Cumartesi, Mayıs 16, 2026
Startseite Blog Sayfa 49

Dachau: Spielaktion im Freibad

Der Echo e.V. und die Abteilung Integration und Jugend der Stadt Dachau organisieren gemeinsam mit den Stadtwerken Dachau am 25.07.2019 eine Sommerspielaktion im Dachauer Freibad.

Den Kindern stehen von 15.00 bis 18.00Uhr verschiedene Angebote wie Balancieren auf der Slackline, Federball, Wikinger-Schach, Fußball oder unterschiedliche Jonglier- und Gleichgewichtsspiele zu Verfügung. Der Echo e.V. bringt mit dem Äktschn Spielbus noch viele weitere Spielmöglichkeiten und Angebote mit.

Für die Sommerspielaktion ist die Teilnahme kostenfrei, der reguläre Eintrittspreis des Freibads ist dennoch zu zahlen.

Ausgezeichnet für Verdienste in der bayerischen Integrationspolitik

SPD-Landtagsabgeordneter Arif Taşdelen erhält Bayerischen Verdienstorden

Der SPD-Landtagsabgeordnete Arif Taşdelen wurde heute für sein umfassendes Engagement in der bayerischen Integrationspolitik mit dem Bayerischen Verdienstorden ausgezeichnet. Gewürdigt wurde Taşdelen für sein Engagement als Vorsitzender der Enquete-Kommission des Bayerischen Landtags „Integration in Bayern aktiv gestalten und Richtung geben“ sowie für seinen unermüdlichen Einsatz für das gute Zusammenleben in Bayern.

Tasdelen dazu: „Ich bin dankbar und fühle mich sehr geehrt. Ich habe mich immer aus tiefster Überzeugung für ein gutes Miteinander in Bayern eingesetzt. Der Verdienstorden wird mir Ansporn sein, mich auch weiterhin dafür zu engagieren.“

Der Orden wird als Zeichen der Anerkennung für hervorragende Verdienste um den Freistaat Bayern und das bayerische Volk verliehen. Nur 2.000 lebende Personen dürfen den Orden tragen. Der Bayerische Ministerpräsident Markus Söder überreichte die Auszeichung in der Münchner Residenz.

Arif_auszeichnung_web

“İşlenmemiş elmastan parıldayan mücevhere”

Bilim ve Sanat sorumlusu Bavyera Devlet Bakanı Bernd Sibler, medya mensuplarını yaz şenliği davetinde ağırladı. Münih Türk Medyası Kulübü üyelerinin de katıldığı davet, tarihi Prinzregenten Tiyatrosu salonunda gerçekleşti.

Münih Türk Medyası’nın da katılımıyla gerçekleşen akşamda, Bakan ve davetli gazeteciler, 2. Dünya şavaşında hasar görmeyen Münih’in tek tiyatrosu olan Prinzregenten Tiyatrosu salonunda, müzik programı ve akdeniz mutfağından lezzetler eşliğinde sohbet etme imkanı buldu.

Öncesinde Bavyera Akademisi’nin yeni araştırma merkezinin açılışında olduğunu belirten Bakan Sibler, Münih’in kültür yaşamına damgasını vuran insanlardan biri olan August Everding ve Tiyatro Akademisi hakkında “Bu güzel tarihi binada genç insanlar tutku ve yeteneklerini yerine getirebilmek için eğitiliyor. Özellikle Münih’in kültür yaşamına damgasını vuran insanlardan biri olan August Everding adını taşıyan bu akademide, tarihi ve kültürü yansıtan bu binada öğrenciler, işlenmemiz elmastan parıldayan mücevhere dönüşüyorlar.”  dedi.

Tiyatro Akademisi August Everding ve Prinzregenten Tiyatrosu hakkında detaylı bilgiler veren akademinin başkanı Prof. Hans-Jürgen Drescher, akademinin 25. yıldönümü nedeniyle yoğun bir sezon geçirdiklerini belirtti. Akademide toplam 8 kursta 180 öğrenci eğitildiğini, akademinin ürettiği 50 yapımla geçtiğimiz sezonda öğrencilerin gösterilerini 25 bin izleyiciye sunduklarını, toplam tiyatro ziyaretçi sayısının ise 250 bin olduğunu vurguladı.  Başkanın “Birazdan müzikal öğrencilerinden bazılarıyla tanışma fırsatı bulacaksınız.” diyerek sunduğu programda daha sonra öğrenciler, Quenn’in ‘Bohemian Rhapsody’si ile Abba’nın ‘ Thank You For The Music’ şarkılarını seslendirdi. Öğrenciler arasında bulunan Türkiye kökenli Elvin Karakurt da gösteri sonrası, Türk basın mensuplarının ilgi odağı oldu.

Türk Medyasıyla da ilgilenen Bakan Sibler, duayen gazeteci Orhan Tinengin’in Münih’te yaşayan Türkiye kökenli sanatkar ve biliminsanları ile düzenlenecek tanışma toplantısına davetini kabul ederek birlikte toplu resimde yer aldı.

Sibler_PiYASA_web
Bakan Sibler, Hamide Türker, Tuba Türker

silber-toplu-web
Münih Türk Medyası, Bakan Sibler ve akademi öğrencisi Elvin Karakurt

Sibler_elvin_tinengin-web
Bakan Sibler, Elvin Karakurt, Orhan Tinengin

Leser: Seda

Seda ist Musikerin und will mit ihren Songs Menschen berühren und das Sprachrohr für viele Gefühle sein. Ihr Album heißt „Spilled Thoughts“.

Wie würdest Du dich beschreiben?
Ich bin, denke ich- meistens sehr entspannt und locker. Weltoffen und immer für Neues zu begeistern. Visuell: tomboyish

Was ist für dich wichtig?
Familie und Freunde. Ansonsten Authentizität und dass man „Neues“ offen entgegentritt und sich seine eigene Meinung bildet, unabhängig von gesellschaftlichen oder erziehungsbedingten Vorgaben.

Was sind deine Zukunftspläne?
Ich trete jetzt seit knapp einem Jahr als Musikerin auf und veröffentlichte meine eigene Musik.

Mein größtes Ziel ist es mit meiner Musik erfolgreich zu sein und sie weiter zu verbreiten. Ich hoffe, ich kann mit meiner Musik andere berühren. Jeder kennt das Gefühl, dass ein Lied plötzlich die Dinge sagt, die man selbst nicht formulieren kann. Das will ich. Dieses Gefühl vermitteln von: jemand versteht mich.

Was denkst du über PiYASA Magazin?
Vielfalt ist vor allem in der Presse von großer Bedeutung um eine generelle Monopolisierung zu vermeiden. PiYASA Magazin meistert diese Aufgabe individueller Vielfalt sehr gut und bleibt immer interessant für Ihre Leser. Es ist für jeden was dabei.

Steckbrief:
Name: Seda
Sternzeichen: –
Woher kommst du: München
Lieblingsessen: Mit Lahmacun, Nudeln, Pizza, Curry oder Salat kann man nichts falsch machen
Lieblingsmusik: Shawn Mendes, Amy Winehouse, Pink Floyd, Queen, Ed Sheeran, Camila Cabello, die Liste ist endlos.
Lieblingslocation: Café Königin
Lieblingsdesigner: Ich kaufe tatsächlich meistens meine Kleidung in der Türkei in kleinen Läden ein
Was hast du zuletzt eingekauft: Zutaten für indisches Curry
Vorbild: –
Socialmedia: callmeseda

Fotos: Copyright-Jakob-Stumpf

Gözler kalbin aynasıdır!

Dr. Nuray ve Dr. Ayhan Pulur, Münih`in en keyifli alışveriş caddelerinden biri olan Sendlinger Strasse’de 3 yıl önce bir Göz Merkezi açtılar. “Sanırım artık bir yakın gözlüğüne ihtiyacım var” diyerek muayene için gittiğimde, hazır ikisini de yakalamışken kısa bir söyleşi de yaptık.

Gerçekten hastalarınızın gözlerine bakıp kalplerinde ne olduğunu anlayabiliyor musunuz?
Ayhan Pulur (AP): Değerli sanatçı Ahmet Selçuk İlkan’ın sözlerini yazdığı şarkıdaki duygusal anlamıyla değil tabii. Ama tecrübeli bir göz hekimi göz muayenesi sırasında bazı sistemik hastalıkları farkedebilir. Özellikle damarları etkileyen şeker hastalığı, yüksek tansiyon, damar sertliği ve bir kısım romatizmal hastalıkta gözün retina damarlarında oluşan değişiklikler hem bu hastalıkların teşhisine imkan verir, hem de hastalıkların seyri konusunda yol gösterir. Örneğin şeker hastalarında çoğu kez göz muayenesi sırasında  tanı koydurucu değişiklikler izlenir. Bu anlamda gerçekten ‘gözler kalbin aynasıdır’ diyebiliriz.

Başka hangi hastalıklarda göz muayenesi önemli?
Nuray Pulur (NP): ‘Uveit’ olarak adlandırdığımız göz rahatsızlığının bazı romatizmal hastalıklarla yakın ilişkisi olduğunu biliyoruz. Tiroid hastalıklarının bir kısmı ve örneğin miyasteni olarak adlandırılan rahatsızlıklarda da bazen ilk teşhis göz muayeneleri sırasında konulabiliyor. Bazı sinir sistemi hastalıkları da  örneğin multipl skleroz, kafa içi tümörleri göz muayenesi sırasında farkedilebilir.

Bunların hepsini basit bir göz muayenesinde gözlemliyebiliyor musunuz?
NP: Çoğu kez bu mümkün. Bazı durumlarda ileri görüntüleme yöntemleriyle ek tetkikler gerekebiliyor. Örneğin ‘OCT` dediğimiz göz tomografisi yoluyla retina tabakasını ve görme sinirini çok ayrıntılı olarak görüntüleyebiliyoruz. Göz anjiografisi yoluyla göz damarlarındaki değişiklikleri en ince noktalarına kadar görüntülemek mümkün.

Bildiğim kadarıyla daha önce de Münih’teydiniz, şimdi yıllar sonra tekrar buradasınız.
AP: Evet, 1990’ların başında göz hastalıkları uzmanlık eğitimi için 5 yıl süreyle Mathildenstrasse’deki üniversitenin göz hastanesinde çalışmıştım. Sonrasında 17 yıl süreyle İstanbul`da Dünya Göz Hastanesi’nde görev yaptım. 2014 yılında bu kez eşim ve iki kızımızla birlikte Münih’e geri döndük. Yaklaşık 3 yıldan beri burada Sendlinger Strasse’deki Göz Merkezi’mizde birlikte çalışıyoruz.

Burası alıştığımız muayenehane ölçülerinden oldukça büyük görünüyor.
AP: Haklısın, sadece bir muayenehane değil zaten. Burada göz ameliyatlarını yaptığımız modern bir ameliyathanemiz var. Başlangıçta sözünü ettiğim muayenelerin hemen hepsini yapabildiğimiz yüksek teknoloji içeren görüntüleme sistemlerimiz mevcut. Böylelikle bir çok göz hastalığının teşhis ve tedavisini hastalarımızı başka bir yere havale etmeden burada yapabilmemiz mümkün oluyor.

Ne tür göz ameliyatları yapıyorsunuz?
AP: Ağırlıklı olarak  katarakt ameliyatları ve göz içi lens cerrahisi yapıyoruz. Bunun dışında şeker hastalığına bağlı göziçi kanamaları ve yaşa bağlı sarı nokta hastalıklarının teşhis ve tedavisi de özellikle ilgilendiğimiz konular.

Göz içi lens cerrahisinde ne gibi olanaklar var kısaca söz eder misiniz?
AP: Genellikle 40 yaşından sonra yakın görmenin giderek bozulmasıyla birlikte bir yakın gözlüğü takmak kaçınılmaz oluyor. Uzak gözlüğü kullanıyorsanız buna bir de yakın gözlüğünün eklenmesi çoğu kez çok arzu edilmeyebiliyor. Kısa süren bir cerrahi işlemle göz içine yerleştirdiğimiz çok odaklı ‘akıllı mercekler`  gözlüksüz uzağı ve yakını görebilmeyi mümkün kılıyor, hem de ömür boyu. Bu mercekleri katarakt ameliyatı sırasında da uygulayabiliyoruz. Tabii ki karar vermeden önce ayrıntılı bir muayene ve bu konuyu etraflıca konuşmak şart.

Sarı nokta ve şeker hastalığındaki göz kanlanmalarını nasıl tedavi ediyorsunuz?
NP: Her iki rahatsızlıkta da görme keskinliği önemli ölçüde bozulabiliyor. Bu durumda öncelikle göz tomografisi ve göz anjiografisi yaparak problemin ne boyutlarda olduğunu görmek gerekiyor. Göz içine tedaviye yönelik ilaçları genellikle bir aylık aralıklarla enjekte ediyoruz. İlerlemiş ve tedaviye zor cevap veren durumlarda bazen aylarca enjeksiyon yapmak gerekebiliyor. Şeker hastalarında ek olarak mutlaka şekerin iyi takip edilmesi ve tedavisi çok önem taşıyor.

Bu güzel sohbet için çok teşekkür ederim.
NP/AP: Biz de size çok teşekkür ederiz.

Dr-Pulur1_web
Dr. Nuray ve Ayhan Pulur

DrPulur3_web
Münih’te Sendlinger Str. 27 adresindeki Göz Merkezi yaklaşık 3 yıl önce açıldı

Dr-Pulur_ameliyat_web
Göz Merkezi’nde ameliyatlar bu modern ameliyathanede yapılıyor

 

T.C. Münih Başkonsolosluğu’nda 15 Temmuz anıldı

T.C. Münih Başkonsolosluğu’nda düzenlenen 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü anma töreni başkonsolosluk görevlileri, cemaat üyeleri ve STK temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşti.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan törende Hamza Gökdelen hoca Kuran-ı Kerim tilaveti okudu. Daha sonra gösterilen sinevizyondan sonra bir konuşma yapan T.C. Münih Başkonsolosu Mehmet Günay, “Hain Fetö örgütünün darbe girişimine karşı duruşu hatırlamak ve hatırlatmak, şehitlerimize ve gazilerimize şükranlarımızı sunmak maksadıyla bir araya geldik. Sinevizyon gösterinden sonra sözün bittiği noktadayız. Bu hainler 15 Temmuz’da devletimize, milletimize, hükümetimize, sayın Cumhurbaşkanımıza kastetmeye kalktılar. Cumhurbaşkanımızın dirayet ve direktifi ile yüce milletin haklı direniş ve yarattığı destanların en büyüğü karşısında geldikleri yere döndüler. 15 Temmuz’da kendilerini feda eden şehitlerimizi unutmayarak rahmet ve şükranla anıyoruz.” şeklinde konuştu.

Törende Zehra Topaloğlu’nun 15 Temmuz şiiri okumasının ardından katılımcılara görüşlerini paylaşma imkanı sunuldu.

MUC_15Temmuz19_0902web MUC_15Temmuz19_Siir_0909web

TD-Plattform: “Eğitim, istihdam ve siyasi katılım temel konularımız”

Kısa adı TD-Plattform olan Türk-Alman Akademisyen ve Öğreciler Platformu Derneği temsilcileri Münih’te Türk medyasıyla düzenlenen tanışma toplantısında kuruluş amaç ve hedefleri hakkında bilgi verdiler.

2006 yılında kurulan derneğin Münih bölge temsilciğinin davetiyle Hotel Bayerischer Hof’ta gerçekleşen tanıtım toplantısına, TD-Platform Başkanı Yalçın Geyhan ve Başkan Yardımcısı Ahmet Edis de katıldı.

Münih Bölge Temsilcileri Adnan Kastel ve Serdar Duran’ın insiyativi ve Münih Türk medyasının katılımıyla yapılan toplantıda dernek temsilcileri, ‘eğitim, istihdam ve siyasi katılım’dan oluşan üç temel konuda Almanya çapındaki girişimlerini yoğunlaştırmak istediklerini belirttiler. Bu ülkede aktif bir şekilde söz sahibi olmayı arzuladıklarını ve bunun için de kamuoyu oluşturmak çabası içinde olduklarını bildiren yetkililer, network’ün birleştirici fonksiyonunu da vurguladılar.

Dernek temsilcileri, derneğin tamamen bağımsız bir kimlikle gençlere yönelik kapsamlı projeleri hayata geçirmek üzere, bu konuda STK’lar ve kurumlarla işbirliği içinde olabileceklerini de belirttiler.

TD-Platform_4-web
TD-Plattform temsilcileri bir arada: Adnan Kastel, Ahmet Edis, Yalçın Geyhan ve Serdar Duran (soldan sağa)

TD-Platform-toplu_web

Yenilgisiz Emre Çukur, Münih’te ringe çıkıyor

Münihli boksör Emre Çukur, 13 Temmuz’da Circus Krone’de Moldavyalı Vadim Gurau ile ringe çıkacak. Bu, yenilgisiz Emre Çukur’un 14. maçı olacak.

Rakipler dün Goethe Hotel’de Alman Profesyonel Box Birliği kontrolünde tartıldı ve sağlık kontrolünden geçti. Çukur, 76,2 kg super orta siklette Moldavyalı Vadim Gurau ile kozlarını paylaşacak.

Emre Çukur ile Vadim Gurau’nun ana dövüşçüler olarak ringe çıkacağı ‘Aslanların Uluslararası Box Gecesi’, 13 Temmuz’da Circus Krone Münih’te saat 18.00’da başlayacak. Gecede toplam 9 dövüş yapılacak ve aralarda Alina Khani, izleyenleri müziğiyle coşturacak.EmreCukur_tarti_web

Cukur_ekip_0842web EmreCukur_MahirZeytinoglu_0843web EmreCukur_annesi_0859web EmreCukur_Piyasa_0857webBDB

Zum 10. Mal: Kulturlust-Fahrradaktion

Oğuz Lüle und der Verein Kulturlust e.V. freuen sich über 9 Jahre Fahrräder für Alle!
Seit 2010 gibt es die Fahrradaktion, seit 2010 wurden vom Verein Kulturlust e.V. über 1.000 Fahrräder kostenlos verteilt, allein im letzten Jahre waren es ca. 140 Stück.

“Das freut uns sehr, und wir bedanken uns ganz herzlich bei allen, die mit ‘Rad und Tat’ dabei geholfen haben. So viele Menschen haben uns nicht mehr benötigte Fahrräder gespendet; und nur so war es überhaupt möglich, diese Aktion auf die Beine zu stellen. Das gilt auch für Presse und den Rundfunk, die uns immer unterstützen” sagt Oğuz Lüle.

In diesem Jahr sollen auf dem Bordeauxplatz in München-Haidhausen wieder Fahrräder an Bedürftige verlost werden, wenn genügend Räder da sind. Die Fahrräder werden in Damen-, Herren- und Kinderräder sortiert. Viele Menschen würden gern Fahrrad fahren, können es sich aber finanziell nicht leisten.

“Es ist sehr wichtig, dass wir diesen Menschen die Möglichkeit geben, ein Rad fast kostenfrei zu erhalten”, sagt Oğuz Lüle und stellt klar: “Wir denken dabei an alle Bedürftigen, die gern Rad fahren möchten.

Der Termin dafür ist diesmal der 28. Juli 2019, wie immer ein Sonntag. Um 16:00 Uhr wird es losgehen.

“Die Fahrräder stammen aus privaten Spendem, die Oğuz Lüle gemeinsam mit Aktiven aus dem Kulturlust e.V. zusammen trägt. Seit einigen Jahren werden die Fahrräder im Rahmen einer Los-Tombola verteilt, für die ein kleiner Unkostenbeitrag erhoben wird. Für 5 Euro erhält man ein Los – und dafür ein garantiert fahrtüchtiges Fahrrad.

Oğuz Lüle: “Wir haben momentan gut 80 Räder. Wir brauchen natürlich noch weitere Fahrräder, damit wir niemanden ohne Rad wegschicken müssen”. Die gesamte Vorbereitung wird von dem Team um Oğuz Lüle in der Freizeit erledigt, sowohl Abholungen und das Aufbereiten der Fahrräder – und das Ganze ehrenamtlich.

Zum 10. Mal: Kulturlust-Fahrradaktion 2019
Sonntag, 28. Juli 2019 – 16:00 Uhr
Auf dem Bordeauxplatz in Haidhausen

Tel. 089 / 95 41 53 85 (Fahrräder werden gern nach Absprache abgeholt)

Fahrradaktion_5931web
Kulturlust-Team auf dem Bordeauplatz (Foto: pixeldost.com)

Necip Şahin yazdı: NSU davası bitti, ya ırkçılık?

Dokuzu göçmen, bir kadın polis, toplam on kişinin öldürülmesi ve bombalı olayların da içerisinde olduğu ırkçı örgüt NSU davası, dört yıllık yargılamaların sonunda, dağ fare doğurarak bitti.

Yıllarca katillerin başka hedeflerde arandığı cinayetler süreci, ikisi ölü, biri kadın teröristin ele geçirilmesi ile aydınlanabilir umudu oluşmuştu. Arkasında Başbakan Merkel, “bu dava nereye kadar giderse, oraya kadar gidilecektir.” demişti. Yoğun hazırlıklardan sonra mahkeme başladı. Hem Türkiye’den hem de Almanya’dan olayların açıklığa kavuşması için yoğun talepler geldi. Mahkemenin başlamasıyla, ırkçılık konusunda kötü bir geçmişi olan Almanya, Dünyanın da dikkatini üzerine çektiği bir ülke durumuna gelmişti.

Önceleri, bir yıla kadar mahkemenin sonuçlanabileceği belirtilmişti. Ancak mahkeme uzadıkça uzadı. Tek sanık Zschäpe, önceleri konuşmamakta direndi. Daha sonra soruları yazılı yanıtlayacağını bildirdi. Avukatlarını reddetti. Mahkemeye çağrılan tanık ve olası sanıklar gelmemek için direndi. Mahkeme sayısız tanıkları dinledikçe, ne yazık ki basında duruşmaların içeriklerinden, tanıkların ifadelerinden daha çok, davanın maliyeti gündem bulmaya başladı. Mahkeme başkanı Götzl haklı olarak sanıkların gelecekte, mahkemenin eksik yapıldığı savında bulunmamaları için, sanıkların yasal tüm haklarını da kullandırttı.

Berlin ve eyalet meclislerinin oluşturduğu NSU komisyon raporları ve mahkeme tutanaklarına geçen ifadeler de gösteriyor ki, kimi belgeler bilerek, kimileri de bilmeden ortadan kaldırılmış. Oturumlarına Sosyaldemokrat Halk Dernekleri Federasyonu (HDF) adına katıldığım duruşmalardan birisinde, bir güvenlik görevlisi, NSU ile ilgili ifadeleri bilgisayar hafızalarında yer olmadığı için sildiklerini, bir avukatın sorusu üzerine belirtti. Yirmibirinci yüzyılda, Avrupa’nın ortasında bir güvenlik görevlisi bu bahaneyi mahkemede utanmadan söyledi.

Sonuç olarak beklentilerin tersine, sanki bu kadar cinayeti bu üç kişi tek başlarına, kimseden yardım ve koruma görmeden yapabilmişler gibi bir sonuç ortaya çıktı. İnsan bu sonuç karşısında şunu söylemeden edemiyor; bu insanlar kimseden yardım almadan bu cinayetleri işlemişlerse, en güvenli ülke olduğunu savunan Almanya’nın polislerine ne demeli? Eğer bu kişiler, yardım ve koruma almışlarsa, kimler bu yardımı yapmışlar? Neden ortaya çıkarılmadı? Bu davanın başından sonuna kadar izleyip, mağdurlara destek olmaya çalışan, konu ile ilgili dört önemli toplantı düzenleyen HDF’ye bağlı Münih Türkiye Halk Derneği’nin üyeleri, Zschäpe’ye verilen ömür boyu hapis cezasını değil, yukardaki soruların yanıtını asıl bilmek istiyor.

Diğer yandan, göçmenlerin, özellikle Türk göçmenlerin, bu davaya ilgisizlikleri ayrı bir yazı konusu olacak kadar önemlidir; bizce. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın anlayışı, ne yazık ki bir kez daha gerçek oldu. Ateş düştüğü yeri yaktı. Kimse de o yananlarla empati yapma gereği duymadı.

Dünya’ya ibret olması gereken yüzyılın bu ırkçılık davası daha başlarken, hem ayrılan küçük mahkeme salonu hem de yabancı gazetecilere getirilen kısıtlamalar nedeniyle kamuoyunda tartışma yaratmıştı. Oysa bu dava böyle olayların bir kez daha yenilenmemesi için ibretlik bir salonda, naklen yayınlanarak, kamuoyunun istediği her an izleyebileceği ortamlarda yapılmalıydı. Yargılananların, sanıkların, görevini bilerek veya bilmeyerek savsaklamış devlet memurlarını kamuoyu görmeli, duymalı, ders çıkarmalı, bizi nasıl bir devlet organizasyonu yönetiyor, bilmeliydiler. Bunlar mahkeme başkanının olmasa bile, siyasetin sorumluluğudur.

Necip Şahin
HDF Genel Başkanı