Drücken Sie „Enter“, um den Inhalte zu überspringen

Zor zamanlar için yürekten yazılmış, yüreğe dokunacak kitap tavsiyeleri

570

Çok sıkıntılı, çok zor, her bireyin sorumluluk almak zorunda olduğu bir dönemden geçiyoruz. Her zamankinden çok daha fazla sağduyulu olmanın gerektiği bir dönemden…

Ve insanlık için, sağlığımız için, başkalarının sağlığı için yapabileceğimiz en büyük iyilik bu süreçte (normal şartlarda kulağa komik gelir) evde kalmak. Evet sıkıcı bir dönem. Ama bu krizi fırsata çevirebiliriz diye düşünüyorum. Bir çoğumuz için evimizde kalıp film izlemek, kitap okumak, yoga yapmak, sakin kafayla müzik dinlemek, enstrüman çalmak gibi faaliyetler büyük lüks değil mi? Pek fazla fırsat bulamadığımız bu lüksü bu günlerde mecburen yaşayacak olmamız bizim için oluşan trajikomik bir hediye.

Elimden geldiğince sizlere değerli bulduğum kitaplardan birkaçı hakkında beğeneceğinizi ümit ederek kısa tanıtımlar yapmak istiyorum. “En eski kitaplar bile onları okumamış kişiler için yenidir” sözünden yola çıkarak seçtiğim, hepsi birbirinden değerli, kimisi filme uyarlanmış bu kitapları belki bir çoğunuz okudunuz. Belki fırsat bulamadınız. Belki hiç merak etmediniz. Belki de bu anı beklediniz, ki ben böyle düşünmek istiyorum ve keyifle okumanızı diliyorum.

ÖLÜ OZANLAR DERNEĞİ –Nancy H. Kleinbaum
İlk kitabımız Ölü Ozanlar Derneği. Çok büyük bir keyifle okuduğum, 1989 yılında beyaz perdeye de aktarılan bu muhteşem kitap 1988 yılında Nancy Kleinbaum tarafından yazıldı.
Issız bir tepeye kurulmuş yatılı bir okulun, korkak, çekingen, özgüvensiz öğrencilerinin kendi dünyasında samimi arkadaşlıkları ve dostlukları… Sıcacık bir hikaye Ölü Ozanlar Derneği.
Her zaman özgür düşünen ve bu düşüncesini çevresindekilere de yaymak isteyen bir kahraman düşünün. Öğrencilerine, okulun kurallarıyla değil, kendi kurallarıyla ve bunu sıra dışı bir şekilde anlatmış, onlara özgüveni aşılamış ve bunun karşılığını da beklediği gibi almış iyi kalpli bir öğretmen Bay Keith. Her çağda, her okulda, hatta en yakınımızda böyle insanlar her zaman olmalı.. 

BİN MUHTEŞEM GÜNEŞ –Khaled Hoseini
Çok kitap okuyan kişinin çok arkadaşı olur diye düşünüyorum. Her kitabın kahramanından öğrenebileceğimiz bir şey muhakkak vardır. Okuduğumuz her kitap hayatınıza muhakkak farklı bir değer katar…
Yine okumaktan büyük keyif aldığım, zaman zaman üzüldüğüm bazen hüzünlendiğim ama çoğu zaman içinde bulunduğum yaşam şartlarına bin şükür ettiğim bir kitap Bin Muhteşem Güneş.
Aynı zamanda bir doktor olan ve güçlü bir yazma yeteneğine sahip Khaled Hosseini kaleme almış bu romanı. Kesinlikle okumaya değer ilk romanı Uçurtma Avcısı’ndan sonra yayınlanmış ikinci kitabı. Okuduktan sonra sarsılmamak mümkün değil. Okumaya başladığınız andan itibaren kendinizi Afganistan topraklarında hissedebilirsiniz. Ve maalesef anlattıkları hayal ürünü değil. Gerçeğin en çıplak hali.
İki kadının kesişen yaşamları ve dostlukları üzerinden anlatılan hikayesiyle, çocuğu olmayan,  çocukluk aşklarını dipsiz kuyulara gömmüş,  büyüyene kadar babasına aşık, evlendikten sonra kocasından zulüm gören Afgan kadınlarının yaşadığı sıkıntılara birebir şahit oluyorsunuz adeta…

ÇÖL ÇİÇEĞİ –Waris Dirie
Sıradaki kahramanım yine bir kadın. Ve yine gerçek bir yaşam öyküsü… Acının dili, rengi olmaz derler. Waris Dirie de Somali’de yaşam mücadelesi veren kadınlardan bir tanesi. Daha doğrusu mücadele etmesin diye susturulmaya çalışılan, ezilmeye mahkum kadınlardan birtanesi olabilirdi. Olmadı…
Tuhaf geleneklere sahip Afrika kadınlarının, bilinen en eski geleneklerinden olan kız çocuklarının sünnet edilmesi vahşetinden kurtulamadı Warris. Kan kaybından ölmek üzereyken doktorun sözü kazındı beynine “Senden alınan şeyi sana veremem.”
Çocuk yaşta evden kaçmayı denedi ve başardı.
Neyi mi? Hayatını daha yaşanılabilir kılmayı. Saygın bir model olmayı. Hakettiği gibi insanca yaşamayı. Kendi mücadelesiyle…
Kesinlikle okunmaya değer bir roman…

HUZURSUZLUK –Zülfü Livaneli
Aynı acıları yaşamamış olmama rağmen neden sürekli zulüm görmüş kadınların hikayelerini ilgiyle okuyorum bilmiyorum. Hiç görmediğim halde acılarını içimde bir yerlerde hissedebiliyorum. Dünya üzerinde kadına şiddetin en çok yaşandığı coğrafya sanırım Ortadoğu.
“Merhamet zulmün merhemi olamaz!”
Okurken, suçlu olmasanız da huzursuz olmanızı sağlayacak türden bir roman Huzursuzluk. Çok severek takip ettiğim değerli yazar Zülfü Livaneli’nin kaleminden.
Çok uzak değil IŞİD zulmünün yaşandığı dönemi vurguluyor. Ki Mardin ve çevresinde hala zulüm gören kadınlarımız mevcut.
Bu kez Mardinli Hüseyin ile IŞİD zulmünü fazlasıyla yaşamış Ezidi kızı Meleknaz’ın hikayesiyle karşımızda sevgili  Zülfü Livaneli.
Sevdanın ve acının iç içe geçtiği bir Ortadoğu gerçeğini bir kez daha kaleme almış…
“Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz… Ortadoğu’nun âdeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.”

1933 BERBAT BİR YILDI –John Fante
Hadi biraz çıkalım bu buhrandan. Başka bir buhran var sırada çünkü.
Büyük Buhran. Diğer bir adıyla Kara Perşembe.
1929 yılında başlayan ve 1930’lu yıllar boyunca devam eden ekonomik buhran döneminde yazılmış, o dönemi aslında çok güzel özetleyen, kısa ama bir solukta okuyabileceğiniz bir roman. 1933 Berbat Bir Yıldı.
Bir kafenin kitaplığından alıp zaman doldurmak için okumaya başladığım kitabı bırakamadım elimden. Kısa ve akıcı bu romanı okumaya başlayınca tek merak ettiğim yazarı oldu. Daha bu kitabı bitirmeden heyecanla diğer kitaplarını merak ettim. Şimdi sanırım 7 tane kitabı var bende. Çok akıcı bir dili var. Sıkılmadan keyifle okuyacağınızı düşündüğüm bir yazar John Fante. Kendine has üslubu sevdiriyor öyküyü. Öyle ki usta yazarlarımızdan Charles Bukovski’nin bile beğenisini kazanmış bir isim. Umarım seversiniz.
Babası aylardır işsiz ünlü bir taş ustası. Kitabın kahramanı ise henüz 17 yaşında. Bir kolu sakat iyi bir beyzbol oyuncusunun leş gibi bir hayattan kurtulma çabaları takdire şayan. Daha güzel bir yaşam kurma hayali uğruna verdiği mücadelesini okuyacaksınız bu kitapta.
Bazen üzüleceksiniz bazen kahkahalara boğulacaksınız…
“Yüce tanrım bana yardım et! Ve açtım adımlarımı, düşüncelerim de peşimden geliyorlardı, koşmaya başladım, donmuş ayaklarım fareler gibi ciyaklıyorlardı; koşmanın da yararı olmadı, düşünceler bırakmıyordu peşimi. Ama koşarken Kol, o canım sol Kol duruma hakim oldu ve bana usulca seslendi; sakin ol evlat, yalnızlık bu, bir başınasın bu dünyada; ne baban, ne annen, ne inancın yardım edebilir sana; kimse kimseye yardım edemez, sadece sen yardım edebilirsin kendine, ben de bu yüzden buradayım, çünkü biz birbirimizden ayrılamayız, birlikte her şeyin üstesinden geliriz.”

İRADE TERBİYESİ –Jules Payot
Siz de eğitim dünyasında çok büyük eksikliklerin olduğunu düşünüyor musunuz?  Öğrencilerimizi emanet ettiğimiz eğitmenler ne kadar donanımlı sizce?
Sosyal ya da psikolojik her anlamda… Dünün çocuklarıydı onlar..
Yarının eğitimcileri, meslek sahibi, ayaklarının üstünde sapasağlam durabilen, özgüveni tam, karakter sahibi çocuklar yetiştirmek sizin çabanızla olacak… Bunun için sağlam kaynaklar, iyi eğitim almış, karakter sahibi insanlar bulmak lazım değil mi?
Tesadüfen elime geçen, yaklaşık 100 yıl önce pedagog Jules Payot tarafından yazılmış, bence ilkokul çağından itibaren çocuklara işlenmesi, okutulması gereken bir kitaptan çok kısa bahsedeceğim şimdi. İrade Terbiyesi.
Aynı zamanda kişisel gelişim sevenler için de müthiş bir eser. Tembellik, isteksizlik, üşengeçlik, düzensiz plansız çalışma gibi huylardan kurtulmak isteyenlerin başucu kitabı olabilir… Ebeveynler!  Bu kitaba bir göz atın derim.

Ne okursanız okuyun, size keyif verecek, sizi mutlu edecek, size bir şeyler katabilecek, içinde bulunduğumuz bu karmaşık dünyadan bir süreliğine de olsa uzaklaştırabilecek bir başucu kitabınız muhakkak olsun.

Sağlıkla kalın.
Meral Türkdoğan

Meral Türkdoğan
İstanbul doğumlu, biyolojik yaşı hızla koşmasına rağmen, içindeki çocuğu hiç büyütmeyen, okumayı, yazmayı, çizmeyi, fotoğraf çekmeyi, balık tutmayı ve bildiklerini paylaşmayı seven halktan biri…

Copy link