Pazar, Kasım 1, 2026
spot_img
Startseite Blog Sayfa 74

3 saatlik sergi

Münih’te yüksek lisans eğitimi için bulunan 24 yaşındaki Laçin Bayraktar, yaklaşık 15 suluboya çiziminden oluşan 3 saatlik bir sergiyle Münihli sanatseverlerin karşısına çıktı.
Sergide gösterilen resimleri, iki yıl önce 7 arkadaşını kaybettikten sonra çizdiğini belirten Bayraktar, resim yapmanın kendisini hayata bağladığını söylüyor. “Sürekli mutlu veya nötr görünmek zorunda olan mutsuz insanların iç dünyalarına bir kapı aralamak, karanlık anları pembeye boyamak istedim.” diyor. Resim eğitimi almayı kurslardaki katı kurallar nedeniyle küçük yaşta reddettiğini belirten kimya mühendisi Bayraktar, çizim yapmanın kendisini rahatlattığını ifade ediyor.
Bayraktar, Bad-Schachener-Str. 2 adresinde 3 saatliğine düzenlenen serginin devamının geleceğini de müjdeledi.

Lacin_7993_web
Soldan: Ufuk Keser, Laçin Bayraktar, Pelin Sürmeli

Lacin_7983_web

Nükhet Kıvran yazdı: Göçmenler Meclisi Bütçe Komisyonu

Piyasa dergisinin değerli okurları,

daha önce sizlere bahsettiğim gibi bu yazımda Göçmenler Meclisi’nin bütçe komisyonunu anlatacağım. Göçmenler Meclisi’nin toplamda 5 komisyonu bulunmaktadır. Bunların içinde sadece bütçe komisyonu tüzükte yer almakta ve tüzükte belirtildiği gibi seçimle göreve gelmektedir. Seçimler, Göçmenler Meclisi genel seçimlerinden hemen sonra planlanan genel kurulda olmaktadır. Tüzükte belirtilen seçilme şartlarını şöyle sıralayabiliriz; Bir milletten en fazla iki kişi seçilebilir ve kadın erkek sayısı eşit olmak zorundadır. Toplamda 8 üye olan 4 kadın ve 4 erkek seçimle iş başı yapar. Ayrıca komisyona Göçmenler Meclisi başkanı seçilmeden dahil olur ve başkanlık yapar. Seçimler tamamlandıktan sonra toplamda 9 kişi komisyon üyesi olarak göreve başlar. Komisyon üyelerinden herhangi birisi hastalanırsa yerine temsilci katılamaz.

Şimdi de sizlere kimler, hangi projeler için mali destek alabilir onu anlatmaya çalışacağım. Göçmenler Meclisi’nin internet sitesinde konu ile ilgili kapsamlı bilgi vardır (http://migrationsbeirat-muenchen.de/zusch.htm). Müracaat eden kurum ve kişiler müracaatlarından önce mutlaka bu sayfaya girerek iç yönetmelikte belirlenen şartları okumalıdırlar. Ayrıca Münih Belediyesi’nin bütçe komisyonundan sorumlu memurundan da bilgi alınabilir. Bütçe komisyonuna projeniz için müracaat ederken ille de bir dernek olmanız gerekmemektedir. 2 veya 3 kişiden oluşan bir inisiyatif de olabilirsiniz. Eğer tüzel kişilikseniz tüzel kişilik ile ilgili müracatınızda örneğin dernek tüzüğü gibi bilgileri vermek zorundasınız Müracaat formunu en az iki kişi imzalamak zorundadır. Projeler birlikte yaşama katkı sunan uyum projeleri olmak zorundadır. Örneğin Münih¬te yaşayan yabancıların ve almanların güncel hayatta birbirleri ile uyumunu sağlamak gibi içeriği olması lazım.

Komisyon toplantıları düzenli olarak ayda bir kere yapılmaktadır. Bu tarihleri internet sitesinden veya bütçeden sorumlu memurdan öğrenebilirsiniz. Projenizi bütçe komisyonundan sorumlu memura bildirerek bütçe komisyon toplantısında üyelere kendinizi ve projenizi bizzat tanıtıp sunabilirsiniz, böylece komisyon üyelerini yakından tanıma fırsatı elde etmiş olursunuz.

Projeye verilecek para miktarını komisyon üyeleri oylama ile belirlerler. Projenin mali kaynak alıp almaması tamamiyle komisyon üyelerinin onayına bırakılmıştır. Burada önemli bir bilgi vermemiz lazım. Göçmenler Meclisi’nin bütçe komisyonu projeye sadece tavsiye verebilir. Son karar Münih Belediyesi’nin sorumlu bölümündedir. Bütçe komisyonu 5.000 Euro¬ya kadar olan projeleri onaylayabilir (Empfehlung) 5.000 Euro¬nun üzerinde olan projeler genel kurulda görüşülür ve karara bağlanır.

Projeniz ile ilgili isterseniz Göçmenler Meclisi üyeleri veya direk bütçe komisyonu üyeleri ile görüşüp bilgi alabilirsiniz.

Nükhet Kıvran
-Münih Göçmenler Meclisi üyesi
-Ramersdorf Perlach SPD bölge meclisi üyesi

TD Platform buluştu

TD Platform (Türk-Alman Öğrenci ve Akademisyenler Platformu), düzenli aralıklarla organize ettiği ve belli konuları ele aldığı buluşmalarda bu kez Federal Meclis seçimlerini masaya yatırdı.

Poseidon restoranda düzenlenen buluşmaya TD-Platform üyeleri ve Münih bölge yöneticileri Neslihan Özhan, Şenol Tubadan ve Adnan Kastel’in yanı sıra avukat Ünal Özkök ve göz doktoru Hülya Yüksektepe ile CSU’lu Ozan İyibaş ve Serdar Duran da katıldı. Birlikte yenilen akşam yemeğinde katılımcılar konuyla ilgili fikir alışverişinde bulunma ve siyasetçilere soru yöneltme fırsatını buldu.

Akşamın sonuna doğru doğum günü olduğu öğrenilen bölge yöneticilerinden Adnan Kastel’in de doğum günü kutlandı.

Okudum: Küçük Prens

En son hangi kitabı okudun? sorumuzu Ayşe Sönmez cevaplıyor…

En son Kücük Prens’i okudum. Antoine de Saint-Exupéry’nin yazdığı kitabı Cemal Süreya ve Tomris Uyar çevirisiyle okumak çok keyifliydi. 26 yaşında ‘çocuk kitabı’ okumam bazılarına saçma gelebilir ama bu kitap çok özel ve yaşı ne olursa olsun, herkesin hayatında mutlaka en az bir kere okuması gereken bir kitap. Kitapta sadece küçük çocuklara değil, yetişkinlere de nasıl ‘iyi bir insan’ olunduğu anlatılıyor. Bencil ve kibirli insanlarla dolu dünyada ‘iyi insanlar’ın önemini ve umudu da öğretiyor. Bu kitabı herkese canı gönülden tavsiye ederim.

Lezizel ‘franchise’ ile büyüyor

Münih’in vazgeçilmez markası haline gelen Lezizel, bu yılın başlarında hayata geçirdikleri franchise sistemi ile büyüyor.

Dört yıl önce `Münih ve Almanya’da kaliteli taze mantı bulunmadığı ve piyasada gerçek bir mantının boşluğu olduğu’ düşüncesiyle kurulan Lezizel Mantı, aradan geçen zamanda Münihlilerin vazgeçilmez tadı haline geldi. `El değmeden ve ev yapımı kalitesinde’ üretilen Lezizel Mantı, Uğur ve Oğuz Örgün kardeşlerin her aşamada gösterdikleri özen ve kalite titizliği ile dikkat çekmeyi başardı.

Bu heyecanlı ve kalite tutkunu ortaklar, dört yıl sonra hazır olduklarını düşünerek başladıkları franchise sistemine gösterilen ilgiden memnun. Lezizel, Münih’te Corneliusstr. 6 adresinde hizmet veren ana şubenin dışında bu yıl Neufahrn, Regensburg ve son olarak da Riem Arcaden’de açılan şubelerle büyümeye devam ediyor. Örgün kardeşler, `şu sıralar farklı bölgelerle de görüşmede olduklarını ve yakın zamanda yeni bayilerin zincire ekleneceğini’ de duyurdular.

Franchise sisteminde küçük girişimcilere, büyük bir sisteme dahil olma imkanı ve organizasyon, eğitim gibi konularda destek alarak karlı bir iş ilişkisi sunuluyor. İlgilenenler şu mail adresinden Lezizel’e ulaşabilir: info@lezizel.de

lezizel_regensburg_web
Uğur Örgün ve Regensburg şube sahibi Mustafa Turan

Lezizel-Neufahrn_web
Murat Kılıç (soldan dördüncü) Neufahrn Lezizel ekibi ve Örgün kardeşlerle

Lezizel-Riem-Arcaden_web
Hanifi Avcıtürk ve Cüneyt Türel’in franchise sahibi olduğu en yeni Lezizel şubesi Riem Arcaden’de açıldı

Çiğdem Şanalmış yazdı: Güneşle yolculuk – Çevre dostu yeşil ulaşım uygulamaları

Son yazım her ne kadar yankı ve itiraz getirdiyse de, Intersolar fuarında sergilenen elektrikli arabaların içine oturup fotoğraf çektirenlerin arasında sık sık vatandaşlarıma rastladım. Bundan „Mübarek arabalarımız hayli cazip bir konu“ sonucunu çıkardım ve yazı dizisine diğer taşıt araçları ile devam ediyorum.

İki sene önce VW balonunun patlaması ile başlayan dizel skandalı gündemden düşmüyor; dünya otomobil pazarı bir kriz devri yaşıyor. Yetkililer çevreyi ve sağlığımızı etkileyen, özellikle çocuklarda beyin ve akciğerlerde ciddi sağlık problemlerine sebebiyet veren Nitrojenoksit ve partiküllere karşı harıl harıl çözümler arıyor.
Yazılarımı takip edenler bilir, her fırsatta güneş enerjisini kağıda döküyorum. Doğayla dost kaynaklar mevcut, yeşil ve alternatif enerjiler ile neler yapılabileceğinin birkaç örneğini sizlere sunmak istiyorum.

Sorumsuz tüketim, artan kentleşme hava kirliliğini beraberinde getiriyor; en fazla etkisi olan faktör ulaşım araçları. Büyükşehirler kolları sıvadı, kampanyalar ve teşviklerle emisyon yoğunluğunu azaltmak için elektrikli özel araçların yanında toplu taşımaya (e-taksi, e-otobüs) ve paylaşılan mobilite projelerine özendirmekte. Elektrikli çöp ve posta nakil araçları bazı bölgelerde hizmete başladı; lojistik sektörünün geleceği elektrikli veya hibrit. Güneş enerjisi bakımından altın yumurtlayan tavuk olan Türkiye’de İstanbul ve İzmir belediyesi toplu taşımada alternatif enerji ve güneş panelleri ile çalışan otobüs filoları ile çevre duyarlılığına dikkat çekmek istiyor.

Güneş pillerinin verimlerinin artması ile güneş arabalarında muhtelif tipler üretilmeye başlandı. Ülkemizdeki üniversitelerde öğrenciler geliştirdikleri araçlar ile Avustralya’da düzenlenen „World Star Challenge“ veya Türk „Formula G“ yarışlarında ışıldıyorlar.

Gelelim hava taşıtlarına: Güneş enerjili ve insansız hava araçları üzerinde denemeler 1974’lerde başlamış; o zamandan beri çeşitli tipler geliştirilmiş ve günümüzde üniversitelerde çalışmalar devam ediyor. Yakıtsız, sadece güneş enerjisi ile çalışan ‘ultralight’ uçak „Solar Impulse“ ile İsviçreli 2 pilot 500 günde küremizin çevre turunu 2016’da tamamladı ve yeni projeler hazırlıyor.

Yeşil denizcilik, yani güneş tekneleri benim favori konularımdan. Dalyan’ın sazlık labirent kanalında yapılan tekne turları son derece keyifli ama yoğun ilgi hava, su ve gürültü kirliliğine sebep oluyor. Özel bir şirkete ait olan ve güneş enerjisi ile çalışan prototip tekne herhalde müteakip projelere örnek olacak ve Dalyan sularında tüm tekneler temiz ve sessiz yeşil teknelere dönüştürülecek gibi görünüyor. Almanya’nın Bodensee gölünde „Helio Solarfähre“ ile güneşli yolculuk terapi gibi; sadece doğanın sesini dinleyerek su üzerinde süzülmek, gönülleri rahatlatıyor, dinlendiriyor.

Ulaşım için fosil yakıt kullanımını tamamen ortadan kaldırmak misyonuyla, hem dünya çapında hem de Türkiye’de farklı alanlarda geliştirilen projelerle temiz enerjinin imkansız olmadığını görüyoruz. Üstelik teknolojiler işlevsel olmasının dışında tüketiciyi cezbedecek tasarımlara sahipler.
Artık güneş enerjili protip araçların kitleselleşme vakti gelmiş olsa gerek. Gönül ister ki, illa yeşil enerjili araçlar kullanacağım diye kendini parçalayan bir kitle oluşabilsin; hani o inanılmaz iPhone tutkusu gibi!

Hoşça ve sevgiyle kalın
Çiğdem Şanalmış
-Güneş enerjisi danışmanı

Türkiye Halk Derneği’nden çifte kutlama

Münih Türkiye Halk Derneği (THD), Türkiye Cumhuriyetinin 94. ve THD’nin 40. yıldönümünü Anton Fingerle Kültür Merkezi’nde düzenlenen bir etkinlikle kutladı. Kutlamaya Kültür eski Bakanı ve Sosyaldemokrat Halk Dernekleri Federasyonu (HDF) önceki Genel Başkanı Ercan Karakaş da katıldı.

THD hakkında kısa film gösterimiyle başlayan program, THD Başkanı Dr. Fulya Kip Barnard ve HDF Genel Başkanı Necip Şahin’in konuşmalarıyla devam etti. Necip Şahin, yaptığı konuşmada iki bayramı bir arada kutladıklarını ifade ederek “Türkiye Cumhuriyeti’nin ve çağdaşlaşmanın, medeni olmanın, insan hak ve özgürlüklerinin ilk defa yaşamımıza girdiği Cumhuriyetimizin 94. yılını şahsım ve örgütüm adına yürekten kutluyorum. Biz ülkemizden uzaklarda yaşıyor olsak da Cumhuriyet ilke ve devrimlerine, HDF olarak 40 yıldan beri her zaman sahip çıktık, bundan sonra da bu ilkelerde çalışmaya kararlıyız. Elbette yaşadığımız ülkenin çağdaş yapısına da gerekli uyum ve duyarlılığını göstererek.” şeklinde konuştu.

Derneğin kuruluş tarihi hakkında da bilgiler veren Şahin, aralarında geçen yıl vefat eden Niyazi Özkan da olan dernek kurucularına teşekkür etmeyi de ihmal etmedi. Hem Almanya hem de Türkiye’de HDF’den yetişen pek çok insanının, göçmenler meclisine, belediye meclislerine, parlamentoya ve bakanlıklara kadar uzanan siyasi kariyerlere gelebildiğini de hatırlatan Şahin, kutlamaya katılan Ercan Karakaş’ın da bunlardan biri olduğunu belirtti.

“Evrensel bir dünya görüşü olan sosyal demokrasi dayanışmasından, biz isteriz ki her ülkede de ortaklarımız bu deneyim ve katkılarımızdan yararlanabilsinler.” diye konuşmasına devam eden Şahin, uyumun ilk koşulunun eşitlik olduğunu da hatırlatarak “Uyumun bundan sonraki aşaması, hiç tartışmasız burada yarım asırdan beri yaşayan ve diğer tüm göçmenlere, yerel seçimlerde oy hakkı verilmesidir. Bunu başta siyasi yoldaş örgütümüz, birçoğumuzun da üyesi olduğu SPD’den bekliyoruz.” şeklinde konuştu.

Daha sonra konuşan SPD eyalet milletvekili Florian von Brunn, Arif Taşdelen ve diğer parti arkadaşlarından selam getirdiğini söyleyerek başladığı konuşmasında, “Sosyal demokrasi kolay zamanlardan geçmiyor. Biz de burada hoşgörü ve özgürlükleri tehlikeye atan `utanç verici’ bir parti ile savaşıyoruz. Bu gibi partiler Türkiyeli vatandaşlara karşı tavır aldığında, bizim yerimiz kesinlikle Türkiye kökenli vatandaşlarımızın yanı olacaktır. Bunu en geç NSU cinayetlerinden öğrendik.” dedi.

Daha sonra konuşan Ercan Karakaş ise, “Cumhuriyet, özgür yurttaşlığa dayalı çağdaş toplum hedefiyle yola çıkmıştır. Bugün Türkiye’de bir yol ayrımındayız; demokrasi mi, otokrasi mi? Türkiye, Cumhuriyet yolundan dönmeyecektir. Ülkede barış, dünyada barış isteyen bütün güçlerin bir araya gelmesiyle bu durum çözülecektir.” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından derneğin kurucu üyeleri olan Remzi Yazgan, Ömer Kara, Melki Rhawi, Cumali Naz, Fikret Demirhan, Hüseyin Göcek, Orhan Gül ve geçtiğimiz yıl vefat eden Niyazi Özkan adına kızı Özlem Özkan’a ve CHP adına Ercan Karakaş ile SPD adına Florian von Brunn’a da birer plaket verildi.

Kutlama, Münihli müzik grubu Kalimerhaba’nın Türkçe ve Yunanca müzik dinletisinin ardından ikramların sunulduğu kokteyle devam etti.

Hamide TÜRKER

HDF-kutlama2017_8094_web

Manuş Baba ‘Dönersen Islık Çal’

Küçük, güzel çocuk anlamında olan Manuş adını, çocukluk dönemi ona böyle seslenen Dıyarbakırlı anneannesinden alır. ”Baba” da bebekken konuşmaya başladığında ağzından çıkan ilk kelimedir. Asıl adı Mustafa Özcan olan Manuş Baba, ‘İnsan olabilmenin o derin kaygısını taşımanın ve bunun için emek harcamanın önemini kendi babası ile keşfettiğini’ dile getiriyor ve ‘ilk gençlik dönemi arasında kendisinde bıraktığı önemli izler ile kendi babasının, Manuş Baba karakterinin oluşmasında ve ismini bu şekilde duyurmasında önemli etkileri olduğunu’ söylüyor.

​Tarsus’ta 1986 yılınının aralık ayında doğan Manuş Baba, çocukluğunun bir kısmını burada geçirir. Babasının mevsimlik işçiliğinden dolayı 1996 yılının bahar aylarında ailesiyle birlikte Antalya’ya yerleşir. Antalya’ya alışmakta zorlandığını söyleyen Manuş, ilk, orta ve lise eğitimini burada tamamlar. Lise yıllarında babasının kendisine aldığı gitarı eline alır, ve kendi deyimiyle ‘bir daha da bırakmaz’. “Ruhani kanatlarını takıp, Tanrı’ya bir el edip, tekrar yeryüzüne gelmek gibi bir şey, benim için müzik” diyen Manuş, müziğe böyle başlar. Gitar, şan ve müzik eğitimi aldığı derslerden sonra 2010 yılında Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik bölümünü kazanır. O dönemlerde kendi cover ve beste kayıtlarını sosyal ağlarda paylaşarak ismini duyurur. 2015 yılı itibariyle müziğine ilgiyle yaklaşan prodüktör Murat Kınay ile tanışır ve birlikte çalışmaya başlar.

​Çok yönlü müziğinde geleneksel seslerden ilham alan Manuş Baba için, Antalya’dan İstanbul’a uzanan müzik yolculuğu birçok yeniliği de beraberinde getirir. 2016’nın başlarında “Albümsüz Türkiye Turnesi” kapsamında birçok şehirde dinleyenleriyle buluşan sanatçı, “Birbirimize İyi Gelelim” diyerek sevginin gücüne dikkat çeker.

Konserler tüm hızıyla devam ederken Manuş Baba, “Dönersen Islık Çal” adlı ilk albümünü dinleyenlerine bir hediye sunma düşüncesiyle Mayıs 2017’de Kınay Production etiketiyle yayınlar. 92 yapımı ‘Dönersen Islık Çal’ filminden etkilenerek ismini verdiği albüm için ‘bir bekleyiş hikayesi’ diyor Manuş.

Birçok sanatçıya tanıklık eden Erekli –Tunç Stüdyolarında kaydedilen albüme birbirinden değerli müzisyenler katkıda bulunmuş. Albümde Manuş Baba’ya eşlik edenler arasında; klavye kayıtlarında Tansu Çuhacı, elektrik ve akustik gitar kayıtlarında Akın Eldes ve Onur Taşkan, bass gitar kayıtlarında Erdinç Ayar, davul kayıtlarında Ata Erdem Şimşek, klarnet kayıtlarında Bilge Kaan, Vural Ardıç ve Mertcan Kıranda, bağlama kayıtlarında Ayhan Aydın ve ud kayıtlarında Volkan Şenlendirici gibi eşsiz müzisyenler var. Albümün mix çalışmaları Mert Kasap ile mastering çalışmaları ise New York’ta Andy Vandette ile tamamlandı. ‘Biriktirdiğim hikayelerden oluşuyor’ dediği ‘Dönersen Islık Çal’ albümünde deneysel bir ruha sahip olan birbirinden farklı 11 şarkı yer alıyor. Yaşar Kemal’in İnce Memed’i için harika bir hatıra ve okuma hırsı bıraktı bende’ diyen Manuş Baba’nın edebiyata olan ilgisi de kendini albümde gösteriyor; besteler arasında kendi yazdığı sözlerin yanı sıra Cemal Süreya ve Ahmet Arif gibi büyük şairlerin şiirleri de var.

​Albüm yayınlandığı günden itibaren daha geniş kitlelere ulaşan Manuş Baba, Spotify listelerinde birçok şarkısıyla zirvelere çıktı. Aynı zamanda Apple Music’te  “En Popüler Albümler” listesinde #1 numaraya yükselen sanatçı, fiziksel albüm listelerinde de “En Çok Satanlar” arasında yer alarak büyük başarılara imza attı ve büyük bir ilgiyle karşılandı.

Albümün ilk klibini ‘Eteği Belinde’ şarkısına yaşadığı semt sakinleriyle çeken Manuş, artık biletleri çok önceden tükenen konser turlarına devam ediyor. Manuş Baba, ‘İnsan olabilmenin o derin kaygısını içinde taşıyan küçük, güzel çocuk ruhuyla’ harcadığı emeğin karşılığını şu günlerde her şeyden önce sevgi olarak alıyor.
Manus-album

72-Pi-Titel-web

‘İmam Baildi’ 10 yaşında

Münih Milla Club’da 10. yıl konseri veren Yunanistan kökenli grup İmam Baildi, Münihlileri coşturdu.

Sahneye Falireas kardeşlerin de dahil olduğu beş müziyen ve güzel sesli Rena Morfi ile özellikle rap performansı ile dikkat çeken Manolis Afoliano, namı diğer MC Yinka ile çıkan grup, izleyenleri yaklaşık iki saat boyunca tam anlamıyla coşturdu. Biletleri haftalar öncesinden tükenen konser, Krikri Production tarafından düzenlendi.

On yıl önce Orentis ve Lysandros Falireas kardeşler, babalarının sahibi olduğu plak şirketinin arşivinden çıkardıkları 40’lı, 50’li, 60’lı yılların Yunan müziğini yeniden yorumlayarak kendi tarzlarınıı oluşturur. Zamanla buna, Balkan, İspanyol ve Oryantal ezgiler de eklenir. Kendilerini tarzlarını ‘Alternatif Akdeniz modern kulüp sound’u olarak özetliyor. Bugüne kadar Türkiye’de de satışa sunulan dört albümü bulunan grup, yirminin üzerinde ülkede konserler verdi.

Modern kulüp tınılarını folk ve elektronica ile sentezleyen grubun isminin nedeni sorulduğunda “İmam Bayıldı gibi bol malzemeli bir müziğimiz var. Bir de ben yemek yemeyi seviyorum, müzik ve yemek insana çok keyif veriyor. Belki de bu yüzden güzel ve lezzetli bir müzik yaptığımızı ifade edebilmek için bir yemek ismi seçtik.” diyor Lysandros. Onları dinlerken aldığınız tadla ne demek istediğini çok iyi anlıyorsunuz.

Hamide TÜRKER / Stef DIAKAKI (Fotos)

Imam-Baildi2web Imam-Baildi3web Imam-Baildi5web Imam-Baildi4web

Sevil Babacan: ”Babam araba almaya giderken beni hep yanında götürürdü”

Audi München GmbH’da çalışırken tanıştık Sevil Babacan ile. Bir kadını görmeye pek de alışkın olmadığımız bir iş yapıyor; Otomobil Satış Danışmanlığı. Enerjisi yüksek, hedef odaklı bu zeki kadının hikayesini merak ettik, sayfalarımıza taşıdık.

1988 Münih doğumlu Sevil Babacan, Almanya’daki üçüncü nesil Türklerden. Kendi deyimiyle ‘dedeleri buraya ilk gelenlerden’. Anne-babası Gilching’de panayırda tanışmış. Evliliklerinin beş çocuğunun ikincisi Sevil.

Liseyi bitirip mezuniyet belgesini (Abitur) aldıktan sonra ‘Otomobil Tüccarlığı’nı (Automobilkauffrau) meslek olarak seçmiş. “Üniversiteye gitmek yerine meslek eğitimini seçtim. Seveceğim bir işte bir an önce çalışmak istedim. Arabaları ve tasarımı küçüklüğümden beri hep sevmişimdir. Babam araba almaya giderken beni de hep yanında götürürdü.” diyor. Peki babası hangi arabaları tercih ediyordu? “Babam hep Audi kullanırdı.” diye cevaplıyor gülerek ve ekliyor; “Benim de ehliyeti aldıktan sonra ilk arabam bir Audi’ydi.”.

Meslek eğitimine 2010 yılında Mahag Grup’ta başlamış. Bünyesinde Audi, VW, Porsche ve Lamborghini’yi de barındıran grupta çalışmaktan büyük keyif aldığını söylüyor. Eğitim süresince bütün satış noktalarında görev almış. Lise mezuniyeti olduğu için de normalde üç yıl olan meslek eğitimini iki yılda kısaltılmış olarak tamamlamış. Meslek eğitimini tamamladıktan sonra başvurduğu Audi München GmbH’da tam gün elemanı olarak hemen işe başlamış.

Birkaç yıl idari işler bölümünde çalışan Babacan, satışı pek düşünmemiş ama patronu ondaki yeteneği farkedip “Seni buradaki ilk kadın satış müdürü olarak görmek istiyorum.” diyerek kariyer planlamasına yön vermiş.

“6 yıldır buradayım ve hiçbir kadın o dönemde satışta çalışmıyordu. Bu teklifin bana yapılması beni gururlandırdı.” diyor. Satış eğitimi için patronun tavsiyesi dışında Ingolstadt’ta tüm günlük bir karakter ve beceri testini de geçmesi gerekiyormuş, geçmiş. Bir yıl önce satış danışmanlığı yapmaya başlamış. Kensisini iş yerinde ziyaret ettiğimizde yaklaşan sertifika sınavı nedeniyle oldukça heyecanlıydı. Merak ettiğimizi bildiği için sonradan arayıp sertifikasını da aldığını söyledi.

Müşteri profilini merak ediyoruz, “Araba çeşidi kadar geniş bir yelpaze.” diyor. “A1’den Q7’ye kadar çeşitli büyüklükte ve farklılıkta arabamız var ve o kadar da çeşitli müşterimiz.”

Hiç mi acaba başka bir meslek yapsaydım diye geçirmemiş içinden? “İşimi seviyorum, patronlarım çok iyi. Bu mesleği seçtiğime hiç bir zaman pişman olmadım.” diyor ve Türk kadınlarına da bu mesleği tavsiye ediyor. Kadınlar için kendi ayakları üzerinde durmanın ve kendini sürekli geliştirmenin önemini vurguluyor. “En önemlisi kadınlar bu tür meslekleri ‘erkek mesleği’ olarak görüp, çekinmesinler, uzak durmasınlar.” diyor. Son cümlesiyle konuyu özetliyor; “Kadın isterse her işi yapabilir.”

Hamide TÜRKER

Sevil-web2