Bavyera’nın Rosenheim kentinde grup Mittelmeer Orchestra (Akdeniz Orkestrası) tarafından geçtiğimiz pazar günü (26.03.2023) düzenlenen yardım konserinde depremzedeler için 5 bin euronun üzerinde bağış toplandı.
On yıl önce Rosenheim’da Türk, Alman ve Yunan müzisyenlerin bir araya gelerek kurduğu Mittelmeer Orchestra, bölgeden Alman gruplarla birlikte depremzedeler için bir yardım konseri düzenledi. Bavyera Radyosu’nun halk müziği programı sunucusu Traudi Siferlinger’in moderasyonu yaptığı gecede Mittelmeer Orchestra’nın yanı sıra Bavyeralı gruplar “Bast Scho” ve “Geschwister-Siferlinger-Treigesang” ile “Ignaz Günther Lisesi Oda Orkestrası” da sahne aldı. Ballhaus’da gerçekleşen konserde Mittelmeer Orchestra Dido, Sürgün, Çok Uzaklarda, Sultaniyegah Sirto gibi eserleri seslendirdi. Ayrıca grup, kendi bestesi olan Insbruck adlı şarkıyı arasında Namus belası ile birlikte çaldı.
Çoğunluğunu Alman dinleyicilerin oluşturuduğu gecede Türk kadınlarının hazırladığı büfe yoğun ilgi gördü. Büfeden elde edilen gelir de yapılan bağışlara eklenince gecede, toplam 5 bin Euro yardım toplandı.
Münih’te bu yıl 34.sü yapılacak olan Türk Film Günleri, 30 Mart’ta ‘Bir Zamanlar Gelecek’ filmiyle perdelerini açacak. Güncel yapımların yer aldığı çok yönlü bir programdan oluşan festivalde gösterimler bu yıl ilk kez iki sinemada olacak.
Dört gün boyunca Rio Filmpalast ve Neues Rottmann Kino’da toplam on uzun metraj ve beş kısa film gösterilecek. Klasik dramalar, bilim kurgu filmler, gerilim ve komedilerin yer aldığı festival seçkisinde kadın sorunları ve kuir içerikli filmlere özellikle yer verilmiş. Türkiye’den sanatçıların da konuk olarak katılacağı gösterimler, 2 Nisan’a kadar sürecek.
30 Mart: ‘Bir Zamanlar Gelecek’
Bir Zamanlar Gelecek
Türk Film Günleri’nin açılış filmi “Bir Zamanlar Gelecek: 2121”, yönetmen Serpil Altın’ın dünya çapında pek çok festivalde gösterilen ilk uzun metraj filmi. Bu sıradışı bilim kurgu filminde, iklim krizi karşısında toplumun geleceğine dair bakış bulunuyor. Filmde güncelliği çok yüksek olan küresel bir konu, bolca mizah ve güncel trendlere göndermelerle ele alınıyor. 30 Mart Perşembe akşamı saat 20.00’da gösterilecek olan filmin ardından yapılacak söyleşinin konukları yönetmen Serpil Altın, senarist Korhan Uğur ve başrol oyuncusu Selen Öztürk olacak.
31 Mart: #RainbowFriday
Son yıllarda kuir sinemaya özel bir alan açan Türk Film Günleri, bu yıl 31 Mart Cuma gününde #RainbowFriday başlığı altında üç kuir film gösterecek: “Bu Ben Değilim”, “Çilingir Sofrası” ve “LCV (Lütfen Cevap Veriniz)”.
Bu Ben Değilim
Eşcinselliklerini muhafazakar ailelerinden sakladıkları paralel bir dünyada yaşayabilen bireylerin sesine yer verilen “Bu Ben Değilim” belgeselinin iki yönetmeni Jeyan Kader Gülşen ve Zekiye Kaçak, saat 16.30’daki gösterim sonrası izleyenlerin sorularını cevaplayacak.
Çilingir Sofrası
Ödüllü drama “Çilingir Sofrası”, uzun bir aradan sonra tekrar bir araya gelen iki arkadaşın hikâyesini, bastırılmış duyguların yavaşça ortaya çıktığı bir rakı akşamında anlatıyor. Saat 19.00’da gösterilecek film sonrası söyleşi için yönetmen ve senarist Ali Kemal Güven ile iki başrol oyuncusu Ahmet Rıfat Şungar ve Barış Gönenen hazır bulunacak.
LCV (Lütfen Cevap Veriniz)
Bir çiftin planlanan düğününden kısa bir süre önce toplumsal cinsiyet rolleri ve heteronormatif ilişkilerin sorgulandığı komedi filmi “LCV (Lütfen Cevap Veriniz)”in film ekibinden de yine konuklar Münih’te olacak. Gösterim saat 21.00’da.
#RainbowFriday filmleri programı kapsamında 1 Nisan’da saat 12.00’da filmlerin yapımcılarının da katılacağı bir panel gerçekleşecek. Geçtiğimiz yılın ödüllü filmi Stiletto’nun yönetmeni Can Merdan Doğan’ın yöneteceği panelde, Türkiye sinemasında kuir görünürlük tartışılacak.
1 Nisan: Gerilim, Gizem ve Korku
Karanlık Gece
59. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “en iyi senaryo” ve “en iyi film” ödülünü alan Özcan Alper’in yönettiği “Karanlık Gece”de Berkay Ateş’in canlandırdığı, müzisyen İshak karakterinin uzun zaman sonra kasabaya dönüşü ile başlayan vicdan muhakemesi konu ediliyor. Homofobi ve dışlanma temalarını işleyen film ile Berkay Ateş, geçtiğimiz haftalarda Nürnberg’de “en iyi erkek oyuncu” ödülünün sahibi oldu. Film saat 15.00’da gösterilecek.
Kerr
Usta yönetmen Tayfun Pirselimoğlu’nun yönettiği “Kerr” filminde de yine suç teması işleniyor. Filmin kahramanı, babasının cenazesi için döndüğü kasabada bir cinayetin görgü tanığı olur, ancak garip bir şekilde kimse ona inanmaz. Masalsı anlatımıyla film, Tayfun Pirselimoğlu’na 58. Antalya Altın Portakal ve 41. İstanbul Film Festivali’nde “en iyi yönetmen” ödülünü kazandırdı. Gösterim saat 17.30’da.
Mukavemet
Programda “gençler veya hassas izleyiciler için uygun değildir” notuyla yer alan Soner Caner’in korku-gerilim filmi “Mukavemet” ise, bir anda kafasının atması sonucunda kanlı bir gecenin uçurumuna sürüklenen kahramanın hikâyesini anlatıyor. Gösterim 20.30’da.
Üç film de 1 Nisan Cumartesi günü Neues Rottmann Kino’da gösterilecek.
2 Nisan: Kısa filmler
Türk Film Günleri bu yıl da yine genç Türkiye sinemacılarının eserlerinden oluşan heyecan verici bir kısa film programı sunuyor. Kimsenin bulamadığı bir köy, beklenmedik sonuçları olan bir araba hırsızlığı, tuhaf bir üçlü ilişki, küçük bir kızın kaçışları ve sonsuza dek veda. Filmler çok çeşitli konuları bazen rahatsız edici, bazen de komik bir şekilde, ancak her zaman son derece insani tarafıyla ele alıyor.
Kısa filmler 2 Nisan Pazar günü saat 13.00’da gösterilecek.
2 Nisan: Kadın Gözüyle
Yine 2 Nisan’da kadın yönetmenlerin ataerkil yapıların oluşturduğu Türk toplumunda kadınların durumunu ele alan üç filmi gösterilecek.
Ceylan Özgün Özçelik’in deneysel belgeseli „Cadı Üçlemesi 15+“, şiddet uygulayan kocalarını öldüren kadınların motiflerine ve duygularına hassasiyetle yaklaşıyor. Gösterim 15.30’da.
Çiğdem Sezgin’in draması „Suna“, maddi nedenlerle evlenmek zorunda kalan ancak kaderine boyun eğmeyi reddeden bir kadının etkileyici bir portresini çiziyor. Gösterim 17.30’da.
Gizem Kızıl imzalı „Bana Karanlığını Anlat“ta ise işler daha eğlenceli. Bir kadın, kocasının ani ölümünün ardından mutsuz evliliğinden nihayet kurtulur. Ancak merhum ve onun akrabalarıyla henüz hesaplaşmamıştır. Acaba cenaze yıkaması bunun için doğru yer midir? Gösterim 20.00’da.
Bonus: Kurak Günler özel gösterimi
Kurak Günler
Geçtiğimiz ay City Kino’da Sinematürk tarafından özel gösterimi gerçekleşen Emin Alper’in çok ses getiren filmi “Kurak Günler“, yoğun istek üzerine tekrar gösterilecek. Film Günleri’nin hemen ardından 3 Nisan’da Kurak Günler’in özel gösterimi City Kinos’da saat 20.00’da olacak. Şubat ayındaki gösterimde olduğu gibi bu sefer de biletler günler öncesinden tükendi.
Sinematürk derneği tarafından bu yıl 34.sü gerçekleşen Münih Türk Film Günleri’nde tüm filmler, orijinal dilinde İngilizce veya Almanca altyazılı olarak gösterilecek. Detaylı bilgi için: tuerkischefilmtage.de
Münih’te bu yıl 34.sü yapılacak olan Türk Film Günleri, 30 Mart’ta ‘Bir Zamanlar Gelecek’ filmiyle perdelerini açacak. Türkiye’den sanatçıların da katılımıyla dört gün boyunca toplam on uzun metraj ve beş kısa film gösterilecek. Münih Türk Film Günleri 2 Nisan’a kadar sürecek. (Detaylar için buraya tıklayın)
Yer: Rio Filmpalast ve Neues Rottmann Kino, Münih Tarih: 31 Mart – 02 Nisan arası Bilet: Rio Filmpalast (Açılış) ve Kino Neues Rottmann (Bütün diğer gösterimler)
Dinleti
31.03.2023 » Nüket Taşkın ve arkadaşları
Münihli müzik eğitmeni ve solist Nüket Taşkın, müzisyen arkadaşları Hakkı Şengül, Oğuz Gelbal ve Cemil ile birlikte 31 Mart’ta Jason’s Jazz Club etkinlikleri kapsamında sahneye çıkacak. Giriş ücreti 15 Euro.
Uluslararası Irkçılıkla Mücadele Haftası kapsamında Münihli iki müzik grubu 1 Nisan’da Giesinger Bahnhof Kültür Merkezi’nde Suriye ve Türkiye’deki depremzedeler için bir konser verecek. Autozynik, punk ve Rusça şarkılarıyla Gleis 11 ise saykodelik rock tarzıyla birleştirdiği Anadolu rock müziğiyle sahnede olacak. Konserin giriş ücreti yok, fakat bağış kabul ediliyor.
Bavyera’nın Rosenheim kentinde on yıl önce kurulan grup Mittelmeer Orchestra (Akdeniz Orkestrası), 26 Mart’ta kente depremzeler için yardım konseri düzenliyor. Konserde Mittelmeer Orchestra’nın yanı sıra birçok grup da sahneye çıkacak.
Türk, Yunan, Alman müzisyenlerin bir araya gelerek kurduğu Rosenheimlı grup Mittelmeer Orchestra, başta Akdeniz ezgileri olmak üzere dünya müziği ve caz türlerini seslendiriyor. Depremzedeler için yapılacak konserde Akdeniz Orkestrası’na Bavyeralı gruplar “Bast Scho” ve “Geschwister-Siferlinger-Treigesang” ile “Ignaz Günther Lisesi Oda Orkestrası” da eşlik edecek.
Girişin ücretsiz olduğu konserde depremzedeler için bağış toplanacak.
Prof. Dr. Ekin Demir (soldan 4.cü), Prof. Dr. Hana Algül (Sağdan 3.cü) ve yardım ekibi
Münih Teknik Üniversitesi Hastanesi Rechts der Isar, Türkiye ve Suriye’de yaşanan depremin ardından başlattığı kampanya sonucunda bölgeye iki kamyon tıbbi malzeme gönderdi.
Kampanyayı organize eden Kanser Merkezi Direktörü Prof. Dr. Hana Algül ve Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Ekin Demir duygularını “Hastanenin buraya yardım eli uzatmak için ne kadar istekli olduğunu görmek çok etkileyici!” sözleriyle dile getirdi. Tıbbi Direktör ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Martin Siess ise şu açıklamayı yaptı: “Hastanedeki tüm gönüllülere gösterdikleri özel özveri için teşekkür ediyorum. Bu yardım kampanyası, birlikte hareket ettiğimizde neleri başarabileceğimizi bir kez daha gösterdi.”
Hastane deposunda toplanan yardım malzemeleri T.C. Münih Başkonsolosluğu aracılığıyla geçtiğimiz hafta Türkiye’ye gönderildi.
Münihli yönetmen ve yazar Nuran David Çalış’ın kaleme aldığı iki dilli oyun „Das Erbe MİRAS“, 23 Mart’ta Kammerspiele’de „Irkçılığa Karşı Uluslararası Haftalar” kapsamında seyirciyle buluşacak.
Elmira Bahrami, Zeynep Bozbay, Sema Poyraz, Edith Saldanha ve Mehmet Sözer’in rol aldığı ve Pınar Karabulut’un yönettiği oyunda Çalış, 1990’ların hararetli siyasi ikliminde Türkiye kökenli bir ailenin duygusal portresini çiziyor:
Nazik Doğan ve üç çocuğu babaları Murat’ın yasını tutmaktadır. Yaslarının tam ortasında, 23 Kasım 1992’de, Mölln’de çoğunlukla Türkiye’den göç eden ailelerin yaşadığı evlere yapılan ırkçı kundaklama haberleri gelir. Aşırı sağcı şiddetin derinden sarstığı aile, nerede ve nasıl yaşayacakları ve babalarının başarılı şirketler grubunu nasıl devam ettirecekleri sorusuyla karşı karşıya gelerek parçalanmaya yüz tutar.
Mölln saldırısından bu yana otuz yıl geçti. Sığınmacılara ve göçmenlere yönelik şiddet eylemleri devam ediyor: “Kolektif göçmen bilincini şekillendirirken Alman anma kültüründe bir kenar notu olarak kalıyor.”
Uluslararası Irkçılıkla Mücadele Haftası kapsamında Münih Göçmenler Meclisi ve Morgen e.V. gibi birçok kurum bir araya gelerek “Irkçılık ve ayrımcılıktan arınmış bir Münih ve Bavyera için” mitinge çağırıyor. Münihli konuşmacıların yer aldığı programda ayrıca Quenn Lizzy ve Gündalein ile canlı müzik de yer alıyor.
Yer: Marienplatz, Münih Tarih: 21 Mart 2023, 17:30 – 19:30
Münihli yönetmen ve yazar Nuran David Çalış’ın kaleme aldığı iki dilli oyun „Das Erbe Miras“, 23 Mart’ta Münih Kammerspiele’de „Irkçılığa Karşı Uluslararası Haftalar” kapsamında seyirciyle buluşacak.
Elmira Bahrami, Zeynep Bozbay, Sema Poyraz ve Mehmet Sözer’in oynadığı ve Pınar Karabulut’un yönettiği oyunda Çalış, 1990’ların hararetli siyasi ikliminin arka planında Türkiye kökenli bir ailenin duygusal portresini çiziyor
Münih’in sevilen müzik topluluğu Munich Anatolian Project (MAP), Cuma akşamı Luise Kültürmerkezi’nde sahneye çıkacak. Süreyya Akay (vokal), Yasin Yardım (bağlama ve tambur), Kadir Doğan (perküsyon), Gökhan Özkan (gitar), Matthias Kaiser (klarnet ve saksafon), Nazım Sabuncu’dan (bas gitar) oluşan grup, kendilerine özgü yorumladıkları Anadolu ezgileriyle dinleyenleri müzikal bir yolculuğa çıkarıyor. Bilet fiyatları 15 ile 18 Euro arası olan etkinlik Cuma akşamı saat 19:30’da başlıyor.
Bavyera’nın Rosenheim kentinde on yıl önce kurulan grup Mittelmeer Orchestra (Akdeniz Orkestrası), 26 Mart’ta kente depremzeler için yardım konseri düzenliyor. Konserde Mittelmeer Orchestra’nın yanı sıra birçok grup da sahneye çıkacak. (Detaylar için tıklayın)
Yer: Ballhaus, Weinstrs. 12, Rosenheim Tarih: 26 Mart 2023, 19:30
Münih Göçmen Kadınlar Birliği bu sene 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliğini dernek binasında bir seminer ve dinleti ile gerçekleştirdi. Seminerde Prof. Dr. Zeliha Öcek, „Afet dönemlerinde kadın sağlığı’ konusunda bilgilendirdi.
Depremde ve kadın mücadelesinde hayatlarını kaybeden tüm kadınlar için bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan etkinlikte Göçmen Kadınlar Birliği adına yapılan konuşmada deprem süreci değerlendirildi. Depremin ilk günlerinde devletin sınıfta kalan politikaları yüzünden can kaybının artması, yakınlarını kaybedenlerin ve depremden kurtulanların yaşadıkları zorluklar ve ihtiyaçlardan bahsedildi.
Prof. Dr. Zeliha Öcek
Birlikte izlenen 8 Mart filmi ise büyük ilgi gördü. Sonrasında ‚Afet döneminde kadın sağlığı’ başlıklı sunumuyla Prof. Dr Zeliha Öcek Türkiye’de deprem bölgesindeki kadınların yaşadıklarından örnekler vererek böylesi dönemlerde kadınların karşı karşıya kaldığı problemleri aktardı.
Çadırların konumlandırılma şekilleri ve tuvalet-banyoların kontrolsüz ve korunaksız oluşundan kaynaklı taciz ve cinsel saldırılardan, hijyene erişemeyen kadınların yaşadığı sağlık sorunlarına dek birçok konuya değinen Öcek, “Böylesi dönemlerde en riskli grup olan hamile ve lohusa kadınlar ve bebeklerde ölümlerin yaşandığı gelen bilgiler arasında. Yaşlı kadınların ihtiyaçları da düşünülmediği gibi, doğum kontrolden koruyucu aşılara birçok ilaç erişilmez durumda. Kadınların, yardım dağıtımında, mutfak kontrollerinde ve planlamasında görev almaları hem sosyalleşmelerinde hem de travmayı atlatmalarında yardımcı olacaktır.“ dedi. Zeliha Öcek ayrıca depremden 15 gün sonra başlayan terapiler ve psikiyatrik yardımlarla da özellikle kadınlara destek olunmaya çalışıldığını aktardı. Türk Tabipler Birliği (TTB) ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES)’in bilgilerini de katılımcılarla paylaşan Öcek, „Kız Kardeşlik Köprüsüyle Hayatı Yeniden Kuruyoruz” kampanyasına da çağrı yaptı.
Sunum sonrasında hep birlikte yenen yemeğin ardından Pınar Ateş’in seslendirdiği biribirinden güzel ezgiler ve dayanışma çağrısıyla etkinlik sona erdi.
Tuncay Acar’ın yönettiği Dies Das serisi kapsamında bu hafta 15 Mart’ta Bahar Auer, Sinem Gökser ve Karnik Gregorian’ın katılımıyla Münih’teki kültürel etkinliklere tüm toplumun katılımını konuşulacak. Etkinlik Almanca olacak. (Almanca detaylı haberimizi okumak için burayı tıklayın) Giriş ücretsiz ve aynı zamanda canlı yayın olarak izlenebilecek.
Import Export’un bir tavernaya dönüşeceği akşamda elde edilen gelir Türkiye (Ahbap) ve Suriye’deki (White Helmets) depremzedelere bağışlanacak. Akşam sahneye önce teker teker sonra da hep birlikte olmak üzere şu gruplar çıkacak:
Lucile And The Rakibuam, Pnema, Eskises, Café Taksim, Munich Anatolian Project. Giriş saat 20.00’da ve 15,- Euro’dan başlıyor. Etkinliği Münih Türk Film Günleri ve Yunan Film Günleri de destekliyor. Bilet almak için buraya tıklayın.
Yer: Import Export, Schwere-Reiter-Str. 2H, Münih
Söyleşi
18.03.2023 » Halkçı Belediyecilik
Cumartesi günü saat 14.00’da Münih’te Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Cervatoğlu, Halkçı Belediyecilik konusunu konuşacak. Sosyalist Başkan, halkı belediyecilikte olanaklar ve zorluklar hakkında bilgilendirecek. Etkinliğe giriş ücretsiz. Yöresel yiyecek ve içeceklerin satışlarından elde edilecek gelir de Fındıklı Belediyesi’nin deprem bağış kampanyasına gidecek. (Detaylar için buraya tıklayın)
Fındıklı Belediye Başkanı CHP’li Ercüment Şahin Cervatoğlu, önümüzdeki günlerde Münih ve Nürnberg’e gelerek ‘halkçı belediyecilik’i anlatacak.
Rize’ye bağlı Fındıklı’da dört yıl önce başkan seçilen CHP’li Cevatoğlu, 18 Mart’ta Münih’te ve 21 Mart’ta Nürnberg’de ‘Halkçı Belediyecik’ başlığı altında olanaklar ve zorlukları konuşacak. Münih’te Schwantharler Str. 80 adresinde bulunan EineWeltHaus salonunda 18 Mart’ta yapılacak etkinlik saat 14.00’da başlayacak. Girişin ücretsiz olduğu etkinlikte yöresel yiyecekler ve içeceklerin satışından elde edilen gelir Fındıklı Belediyesi’nin depremzedelere yardım kampanyasına bağışlanacak.
Etkinlik Nürnberg’de 21 Mart’ta Kulturladen Villa Leon’da saat 19.00’da tekrarlanacak. Adres: Philipp-Körber-Weg 1, 90439 Nürnberg (www.kuf-kultur.de)
Başkan Cevatoğlu kimdir? Kendi kaleminden aktarıyoruz:
Başköy’den Mustafa (Topal Mustafa) ve Fitnet Çervatoğlu’nun dört çocuğundan biriyim. 1968 doğumlu evli ve bir çocuk babasıyım. İlkokulu Başköy’de, Ortaokulu Arılı Köyünde, Liseyi Fındıklı Lisesinde okudum. Lise sonrası İstanbul Teknik Üniversitesi Matematik Mühendisliği Bölümünü kazanarak üniversite hayatına başladım. Daha sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümüne geçtim ve 1992 yılında mezun oldum. Mezuniyetimden sonra altı yıl bölgemde ticari faaliyetle uğraştım ve 2014 yılına kadar yayın yapan Karadeniz Umut Radyosunun kurucularından oldum. Ankara’da bir süre doğalgaz sektöründe ve su fabrikasında çalıştım. Makina Mühendisleri Odasında Teknik Görevli olarak ve Yönetim Kurullarında görev aldım. Türk Mühendis Mimar Odaları Birliğinde Genel Sekreter Yardımcılığı görevinde bulundum. Bursa’da aile şirketi ile İnşaat sektöründe çalışmalar yürüttüm. Makina Mühendisleri Odasında Denetleme Kurulu Üyeliği ve Bursa şube sekreter üyeliği görevini üstlendim. Ankara’daki ikinci dönemimde Makina Mühendisleri Odasında Genel Sekreterlik ve Yönetim Kurulu üyeliğini 2018 yılına kadar yürüttüm. 2015 yılından bugüne ata topraklarında ticari faaliyetlerimi inşaat sektöründe ve beyaz eşya ile ev tekstili bayilikleri yürütmekteyim.
Mesleğimdeki başarılarımı mühendis abilerim değerlendireceklerdir. Ama ben size mühendisliğimi değil, sosyal yanımı anlatmak istiyorum.
Uzun yıllardır sosyal hayatın içinde, ekonomik ve demokratik mücadelelerin yorulmaz bir parçası olmaya çaba gösteriyorum. Ülkemi, Türkiye’mizi çok seviyorum. Hepimiz gibi bende bir yurtsever olarak, onun en küçük parçasının kurbanı olurum. Bu bağlamda Fındıklı’ya, derelere, yaylalara kısacası ben bu toprağa aşığım. Sadece doğasına değil arkadaşlarıma, dostlarıma, komşularıma kısacası siz hemşerilerim de benim yaşamımın vazgeçilmez parçası. Onun için adımız da soyadımız da FINDIKLI diyorum.
Sosyal ilişkileri, yaşadığım çevreye katkı sağlamayı çok seviyorum. Eski köy okullarının onarımından tutun da derelerin özgürlüğü için yaptığımız faaliyetlere kadar birçok etkinlikte beraber olduğumuzu biliyorsunuz.
“KENDİMİZ İÇİN DEĞİL HALKIMIZ İÇİN” başkanlık yapmanın başka bir yolu olmadığını çok iyi biliyorum.
Bir yurtseverim dedim. İzninizle biraz açayım. Ben bir Cumhuriyet çocuğuyum. Gazi Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının antiemperyalist, aydınlanmacı yolu bana ışık tutuyor. 20. Yüzyılda “Düvel-i Muazzama ya” karşı verdikleri şanlı direniş ve sonrasında hayata geçirdikleri devrimlerin sayesinde; büyüdüm, okudum iş buldum ve ekmeğimi kazanıyor, çocuğumu yetiştiriyorum.
Cumhuriyet’in birlik, beraberlik ve bir arada yaşamak olduğunu biliyorum. Din, mezhep, etnik kimlik, cinsel kimlik gibi ayrımların sadece ve sadece emperyalistlerin işine yaradığını bilirim. Ekmeğini alnının teriyle kazananların, üretilen refahtan adilce pay alabildikleri sürece tek dertlerinin eve ekmek götürmek olduğuna inanırım. Bunun dışında ayrımlar üzerinden siyaset yapanların, bilinçli olmasalar da istemeseler de emperyalistlere hizmet ettiklerini düşünürüm.