Cumartesi, Mayıs 2, 2026
Startseite Blog Sayfa 104

Playlistim (Fırat Vural-MÜNİH)

Bu liste 30 yaş civarına daha çok hitap edebilir, ne de olsa benim seçimim. Bu parçalar dinleyenleri partinin ortalarında, muhabbeti bozmadan hareketlendirir umuyorum. İyi dinlemeler!

1) Feel Good Inc – Gorillaz
2) Let Me Entertain You – Robbie Williams
3) Little Talks – Of Monsters And Men
4) Nothing Else Matters – Metallica
5) Whiskey in the Jar – Metallica
6) Every You Every Me – Placebo
7) Friday I’m In Love – The Cure
8) Stupid Girl – Garbage
9) Another One Bites The Dust – Queen
10) We Are Young – Fun. feat. Janelle Monae

Seyrettim: Fetih 1453

Kemal Tokay (Münih) anlatıyor:

Sinemada izlediğim en son film Fetih 1453’tü. Çok güzel efektleri vardı. Bu bakımdan Hollywood filmlerini aratmamış. Oyuncular da rollerine çok yakışmış. Bu anlamda çok pozitifti. Ancak film belgesel türündeydi. Bir akıcılığı ve sürükleyiciliği yoktu. Aşk senaryosu basit yaratılmış ve çok soğuk yaşanıyordu, duygusallık da eksikti. Bir yabancının bu filmden çok zevk alabileceğini tahmin etmiyorum. Ben belgesel gibi izledim. Yine de filmi sinemada izlemek güzeldi.

Ingolstadt Tiyatrin Objektif

Okudum: Leyla

En son hangi kitabı okudun? sorumuzu Zehra Bayfidan Tokay (Münih) cevaplıyor…

En son Feridun Zaimoğlu’nun Leyla’sını okudum. Her sene hiç sıkılmadan okuyabilirim bu romanı. 1950/1960 yıllarında Anadolu’da yaşayan bir ailenin hikayesini ele almış ve bunu etkileyici bir şekilde anlatmış ki; Anadolu’yla alakası olmayan bir insanı bile o coğrafyaya götürüyor. Anadolu’nun çilekeş ve fedakar kadınını, tabiri caizse “zalim baba” kavramını tüm içtenliğiyle anlatmış Zaimoğlu bu eserinde. Herkesin kitaplığında olması gereken bir roman.

En temiz, ekonomik ve barışçı enerji, kullanılmayan enerjidir! Konut ısıtılmasında enerji tasarrufu

Nedir bu enerji? Herşeydir; kullanımı yaşamın vazgeçilmez bir haline gelmiştir ne yazık ki. Fakat fosil kaynakları sonsuz değildir ve yakıldığında küremizi olumsuz etkilemektedir.
Peki ya enerji tutumluluğu nedir? Konforumuzda bir azalma olmadan verimli kullanmaktır, gereksiz tüketimden, israftan vazgeçmek, kayıpları azaltmaktır; aynı işi minimum enerji ile yapmaktır.
İstatistikler tüketim rakamlarının büyük bir kesiminin sanayi ve konutlarda ve yaklaşık %

80’inin ısıtma ve soğutma amaçlı kullanılmakta olduğunu göstermektedir.
Binalardaki enerji tutumluluğu için alınması gereken yöntemlerin en önemlisi yalıtımdır. Yüksek tasarruf potansiyeli içeren bu konu hakkında ileride daha ayrıntılı bilgiler sunacağız.
Gelin öncelikle daha basit, hemen uygulayabilece-ğimiz ve tesirli önlemlere bir bakalım:

Hidrolik ve brülör ayarlarını yaptırın!
Isı sisteminize, baca ve radyatörlere düzenli bakım yaptırın ve sıcak su borularını izole ettirin.
Tasarruf potansiyeli % 15 – % 30.

Evinizi gereğinden fazla ısıtmayın!
Isı konforunun sağlanması için iç ortam sıcaklığının 22 – 23° C olması yeterlidir; sıcaklığın 1° C azaltılması yakıt tüketimini % 6 – 8 arasında azaltacaktır.

Termostatik vana kullanarak ısıyı ihtiyacınıza göre ayarlayın!
Geceleri, evde olmadığınızda veya kullanılmayan odalarda düşürün.

Isıyı muhafaza edin!
Isıtılmayan bölgelere doğru açılan kapıları, pencereleri açık bırakmayın
Ahşap çerçevelerinize pencere macunu, plastik doğramalara ise silikon çekerek, pencerelerden hava sızmasına engel olabilirsiniz; bu önlem %15 tasarruf sağlayabilir. Geceleri panjurları aşağıya indirin ve perdeleri kapatın.

Odalarınızı kısa ve hızlı havalandırın!
Üstten açılan pencerler havayı tazelemez, soğutur; pencereyi kısa bir süre tam açın. Hava cereyanı oluşmasını sağlayın!

Radyatörlerin üstünü ve önünü kapatmayın! Isı çıkışını engellemeyin. Radyatör arkalarına yansıtıcı plaka yalıtım yerleştirin.

Bu önerileri uygulayıp yeni yaşam biçimi olarak hayatınıza yerleştirmek istiyor musunuz? O zaman hazır olun, olumlu yansımaları bütçenizde göreceksiniz. Aynı zamanda basit ve küçük yöntemlerle yaşanılabilir, pırıl pırıl bir dünya için büyük katkılarda bulunmuş olacaksınız!

Sevgilerle
Çiğdem Şanalmış
Güneş enerjisi danışmanı, Bauzentrum München

3… 2… 1… GOKART – Nervenkitzel der Spaß macht

Die Spannung steigt – wer schafft es als erstes in das Ziel? Wer darf sich feiern lassen wie sonst nur die großen Formel-1 Stars? Fast alle großen Stars, die sich auf den Podesten in Monte Carlo und an anderen Traumorten feiern ließen, haben ihre Karriere einmal genau so begonnen- beim Gokart fahren.
In der Gokart-Arena Neufinsing muss man nicht unbedingt eine große Rennkarriere beginnen oder Vollprofi sein, hier kann jeder sein Glück probieren. Auf der vor knapp eineinhalb Jahren eröffneten Arena, nur 25 Kilometer von München entfernt, ist jeder herzlich willkommen- für Geburtstage, Firmenfeiern aber auch Familienausflüge oder einfach ein paar Freunde die Spaß haben wollen. In den Ferien bietet die Gokartbahn extra Kindergruppen an, für alle Kinder ab acht Jahren und einer Mindestgröße ab 130cm. Während die Kleinen ihre Runden drehen, können die Eltern es sich in der Sky Sportsbar gemütlich machen und eins der täglich frisch gemachten Menüs genießen.
Das wirklich besondere an der Gokartbahn Neufinsing ist jedoch, dass alle Umweltbewussten auch kein schlechtes Gewissen haben müssen, alle dort verwendeten Fahrzeuge sind Elektrokarts und fahren ohne Benzin und schonen somit die Umwelt.
Wer nun Lust bekommen hat, sein Können zu testen, ruft am besten an um einen Termin auszumachen unter 08121-2252880 oder schaut mal auf der Homepage vorbei (http://www.gokartarena.de).
Allerdings gilt natürlich auch hier: die Sicherheit geht vor!

İniesta, İlkay, Xavi…El Clasico’nun öte yanında bir Türk

Mesut Özil, Hamit Altıntop ve Nuri Şahin daha önce Real Madrid’e transfer olup, El Clasico’nun eflatun beyazlı formasını giymişti. Eksik olan, ezeli rekabetin bordo mavi formasını giyen bir Türk’tü. Şimdi o da tamam oluyor; önümüzdeki yıl Barcelona’da oynayacak olan İlkay Gündoğan sağlık kontrolünden geçti.
Borussia Dortmund formasıyla çok başarılı maçlar çıkaran İlkay, uzun süredir dünya devlerinin transfer listesindeydi. Manchester United‘ın da devrede olduğu bilinirken Barcelona elini çabuk tutarak İlkay’la anlaştı ve Rüştü Reçber’den sonra Katalan kulübünde oynayacak olan ikinci Türk futbolcu olmasının da yolunu açtı.
Katalan takımına yakınlığı ile bilinen El Mundo Deportivo Gazetesi, kulüp doktoru Richard Pruna’nın, Almanya‘da İlkay Gündoğan‘ı muayene ettiğini öne sürdü. Habere göre, İlkay‘ı kadrosuna katmak isteyen Barcelona, uzun süredir sakatlığı bulunan başarılı oyuncunun, sahalara tam olarak sağlıklı döneceğinden emin olmak istiyor.
Ekim ayında Alman kaleci ter Stegen‘in imzası için Almanya‘ya giden Barcelona yetkilileri, İlkay‘ın babası ve amcası ile buluşup ilk görüşmeyi gerçekleştirmişti.
Borussia Dortmund ile sözleşmesi 2015 yazında sona erecek olan İlkay, Alman Milli Takımı’nın, Paraguay ile oynadığı özel maçta sakatlandığı için geçen yılın ağustos ayından bu yana forma giyemiyor.

Çeyrek asrı geride bırakan bir lezzet dağı: Çiya

Kürtçe’de ‘dağ’ anlamına gelen Çiya, artık bir kültür elçisi gibi. Türkiye’ye gelen yabancı bir konuğunuzu Çiya Kebap ve Çiya Sofrası’a götürmezseniz damak zevkimiz hakkında eksik bilgilendirmiş olursunuz. Gaziantepli Musa Dağdeviren tarafından 1987 yılında Kadıköy’de küçük bir kebapçı olarak faaliyete başlayan Çiya, şimdilerde 3 dükkanıyla gastronomi laboratuarı gibi çalışıyor.
Musa Dağdeviren, mesleğe başlarken sadece bir kebapçı kurmak amacı taşımadığını söylüyor;
fastfood karşında giderek yok olan zengin Anadolu yemek kültürünü günümüze taşıma misyonunu yükleniyor. Anadolu’da bile unutulmaya yüz tutan binlerce yemeğin yeniden hatırlandığı ve kayıtlara geçildiği bu sofrada 200 civarında çorba çeşidi, 100 kadar da kebap çeşidi mevcut.
Musa Dağdeviren ve ekibi, yemek konusuna, tarihi bir kalıntıda çalışan arkeoloji ekibi gibi titizleniyorlar. Anadolu’da binlerce yıldan süzülüp gelen bütün yemek kültürleri, damak tatlarını tek tek araştırıp, biraz da deneysel davranarak zengin bir mönü oluşturuyorlar.
Çiya Sofrası, ilk bakışta “Güneydoğu ve Doğu Akdeniz Mutfağı” olarak görünse de Anadolu‘dan Mezopotamya‘ya uzanan bir büyük coğrafyanın kadim halkları olan Azeri, Gürcü, Türk, Arap, Ermeni, Osmanlı, Süryani, Selçuklu, Yahudilerin kültürlerine ait yemekler aslına uygun olarak hazırlanıp sunulur.
Bu yemek kültürü titizliği Musa Dağdeviren’i 3 ayda bir yayınlanan Yemek ve Kültür dergisini çıkarmaya yöneltir. 2005 yılında yayın hayatına başlayan dergi, “Neden Çıkıyoruz?” diye sorduğu soruyu şöyle cevaplıyor;
– Dünyayı, komşu ülkeleri ve Türk mutfağını kültür tarihi açısından incelemek,
– Mutfak kültürünün, özellikle evrim sürecinde insan-bitki ilişkilerinin bilimi olan etnobotanik açısından da ele almak,
– Bütün müdahalelerden uzak, ‘organik tarım’ı desteklemek bu alanda dünyanın ulaştığı seviyeyi izlemek,
– Hiçbir ayrım gözetmeksizin, yaşadığımız coğrafyanın geleneksel yeme-içme ritüellerini, üretim araç-gereç ve biçimlerinin yok olmamasını gündelik hayatımızdan silinmiş olanlarını ise anımsatmak ve belgelemek,
– Globalleşme sürecinin bir ürünü olarak ulusal mutfakları tehdit eden “fast-food”dan, “yöresel mutfaklar”a uzanan köklü değişimleri bütün yönleriyle ele almak,
– Türkiye’de tüketilen yiyecek ve içeceklerin kronolojisini saptamak. Edebi, tarihi ve halkbilim metinlerine yer vermek, arşiv belgelerinden yararlanarak yeni bilgiler üretmek,
– Mutfak kültürünün en önemli yanlarından biri olan “yeme-içme adabı”nı dün’den bugüne ele almak…
Bir kez bile yolunuz düştüğünde artık hep hayatınızda olan Çiya Sofrası, Çiya Kebap ve Çiya Kebap 2 Kadıköy Balıkçılar Çarşısında, birbirine çok yakın üç dükkanda misafirlerine hizmeti sürdürüyor.

Çiya Sofrası / Çiya Kebap / Çiya Kebap 2
Caferağa Mah. Güneşlibahçe Sk. No:43
Kadıköy – İstanbul
Tel: (216) 330 31 90
email: info@ciya.com.tr