Nürnberg Belediye Başkanı Dr. Ulrich Maly ile söyleşi

102

Nürnberg sınırları dışında da tanınan ve sevilen Belediye Başkanı Dr. Ulrich Maly ile büyük koalisyonun kurulduğu günlerde bir araya geldik. Koalisyon görüşmeleri sırasında konut politikaları çalışma grubunda yer alan Maly ile koalisyon sözleşmesini, 2025 Kültür Başkenti adaylığını, uyum konularını, eyalet seçimlerini, aşırı sağı ve Türkiye’yi konuştuk.

Berlin’de koalisyon görüşmelerinde `Konut Politikaları‘ çalışma grubunda yer aldınız. Yeni koalisyon sözleşmesi sizce nasıl?
SPD açısından utanılmaması gereken bir koalisyon sözleşmesi. İçinde oldukça SPD var. 24 Eylül’de farkettik ki, belli bir sınıf seçmen, oldukça güvensizlik içinde. Sonuçta AfD oylarının çoğu güvensizlik ve hatta korkudan gelen oylar. Her ne kadar Almanlar’ın durumu on yıllık gelişmenin sonunda iyi de olsa, bu güvensizlik var. Koalisyon sözleşmesinde, orta sınıfın bu keyifsizliğini hafifletecek birçok madde bulunuyor. Konut kıtlığı ile ilgili yeni fikirler, dayanışma vergisinin kaldırılması ve sağlık sigortasında pariteye dönüş gibi birçok nokta var. Bunlar minik mozaik parçaları gibi de olsa dünyayı daha adil bir yer yapıyor. SPD’nin ve dünyadaki çoğu sosyal demokrat partinin kuruluş hikayesi de budur; dünyayı bir parça daha adil bir yer haline getirmek.

Geçen dönemin aksine bu kez yerel seçim hakkı koalisyon sözleşmesinde yer almıyor. Yerel seçim hakkı konusunda ne düşünüyorsunuz?
Bu konuda kendi fikrimi sürekli söyleyeceğim; Nürnberg’de belli bir süre yaşamış, ailesiyle birlikte çalışmış, burada kökleşmiş olan herkes seçebilmeli. Vatandaşlık sorusu belediyelerle çok alakalı değil. Yerel toplumu ilgilendiren konuları, Alman pasaportu olmayanlar da belirleyebilmeli. Fakat bu yine de anayasa hukuku ile ilgili bir sorun. Orada seçmen tanımı vatandaşlık üzerinden yapılmış. Yani muhtemelen bir anayasa değişikliği gerekli ve bunun için de yeterli çoğunluk yok. Geçen dönem koalisyon sözleşmesinde bu konunun inceleneceği söylenmiş ama son dört yılda bir şey yapılmamış. Bu seferkinde hiç geçmiyor. Konu olarak gündemde kalacak ama yakın zamanda değişeceğini sanmıyorum. Ben yerel seçim hakkından yana olmaya devam edeceğim.

Sözleşmede uyum konusuna da yer verilmiş. Bölgenizde bu konuda daha fazla neler yapabileceğinizi düşünüyorsunuz?
Mülteci akımıyla başlattığımız spor kursları ve dil kursları zaten programımızda var. Şimdiye kadar edinilen tecrübelerde görülüyor ki; dil, teşvik etmekten erken vazgeçilirse hep bir uyum engeli olarak kalıyor. Klasik mecburi dil kursu dışında da çok şey yapıyoruz. Gönüllülük bazında çalışmaları teşvik etmek için çabalarımız var.

Uyum Meclisi hakkında ve şehir idaresinde göçmen kökenlilerin artması gerektiği konusunda ne düşünüyorsunuz? Uyum Meclisi’nin işlevselliği bir dönem çok sorgulandı.
Evet, makul işleyen bir toplumda Uyum Meclisi’ne gerek yoktur belki ama maalesef öyle değil. Göç tarihi hukuki bir hikayeden çok, bir yaşam durumu ve bu nedenle Uyum Meclisi’ne ihtiyacımız var. Uyum Meclisi’nin resmen başvuru hakkı yok, fakat ben bu hakkımı ödünç veriyorum. Dolayısıyla başvuruları komisyonlarda ele alınıyor. Şimdiye kadar gayet iyi gitti. Uyum Meclisi, farklı göçmen kesimlerinin sorunlarını bizim için bir araya topluyor ve bazen haklı da olarak bizi bu konularda uyarıyor.
Belediye meclisinde 5 göçmen kökenli var. Bunların ikisi Türkiye kökenli. Belediye çalışanlarının arasında da göçmen kökenlilerde muazzam bir artış var. Sayıyı tam olarak bilemiyoruz, çünkü soramıyoruz ama tahmin edebiliyoruz. Fakat yine de şehrin yüzde 40’ının göçmen kökenli olduğuna bakılırsa düşük bir oran. Bu konuya dikkat ediyoruz. Kısmen işe alım politikalarının bir parçası.

Türkiye Almanya ilişkilerinin gergin olduğu bir dönemde siz Nürnberg-Antalya kardeş şehirliğinin 20. yılını kutladınız. Diğer bazı kardeş şehirlerde bu konuda çalışmaların dondurulma noktasına geldiğini duyduk. Özellikle bu günlerde bu tür ilişkilerin gelişmesi daha da önemli değil mi?
Kim kiminle tartışıyor, buna bakmak lazım. Ulusal devlet düzeyinde bir ilişki sorunu var ama bu benim Türk komşumu 6 ay öncesinden daha az seviyorum anlamına gelemez.
Yerel bazda bir parça normallik yaşamamız önemli. Antalya Belediye Başkanı Menderes Türel ile 16 yıldır tanışıyorum, şimdi birdenbire neden sevmiyeyim? İnsan olarak değişmedi ya. Tabii ki zor dönemler. Tam da böyle dönemlerde bu gibi ilişkilere daha fazla ihtiyaç olduğuna inanıyorum. Biz `utanmadan, saklamadan bir araya gelmeye ve kardeş şehirlik jübilemizi kutlamaya her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var‘ dedik ve kutladık.

Nürnberg’de her iki ülkenin kültürlerini ve insanlarını buluşturan Türkiye Almanya Film Festivali sizin de katkılarınızla bu yıl 23. kez yapıldı…
Çok özel bir etkinlik. Başından beri öyleydi ama giderek yoğunlaştı.Toplumda kabul görmüş önyargıları kırıyor olması hoşuma gidiyor. Türkler manavdır, tamircidir vs. Misafir işçi düşüncesinin dışına çıkılmasına muhteşem bir katkı sağlıyor. Festivale gelen güzel giyimli kadınlar, avukatlar, doktorlar, büyük bir akademisyen topluluğu, sözünü esirgemeyen ünlü rejisörler… İstanbul’dan yüksek tabaka bir katılım oluyor. Bir parça `başka Türkiye’yi bulabiliyorsunuz. Alışılagelmiş önyargıları kıran dahiyane bir etkinlik.

Türkiye’deki güncel gelişmelerle ilgili ne düşünüyorsunuz?
Bir değerlendirme yapamam, sonuçta sadece medyadan takip edebiliyoruz. Ama dışardan genele bakınca durumu üzücü buluyorum. Erdoğan hükümeti başlangıçta çözüm süreci, gelişen ekonomi gibi birçok konuda çok iyi gidiyordu ve bu sevindiriciydi. Fakat son dönemlerdeki gelişmeler dışardan gözlemleyenler için üzücü ve hatta hayal kırıklığı. Bir anda bu kadar hızlı bir geriye dönüş, entelektüeller ve gazeteciler için bir korku ortamının oluşması kötü bir şey. Diğer yandan ilk tepkiyi de anlayabiliyorum. Kalkışma gecesi, ki bana göre bu konu henüz tam açıklık kazanmış değil, hayal kırıklıklarını anlayabiliyorum. Avrupa Birliği ve Almanya yeterince hızlı tepki vermemiş olabilir. Fakat o geceden sonra olan gelişmeleri hukukun üstünlüğü çerçevesinde anlamak çok zor. Bu da bizi endişelendiriyor.

Nürnberg’de aşırı sağ ne durumda?
Nürnberg’de büyük ölçüde aşırı sağ olayları olmamakla birlikte NSU Nürnberg’de de 3 insanı katletti. Yani burada da aktifler. Dikkatli olmamız gerekiyor. Aşırıya giden her yöne karşı. Örneğin `Selefizme karşı birlik‘ (Bündnis gegen Salafismus) ve `İnsan onuru için aşırı sağa karşı ittifak‘ (Allianz für Menschenwürde und gegen Rechtsextremismus) gibi ağların içindeyiz. Gerekli olan her yerde her zaman aşırı sağa, antisemitizme ve selefizme karşı duruyoruz.

Eyalet Meclisi seçimleri yaklaşıyor. AfD’nin yükselmesinin önüne nasıl geçilebilir? Ne de olsa Eyalet Meclisi’ne ilk Türkiye kökenli milletvekili bölgenizden çıktı. Bu konularda bölgenizde iyi çalışmalar yapıldığının da bir göstergesi bu. Gurur verici olmalı.
Aşırı sağın yükselmesini engellemek konusunda maalesef bir `patent tarifimiz‘ yok. Başta da dediğim gibi adaletsizliği ve halkın keyifsizliğini gidermeye çalışarak insanların daha demokratik seçimler yapmasının önünü açmalıyız. CSU sağ açığı kapatmak için söylemler deneyecek ve bence bu çok yanlış. Avusturya ve Hollanda örneğinde görüldüğü gibi. Sağ popülizmi azaltmak yerine yükseltir. Ama Bavyera’da AfD’nin meclise girme ihtimali oldukça yüksek görünüyor. Arif çok çalışkan ve seviliyor, yine seçilecek. Onunla tabii ki gurur duyuyoruz. Bu sefer kardeşi Halil Taşdelen’de Bayreuth’tan aday.

Nürnberg 2025 Kültür Başkenti olmak için aday. Çalışmalar nasıl gidiyor?
Çok çeşitli bir kentin çok çeşitli bir programı olmalı. Şehir kendini nasıl tanımlıyor? Kendimize anlattığımız hikayemiz nedir? Biz kimiz? Ben 57 yıl önce Nürnberg’de doğdum. Okulumuzda bir tek yabancı vardı; Mirella. Dondurmacının kızı olduğu için çok da severdik. Şimdi o okulun üçte ikisi göçmen kökenli. Şehir aynı, ortak bilinç aynı ama insanlar farklı, daha çeşitli. Göçmen kökenli bir ailenin çocuğunu yaşadığı şehire ve ailesinin geldiği şehire bağlayan şeyler neler? Hedefimiz, bu çocuğun ileride `Nürnbergli Türküm‘, `Nürnbergli Kürdüm‘ vs. demesi. İnsan içinde birçok memleket barındırabilir. Ama Nürnberg olmalı, yoksa bağ kurmayı başaramadık demektir. Kültür Başkenti demek aynı zamanda giderek çeşitlileşen bir kentte insanların kendilerini tanımlayabilecekleri bir nevi `yerleştirme istasyonu‘ olmalı. Türkler için, Ruslar için, mülteciler için, hep burada olanlar için yani herkes için. Üstesinden gelinmesi gereken budur.

Son olarak okurlarımıza neler söylemek istersiniz?
Türkiye kökenli gruplar arasında Türkiye’den buraya aktarılan bir bölünme var. Bunun giderilmesini ve bu grupların tekrar ortak barışa kavuşmasını arzu ediyorum. Bizim için uyum, ne kadar çok ilgili kişi bulursak o kadar iyi işler. İnsanlar birbirlerine güvenmedikleri için kendilerini geri çekerlerse uyum da o kadar zorlaşır, kötüleşir.

Hamide TÜRKER / Tuba TÜRKER

Maly_Selfie_3763web

 

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.