biliyor musunuz? Çocukların o dijital girdaba girmeleri ve çıkamamaları. Hatta çıkmak istememeleri. Gerçek dünyadan bihaber yaşamaları. Sevgi, mücadele, emek, paylaşmak, birlikte gülmek, oynamak, hatta ağlamak. Bu kavramlardan ne kadar da uzak yaşıyorlar. Yetişkinlerin çoğunluğu farkında olmaksızın kapitalist dünyanın avucunda zaten. Yeni av çocuklar.  

Uyanmak lazım. Çocuklarla vakit geçirmeyi, akıllı cihazlar olmadan eğlenmeyi becerebilmek lazım. Karanlıkta bile…

DİJİTAL RUH-İNSAN VE TEKNOLOJİ ARASINDAKİ YARATICI ORTAKLIK -Edward Ashford Lee

Teknolojinin insan hayatına girmesinin ardından, insanların bunu nasıl değerlendirdiği, teknolojiden gerçek anlamda ne anladıkları üzerine hazırlanmış akademik bir kitap. İnsan eliyle oluşturulan ve şekillenen teknoloji zaman içinde insana galip gelebilir mi? İnsanoğlu kendi elleriyle inşa ettiği teknoloji dünyasında ona ayak uydurabilir mi?

Farklı fikirlerden yola çıkılarak hazırlanan ve “Gerçekte teknoloji nedir?” sorusuna yanıt arayan Berkeley Üniversitesi profesörlerinden Edward Ashford Lee bir yandan da  Platon’un felsefesine kadar geri gidip, teknoloji tarihinin en alt basamağından en üst basamağına doğru tırmanarak okura teknoloji felsefesi tadında detaylı bir çalışma sunuyor.

İNTERNET BAĞIMLILIĞI -Holder Feindel

Hepimizin ihtiyacı haline geldi teknoloji. Daha konforlu yaşam şartlarına sahip olduk. Günlük hayatta kullandığımız teknolojik aletlerden, tıp dünyasında kullanılan cihazlara kadar pek çok aletle hayatın her alanında daha rahat yaşam şartlarına sahip olduk. İnternet bağlantıları sayesinde dünyanın neresinde olursak olalım bilgi alışverişi yapabiliyoruz. Bunu paylaşabiliyoruz. Bundan faydalanabiliyoruz.

Faydalarını saymakla bitiremeyeceğimiz teknoloji ihtiyaç dışında, gereksizce ve gereğinden fazla kullanıldığında, bağımlılık haline bürünür. Ve bunun tedavisi çok zordur. Girişte bahsettiğim konulara tam olarak değinen bir çalışma olmuş İnternet Bağımlılığı. Holder Feindel tarafından kaleme alınmış ve neredeyse bütün kaygılarımı kâğıda dökmüş adeta.

İnterneti makul düzeyde ve anlamlı bir şekilde kullanmak hayatı kolaylaştırıyor ama ya aşırı kullanımı? Hakikaten, ne kadardan sonrası aşırı kullanım sayılır? Günde üç ya da dört saat mi, daha fazlası mı? Peki iş veya okul gereği internette ‘zorunlu olarak’ geçirilen saatler bu süreye dahil midir? Hangi aşamadan itibaren internet bağımlılığından söz etmek gerekir? Mağdurlar ve yakınları bu rahatsızlıktan nasıl etkilenir? İnternet bağımlısı kişiler ne tür bedensel, sosyal ve psikolojik sorunlarla karşılaşırlar? Kişiyi internet bağımlılığına sürükleyen nedenler nelerdir? Gerçeklik ile sanallığın birbirinden ayrılamaz hale geldiği noktada bağımlılar ne yaşar? Medya okur yazarlığı, internet bağımlılığına karşı koruyucu bir kalkan olabilir mi? Aileler çocuklarını korumak için başka ne tür önlemler alabilir?

Can alıcı sorular, önemli konu başlıkları ve okumaya değer bir çalışma.

ÇOCUKLARINIZA TUTUNUN -Gordon Neufeld, Gabor Mate

“Çocuklarda iyi bir birey olma arzusunu fark ettiğiniz an bunun üstünde durmazsanız, bu duyguyu beslemezseniz çocuk beklentilerimizi karşılama çabasını sürdürmek için gerek duyduğu motivasyonu kaybeder.” diyor yazarlarımız Mate ve Topraktaş. 

Ebeveyn olmak bu çağda ustalık gerektiren bir iş. Sağlıklı çocuklar yetiştirebilmek için sağlıklı düşünebilen beyinlere sahip olmak gerekiyor. Ve bu günümüz şartlarında oldukça zor. Yeni nesil öfkeli. Yeni nesil araştırmaya meyilsiz. Meraksız. Maalesef onları yormadan oyalayan, eğlendiren, kendi akıllarını kullanmasına engel olan akıllı cihazlara sahipler.  Kitap aynı zamanda sosyal medya ve teknolojinin ebeveynlikte yarattığı zorluklara da değiniyor. Çocuklarınız için güvenin, iletişimin ve sevginin doğru kaynağı ailelerinden başka kim olabilir ki?

Bu hafta çok karamsar göründüğümün farkındayım. Ama yakın çevremde de gözlemlediğim bu durumdan ve duyduğum kaygıdan bahsetmeliydim. Çocukları ve geleceklerini doğru bir şekilde yönlendirmek, sağlıklı düşünmelerini sağlamak, duyarlı bireyler olarak yetiştirmek ebeveynlere düşüyor. Bu zorlu, bitmek bilmeyen ve insanın sınırlarını zorlayan uzun bir maraton. Dilerim galibi siz olursunuz.

Sağlıkla kalın…
Meral Türkdoğan

Main Image by Thomas Quinn/Pixabay

Copy link
Powered by Social Snap