Unter tatkräftiger Mithilfe von Oberbürgermeister Dieter Reiter werden derzeit zwölf Krankenwagen komplett mit Medikamenten und medizinischer Ausrüstung ausgestattet, um in Kiew Kriegsopfer versorgen zu können. Der Ankauf von zehn gebrauchten Krankenwagen wurde mit 250.000 Euro aus Spenden finanziert, die auf das städtische Spendenkonto eingegangen sind. Je einen weiteren Krankenwagen haben die Johanniter-Unfall-Hilfe, Regionalverband München, und der Arbeiter-Samariter-Bund, Regionalverband München/Oberbayern, zur Verfügung gestellt.
OB Reiter: „Die aufwühlenden Schilderungen von Vitali Klitschko letzte Woche in der Vollversammlung des Stadtrats haben uns alle erschüttert. Angesichts der brutalen Angriffe auch auf die Zivilbevölkerung ist Hilfe für unsere Partnerstadt Kiew dringender denn je. Daher freut es mich sehr, dass die Krankenwagen schon in den nächsten Tagen samt Material nach Kiew aufbrechen werden. Und ich möchte mich nochmals herzlich bei allen Spender*innen und bei Stadträtin Barbara Likus für die Koordinierung bedanken. Wir helfen mit diesem Geld dort, wo es am dringendsten benötigt wird und stehen dazu in regelmäßigem Kontakt mit unserer Partnerstadt.“
Die medizinische Ausstattung der zwölf Krankenwagen – insbesondere zur Schmerzlinderung, Schockbehandlung oder zur Stillung von Blutungen – wird von der München Klinik gespendet, die bereits für den ersten Münchner Hilfstransport nach Kiew Medikamente und Hilfsgüter in sechsstelliger Höhe bereitgestellt hatte. „Wir verurteilen den Angriff auf die Freiheit und Menschenrechte in der Ukraine aufs Schärfste und tun als München Klinik alles, um die Menschen vor Ort sowie unsere Mitarbeitenden mit Familien in der Ukraine zu unterstützen. Wir orientieren uns am Bedarf und bringen mit Unterstützung der Landeshauptstadt unsere Medikamente dahin, wo sie jetzt akut benötigt werden. Außerdem werden wir als Versorger der Stadt auch unserer Verantwortung in der Versorgung von Geflüchteten gerecht, die in München ankommen – das haben wir vom ersten Tag an unbürokratisch und unabhängig vom Aufenthaltsstatus getan“, sagt Dr. Axel Fischer, Vorsitzender der Geschäftsführung der München Klinik.
v.l: Stadträtin Barbara Likus, OB Dieter Reiter, München-Klinik-Chef Dr. Axel Fischer, Mitorganisatorin Valentina Bekech (Foto Michael Nagy/Presseamt)
Münih’te bu yıl 33. kez yapılacak olan Türk Film Günleri, 24 Mart akşamı Rio Filmpalast’ta gösterilecek olan ‘Sen Ben Lenin’ filmi ile perde açacak. Açılışın ardından tüm salon gösterimleri 3 Nisan’a kadar Gasteig HP8’de olacak. Online gösterimler 10 Nisan’a kadar devam edecek.
İki yıl pandemi arasından sonra Münih seyircisi ile tekrar salonlarda buluşacak olan Türk Film Günleri, tarihinde ilk kez hibrit olacak gerçekleşecek. Programda yer alan filmlerin neredeyse tamamı, 25 Mart ile 10 Nisan tarihleri arasında Almanya çapında online da izlenilebilecek.
Okul Tıraşı (Yönetmen: Ferit Karahan)
Bu yıl 9 uzun metraj, 8 belgesel ve 6 kısa filmden oluşan programıyla Türk Film Günleri, Doğu Anadolu’dan İstanbul’a uzanan ve aile denen küçük evren üzerinden kimlik arayışına varan doyurucu bir seçkiyle karşımıza çıkıyor.
Festivalin uzun metraj seçkisinde geçtiğimiz hafta Nürnberg’den ödülle dönen Ferit Karahan’ın ‘Okul Tıraşı’ ve Fikret Reyhan’ın ‘Çatlak’ filmi de bulunuyor. Sürgünde yaşayan ödüllü yazar Aslı Erdoğan’ı konu alan ‘Bitmemiş Cümleler’ ve 2007’de katledilen gazeteci Hrant Dink’in anısına yapılmış ‘Hafıza Yetersiz’ ise belgeseller arasında yer alıyor. Önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da programda Kadın panorama ve Queer Panorama başlıklı iki seçki de var.
Bitmemiş Cümleler (Yönetmen: Adar Bozbay)
Çarpıcı ve iddialı kısa film programında Serhat Karaaslan’ın ‘Les Criminels’ (Suçlular) filmi ve Münih’te yaşayan yönetmen Can Merdan Doğan’ın Stiletto filmi de bulunuyor. Bu iki kısa film de yine Nürnberg’den ödülle dönenlerden.
Türk Film Günleri boyunca gösterilecek tüm filmler orijinal dillerinde, Almanca ya da İngilizce alt yazılı olarak izlenilebilecek. Online gösterilen tüm filmleri 25 Euroluk festival kartı ile izleyebilirsiniz. Tek filmlik online gösterim fiyatı 5 Euro. Salon fiyatları ise film başı 7 Euro. İndirimli 5 Euro. Daha fazla bilgi ve online gösterimler www.tuerkischefilmtage.de adresinde.
Stiletto (Yönetmen: Can Merdan Doğan)
Festival programı şöyle:
UZUN METRAJ FİLMLER Sen Ben Lenin (Yönetmen: Tufan Taştan) Vaktiyle kasabanın sahiline vuran ve meydana dikilmesine karar verilen Lenin heykeli, açılışına bir gün kala çalınır. Ankara’dan görevlendirilen iki polis, kayıp Lenin heykelinin peşine düşer. Başroldeki iki polisin, kasaba halkından otuza yakın kişiyi, tek mekânda sorguladığı filmde, konunun ilginçliği, filmin polisiye kurgusu, her biri ülkenin bir kesimini simgeleyen çok iyi oyunculardan oluşan kalabalık kadro sayesinde film akıp gidiyor. 24.03.2022 Perşembe, Saat 19.00 | Açılış | Rio Filmpalast 01.04.2022 Cuma, Saat 18.30 | Gasteig HP8, Projektor (Bu film için online gösterim mevcut değildir.)
Hayaletler (Yönetmen: Azra Deniz Okyay) Karanlığa gömülen bir ülkenin, bu karanlıkta nasıl hareket etmeye çalıştığını gösteren belgesel, estetik olarak da karanlığa gömülmüş durumda. Çünkü, bütün İstanbul’u etkisi altına almış bir elektrik kesintisinin ortasında, bu kesintiyi çok da umursamayan, kendi dertleriyle meşgul dört farklı karakterin kesişen hikâyeleri anlatılıyor. 25.03.2022 Cuma, Saat 18.00 | Gasteig HP8, Projektor 29.03.2022 Salı, Saat 20.30 | Gasteig HP8, Projektor
Cemil Şov (Yönetmen: Barış Sarhan)
Cemil Şov (Yönetmen: Barış Sarhan) Oyuncu olma hayaliyle yanıp tutuşan Cemil’in, gerçekle hayal arasında gidip gidip geldiği karanlık dönüşümünün hikâyesi. Film de tıpkı karakter gibi dönüşüyor ve kara komediden gerilime doğru uzanan “türler arası” bir niteliğe bürünüyor. Cemil’in öykündüğü Yeşilçam karakteri Turgay Göral’ın yer aldığı, yönetmenin kendi ifadesiyle, 60’ların estetik anlayışını örnek alan, siyah-beyaz Yeşilçam sahneleri, kırmızı rengin baskın olarak kullanıldığı dışa vurumcu kısımlar ve gerçek dünyanın renkleri, izleyiciye sinematografik olarak da farklı bir seyir deneyimi sunuyor. 25.03.2022 Cuma, Saat 20.30 | Gasteig HP8, Projektor 27.03.2022 Pazar, Saat 14.00 | Gasteig HP8, Projektor 29.03.2022 Salı, Saat 18.00 | Gasteig HP8, Projektor (Bu film için online gösterim mevcut değildir.)
Zîn ve Ali’nin Hikâyesi / Govenda Ali û Zîn (Yönetmen: Mehmet Ali Konar) Dayka Zîn’in oğlu Ali İstanbul’da öldürülür, cenazesi köye getirilir. Herkesin beklediği, ailenin sessiz bir törenle cenazeyi defnetmesi ve hayata devam etmesidir. Annesine göre ise Ali’nin hikâyesi tamamlanmamış bir hikâyedir ve tamamlanması için bir düğün halayı kurulmalıdır.F ilmde, gencecik yaşta öldürülen oğlunun yasını “hakkıyla” tutmak isteyen bir anne ile anneyi de aileyi de ortada bırakmamak için elinden gelen gayreti gösteren ama öte yandan devletle, dinle, otoriteyle bir problem yaşamak istemeyen İsa’nın sıkıntıları anlatılıyor. 26.03.2022 Cumartesi, Saat 18.00 | Gasteig HP, Projektor 03.04.2022 Pazar, Saat 20.30 | Gasteig HP8, Projektor
Okul Tıraşı (Yönetmen: Ferit Karahan) Yatılı İlköğretim Bölge Okullarından birinde okuyan çocuklardan Memo, kışın ortasında, soğuk suyla yıkanma cezası alır ve hastalanır. On bir yaşındaki Yusuf, sevgiden, şefkatten, merhametten uzak, dağ başında, kışlayla hapishane arası bir yatılı okulda, arkadaşı Memo’ya sahip çıkmaya, onu iyileştirmeye çalışır. Memo’nun durumunun giderek ağırlaşması, nihayet öğretmenleri ve okul yönetimini harekete geçirir ama bu kez de bürokrasi ve coğrafya izin vermez Memo’yu hastaneye götürmeye. 26.03.2022 Cumartesi, Saat 20.30 | Gasteig HP8, Projektor 28.03.2022 Pazartesi, Saat 18.00 | Gasteig HP8, Projektor
İki Şafak Arasında (Yönetmen: Selman Nacar) Kadir’in ailesinin fabrikasında bir iş kazası gerçekleşir. Kadir hem kendi ailesi hem de kaza geçiren işçinin ailesi için çözümün bir parçası olmak ister ve hareketeg eçer. Aynı mesele karşısında iki ailenin aldığı iki farklı pozisyon, Kadir’i, ailesi, sevgilisi ve kaza geçiren işçinin eşiyle ilgili bir yol ayrımıyla karşı karşıya bırakır. Adından da anlaşılacağı gibi film, bir güne sıkışmış, zorlu bir imtihanın hikâyesi. 27.03.2022 Pazar, Saat 18.30 | Gasteig HP, Projektor 31.03.2022 Perşembe, Saat 20.30 | Gasteig HP8, Projektor
Çatlak (Yönetmen: Fikret Reyhan)
Çatlak (Yönetmen: Fikret Reyhan) Filmde, vaktiyle Anadolu’dan İstanbul’a göç etmiş, eski alışkanlıklar ve korunma iç güdüsüyle bir apartmanın içinde birlikte oturan kalabalık bir ailenin bir gününe şahit oluyoruz. Apartmandaki küçük evreni yaratan ve sözleri emir sayılan bir babadan, arada kalmış ama öte yandan ailedeki dengeyi gözeten bir anneden, en yakınlarına bile seslerini duyuramayan kadınlardan, babanın onayına muhtaç erkeklerden oluşan bir aile bu. Yönetmen, aile bireylerinin sosyo-ekonomik durumlarının, psikolojilerinin aile içi ilişkilere nasıl yansıdığını bir borç üzerinden anlatıyor. 27.03.2022 Pazar, Saat 20.30 | Gasteig HP8, Projektor 31.03.2022 Perşembe, Saat 18.00 | Gasteig HP8, Projektor
Kafes (Yönetmen: Cemil Ağacıkoğlu) Filmde, yenilmiş, haksızlığa ve en yakın arkadaşı tarafından ihanete uğramış bir polisin adalet arayışı anlatılıyor.Hasan, İstanbul’un merkezinde ama yaşamın kıyısında bir otelde, kendi gibi yenilenlerin arasında hayata tutunur ve uğradığı ihaneti özgürce düşünme imkânı bulur. Yenilenlerden biri de otelde kalan Romen seks işçisi İlona’dır. Hasan, yakın arkadaşı Yahya ve kız kardeşinin iki yüzlülüğü ve sevgisizliğindense İlona’nın yakınlığına sığınır. 28.03.2022 Pazartesi, Saat 20.30 | Gasteig HP, Projektor 02.04.2022 Cumartesi, Saat 20.30 | Gasteig HP8, Projektor
Koridor (Yönetmen: Erkan Tahhuşoğlu) Koşullar gereği küçücük bir evde birlikte yaşamak zorunda kalan zıt karakterli iki kız kardeş ne birbirleriyle ne de dış dünyayla barışıktırlar. Zaman zaman bu durumdan çıkmaya çalışsalar da yaşlılık, yalnızlık, geçmiş hesaplar, alt-orta sınıf olmanın getirdiği ekonomik güçlükler içinde bir çıkış bulamayıp, birbirlerini hırpalamaya devam ederler. 01.04.2022 Cuma, Saat 20.30 | Gasteig HP, Projektor 03.04.2022 Pazar, Saat 13.00 | Gasteig HP8, Projektor
BELGESELLER Özel Gösterim: Nosema (Yönetmen: Etna Özbek) Şimuni ve Hürmüz Diril çifti, Türkiye’nin son Keldani topluluklarından birinin yaşadığı Meer köyünde yaşamaktayken, köyleri devlet tarafından boşaltılınca, yüzyıllardır yaşadıkları topraklardan göçmek zorunda kalırlar. Sekiz kez geri dönüp, evlerini yeniden inşa ederler. Yönetmen Etna Özbek, 2019’da Diril ailesinin buluşmasını kaydeder. Bunun, aile üyelerinin son buluşması olduğunu bilmeden. Ücretsiz Gösterim 26.03.2022 Cumartesi, Saat 14.00 | Gasteig HP8, Projektor
Heskîf (Yönetmen: Elif Yiğit) Yönetmen, henüz Ilısu Barajı Hasankeyf’i yutmamışken, toplumsal hafızanın silinmemesi amacıyla, yıkım öncesi yaşamı, yıkım esnasını, su tutulma sürecini ve su tutulması gerçekleştikten sonra insanların yeni yerleştikleri yerlerdeki yaşamlarını kayıt altına aldı. 26.03.2022 Cumartesi, Saat 16.00 | Gasteig HP8, Projektor
Yaramaz Çocuklar (Yönetmen: Ahmet Necdet Çupur) Bir köyde, son derece muhakazakâr bir ailenin kızı olan Zeynep, üniversite eğitimine devam etmek istiyor. Diğer bir kardeş Mahmut ise görücü usulüyle,küçük yaşta evlendiği Nezahat’ten ayrılmak istiyor. Geleneksel aile yapısı, din ve gelenekler her ikisinin de önünü tıkıyor. Yirmi yıl önce evinden çıkan yönetmen, kardeşlerine destek olmak için köyüne geri dönüp, bu filmi yapmaya karar veriyor. 27.03.2022 Pazar, Saat 16.30 | Gasteig HP8, Projektor
Bitmemiş Cümleler (Yönetmen: Adar Bozbay) Yazar Aslı Erdoğan, bir süre cezaevinde kaldıktan sonra dışarı çıktığında bu kez de pasaportuna el konuluyor. Dünya basınının etkili bir biçimde meselenin üzerine gitmesiyle pasaportu iade edilen yazar, Almanya’ya Erich Maria Remarque Barış Ödülü’nü almaya geliyor ve yargılanmaya devam ettiği ülkesine dönmüyor. “Gönüllü sürgün” diye adlandırdığı bu süreç, Aslı Erdoğan’ı hem fiziksel hem de psikolojik olarak çok olumsuz etkiliyor ve “yazamama” gibi post travmatik bir duruma yol açıyor. Belgesel, dünyaca ünlü, çok başarılı, çok üretken bir yazarın “yazamama” hikâyesini anlatıyor.3 0.03.2022 Çarşamba, Saat 19.00 | Gasteig HP8, Projektor
Özel Gösterim: Hafıza Yetersiz (Yönetmen: Ümit Kıvanç) Hrant Dink,19 Ocak 2007 tarihinde, İstanbul, Şişli’de Genel Yayın Yönetmeni olduğu Agos Gazetesi önünde katledildi. 53 yıllık ömrü demokrasi, barış, insan hakları, adalet gibi evrensel değerleri savunmakla geçti. Hrant Dink’in farklı dönemlerde yaptığı konuşmalarının çeşitli görsellerle bir araya getirildiği belgeselde, Dink’in yaşadığı süre boyunca tutkuyla savunduğu değerler kendi sesinden, kendi sözüyle anlatılıyor. Ön gösterim: Hrant Dink Kimdir? (Hrant Dink Vakfı, 7 Dakika) Ücretsiz Gösterim 02.04.2022 Cumartesi, Saat 13.00 | Gasteig HP8, Projektor
Ölümüne Boşanmak / Dying to Divorce / (Yönetmen: Chloe Fairweather) Belgeselin merkezinde, eşlerinden şiddet gören Kübra Eker ile Arzu Boztaş adına açılan iki dava ve şiddet gören kadınlara hukuki destek sağlayan, konuyla ilgili çeşitli kampanyalar yürüten avukat İpek Bozkurt ile aktivist Ayşen Ece Kavas’ın çalışmaları var. Öte yandan, Türkiye’de 2015’ten 2019’a kadar yaşanan, içlerinde Ankara Katliamı, Tahir Elçi cinayeti, 15 Temmuz darbe girişimi, 2017 Referandumu, tutuklu avukatlar gibi olaylar da belgeselde yer alıyor. Bu da izleyicilere, ülkedeki siyasî ve toplumsal değişimin, kadına yönelik şiddet, işlenen cinayetler üzerindeki etkisini görme fırsatı sunuyor.0 2.04.2022 Cumartesi, Saat 15.00 | Gasteig HP8, Projektor
Patrida (Yönetmen: Ayça Damgacı, Tümay Göktepe)
Patrida (Yönetmen: Ayça Damgacı, Tümay Göktepe) İstanbul’dan başlayıp Yunanistan’da İskeçe, Gümülcine, Selanik ve Atina’ya, oradan da İsviçre Zürih’e kadar uzanan bir “tersine yolculuk” hikâyesi. Yol boyu çok güzel görüntülerin eşlik ettiği belgeselde, iki yönetmen de kendi hikâyeleri üzerinden, kimlik ve aidiyet meselelerine kafa yoruyor, göç nedir, göçmen kimdir, öteki kimdir, medeniyet nedir, kim medenîdir sorularına yanıt bulmaya çalışıyorlar. 02.04.2022 Cumartesi, Saat 18.00 | Gasteig HP8, Projektor
Merhaba Canım (Yönetmen: Ulaş Tosun) Film adını bir şiirden alıyor. Yönetmen, şair, Arkadaş Z. Özger’in portresinin izini sürüyor. Özger’in yirmi beş yıllık yaşamını (1948-1973) konu eden belgesel, aynı zamanda bir dönem filmi. O döneme ilişkin çok etkileyici görüntülerin eşliğinde, yirmi beş yaşında “ölü” bir genci, 68 kuşağından “hayatta kalmış”, yetmiş yaş ve üzeri dostlarının tanıklıklarıyla izliyorsunuz. Duygu sömürüsü yok, yönlendirme yok, yorum yok, konuşmalar ve susmalardan oluşan çıplak tanıklıklar var. 03.04.2022 Pazar, Saat 18.00 | Gasteig HP8, Projektor
Kısa Film Programı Suçlular (Serhat Karaaslan), Bir Annenin Sonatı (Fehmi Öztürk), Ah Asuman! (Ümit Kıvanç), Bayrak (Pınar Göktaş), Ankebût (Ceylan Özgün Özçelik), Stiletto (Can Merdan Doğan) 03.04.2022 Pazar, Saat 15.00 | Gasteig HP8, Projektor
Bu yıl 26.sı düzenlenen Nürnberg Türkiye Almanya Film Festivali’nde (FFTD) geçtiğimiz cumartesi akşamı ödüller sahiplerini buldu. Çok sayıda sanatçının katıldığı törende star oyuncu Perihan Savaş da Onur Ödülü aldı.
Perihan Savaş: “Her zaman kadınların yanında olacağım” Festival başkanı Adil Kaya’nın konuşmasıyla başlayan törende Perihan Savaş’a ödülünü Nürnberg Belediye Başkanı Dr. Julia Lehner verdi. Ödülünü Türkiye’deki kadınlar adına alan Savaş, “Bu ödülü ülkemde şiddet gören, tacize uğrayan ve bunların karşısında hala hiçbir adım atılamayan ve kadınların ne yazık ki çoğunluğunu kaybettiğimiz, çocuklarının annesiz kaldığı tüm kadınlar adına alıyorum. Her zaman kadınların yanında olacağım.” dedi.
“Kobani’den Kiev’e bütün savaş mağduru çocuklar adına” CineCitta’nın Arena salonunda yapılan gecede usta isimlerden oluşan üç ayrı jüri ve seyircilerin belirlediği kazananlar da açıklandı. Başkanlığını yapımcı Alexander Bohr’un yaptığı uzun metraj jürisi, ‘en iyi film’ ödülünü “harikulade görüntüleri ve ince işlenmiş oyunculuğuyla sınırları aşan, son derece etkileyici bir sinema eseri” sözleriyle Ferit Karahan’ın ‘Okul Tıraşı’ filmine verdi. Karahan, “Bir parça da benim hikayem” dediği ‘Okul Tıraşı’ için ödülünü “Kobani’den Kiev’e bütün savaş mağduru çocuklar adına” aldı.
En iyi yönetmen: Fikret Reyhan En iyi yönetmen ödülü’ ise Çatlak filminin yönetmeni Fikret Reyhan’ın oldu. Jüri Reyhan’a ödülünü “İnce işlenmiş bir koreografi, kamera ve oyuncu yönetimi arasındaki bütünselliği ile bir Türk ailesindeki çatışmaları, yalanları ve sırları tüm canlılığıyla hissettiriyor bize. Aynı zamanda bu mikrokozmos üzerinden daha büyük bir toplumsal resmi görmemizi sağlıyor.” sözleriyle verdi.
En iyi kadın oyuncu: Meltem Kaptan En iyi kadın oyuncu ‘George W. Bush’a karşı Rabia Kurnaz’ filmindeki performansı ile Meltem Kaptan’ın oldu. Jüri açıklaması “Olağanüstü enerjisi, sempatisi, inandırıcılığının yanı sıra gerçek bir hikayenin yaşayan karakterine uygunluğu da son derece etkileyici. Bir yazgının barındırdığı trajediyi ve derin acıyı iç rahatlatan bir mizahla seyirci için hissedilir kıldı.” oldu. Geceye çekimlerde olduğu için katılamayan Meltem Kaptan’ın video mesajı gösterildi.
En iyi erkek oyuncu: Ercan Kesal “Politikanın ve bürokrasinin kirli yüzünün hırsla harmanlanmış kaotik yanını mizahi bir dille ama tüm gerçekliğiyle gösterirken ortaya koyduğu üstün performansından dolayı” en iyi erkek oyuncu ödülü Ercan Kesal’ın oldu. “Dünya zor bir dönemden geçiyor ve sinema kuşkusuz çağın tanığı olmakla mükellef. Fakat politik bir misyonu üstlenmesi gerektiğini de düşünmem doğrusu; bu yük ona ağır gelir.” diyen Kesal, ödülü “Sinemaya inanan, hayata inanan, dünyaya inanan herkese adamak istiyorum.” sözleriyle aldı.
Seyirci ödülü: George W. Bush’a karşı Rabia Kurnaz Öngören Ödülü: Don’t Stop Motion Seyirci ödülünü geceye katılamayan Andreas Dresen’in yönettiği ‘George W. Bush’a karşı Rabia Kurnaz’ filmi kazanırken ‘Öngören Ödülü’nün sahibi ‘Don’t Stop Motion’ filmi oldu. Avrupa’ya kaçmak zorunda kalan üç gencin hikayesini anlatan filme ödülü oyuncu ve siyasetçi Barış Atay verdi. Savaşlar yüzyılı diye anılan yaşadığımız günlerde böyle bir ödül vermenin önemini vurgulayan Atay “Umarım verilen mücadeleleri tarihe not düşen filmler sayesinde ilerde çok daha iyi kavrayacağız ve böyle zamanlar yaşamayacağız.” dedi.
Kısaların ilk üçü: Les Criminels, Yara, Stiletto Usta yazar ve yönetmen Tayfun Pirselimoğlu’nun başkanlığını yaptığı kısa film jürisi kazanan filmleri şöyle belirledi: En iyi film ‘Les Criminels’ (Serhat Karaaslan), ikincilik ödülü ‘Yara’ (Onur Güler) üçüncülük ödülü ‘Stiletto (Can Merdan Doğan).
Almanya’nın en önemli film festivalleri arasında sayılan Nürnberg Türkiye Almanya Film Festivali, ödül töreninin ardından festival binasında yapılan parti ile son buldu.
Dün akşam Nürnberg Türkiye Almanya Film Festivali’nin kısa film bölümünde yarışan filmler, CineCitta’nın Arena salonunda yönetmenlerin de katılımıyla gösterildi.
Bu yılki festivali açılış filmi olan Bergen’in yönetmenleri M. Caner Alper, Mehmet Binay da kısa filmleri Lacrimosa ile kısa film yarışmasında yer aldı. Her 3 gösterimin ardından yapılan söyleşilerde ikili “better half” ve “Stiletto”nun yönetmenleriyle birlikte sahneye çıktı
Türkiye ve Almanya’dan 6şar filmin yarıştığı bölümde daha önce başka festivallerde ödül alan Aysha, Les Criminels, Stiletto ve Reina gibi çarpıcı filmler de yer alıyor.
Gösteri sonrası söyleşiler için sahneye çıkan Aysha filminin yönetmeni Cengiz Akaygün, Onur Güler (Yara) ve Mustafa Efelti (Şero) ile
Başkanlığını yazar ve yönetmen Tayfun Pirselimoğlu’nun üstlendiği, Ulrike Arnold, Tini Tüllmann ve Süheyla Ünlü’nün de yer aldığı jürinin seçtiği ilk üç film bu akşamki ödül töreninde açıklanacak.
Kısa film bölümünde yarışan filmler şöyle:
Stiletto ‘A Pink Family Tragedy’ Yönetmen: Can Merdan Doğan Geceleri taksicilik yapan Hasan, sabah eve dönerken stiletto giymiş genç bir kadın görür. Hasan arzuları uyanmış bir halde o gün sıradan hayatının sınırlarını aşarak, karısı ve çocuklarıyla birlikte bir felaketin eşiğine sürüklenir.
Lacrimosa Yönetmen: M. Caner Alper, Mehmet Binay Türkiye’de tanınmış bir şarkıcı olan Yusuf, ağabeyinin aile evinde yapılacak düğünü için yola çıkar.Düğün evinde çıkan tartışma ile birlikte birçok sır açığa çıkar.
better half Yönetmen: Jürgen Heimüller Gezegeni kurtarmak için dünya nüfusunu yarıya indirmek çözüm mü ?! Politikacılar, uzmanlar ve sokaktaki sıradan insanlar bunun harika bir fikir olduğunu düşünüyor. Ama gidecek olan nüfusun diğer yarısı kim ?
Şêro Yönetmen: Mustafa Efelti Bir çocuk ve bir köpeğin, yetişkinlerin dünyasını anlama çabasını anlatan bir kısa film.
AYSHA Yönetmen: Cengiz Akaygün Peçeyle dolaşan Suriyeli Ayşe, giyimine karışan bir kadına karşılık verince, ortalık karışır.
Yara / Leid Yönetmen: Onur Güler Doktor Bahar bir ölüm raporu hazırlamalıdır. Ancak yaptığı bir itiraf, rutin bir raporu çıkmaza sokar. Bahar’ın vicdanı, kariyerinin önüne geçebilecek mi?
Winter Colours Yönetmen: Adrianna Wieczorek Polonya’nın bir endüstri şehrinde, hava kirliliği nedeniyle yağan kar, yıllardır siyahtır. Kaybolan annesinin hatıralarını taze tutmak isteyen bir kız da, hayal gücünün sınırlarına varmak zorunda kalır.
Les Criminels Yönetmen: Serhat Karaaslan Türkiye nin bir şehrinde , biraz mahremiyet arayan bir çifte evlilik cüzdanları olmadığı için oteller oda vermemektedirler. Bir yolunu bulduklarını düşündüklerinde de işler kontrolden çıkar.
Call Yönetmen: Deniz Arora Bir kadın, taşındığı yeni dairesine asansörle çıkarken telefonu çalar ve hiç beklemediği bir durumla karşı karşıya kalır.
Free Fun Yönetmen: Fehmi Öztürk Kika kendini bir bilgisayar oyununa kaptırdığında, hiç beklemediği bir şeyle karşılaşır. Artık hiçbir şey eskisi gibi olamayacaktır…
Reina Yönetmen: Ozan Mermer 15. doğum gününü kutlayacak olan Lola, kutlama öncesi son gecesinde nazik çocukluğunu bir çırpıda eritecek bir deneyim yaşayacaktır.
Düdük / Der Pfiff Yönetmen: Ege Karakurt Bir amatör lig maçının hakemi olan Tevfik, maç sırasında emin olamadığından , bir penaltı pozisyonuna karar veremez. Oyun ertelenir ve Tevfik karar verememesinden dolayı büyük bir suçluluk duyar.
Almanya’nın Frankfurt şehrinde yaşayan şarkıcı Deniz Okur’un, kadına yönelik şiddete dikkat çeken teklisi “Kim Vardı Ki Yanımda” 8 Mart’ta tüm dijital platformlarda yayınlandı.
Deniz Okur
Sözlerini Melek Tuncer’in yazdığı ve Deniz Okur’un kendisinin bestelediği şarkının klibinde yine kadın müzisyenler ve oyuncular yer alıyor. “Community”mizin de üyelerinden olan Gülşen Dural, klipte Bergen’i canlandırıyor.
Gülşen Dural
Grand Müzik etiketiyle çıkan şarkının yapımcılığı Hayrettin Güneş’e, aranjeleri ise Nihat Ulaş’a ait.
Nürnberg’de bu yıl 26. kez düzenlenen Nürnberg Türkiye Almanya Film Festivali (FFTD) 11 Mart’ta, Türkiye’de geçtiğimiz hafta vizyona giren ve ‘son yılların en iyi açılış yapan yerli filmi’ ünvanını kazanan Bergen ile başlıyor.
‘Acıların kadını’ olarak da anılan ve arabesk müziğinde kült bir yer edinen şarkıcı Bergen’in dram dolu hayatını anlatan film aynı zamanda Türkiye’de kadınların maruz kaldığı erkek şiddetine de ayna tutuyor.
Uzun uğraşlar sonunda beyaz perde için senaryolaştırılan ve çekilen filmin yönetmenleri Mehmet Binay ve M. Caner Alper ile başarılı oyuncuları Farah Zeynep Abdullah, Erdal Beşikçiğoğlu, Tilbe Saran ve Nergis Öztürk’ün yanı sıra filmin yapımcısı Mine Şengöz de Nürnberg, Tafelhalle’de yapılacak olan gala gecesine katılacak.
Nürnberg Belediye Başkanı Marcus König, Belediye Başkanı Prof. Dr. Julia Lehner ve Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu FIPRESCI Genel Sekreteri Klaus Eder, ZDF sinema ödüller ve TV dizileri genel başkanı Frank Zervos da ödül töreninin konukları arasında olacak. Özgün çeviri sanatıyla Recai Hallaç akşamın iki dilli olmasını sağlayacak.
Gecede ayrıca onur ödülüne layık görülen ARTE – Sinema ve Televizyon Filmleri Genel Başkanı Claudia Tronnier ve Uluslararası Altın Portakal Antalya Film Festivali ve Gezici Film Festivali Sanat Yönetmeni Dr. Ahmet Boyacıoğlu’na da ödülleri verilecek. Bu yılın diğer onur ödülünü star oyuncu Perihan Savaş, festivalin 19 Mart’ta yapılacak olan ödül töreninde alacak.
20 Mart’a kadar sürecek olan festivalde toplam 32 film gösterilecek. Bunlardan 9’u uzun metraj ve 12’si kısa film bölümünde yarışacak ve 3 ayrı seçici kurul tarafından izlenip ödüllendirilecek.
Pandemi arasından sonra tekrar yüz yüze etkinlik olarak düzenlenen festival bu yıl 70’in üzerinde yönetmen, oyuncu ve sinema uzmanının katılımıyla konuk rekoru kıracak. Dileriz festival salonları da izleyici rekoru kırsın.
Frankfurter Oberbürgermeister Feldmann empfängt den neu gewählten Vorstand des Türkischen Elternvereins Hessen
Unterschiedlicher kultureller Hintergrund sollte für kein Kind ein Hindernis sein, in Deutschland den Zugang zu Bildung zu erhalten. Doch die Realität sieht oftmals anders aus. Den Weg zu einer gleichberechtigten und fairen Bildungschance zu öffnen, ist zum einen Aufgabe der Politik, aber auch Institutionen und Initiativen können hier helfen und unterstützen, Missstände und Probleme zu erkennen und zu beheben. Dabei fängt die Arbeit im vorschulischen und schulischen Umfeld an. Der 2018 gegründete Türkische Elternbund Hessen (TEB) setzt genau hier an. Im Dreieck Eltern-Schüler-Schule engagiert sich der Verein für alle bildungs- und chancengerechten Themen.
Am Donnerstag, 3. März, hat Oberbürgermeister Peter Feldmann die Vorstandsmitglieder des TEB zu einem Gespräch und Austausch empfangen. „Bildung für alle sollte oberstes Ziel sein. Das fördere ich und ist ein wichtiger Punkt meiner Politik. Den Weg zur Bildung für alle zu öffnen, unabhängig davon, woher sie kommen und welchen Hintergrund sie haben, liegt mir als Oberbürgermeister sehr am Herzen“, sagte Feldmann zu Beginn des Gesprächs. Aus diesem Grund sei er froh, dass sich auch Eltern bei dieser Thematik zu Wort meldeten, engagiert Unterstützung anböten und Veränderungen anstießen.
Im Dezember 2021 hat der Verein einen neuen Vorstand gewählt. Dabei wurden Hatice Bektaş-Alpsar zur Vorsitzenden, Seyhan Gökkaya und Nebahat Kösali-Kündaş zu stellvertretenden Vorsitzenden, Meltem Coşkun zur Kassenwartin, Bahar Solak zur Schriftführerin gewählt. Gemeinsam mit Gülcan Aygün vom Verein sprachen die Vorstandsmitglieder Bektaş-Alpsar, Gökkaya und Kösali-Kündaş mit Feldmann über Türkisch als zweite oder dritte Fremdsprache neben herkunftssprachlichem Wahlpflichtunterricht, über islamischen Religionsunterricht, pandemiebedingten Nachteilsausgleich für Schülerinnen und Schüler und über die Anpassung von Lehrmaterialien und Bildungseinrichtungen sowie einer möglichen Reform der Lehrkräfteausbildung in Bezug auf Diversität. Zudem betonten sie, dass die Vorteile der Mehrsprachigkeit mehr beworben und herausgestellt werden müssten.
„Menschen mit Migrationsgeschichte haben zum einen ihre Herkunft, zum anderen sind Erziehung und Interessen von beiden Kulturkreisen – zum Beispiel dem türkischen und dem deutschen – beeinflusst und geprägt. Es entsteht eine interkulturelle Kompetenz – eine Stärke, die gefördert und vor allem auch gewürdigt und gesehen werden muss“, betonte Feldmann. Von dieser Stärke profitiere die Stadt als Gesellschaft und auch als Wirtschaftsstandort: „In unserer international geprägten und weltoffenen Stadt brauchen wir genau diese Kompetenz – sie stärkt uns und prägt unsere vielfältige Gemeinschaft. Ich möchte Eltern wie junge Menschen ermutigen, diesen wichtigen Teil der eigenen Identität zum Vorteil zu machen.“
Die Pandemie habe gezeigt, dass Chancengleichheit und der Zugang zu Bildung wichtiger denn je sind. Schulschließungen und Homeschooling haben die Ungleichheit der Bildungschancen verschärft. „Daher ist es wichtig, unseren Kindern zu vermitteln, dass Bildung kein Luxusgut ist, sondern ein Recht. Einigen Familien fehlte eine Internetverbindung und die nötige Hardware – das hat Homeschooling schwierig, ja sogar unmöglich gemacht. Das darf in unserer Stadt, in unserem Land nicht passieren. Das, was in der pandemiebedingten Schließung der Schulen bei der Vermittlung von Wissen und Sozialkompetenzen verloren gegangen ist, hat eine Lücke hinterlassen, die es gilt zu schließen“, sagte das Stadtoberhaupt. Aus diesem Grund sei es wichtig, stets im Austausch und Gespräch mit Eltern, Schülerinnen und Schülern sowie Lehrerinnen und Lehrern zu bleiben. Ohne Zweifel sei Bildung eines der wichtigsten Grundrechte.
Die Vorstandsvorsitzende des Türkischen Elternbundes in Hessen Hatice Bektaş-Alpsar appellierte an die gesamte mehrsprachige sowie türkischsprachige Elternschaft, dass sie in den Schulen ihrer Kinder aktiver mitwirken und schulbezogene Themen mitgestalten: „Das Niveau der Deutschkenntnisse der Eltern soll nicht den Weg versperren und ein Hindernis darstellen. Wir müssen immer, so gut es geht, Zeit für die Bildung unserer Kinder haben. Wo immer Hilfe und Rat nötig ist, steht der Türkische Elternbund Hessen immer zu Verfügung und unterstützt.“
Ziel des Vereins ist es, zur Förderung der Kinder und Jugendlichen im vorschulischen, schulischen und außerschulischen Bereich beizutragen und dafür zu sorgen, dass die Erziehungsberechtigten an der Lösung der Erziehungs- und Bildungsproblemen der Kinder mitwirken und Einfluss nehmen können. Für Hatice Bektaş-Alpsar steht fest: „Es gibt viel zu tun. Wir werden in allen Bereichen der Bildung in unserem Bundesland helfend und beratend sowie kritisch mitbestimmen.“ Im Schuljahr 2019/20 hatten hessenweit fast 40 Prozent der Grundschülerinnen und Grundschüler einen Migrationshintergrund, betont der Vorstand. Organisationen wie der TEB seien deshalb wichtig, um ein Recht auf Mitsprache sowie Teilhabe herbeiführen zu können.
Oberbürgermeister Peter Feldmann mit Vertreterinnen des Türkischen Elternbunds Hessen im Rathaus Römer (v.l.): Nebahat Kösali Kuendas, Hatice Bektas-Alpsar Gülcan Aygün und Seyhan Gökkaya, Copyright: Stadt Frankfurt am Main, Foto: Ben Kilb
Caz vokalisti Erdem Özkan’ın T-Bone Walker, Sting, Duke Ellington gibi müzik duayenlerinin eserlerini yorumladığı çıkış albümü “Get Around” yayınlandı. Hayyam stüdyolarında yapılan albüm kaydında Türkiye’nin en önemli caz müzisyenleri arasında gösterilen isimler yer aldı.
Aranjörlüğünü Kaan Bıyıkoğlu’nun yaptığı “Get Around”, Cover Your Heart, Don’t Get Around Much Anymore, It’s Probably Me, The Gift (Recado Bossa Nova), Don’t Let Me Be Loneyl Tonight, Stormy Monday ft. Yahya Dai isimli şarkılardan oluşuyor.
Erdem Özkan, bu çıkış albümüyle Koronavirüs’ün bizleri evlere hapsettiği günlere götürerek; sokakların, barların, kafelerin, caz kulüplerinin, denize bakan bankların yalnızlığına ortak oluyor; kuşlar, kediler, köpekler ve insanlarla etkileşim halinde olduğumuz eski günlere duyulan özlemi bizlere müzik aracılığıyla anlatıyor.
Erdem Özkan kimdir? Müzik hayatına 1989-1991 yılları arasında piyona ile başlayan Erdem Özkan, St. Georg Avusturya Lisesi’nde geçirdiği öğrencilik yıllarında, müziğin yanı sıra ilk olarak vals ile başlayan salon çalışmalarına üniversite yıllarının sonuna kadar devam etti. 2011 yılında salon danslarıyla cazı bir araya getiren ‘Dans-A-Natra’ projesi kapsamında Nejdi Şimşek’in aranjörlüğü ile ilk vokal denemelerini gerçekleştirdi. 2015 yılında, devam etmekte olduğu ‘Sibel Köse Vokal Atöyesi’nde Türkiye’nin önde gelen caz müzisyenlerinden Sibel Köse, Evrim Özşuca ve Eylül Biçer’den eğitim alma fırsatı yakaladı. 2016 yazında ise Polonya’ya giderek Janusz Szprot koordinatörlüğünde düzenlenen Pulawy Caz Kampı’na katılarak burada önemli müzisyenlerle çalıştı. Erdem Özkan, günümüzde caz müzik ağırlıklı olmak üzere Gregory Porter, Kurt Elling gibi çağdaş müzisyenlerin eserlerini caz sahnelerinde seslendirdi. Müziğin aynı zamanda hikâyeler aktarmaya yarayan bir araç olduğunu düşünen Erdem Özkan, bu kapsamda dinleyicilerine caz ustaları ve caz parçalarının eşsiz hikâyelerini eğlenceli bir üslupla aktardı. Aralık 2020’de The Badau ile birlikte elliye yakın caz müzisyenini bir araya getirerek online bir yılbaşı konserinin yapımını üstlenirken ilk şarkısı ‘Cover Your Heart’ı da Eylül 2021’de yayınladı.
Otomobiline konan bombayla 24 Ocak 1993’te katledilen gazeteci-yazar Uğur Mumcu, Türkiye’de olduğu gibi Almanya’da da 29. ölüm yıl dönümünde anılıyor.
Sosyal Demokrat Halk Dernekleri Federasyonu Almanya tarafından 24 Ocak saat 19.30’da (TSİ 21.30) gazeteci-yazar Barış Pehlivan’ın da katılımıyla bir online etkinlik düzenliyor. Etkinlikte Uğur Mumcu’nun ölümünden üç ay önce Berlin’de katıldığı HDF Kurultayı’nda yaptığı konuşması da okunacak.
Noch immer starten Jugendliche mit Migrationshintergrund deutlich seltener eine Ausbildung als Jugendliche deutscher Herkunft. Seit über 20 Jahren hilft die Türkische Gemeinde in Schleswig-Holstein (TGS-H) gemeinsam mit dem Land jungen Menschen bei Fragen rund um die Ausbildung. Die Projekte gehen jetzt in die Verlängerung. Jörn Krüger, Direktor des Schleswig-Holsteinischen Instituts für Berufliche Bildung (SHIBB) überreichte heute ((14. Januar) die Förderbescheide für die Projekte Ausbildung und Integration für junge Migrantinnen und Migranten „AIM“ und „AIM-öffentlicher Dienst“ an den TGS-H-Vorsitzenden Dr. Cebel Küçükkaraca.
„Es ist sehr wichtig, dass das Land für die Förderung der beiden Projekte in den nächsten zwei Jahren fast 600.000 € in die Hand nimmt. Die Projekte leisten einen großen Beitrag zur Arbeitsmarktintegration für Menschen mit Migrationshintergrund.“, so Jörn Krüger bei der Übergabe. Noch immer liegt die Quote der Ausbildungsanfänger bei Jugendlichen ausländischer Herkunft bei 38,7%, bei Jugendlichen deutscher Herkunft jedoch bei 56,5%. Die Ausbildungsabsolventenquote liegt bei jungen Menschen deutscher Herkunft bei 45%, bei jungen Menschen nichtdeutscher Herkunft bei 14%.
„Ich freue mich außerordentlich, dass wir seit 23 Jahren zusammen mit dem Land Schleswig-Holstein die richtigen Weichen für die Planung der beruflichen und schulischen Laufbahn von jungen Menschen mit Migrationsgeschichte legen und unsere beiden sehr erfolgreichen und wichtigen Projekte weiterhin fortführen können. Das ist wohl in dieser Form einzigartig und könnte Vorbild für weitere Initiativen sein“, sagte der Landesvorsitzende Dr. Küçükkaraca. In den vier Beratungsstellen in Lübeck, Elmshorn, Kiel und Neumünster finden junge Menschen jederzeit Rat und Unterstützung in allen Fragen rund um die Ausbildung. Durch die zentrale Ansprechstelle „Berufsorientierung öffentlicher Dienst“ werden zudem die Karrierechancen und Perspektiven im öffentlichen Dienst stärker fokussiert, um junge Menschen mit Zuwanderungsgeschichte für eine Beschäftigung im öffentlichen Dienstes zu motivieren.
Auch Arbeitsminister Dr. Bernd Buchholz freute sich über die Förderung: “Die Projekte sind ein wichtiger Baustein bei der Bekämpfung des Fachkräftemangels in unserem Land. In vielen Bereichen werden händeringend junge Menschen gesucht. Das unterstützen wir gerne für weitere zwei Jahre!“
Seit fast zwei Jahren prägen Maßnahmen zur Eindämmung der Corona-Pandemie das gesellschaftliche und wirtschaftliche Leben in Deutschland und haben auch tiefe Spuren auf dem Ausbildungsmarkt hinterlassen. Das sorgt vor allem bei jungen Menschen mit Migrationsgeschichte, aber auch bei Betrieben für viel Verunsicherung. „Unser gemeinsames Ziel ist es daher, das Vertrauen in die Ausbildung zu stärken und eine chancengleiche Teilhabe zu ermöglichen. Die Förderung dieser Projekte setzt somit genau das richtige Signal“, betonte Dr. Küçükkaraca.