İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Meral’in Kitap Bahçesi: “Sanat tabiata ilave edilmiş insandır”

103

Sanat yönü az gelişmiş biri olabilirim. Güzel şarkı söyleyemem ama çok güzel dinlerim. Güzel çizemem ama yapılmış şahane tablolara büyük bir hayranlıkla bakarım. Yazılmış bir eseri büyük bir keyifle okur, güzel bir oyunu ayakta alkışlarım. 

25 bin yıl önce mağarada başlayan sanatın öyküsü artık çok çeşitli olarak ve sanatın her alanında, dijital ortamda, tabletten telefondan izlenip, dinlenebiliyor. 

Sanat aşığı biri olarak bu hafta sanattan söz eden, sanatı işleyen, yüksek dozda sanat içeren romanlara değinmek istedim. Umarım beğenirsiniz, keyifli okumalar diliyorum…

SANAT NEDİR? -Lev N. Tolstoy

Yüksek dozda sanat içeren kitaplarımızın ilki; Sanat Nedir? Tolstoy’un resim, müzik, tiyatro, edebiyat gibi sanat dallarının yanı sıra, kendi döneminin sanat anlayışını yansıttığı eseridir. “Sanat toplum içindir” yaklaşımıyla yazdığı bu kitabıyla estetik ve güzellik kavramları üzerine kafa yormuş. “Sanat ne keyiftir, ne avuntu, ne de eğlence; sanat yüce bir iştir. ” diyor üstat. 

“Sanat Nedir?, Tolstoy’un kuramsal yapıtları arasında dikkat çekici bir yere sahiptir. İlk kez  1897’de yayımlandı. Rusya’da hep sansüre uğradı. Sansürsüz ilk baskısı 1898 yılında Londra’da, İngilizce olarak yapıldı. On beş yıllık yoğun bir çalışmanın ürünü olan Sanat Nedir? yazarın üzerinde en fazla uğraştığı yapıtıdır.”

GÜNLÜK YAŞAMDAN SANATA -Umberto Eco

Prag Mezarlığı, Gülün Adı, Foucault Sarkacı, gibi bilinen en önemli eserlerinden tanıdığımız İtalyan yazar, bilim insanı ve eleştirmen Umberto Eco, her ne kadar romancılığıyla tanınsa da, sanata olan ilgisi oldukça geniş kapsamlı. Günlük Yaşamdan Sanata, Umberto Eco’nun Antik Yunan’dan Ortaçağ’a, Rönesans’tan bilişim çağına uzanan derin birikimiyle göz kamaştıran bir kitap. En çetrefilli konuları, her kesimden okurun kolayca anlayabileceği bir dille anlatıyor. Daha çok romancı kimliğiyle tanıdığımız Umberto Eco’nun engin sanat dünyasını görebileceğimiz eserlerinden biri hatta belki en önemlisidir Günlük Yaşamdan Sanata. Okuyun derim.. 

ÇİRKİNLİĞİN KÜLTÜREL TARİHİ -Gretchen E. Henderson

Güzellik görecelidir. Bence çirkinlikte öyle. Birimize güzel görünen bir diğerimize değersiz, çirkin görünebilir. Yüzyıllar önce insanların güzel dediği çoğu değeri bugün beğenmiyoruz mesela. Çok uzağa gitmeye gerek yok aslında kendimizden bir önceki kuşakla bile zevklerimiz farklı değil midir?
Fakat bir gerçek var ki; insanın olabilecek tek çirkin yeri zihnidir. Kişiye veya bir objeye nasıl baktığıyla alakalı bir durumdur bana göre. 

Şiir, roman, müzik eleştirisi gibi farklı alanlarda ödüllü çalışmalara imza atan araştırmacı yazar Henderson, bu kavramı alışılmışın dışında bir yaklaşımla çirkin bireyler, çirkin gruplar ve çirkin duyular üzerinden işliyor.
Neredeyse insanlığın tarihiyle birlikte çirkinliğin tarihini ve yüzyıllar içinde çirkinlik anlayışının nasıl değiştiğini, dün çirkin olarak nitelendirdiklerimizin bugün gözümüze hiç de çirkin gelmediğini görüyoruz bu kitapta. Kitaptan bir bölümle bitiriyorum. 

“Çirkinliği ölçmeyi başaramayan Umberto Eco şunları söyler:
Güzellik kimi açılardan sıkıcıdır. Güzellik mefhumu çağdan çağa değişse de güzel nesneler her zaman belirli kurallara uymak zorundadır… Çirkinlik tahmin edilebilir değildir ve barındırdığı olasılıkların sonu yoktur. Güzellik ölçülebilir. Çirkinlikse tanrı gibi, sonsuzdur. “

Sanatsız kalmayın, 

Sağlıkla kalın…
Meral Türkdoğan

Main Image by DavidBruyland/Pixabay

Copy link
Powered by Social Snap