Pazar, Kasım 1, 2026
spot_img
Startseite Blog Sayfa 85

“Integration muss wieder sachlich diskutiert werden”

Enquete-Vorsitzender Taşdelen, MdL, diskutiert mit Nürnbergern über Diskriminierung 

Mit der steigenden Zahl an Flüchtlingen hat sich auch der öffentliche Diskurs zum Thema Integration verändert. Emotionsgeladene Diskussionen überlagert von Kampfbegriffen dominieren die Öffentlichkeit. Eine inhaltliche Auseinandersetzung findet meist nicht mehr statt. Mit der Veranstaltungsreihe „PASST!? Nürnberg diskutiert Integration“ möchte MdL Arif Taşdelen als Vorsitzender der Enquete-Kommission Integration des Bayerischen Landtags genau diese inhaltliche Debatte führen. Die Ideen und Anregungen aus den Veranstaltungen werden auch in seine Arbeit im Bayerischen Landtag einfließen.

An der dritten Veranstaltung der Reihe nahmen über 60 interessierte Bürgerinnen und Bürger aus der Metropolregion Nürnberg teil. Gemeinsam mit Angelika Weikert, MdL, diskutierte Taşdelen mit den Gästen über die Auswirkungen von Diskriminierung auf Integration sowie wirkungsvolle Gegenmaßnahmen.
„Die Diskriminierung in einem Lebensbereich hat oft auch Diskriminierung in anderen Lebensbereichen zur Folge. So entsteht ein Kreislauf, aus denen die Betroffenen nur schwer ausbrechen können,“ erläutert Taşdelen. Besonders verbreitet ist die Erfahrung von Diskriminierung auf dem Wohnungs- und Arbeitsmarkt. „Gerade dort sind Benachteiligungen auf Basis von Diskriminierung jedoch schwer nachzuweisen und zu sanktionieren“, ergänzt Detlev Janetzek, Antidiskriminierungsbeauftragter der Stadt Nürnberg.
Zentrales Anliegen des Abgeordneten ist es, Vorurteile durch mehr Möglichkeit zur Begegnung abzubauen und wieder mehr Sachlichkeit in die Diskussion zu bringen. „Wir müssen den Ton in der öffentlichen Debatte runterfahren,“ so Taşdelens Fazit.

Das nächste Integrationsforum findet zum Thema Wirtschaft und Arbeitsmarkt statt. Interessierte sind eingeladen, sich am 06.02. um 18 Uhr im Bratwurst Röslein, Rathausplatz 6, in die Diskussion einzubringen.

 

25 Jahre Ostkreuz

Versicherungkammer Bayern’in Münih, Maximilian caddesindeki sergisi. Ostkreuz fotoğraf kolektivinin 25 yılda çektiği fotoğraflardan seçmelerin yer aldığı ücretsiz sergi, 15 Ocak’a kadar devam edecek.

Şah ve mat

Satranç oynamanın beyne olumlu etkisini açıklayan birçok araştırma yayınlandı. Birinde şöyle diyor: “18 haftalık satranç dersi alan çocuklar ileriki yaşamlarında daha yüksek bir zekâ seviyesine ulaşırlar.” Cübbeli bunu biliyor mudur?

Sürpriz Başkan

Cumhuriyetçi Parti’nin adayı Donald Trump, bir sürprize imza atarak ABD’nin yeni başkanı oldu. Trump, seçime kadar yaptığı ırkçı, cinsiyetçi ve İslamofobik sözleriyle çok tartışılmıştı.

Yamuk Prenses

Katar’ın Başkenti Doha’da bir okul, öğrenci velisinden gelen `müstehcen içerik’ şikâyeti üzerine Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler masal kitabını okul kütüp-hanesinden çıkardı.

Unhöflich und scortese

İnternetteki alışveriş sitesi Amazon’da İtalyanca ve Almanca olarak yayımlanan bir ilanla, ellerinde bavullarıyla iki çocuk mankenin giydiği ‘çocuklar için mülteci kostümleri’ satılıyor.

% 1

İngiliz yardım kuruluşu Oxfam’ın raporuna göre dünyanın en zengin yüzde 1’lik kesiminin serveti, geri kalan yüzde 99’luk kesimin servetinin toplamına eşit.

Lezizel’den yenilikler

Önümüzdeki şubat ayında 4. yılını dolduracak olan Lezizel, artık Münih’in vazgeçilmez lezzetleri arasında yerini çoktan aldı.

Uğur ve Oğuz Örgün kardeşler, kurdukları marka ile Almanya’da şimdiye kadar sunulan Türk mutfağının başka yönlerini de tanıtabildikleri için memnunlar. Lezizel, sıkça Alman televizyon kanallarında `yeni keşifler, farklı tadlar’ gibi temalı programlarda yer alıyor. Diğer yandan ürünlerine sürekli yenilikler katılıyor. Hem Türk hem Alman müşterilerin memnuniyetini belirttiği Lezizel mantıları, sekiz çeşit `topping’ ile tekdüzelikten hayli uzak.
Sosyal sorumluluk, işletmeci kardeşler için büyük önem taşıyor. Geçtiğimiz yıl `respect’ ve `no to racism’ mottosuyla başladıkları FC Stern futbol takımı sponsorluğuna bu yıl da devam ediyorlar. Kreisliga’da oynayan takımı seçme sebeplerinin `farklı etnik kökenli oyunculardan oluşması’ olduğunu söyleyen Örgün kardeşlerin amacı ise ırkçılık ve ayrımcılık konularına dikkat çekmek: “Lezizel ekibi olarak özellikle gündemdeki mülteci konusunda toplumu daha duyarlı ve önyargısız olmaya davet etmek istiyoruz. Amacımız ilk etapta bu genç takıma maddi yardımda bulunmak, fakat aynı şekilde camiayı ve toplumu hoşgörüye davet etmek..”

Kendi işyerinin sahibi olmak isteyenler için bir de müjdeleri var: Lezizel, bu yıl `franchise’ konseptiyle tüm Almanya ve yakın Avrupa ülkelerinde hizmet vermeye hazır. İlk bayilikler için cazip çerçeve şartları hazırlanmış bile. Örgün kardeşler “Aktif halde konseptimizi pazarlamadığımız halde franchise sistemimize ilgi gösteren girişimcilerle ilk görüşmelere başladık bile.” diyorlar. Detaylı bilgi almak isteyenler şu mail adresinden Lezizel’e ulaşabilirler: info@lezizel.de

FC-Stern_Mannschaftsfoto_web
Lezizel, geçtiğimiz yıl ‘respect’ ve ‘no to racism’ mottosuyla başlattığı FC Stern futbol takımı sponsorluğuna bu yıl da devam ediyor.

Leser: Deniz Özdin

Die 27-jährige Deniz ist die rechte Hand ihrer Mutter im Kosmetikstudio Dermo Skin und hat große Pläne für die Zukunft.

Wie würdest Du dich beschreiben?
Ich bin ein unternehmensfreudiger und zuverlässiger Mensch. Meine Freunde sagen, dass ich ein guter Zuhörer bin und sie freuen sich, wenn ich Ihnen helfe wo ich kann.

Was ist für dich wichtig?
An erster Stelle ist mir die Gesundheit meiner Familie und dann meine eigene am wichtigsten.

Was sind deine Zukunftspläne?
Da ich abwechslungsreiches Arbeiten liebe, werde ich mich auf jedenfall noch mehr weiterbilden, vor allem meine Kreativität im beruflichen Leben anwenden. Daher möchte ich mich im Bereich als medizinische Pigmentistin weiterbilden, in dem ich nicht nur Menschen glücklich mache, die ein kosmetisches Problem haben, sondern auch Menschen die mit gesundheitlichen Problemen unglücklich sind.

Was denkst du über PiYASA Magazin?
Piyasa ist sehr vielfältig und man kann viele Neuigkeiten erfahren. In der Zeitschrift ist für jedermann etwas zu lesen. Die Zusammenarbeit mit Piyasa macht seit dem ersten Tag sehr viel Spaß, gemeinsam können wir unsere Anzeige kreativ umsetzten und es funktioniert super.

STECKBRIEF
Name: Deniz Özdin
Sternzeichen: Krebs
Woher kommst du: aus der Türkei
Lieblingsessen: Sulu Köfte, Sarma
Lieblingsmusik: Pop
Lieblingslocation: Kein bestimmter Ort, am liebsten die Räumlichkeit im Auto
Lieblingsdesigner: Kein bestimmter, alles was mir gefällt
Was hast du zuletzt eingekauft: Urlaub und Sonnenbrille
Vorbild: Meine Mutter

‘Kars’ta deniz olsaydı biz de korsan olurduk, değil mi?’

Dünyanın birçok festivalinde büyük ilgiyle karşılanan Kar Korsanları, Faruk Hacıhafızoğlu’nun ilk uzun metraj filmi. Yurtiçi ve yurtdışından aldığı ödüller arasında İran’dan dünya sineması bölümünde aldığı `en iyi yönetmen’ ödülü de var.

Film, 1981 yılında Türkiye tarihinin acımasız darbelerinden birinin başlarında geçiyor. Kars’ta yine çok ağır geçen bir kışın ortasında kömür, elmas değerinde o dönem ve ona sadece birkaç devlet kurumu ve ayrıcalıklı kişiler ulaşabiliyor. Film, ara karnelerin alındığı tatilde oyun oynamak yerine kömür arayışına giren Serhat, Gürbüz ve İbo’nun hikayesini anlatıyor. En temel ihtiyaçlarını karşılamak için verdikleri mücadele, üç arkadaşın hayatın sorumlulukları ve gerçeklerle tanıştıkları bir dönüm noktası olacaktır.

Hacıhafızoğlu da aslında o çocuklardan biri. Kendisi de küçükken orada yaşayan çocuklar gibi kömür toplamaya gidermiş. Filmin otobiyografik yanı konu olduğunda “Serkan karakterinin anne-babası Almanya’da olduğu için en çok o ama hepsinde kendimden, arkadaşlarımdan, tanıdıklarımdan bir parça var.” diyor yönetmen. Filmin fikri de Almanya’da bir aile buluşmasında doğmuş. Çok soğuk bir şubat gününde akıllarına Kars’ın soğuğu gelmiş ve annesi kömür toplama hikayesini anlatmış. Film Berlinale’de gösterildiğinde anne-babası da izleme fırsatı bulmuş. Yönetmen gösterim sonrası şunları söylemiş: “Yıllar önce annem ve babam buraya misafir işçi olarak gelmişti, şimdi bu salonda misafir oyuncu olarak bulunuyorlar.”

Filmin dikkat çeken bir diğer yanı ise tüm oyuncuların yerel olması ve aslında oyuncu olmaması. “Çocuk oyuncuları okullardan bulduk. Bin beş yüz çocuk arasından seçtik. Büyüklerin çoğu da çocukluk arkadaşlarım, komşular. Hatta yoldan geçerken çevirip ikna ettiklerimiz var. Hepsi ilk kez bir oyunun içerisinde oldular.” diyor Hacıhafızoğlu. Film, çok zor şartlar altında 28 günde çekilmiş. Üstelik 130 bin Euro gibi çok düşük bir bütçeyle. Evet, sinema gerçekten de yürek işidir…

Kar-korsanlari-faruk-_2831_web
Kar Korsanları, Münih Film Günleri‘nde yönetmen Faruk Hacıhafızoğlu‘nun da katılımıyla gösterilmişti