Drücken Sie „Enter“, um den Inhalte zu überspringen

Meral’in Kitap Bahçesi: “Dünya bir kitaptır ve seyahat etmeyenler, onun sadece bir sayfasını okurlar”

259

Yaşam kalitenizi ne belirler? İyi bir ev? Havalı bir meslek?
Çok iyi bir kariyer sahibi olabilirsiniz. Ya da çalışmak zorunda olduğunuz, pek de alakanız olmayan bir işte çalışıyor olabilirsiniz. Bütün seçimleriniz özel ve özenli, veya istem dışı, mecburi. Sahi yaşam kaliteniz ne ölçüde? Yaşadığınız toplumdaki yeriniz, kimliğinize duyulan ya da duyulmayan saygı, itibar. İyi ya da kötü size sunulan yaşam şartları ne kadar tatmin edici?

Ne kadar iyi şartlarda yaşarsanız yaşayın, ya da ne zorluklarla yaşarsanız yaşayın bir eksiklik, bir merak, bir arayış, doğal olana açlık hissettiğiniz olmuyor mu? Toprak kokusu size de iyi gelmez mi mesela? Ama ne var ki insan sahip olduklarından kolay vazgeçemiyor. Bazen mutsuz olduğunu bile bile ‚ben bu noktaya kolay gelmedim‘ mantığıyla soyutlayamıyor kendini maddeden. Hep daha fazlası için, bir üst model için, yedek yapmak için, çocuklar için, günü kurtarmak, ay sonunu getirmek için bir makine gibi çalışıyoruz. Tüm bunların yanında gerçekten mutluysanız, halinizden memnunsanız ne ala ama sözüm aslında, maceraperest doğa tutkunlarına. Ne demek istediğimi bahsedeceğim ilk kitapla çok net anlayacaksınız. 

Şimdiden iyi okumalar diliyorum…

YABANA DOĞRU -Jon Krakauer

Bir insanın, maddi anlamda isteyebileceği birçok şeye sahip genç bir adam Christopher. Ailesine okul konusunda verdiği sözü yerine getirmiştir artık. Fakat üniversite eğitimi biter bitmez evden kaçar, çünkü sürekli şiddet yaşanan bir evde ömür tüketmeye hiç niyeti yoktur. Biriktirdiği 25 bin dolarını ailesinden habersiz, açlıkla mücadele derneklerine bağışlar. Sadece ihtiyacı olanı alır. Maceraperest ruhuyla ve büyük bir cesaretle vurur kendini yollara.

2007 yılında Sean Penn yönetmenliğinde, Into The Wild ismiyle filme de uyarlanan, Christopher McCandless’in yaşam öyküsüdür Yabana Doğru. Okurken içine sürüklendiğim, hiç bitmesin dediğim, bazen ‘ne işim var benim burada’ dedirten türden bir roman.

Tutkuyla, bir solukta okuyacağınıza çok emin olduğum gerçek bir yaşam hikâyesi…

ÇİZGİLİ PİJAMALI ÇOCUK -John Boyne

İrlandalı yazar John Boyne tarafından kaleme alınmış, 2008 yılında filme de uyarlanmış Çizgili Pijamalı Çocuk, biri asker bir ailenin, diğeri tel örgüler arkasında, mahkûm bir ailenin çocukları olan Bruno ve Shmuel’in dış dünyadan bihaber, saf, sıcak, samimi dostluk hikâyesini anlatıyor. Nazi Almanya’sının acımasızlığını, o dönem Auschwitz Kampı’nda başta Yahudiler olmak üzere, Romanlar ve eşcinsellerin acımasızca yok edildiği, insanlık tarihinin en acımasız dönemine biraz olsun ışık tutan bir çalışma. Sonu elbette hüzünlü biten, okuyucusunun yüreğinde burukluk, gözünde yaş bırakan güzel bir roman.

BİRİNCİ KIYAMET -Buğra Gürsoy

1900’lü yıllarda, Türkiye’den ismini duyuran hem futbolcu, hem boksör bir isim Sabri Mahir. Geçmişinden içinde saklı kalan ağır öfkesini kontrol altına alabilmek için edebiyat öğretmeninden boks eğitimi alır. Ama bu çalışma aksi yönde ilerler. Karıştığı bir kavga nedeniyle ülkesinden ayrılmak zorunda kalır. Küçük yaşta babadan gördüğü istismar sonucu babaya duyulan nefret, anneye duyulan aşırı bağlılık, içinde bulunduğu durumla gölgede bırakılan bir aşk…

Akıcı, güzel bir dille yazılmış, bir yolculuk, bir kaçış hikayesi.

Sinema ve tiyatro oyuncusu, mimar, öykü yazarı, senarist. Artık bir de romanı var. Sanatçı ruhlu olmak böyle bir şey olsa gerek. Çok yönlü, sempatik sanatçı Buğra Gürsoy’un kaleminden Birinci Kıyamet.

İlk denemeye göre bence başarılı. Okumaya değer…

Edebiyat bahçemizde kitapsız kalmayın.

Sağlıkla kalın…
Meral Türkdoğan

Main Image by Amber Avalona/Pixabay

Copy link
Powered by Social Snap