Tanınmış yazar Regula Venske’yle birlikte Hamburg’da “Kültürlerarası Düşünce Fabrikası”nın onur ödülünü alan Osman Okkan, Türkiye’deki demokrasi ve özgürlük mücadelesini selamlayarak ödülünü hapisteki muhalif aydınlara adadı.
Yıllardır ülkeler, halklar ve kültürler arası ilişkilerin gelişimi için sayısız girişime imza atmış olan belgesel yönetmeni, gazeteci-yazar Osman Okkan’a bir onur ödülü de Hamburg’dan geldi.
Okkan’a ödülü Hamburg’da yedi yıl önce kurulan “Kültürlerarası Düşünce Fabrikası”nın (IKDF) düzenlediği kültür festivali “Edebiyat ve Tiyatro Günleri”nin açılış galasında, Hamburg’lu tanınmış yazar ve edebiyat bilimcisi, Almanya PEN Merkezi’nin eski başkanı Regula Venske’yle birlikte verildi. IKDF’nin bu yıl “Sınırları Aşan Öyküler” mottosuyla başlattığı kültür festivalinin açılışına Türkiye’den de Rize’nin Fındıklı ilçesinin sevilen belediye başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu ve Hamburg Kültür ve Medya Dairesi yöneticilerinden Julia Dautel katıldı. IKDF’nin ilk kez verdiği “Onur Ödülü”nü alan Okkan ve Venske, ödüllerini kürsüden tek tek isimlerini sayarak Türkiye’de hapisteki aydınlara, siyasetçilere ve gazetecilere adadılar.
Çoğunluğu göçmen kökenli aydınlar tarafından, sanat, kültür, eğitim ve çeşitli toplumsal alanlarda etkinlikler düzenleyerek Hamburg ve çevresinin kültürel ve siyasal yaşamına katkı sunmak amacıyla kurulan IKDF, açılış galasının ardından Edebiyat ve Tiyatro Günleri kapsamında zengin bir program gerçekleştirdi. Hamburg’un farklı kültür mekânlarında düzenlenen etkinlikler; Alfred Schnittke Akademisi’ndeki tiyatro gösteriminden Almanca edebiyat oturumlarına, Berlin ve Hamburg’dan yazarların katıldığı söyleşilerden Doğan Akhanlı anmasına uzanan geniş bir yelpazede hayata geçirildi.
Osman Okkan hakkında: Uzun yıllardır Köln’de yaşayan Avrupa Türkiye Kültür Forumu eski başkanı Osman Okkan, Avrupa kamuoyunda araştırmacı gazeteci, yazar, radyo–televizyon muhabiri, haber programı ve belgesel film yönetmeni olmasının yanı sıra bir kültür, barış ve diyalog insanı olarak tanınıyor. Yaşamını insan hakları, demokrasi ve eşit haklar mücadelesine; halklar arasında kardeşliğe adayan, yankıları Avrupa sınırlarını aşan birçok etkinliğe imza atmış olan Okkan, şimdiye kadar eserleri ve çalışmaları nedeniyle çok sayıda ödüle layık görüldü. Okkan, içinde bulunduğumuz yıl da Nürnberg Türkiye Almanya Film Festivali’nin ve ardından da Köln Kültür Konseyi’nin “Onur Ödülleri”ni almıştı. Bu ödüllerini de Hamburg’da olduğu gibi Türkiye’deki diktatörce eğilimlere karşı haksız yere hapiste tutulan siyasi mahkûmlara adadığını açıklamıştı. Osman Okkan, kültür ve medya çalışanlarından oluşan bir grup arkadaşıyla kurduğu Almanya Türkiye Kültür Forumunun (kısa bir süre önce Avrupa Türkiye Kültür Forumu adını aldı) 32 yıl boyunca başkanlığını ve sözcülüğünü yürütmüştü. Halklar arasında ilişkileri güçlendirmek; Almanya’daki göçmenlerin eşit haklar mücadelesini desteklemek; ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadele etmek ve Türkiye ile Almanya arasındaki sanatsal, kültürel, bilimsel, medya ve siyasi diyaloğu geliştirmek amacıyla kurulan Kültür Forumunun “Onursal Başkanlığı”nı da çağdaş Türkiye ve Almanya edebiyatının büyük isimlerinden Yaşar Kemal ve Günter Grass üstlenmişti. Prof. Aslı Telli ve Arif Ünal’ın eş başkanlığını üstlendiği Kültür Forumu, şimdiye kadar Türkiye, Almanya ve Yunanistan başta olmak üzere çeşitli ülkelerden Aziz Nesin, Zülfü Livaneli, Mikis Theodorakis, Maria Farantouri ve Günter Wallraff gibi birçok sanatçı, yazar ve gazetecinin katıldığı çok sayıda etkinliğe imza atmıştı.
23 Kasım 1992’de Mölln’de gerçekleştirilen ırkçı kundaklama saldırısında Bahide Arslan, Yeliz Arslan ve Ayşe Yılmaz hayatını kaybetti. Bugün, 33 yıl sonra bu acı olayın ve göçmenlere yönelik şiddetin izleri hala hafızalarda canlı.
1992’de Mölln kentinde yaşanan ırkçı kundaklama saldırısının üzerinden 33 yıl geçti. 23 Kasım 1992 gecesi, aşırı sağcı iki genç molotofkokteyliyle iki eve saldırdı. İlk saldırı Ratzeburger Straße’deki eve yöneltilirken, kısa bir süre sonra Mühlenstr.’deki, Arslan ailesinin yaşadığı ev kundaklandı. Saldırıda Bahide Arslan (51), Yeliz Arslan (10) ve Ayşe Yılmaz (14) hayatını kaybetti; dokuz kişi ağır şekilde yaralandı. Bu olaylar, Almanya’da göçmen kökenlilerde derin travmalara yol açtı ve toplum hafızasında kalıcı izler bıraktı.
Geçtiğimiz hafta, saldırının anısını yaşatmayı amaçlayan Möllner Rede im Exil, bu yıl Münchner Volkstheatersahnesinde gerçekleştirildi. İbrahim Arslan’ın öncülüğünde düzenlenen etkinlik, mağdurların ve ailelerin sesini merkeze alan eleştirel bir hatırlama kültürünü besliyor. Bu yıl Arslan ve Yılmaz ailelerinin yanı sıra, Münih’teki OEZ saldırısından etkilenen aileler ile Semra Ertan’ın yakınları da konuşmacı olarak yer aldı. Etkinlikte Alena Isabelle Jabarine ve Deborah Feldman konuşmalar yaptı, müzisyen Berivan Kaya sahne aldı ve sanatçı Rajya Karumanchi‑Dörsam’ın enstalasyonu sergilendi.
Mölln saldırısından yıllar sonra Almanya’nın dört bir yanından mağdur ailelere gönderilen yüzlerce dayanışma mektubunun, o dönemde ailelere ulaşmadığı ve yıllarca şehir arşivinde saklı kaldığı ortaya çıktı. Bu mektupların hikayesi, ödüllü Martina Priessner belgeseli “Die Möllner Briefe” ile yeniden görünür hale geliyor; belgesel, İbrahim Arslan’ı ve mağdur ailelerin sesini merkeze alarak dayanışma ve adalet temasını öne çıkarıyor. Bugün bu mektuplar, görünmez bırakılmış dayanışmanın ve adalet talebinin sessiz tanıkları olarak yeniden gündeme geliyor.
Irkçı saldırıların hatırlanması, toplumsal farkındalığın artması ve toplumsal eşitliğin güçlenmesi için kritik öneme sahip. Irkçılığa karşı durmak ise hepimizin sorumluluğu.
Kasım ayında Münih’te öne çıkan etkinlikleri sizin için seçtik. Ay boyunca güncelleyeceğimiz bu seçkide, hem dikkatimizi çeken hem de sizin için anlamlı olabileceğini düşündüğümüz etkinliklere yer veriyoruz.
……………………………………………………………………………………………………………………
Pervin Chakar Konseri
Kürt-Alman soprano Pervin Chakar, hem opera repertuvarındaki ustalığı hem de Kürtçe müziğin zenginliğini sahneye taşıyan yorumuyla Münih’te dinleyicilerle buluşuyor. Chakar, halk ezgilerini Batı müziği enstrümanlarına uyarlarken geleneksel yapıyı bozmadan doğu ile batı arasında güçlü ve duygu yüklü bir köprü kuruyor.
Yer: Max-Joseph-Saal , Residenz Münih Tarih: 14 Kasım Cuma , 20:00 Bilet: 32 – 42 Euro (Buradan alabilirsiniz)
……………………………………………………………………………………………………………………
Möllner Rede im Exil – Münchner Volkstheater
1992’de Mölln’de gerçekleşen ırkçı kundaklama saldırılarında hayatını kaybeden Ayşe Yılmaz, Yeliz Arslan ve Bahide Arslan anısına düzenlenen Möllner Rede im Exil, bu yıl Münchner Volkstheater’da gerçekleşiyor. İbrahim Arslan’ın öncülük ettiği etkinlik, mağdurların ve ailelerin sesini merkeze alarak dayanışmacı, bağımsız ve eleştirel bir hatırlama kültürünün izini sürüyor. Bu yıl, Arslan ve Yılmaz ailelerinin yanı sıra Münih’teki OEZ saldırısından etkilenen aileler ve Semra Ertan’ın yakınları da söz alacak. Keynote konuşmaları Alena Isabelle Jabarine ve Deborah Feldman yapıyor. Gecede müzisyen Berivan Kaya sahne alacak ve sanatçı Rajya Karumanchi-Dörsam’ın enstalasyonu da sergilenecek. Etkinlik dili Almanca.
Yer: Münchner Volkstheater Tarih: 15 Kasım, 18:30 Bilet ve detaylı bilgi
……………………………………………………………………………………………………………………
Suz-i Dil Korosu ile Cumhuriyet’in 102. yılı konseri
Yarın akşam Münih’te Ahmet Mavruk şefliğinde Suz-i Dil Korosu, dinleyicileri Cumhuriyet tarihine uzanan müzikal bir yolculuğa çıkaracak. Nazım Hikmet Kültür Merkezi Münih tarafından düzenlenen etkinlikte, geleneksel sanat müziğinin geçmişten günümüze uzanan repertuvarından oluşan bir seçki sunulacak. İki bölümden oluşan etkinliğin ilk bölümünde Suz-i Dil, Cumhuriyet öncesi eserlerden Cumhuriyet sonrası döneme kadar uzanan sanat müziği örneklerini seslendirecek. İkinci bölümde ise koro, seyircilerle birlikte şarkılar söyleyecek. Etkinliğe giriş 15 Euro bağış karşılığında. Gecede açık büfe ve içecekler de küçük bir katkı karşılığında sunulacak.
Bu cuma akşamı Münih’te samimi ve sıcak bir akustik gece arayanlar için güzel bir seçenek: Bora Yıldız, hem Eskises grubundan tanıdığımız hem de kendi yazdığı ve bestelediği şarkıları solo olarak seslendiren bir müzisyen. Sade akustik düzenlemeleri ve gitar eşliğinde söylediği parçalarıyla Diyar’da keyifli bir akşam sunuyor.
Kadın girişimciler pazarı: Mama macht Weihnachtsmarkt
Pazar günü Münih’te Mama macht Markt’ın yılbaşı edisyonu gerçekleşiyor. Etkinlik, kadın girişimcilerin el emeği ürünlerini ve tasarımlarını bir araya getiren alternatif bir yılbaşı pazarı sunuyor.
Bu yıl pazarın stantları arasında Münihli Göçmen Anneler grubundan tanıdığımız bir kadın üreticiler de yer alacak. Ayrıca ziyaretçiler mini yılbaşı ağacı, kış temalı mum ve tıg işi süs atölyelerine katılabilecek ve el yapımı hediyeliklerden dekoratif tasarımlara kadar geniş bir seçkiyi keşfedebilecek.
Münih’te ilk kez tamamen Türkçe gerçekleştirilen Quiz Night’ta pop kültürü, müzik, filmler ve nostalji bir araya geliyor. Katılımcılar takım kurarak soruları birlikte cevaplıyor ve gecenin sonunda sürpriz bir ödül kazanma şansı elde ediyor. Keyifli ve rekabetli bir akşam için herkese açık bir etkinlik. Giriş ücreti 10 Euro, shot ikramı dahil
Selanikli grup Banda Entopica, Münih’te bir konser verecek. Grubun müzisyenleri farklı deneyimlerini birleştirerek geleneksel ve modern Balkan müziğinin eşsiz bir karışımını yaratıyor. Klarinet, saksafon, akordeon ve geleneksel davul Daouli ile Balkan’ın farklı bölgelerinden ezgiler, kendi besteleriyle birleşiyor ve dans dolu, coşkulu bir atmosfer sunuyor. Canlı performansları izleyicilere coşkulu ve unutulmaz bir deneyim sunan grup, 20 Kasım’da Import Export sahnesinde sahne alacak.
Sue Çakar’ın Habibi Kiosk’taki yeni sohbet formatının konuğu, çok sayıda ödül almış Ezidi yazar Jihan Alomar. 2014’te IŞİD tarafından kaçırılan ve on ay boyunca esir tutulan Jihan, bugün Tübingen’de yaşayan, insan hakları ve hafıza mücadelesinin önemli genç seslerinden biri. Yazar olarak okullarda ve kurumlarda yaptığı çalışmalarla tanınıyor ve birçok insan hakları ödülüne layık görüldü. Etkinlik dili Almanca.
Münih’te klinik psikolog Pınar Deniz, Türkiye’de geçen çocukluğumuz, göçmenlik deneyimi ve kolektif iyileşme üzerine bir atölye çalışması yürütecek. Katılımcılar, göçün yaşamlarımız üzerindeki etkilerini, duygusal izlerini ve kolektif iyileşme yollarını birlikte keşfedecek. Etkinlik Türkçe gerçekleşecek ve göç deneyimi olan veya ailesinde göç geçmişi bulunan herkes davetli olacak.
Melikşah Altuntaş: “Bunu Kendime Neden Yapıyorum?”
Melikşah Altuntaş, ‘Bunu Kendime Neden Yapıyorum?’ adlı gösterisi ile 24 Kasım’da Münih’te Heppel & Ettlichsahnesinde olacak. Altuntaş, her zamanki mizah anlayışıyla, toplumun üzerine inşa ettiği “doğru” kimlikler ve beklentilerle yüzleşiyor. Yüksek tempolu, şaşırtıcı ve düşündüren bir gösteriye hazır olun.
Mehmet Akif Büyükatalay imzalı Hysteria filmini sinemada izlemek için belki de son fırsatınız. Film, bir set ortamında yanmış bir Kuran bulunmasıyla karanlık bir hâl alan çekim sürecini ve kaosa sürüklenen bir ekibin hikâyesini anlatıyor. Stajyer Elif’in (Devrim Lingnau) sırlar ve yalanlarla örülü tehlikeli bir oyunun içine sürüklenişi, “film içinde film” motifinin ustalıkla kullanımıyla işleniyor. Birçok ödülle dikkat çeken film, son seanslarında sinemaseverlerle buluşuyor. Oyuncular: Mehdi Meskar, Serkan Kaya, Nicolette Krebitz, Aziz Çapkurt, Nazmi Kırık
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü
25 Kasım’da Münih’te Geschwister-Scholl-Platz’ta bir araya gelinerek, kadına yönelik şiddete, kadın cinayetlerine, savaş ve toplumsal eşitsizliklere karşı dayanışma gösterilecek. Yürüyüş, Geschwister-Scholl-Platz’tan başlayıp Hohenzollernplatz’ta sona erecek. Bu eylem, sadece bireylere değil, patriarkal ve ırkçı sistemlere karşı küresel bir duruş sergiliyor. Dayanışmaya herkes davetlidir.
Anadolu halk ezgilerini saykodelik rock, funk ve caz ile harmanlayan Derya Yıldırım & Grup Şimşek, yeni albümleri Yarın Yoksa kapsamında 26 Kasım’da Münih’te STROM sahnesinde müzikseverlerle buluşuyor. Grubun modern ve geleneksel tınıları bir araya getiren özgün müzikal yaklaşımı, konseri yılın dikkat çeken performanslarından biri haline getiriyor.
Ahmet Mavruk şefliğindeki Suz-i Dil Korosu, Türk sanat müziğinin farklı dönemlerinden seçilen eserlerle Cumhuriyet tarihine müzikal bir yolculuk sundu.
Nazım Hikmet Kültür Merkezi Münih tarafından düzenlenen “Cumhuriyet’in 102. Yılı” konseri, Ahmet Mavruk şefliğindeki Suz-i Dil Korosu tarafından sahnelendi. İzleyicilere Cumhuriyet tarihini müzikle keşfetme fırsatı sunan program, yoğun ilgi gördü.
IG-Feuerwache’de gerçekleşen konser, Cumhuriyet tarihini üç dönem üzerinden izleyiciye sundu. Gecenin ilk bölümünde sunucu Elvan Eroğlu Cumhuriyet öncesi ve Kurtuluş yıllarına dair tarihsel bir anlatım yaptı. İkinci bölümde Mine Büyükişcan Cumhuriyet’in kuruluş sürecini aktardı. Üçüncü bölümde ise Yeliz Uludağ Cumhuriyet sonrası dönemin siyasal ve toplumsal dönüşümlerini izleyicilerle paylaştı. Böylece konser, müziği tarihsel bir çerçeveyle buluşturan bütünlüklü bir akışla ilerledi.
Konser boyunca Türk sanat müziği repertuvarının farklı dönemlerinden seçilen eserler seslendirildi. Etkinlikte aralarında “Saba tarf-ı vefadan peyam yok mu?”, “Yemenimde Hare Var”, Nazım Hikmet’in “Martılar ah eder çırparlar kanat” şiirinden bestelenmiş eser ve anonim İstanbul şarkısı “Ada Sahillerinde Bekliyorum”un yer aldığı şarkılar seslendirildi. “Ada Sahillerinde Bekliyorum”un bir bölümünün Ahmet Mavruk tarafından Arapça okunması salonda hoş bir sürpriz oldu.
Etkinliğin ikinci bölümünde izleyiciler de koroya eşlik ederek geceyi birlikte söyledikleri şarkılarla tamamladı. Münih’teki sanat müziği severleri bir araya getiren konser, hem tarihsel anlatımı hem de zengin repertuvarıyla katılımcılara unutulmaz bir akşam yaşattı.
Etkinlik arasında koro üyeleri müzikseverlerle birlikte
Münih’te 16 Kasım’da gerçekleşecek Mama macht Weihnachtsmarkt, kadın girişimcilerin el emeği ürünlerini, tasarımlarını ve lezzetlerini bir araya getiren alternatif bir yılbaşı pazarı sunuyor. Etkinlikte bu kez Münihli Göçmen Anneler grubundan kadın girişimciler de kendi stantlarıyla yer alacak.
Freiheitshalle’de gerçekleşecek pazarda stand açacak isimlerden İpek Kul Karacagil, kadın üreticilerin görünürlüğünün önemine dikkat çekerek şöyle diyor: “Kadın üreticilerin, özellikle annelerin ne zorluklarla üretim yapıp görünürlük elde ettiklerine dikkat çekmeyi hedefleyen bu pazarlar, el emeği ürünleri ve kadın üreticileri alıcılarla buluşturuyor. Biz de yeni girişimim Poppy Concept Store & Atelier olarak, Münihli Göçmen Anneler’den tanıdığım 6 yaratıcı kadının ürünlerini sergilediğimiz bir stand açıyoruz ve üç ayrı workshop ile katılımcılarla buluşuyoruz.”
Pazar kapsamında düzenlenecek atölyeler de ziyaretçilerin ilgisini çekecek türden. Programda, Bernantdesign’ın hazırladığı mini yılbaşı ağacı atölyesi, Betonyhandmade tarafından verilen kış temalı mum yapım atölyesi ve Globus.Handmade ile Pedaliza Atelier’in birlikte yürüttüğü tıg işi süs tasarım atölyesi yer alıyor. Bu üç atölye, katılımcılara yaratıcı bir üretim deneyimi sunmayı hedefliyor.
El yapımı hediyeliklerden doğal ürünlere, tekstil çalışmalarından dekoratif tasarımlara kadar geniş bir seçki sunan pazar, Münih’te alternatif bir yılbaşı ruhu arayanlar için keyifli bir buluşma noktası olacak.
Münih’te adil ve dayanışmacı bir toplum için çalışan Migration Macht Gesellschaft e.V. cumartesi akşamı bir yardım konseri düzenliyor. Etkinlik, derneğin kamu fonlarındaki kesintiler nedeniyle zorlaşan mali durumuna destek olmayı amaçlıyor.
IG-Feuerwache’de gerçekleşecek konserde sahne alacak sanatçılar: Buracoustics, Relativ Rapid ve Ulani. Saat 20:00’da başlayacak konserden elde edilecek tüm gelir derneğin çalışmalarına aktarılacak.
Buracoustics, Münih’te yaşayan İstanbullu müzisyen Burak Kılıçkıran’ın projesi. “Alternatif Pop & Rock” tarzındaki müziğinde kendi bestelerini ve farklı dillerde cover’ları seslendiriyor. 20 yılı aşkın sahne deneyimiyle sahnesinde içten ve enerjik bir atmosfer yaratıyor. Relativ Rapid, Münih merkezli bir ska topluluğu. Oldukça hızlı ska ritimleriyle rock’n’roll ve reggae gibi türleri harmanlayarak sahnede dinleyiciyi coşturuyor. Şarkıları çok dilli – Almanca, İngilizce, Fransızca veya Bavyera ağzı – ve eğlenceyi toplumsal dayanışmayla buluşturuyor. Ulani, Afro‑Kolombiya kökenli ritimler, canlı perküsyon ve duygulu ukulele ile güçlü bir müzik karışımı sunuyor. Performansları yalnızca dinlenmiyor, aynı zamanda hissediliyor ve izleyiciyi sahnede kendine çekiyor.
1988 yılında kurulan ve 2020 yılına kadar “Interkulturelles Forum” adıyla faaliyet gösteren Migration Macht Gesellschaft e.V., Münih’te göçün şekillendirdiği toplumsal yapının aktif bir parçası olarak daha kapsayıcı bir şehir toplumu için çalışıyor. Dernek, herkesin toplumsal yaşama eşit biçimde katılabildiği bir Münih hedefiyle; ücretsiz hukuki danışmanlık, kültürel etkinlikler ve karşılaşma alanları sunuyor.
Yardım konseri, bu dayanışma ağını güçlendirmek ve kültürel çeşitliliğe dikkat çekmek amacıyla organize edildi. Katılamayanlar derneğe Betterplace üzerinden bağış yaparak destek olabiliyor: Bağış linki
Özel gösterimler kapsamında yönetmen Mehmet Akif Büyükatalay, Münih’te de izleyiciyle buluşuyor
Mehmet Akif Büyükatalay imzalı “Hysteria”, yönetmenin katılımıyla yapılan özel gösterimlerle Almanya’da izleyicisiyle buluşmaya başladı. Film, 4 Kasım’da Münih’te sinemaseverlerle buluşacak ve 6 Kasım Perşembe günü ülke genelinde vizyona girecek. Film 6 Kasım’da vizyona girdikten sonra da yönetmenin katılımıyla özel gösterimlerle farklı şehirlerde izleyiciyle buluşmayı sürdürecek.
Büyükatalay, ilk filmi Oray ile uluslararası başarı yakaladıktan sonra, ikinci uzun metrajı Hysteria ile gerilim türünde dikkat çekici bir yapım sunuyor. Hysteria, bir film setinde yanmış bir Kuran bulunmasıyla karanlık bir hal alan çekim sürecini ve kaosa sürüklenen bir ekibin hikayesini anlatıyor. Stajyer Elif’in (Devrim Lingnau) sırlar ve yalanlarla örülü tehlikeli bir oyunun içine sürüklenişi, “film içinde film” motifinin ustalıkla kullanımıyla anlatılıyor. Filmin oyuncu kadrosunda Mehdi Meskar, Serkan Kaya, Nicolette Krebitz, Aziz Çapkurt ve Nazmi Kırık yer alıyor.
Hysteria’nın hem kişisel hem de politik bir tartışmanın devamı olduğunu vurgulayan yönetmen Mehmet Akif Büyükatalay film hakkında şöyle diyor: “İlk filmim Oray’da, Almanya’daki Müslüman yaşamına dair kendi öznel bakış açımı, alışılagelmiş imgelerden bağımsız olarak ortaya koymaya çalışmıştım. Hysteria ise mevcut toplumsal sınıf ilişkileri ve güç yapıları içinde ‘ötekilerin’ görüntülerini üretmenin sorumluluğunu ve zorluklarını ele alıyor – hem bu imgeleri üretenler hem de bu imgelerin öznesi olanlar açısından. Ve bu, bizi bir toplum olarak o kadar etkiliyor ki artık birbiriyle iletişim kuramayan, birbirine insan olarak bakmakta zorlanan bir hale geliyoruz.”
Berlinale 2025’in Panorama bölümünde prömiyerini yapan Hysteria, festivalde Label Europa Cinemas – En İyi Avrupa Filmi Ödülü’nü aldı. Film ayrıca Filmkunstfest Mecklenburg-Vorpommern’de FIPRESCI Ödülü’nü kazandı. Büyükatalay, yeni filmiyle Almanya’da ayrıca NRW-Filmpreis ve Hessen Filmpreis (Jüri Ödülü) ve Amerika’da 33. Hamptons International Film Festival’de Özel Jürü Ödülü’ne layık görüldü. Başrol oyuncusu Devrim Lingnau (Die Kaiserin), Berlinale 2025’te European Shooting Star seçilerek dikkatleri üzerine çekti.
(c) Berlinale 2025
Mehmet Akif Büyükatalay (c) Marcus Hoehn
Yönetmen hakkında Mehmet Akif Büyükatalay, 1987 doğumlu. Köln Medya Sanatları Akademisi mezunu olan yönetmen ve yapımcı, 2019 yılında çektiği ilk uzun metraj filmi Oray ile uluslararası çapta beğeni topladı ve Berlinale 2019’da En İyi İlk Film (GWFF Preis Bester Erstlingsfilm) ödülünü kazandı. 2020 yılında yapımcı Claus Herzog-Reichel ile birlikte filmfaust GmbH’yi kuran Büyükatalay, o tarihten bu yana Avrupa sinemasında yaratıcı bir güç olarak öne çıktı. Şirket, Cem Kaya’nın Liebe, D-Mark und Tod, Miri Ian Gossingve Lina Sieckmann imzalı Sirens Call gibi ödüllü film ve belgesellerin yanı sıra Immaculata gibi yapımları da üretti.
Geçtiğimiz haftalarda 59. Uluslararası Hof Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan Gonca de Haas imzalı kısa film „Aus der Mitte gerissen“, 3 Kasım’da Berlin prömiyerini yapacak. 25. Filmfest FrauenWelten kapsamında pazartesi akşamı saat 19:15’te, Kino in der KulturBrauerei’de yapılacak gösterime filmin yönetmeni Gonca de Haas da katılacak.
Gonca de Haas’ın ilk filmi „Aus der Mitte gerissen“ 59. Uluslararası Hofer Filmtage’de dünya prömiyerini yaptı. (Foto: Hofer Filmtage, MizterPhoto)
Kadın bedeni, kimlik ve rıza üzerine sarsıcı bir hikaye Aus der Mitte gerissen (“Kökünden Koparılmış”) adlı kısa film, Hava adlı bir kadının hikayesini anlatıyor. Bir miyom ameliyatının ardından Hava, rahminin bilgisi dışında alındığını öğrenir. Bu geri dönülmez tıbbi müdahale, onun kadınlık algısını ve kimlik duygusunu derinden sarsar. Filmde başrolü de üstlenen yönetmen Gonca de Haas, kadının kendi bedeni ve yaşamı üzerinde karar alma hakkı, bedeni yöneten sosyal ve kültürel politikalar ile kadın sağlığı konularına cesur bir bakış sunuyor. Filmin görüntü yönetmenliğini ise başarılı çalışmalarıyla tanıdığımız Chris Hirschhäuser üstlendi. Hirschhäuser, 2020 yılında Hof Film Festivali’nin ‘En İyi İlk Yapım Ödülü’nü alan Toprak filminin de görüntü yönetmenliğini yapmıştı.
Kadın hikayeleri beyazperdede Filmfest FrauenWelten, 29 Ekim – 4 Kasım 2025 tarihleri arasında Berlin’dek 25. kez düzenleniyor. İnsan hakları örgüt TERRE DES FEMMES tarafından organize edilen festival, kadınların hikayelerine ve kadın haklarına odaklanan Almanya’daki tek film festivali olma özelliğini taşıyor. Bu yıl 20’den fazla ülkeden 32 film izleyiciyle buluşuyor. Gösterimlerin yanı sıra söyleşiler, paneller ve yönetmenlerle buluşmalar da festival programında yer alıyor.
Destek ve ilk yönetmenlik deneyimi Götz George Vakfı’nın desteğiyle hayata geçirilen film, genç sinemacıların toplumsal olarak önemli temaları sanatsal güç ve duyarlılıkla işleyebildiğini gösteriyor. Uzun yıllardır Almanya’da oyunculuk yapan Gonca de Haas, bu filmle yönetmen koltuğuna ilk kez oturuyor. Mannheim doğumlu sanatçı, Münih’teki Otto-Falckenberg Okulu’nda oyunculuk eğitiminin ardından tiyatro ile sinema dünyasında çeşitli projelerde yer aldı.
Yer: Kino in der KulturBrauerei, Schönhauser Allee 36, Berlin Tarih: 03.11.2025, 19:15
Leben wir in einem Fascholand? Warum entwickelt sich Deutschland immer weiter nach rechts? Canberk Köktürk geht in seinem investigativen Sachbuch Fascholand – Wir sind hier immer noch in Deutschland diesen Fragen nach. Mit Fallakten, Zeug:innen und detaillierten Recherchen zeigt er, wie Rechtsextremismus und Hass immer wieder in den Alltag zurückkehren.
Das Buch ist als Sachbuchkrimi aufgebaut: Jede „Fallakte“ behandelt einen konkreten Tatort und Zeug:innen – beispielsweise Professor Roger Griffin zum Status quo, Mirza Odabaşı zu Solingen. Köktürk mischt investigative Recherche mit persönlichen Eindrücken und scharfsinnigem Humor. Manchmal muss man beim Lesen schmunzeln, doch die Ernsthaftigkeit der Themen bleibt unübersehbar. Die Angst, die der Autor selbst beim Recherchieren erlebt, wird spürbar – ein Hinweis darauf, wie nah die Bedrohung durch Rechtsextremismus ist.
Die Stärke des Buches liegt in dieser Mischung aus Sachlichkeit, spannendem Erzählfluss und der Perspektive der Fallakten. Köktürk zeigt nicht nur die Mechanismen, die Hass und Hetze begünstigen, sondern macht sie durch die lebendigen Zeug:innenberichte greifbar. Die Fallakten führen zu einer abschließenden Beweisführung: Crazy, Scary, Spooky, Hilarious – ein Stilmittel, das die Schwere der Themen mit bitterbösem, manchmal schrägem Humor verbindet.
Canberk Köktürk – FASCHOLAND Wir sind hier immer noch in Deutschland
Am Ende bleibt der Eindruck: Fascholand ist mehr als ein Sachbuch – es ist ein dringender Aufruf zur Aufmerksamkeit. Jede:r könnte theoretisch eine eigene „Fallakte“ hinzufügen, denn Rassismus und Rechtsextremismus betreffen uns alle in irgendeiner Form. Das Buch zeigt eindrücklich, wie wichtig es ist, diese gesellschaftliche Realität ernst zu nehmen, aktiv Stellung zu beziehen und sich nicht in falscher Sicherheit zu wiegen.
Buchdetails Titel: Fascholand – Wir sind hier immer noch in Deutschland Autor: Canberk Köktürk Verlag: Ullstein Hardcover Erscheinungstag: 31.07.2025 Seiten: 320 Seiten ISBN: 9783550204241
Avrupa’daki yaz saati uygulaması gece yarısından itibaren sona erdiği için Türkiye ile Avrupa arasındaki zaman farkı önümüzdeki altı ay boyunca bir saat daha fazla olacak.
Avrupa Birliği ülkelerinde gece yarısı saat 03.00’te saatler bir saat geri alındı ve 02.00’ye çekildi. Buna göre Türkiye, önümüzdeki yıl Avrupa’da yeni yaz saati uygulaması başlayıncaya kadar Avrupa’nın birçok ülkesinden örneğin Almanya, Fransa, İspanya, Hollanda, İsviçre, Avusturya, İtalya’dan “iki saat ileride” olacak. Birleşik Krallık ile zaman farkı üç saate, Bulgaristan ve Yunanistan’la olan fark ise bir saate çıktı.
Türkiye 2016 yılında hükümetin aldığı kararla yaz saati uygulamasını kaldırarak sabit saat dilimine geçmişti. Gün ışığından daha fazla yararlanarak, elektrik tüketimini azaltmak amacıyla Avrupa’da başlatılan “yaz saati” uygulamasına Türkiye de uzun yıllar katılmıştı. Ancak hükümet bu yolla sağlanan tasarrufun beklenen düzeyde olmadığını ileri sürerek, aynı gerekçeyle, yani “gün ışığından daha fazla yararlanmak” ve ayrıca “günlük yaşamı kolaylaştırmak” için bu uygulamayı kaldırmıştı.
Avrupa’da yaz saati uygulaması her yıl mart ayının son pazar günü başlatılıyor ve ekim ayının son pazar günü sona eriyor. Buna göre Avrupa’da 2026 yılının yaz saati uygulaması 29 Mart Cumartesi’yi 30 Mart Pazar’a bağlayan gece saat 02:00’de başlayacak.