Cumartesi, Mayıs 16, 2026
Startseite Blog Sayfa 53

“Sanat, dünyanın değişmesi için alan sağlar”

Bavyera’da 387 sanat çalışanının imzaladığı açıklamanın başlığı:
“Sanat, dünyanın değişmesi için alan sağlar”

Almanya çapında faaliyetler göstermek için 2017 yılında kurulan dernek ‘Die Vielen’ (Çoklar),  sanatın eşit ve açık bir toplum için öncülüğü konusunda sanatçıları, sanat kurumlarını ve çalışanlarını bir araya getiriyor.

Eyaletler bazında yapılan açıklamaları imzalayanlar “İnsanın, düşüncenin ve özellikle sanatın özgürlüğünü savunmak ve korumak” için gönüllü taahhüt veriyorlar.

Bavyera eyaletinde ‘Sanat, dünyanın değişmesi için alan sağlar’ başlığı altında 387 sanatçı, sanat kurumu ve çalışanı da bu açıklamaya imza attı. Münih’ten Residenz Tiyatrosu’nun da imzaladığı açıklamada “Her kültür çalışanının özel bir sorumluluğu var” denilerek başkenti Münih olan Bavyera’da ‘nasyonal sosyalist hareket’in kurulduğu ve bu aşamada sanatın dejenere olarak adlandırılan ile propaganda için kullanılan olarak ikiye ayrıldığı zamanlar hatırlatılıyor. Açıklamayı imzalayanlar, ‘ırkçı-milliyetçi propagandaya alan açmayacaklarını, sağ-milliyetçi amaçlar için araçlaştırılma çabalarına karşı çıkacaklarını ve sağ ideoloji nedeniyle toplumun kıyısına itilmeye çalışılan bütün insanlarla dayanışma içinde olacaklarını’ bildiriyorlar.

Kampanya çapında “Çokların Avrupa’sı için, ayrıcalıklar yerine dayanışma için sanat özgür kalacak.” mottosuyla 19 Mayıs’ta aralarında Münih’in de bulunduğu birçok kentte ‘Unit&Shine’ başlıklı gösteriler düzenleniyor. Detaylar için: www.dievielen.de

DieVielen-Residenztheater-wb
Bavyera açıklamasına imza atan Residenz Tiyatrosu’nda asılan kampanya pankartında Bavyera şivesiyle ‘Mia san vui’ (Biz çoğuz) yazıyor. (Bavyera’da ‘Mia san mia’ (Biz biziz, neysek oyuz) deyişi sıkça kullanılır)

Wirsindviele-wb2018_05_27_dievielenglaenzend_0567-683x1024

 

 

AEV 23 Nisan’ı kutladı

Münih’te Goethestr. 28 adresinde hizmet veren Yabancı Veliler Derneği (AEV), 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladı.

Melissa Ünlütürkler’in moderatörlüğünde yapılan kutlamada saygı duruşu ve İstiklal marşının ardından dernek başkanı Ali Diclehan Ünal, Eğitim Ataşesi Prof. Dr. Mustafa Çakır, Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Abbas Aslandoğan, Alman Türk Dostluk Derneği Oberschleißheim Başkanı Fehime Akıllıgil birer konuşma yaptı.

Konuşmaların ardından Türkçe öğretmeni Havva Fidan, günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yaparak öğrencileriyle birlikte Atatürk Çocukları marşını söyledi. Öğrencilerin marş söylerken dernek lokalinde bulunan Atatürk büstünü göstermeleri coşkulu anlar yaşanmasına neden oldu.

Satranç öğretmeni Neslihan Tomruk, öğrencilerine madalya verdikten sonra derneğin tiyatro grubu öğretmeni Nalan Yaşar öğrencileriyle eğlenceli skeçler sergiledi. Nalan Yaşar, ayarıca 02.06.19 pazar günü saat 12.00’da Jugendzentrum Taufkirchen’de (Eschenstr. 7)  sahnelenecek bir gösteri hazırladıklarını da duyurdu.

Programın sonunda öğretmenler, çocuklara hediyeler verdiler ve aileler birlikte hatıra fotoğrafı çektirdiler.

Aynur Ünal

AEV_23Nisan19_1 AEV_23Nisan19_3 AEV_23Nisan19_4

Yıllar sonra tekrar şampiyon: Münih Türkgücü Ataspor

Almanya’nın Münih kentinde 1975 yılında kurulan ve bir zamanların efsane takımı Türkgücü Ataspor, uzun yıllar sonra yeniden şampiyonluğunu ilan etti.

Ligin bitimine 3 hafta kala sahasında konuk ettiği SSV Jahn Regensburg-II takımını kaptan Yasin’in (2) ve Faye’nin attığı gollerle 3-2 yendi. Ligin bitimine 2 hafta kala, en yakın rakibine 10 puan fark atan Münih Türkgücü, 80 amatör takım arasında bugüne kadar sahasında yenilmeyen 3 takımdan biri olarak da ismini yazdırdı.

Münih Türkgücü Ataspor maç sonrası şampiyonluk şildini alarak madalyalarını taktı. Törene katılan Bavyera Futbol Federasyonu’ndan Andreas Maylender, oyunculara madalyalarını takdim edip şampiyonluk şildini verdi.

Oyuncular, yöneticiler ve sahaya inen seyirciler ile birlikte yıllar sonra Bavyera ligine yükselmenin sevincini yaşadılar.

Orhan Gedik

TurkgucuAtasporSampiyon3wb
Takım kaptanı Yasin Yılmaz, şampiyonluk şiltini Bavyera Futbol Federasyonu yetkilisi Andreas Maylender’den teslim aldı

TurkgucuAtasporSampiyon1wb

“Demokrasi Mücadelesi, İstanbul Barosu İçin Varlık nedenidir”

İstanbul Barosu Yönetim Kurulu, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) iki gün önce verdiği ‚İstanbul seçimlerinin yenilenmesi’ kararıyla ilgili yaptığı basın açıklamasında „Kararın hukuki dayanağı olmayan ve YSK’nın içtihatlarıyla çelişen bir nitelik taşıdığı kanısındayız.“ dedi.

„Bu seçimin kendisi değil, iptal kararı şaibelidir… Siyasal düzenin bu denli antidemokratik biçimde değişiminin sonucunu doğuran bu tercih, açık bir jüristokrasi göstergesidir. Halka hesap verme kaygısı olmayan ve siyaseten sorumsuz konumda bulunan yargıçların öznel yorumları ile biçimlenen bu yöntem, oligarşik bir yönetimin de teminatı olacaktır. Bu gidişata ilişkin kaygılarımız nedeniyle, demokrasimize sahip çıkmak üzere 23 Hazirana kadar etkin bir tavır sergilemek kararındayız.“ sözlerinin yer aldığı açıklamada ayrıca 6 maddelik etkinlik ve eylem planları da açıklandı.

 

Açıklamanın tamamı şöyle:

İstanbul Barosu olarak; Yüksek Seçim Kurulu tarafından 06.05.2019 tarihinde “İstanbul Seçimlerinin Yenilenmesi” yönünde verilen kararın, hukuki dayanağı olmayan ve YSK’nın içtihatlarıyla çelişen bir nitelik taşıdığı kanısındayız. Bu kararın, hukuksal yorum ve düşüncelerle temellenmek yerine, özellikle de siyasal iktidarın baskılarıyla biçimlendiği son derece açıktır.

Baromuz, kararın gerekçesini irdeleyerek hukuksal bir tahlile tabi tutulmasını gereksiz bulmaktadır. Kararı veren kurulun böyle bir saik taşımadığı açık iken, hukuk kurumumuza özgü ciddiyetimizi bu alana yöneltmeyi doğru bulmamaktayız.

Bu nedenle, süreç itibariyle ifade edilebilir ki, bu seçimin kendisi değil, iptal kararı şaibelidir.

Ancak açıkça vurgulamalıyız ki bu karar, basit bir “seçim yenileme” kararı değil, demokrasimize ilişkin geleceğimizi şekillendirecek denli köklü sonuçları doğuracak nitelikteki bir tercihtir. Bu karar ile açıkça görülmüştür ki, demokrasinin en temel güvencesi konumunda bulunan sandık, “değiştirebilme yeteneğinden” yoksundur. Oysa sandık; sadece “seçebildiği” takdirde değil, onunla birlikte “değiştirebildiği” takdirde bir demokrasi enstrümanı olabilir. Bu karar, sandığın değiştirebilme gücünün yok edildiği bir ortamı oluşturmaktadır.

Siyasal düzenin bu denli antidemokratik biçimde değişiminin sonucunu doğuran bu tercih, açık bir jüristokrasi göstergesidir. Halka hesap verme kaygısı olmayan ve siyaseten sorumsuz konumda bulunan yargıçların öznel yorumları ile biçimlenen bu yöntem, oligarşik bir yönetimin de teminatı olacaktır.

Bu gidişata ilişkin kaygılarımız nedeniyle, demokrasimize sahip çıkmak üzere 23 Hazirana kadar etkin bir tavır sergilemek kararındayız.

Bu çerçevede Avukatlık Kanunun 76 ve 95. Maddelerinin yüklediği sorumluluğun gereği olarak, 23 Haziran’da seçimin hukuk güvenliğini sağlamak üzere aşağıdaki etkinlik ve eylemler planlanmıştır:

1. İstanbul Barosu, Türkiye’deki bütün avukatlara çağrı yaparak, bir yandan toplumun bilinçlendirilmesinde diğer yandan da 23 Haziran günü hukuk güvenliğinin sağlanmasında katkı talep edecektir. Şimdiye değin “her okula bir avukat” arayışında yaptığımız çalışmaları, ülkemizin her yanından katkı verecek meslektaşlarımızla birlikte, bu kez “her sandığa bir avukat” hedefi ile sürdürmeyi planlamaktayız.

2. Bu amaçla Baromuzun Galata’daki Kültür Merkezi, “İstanbul Barosu Seçim Hukuku Üssü’ olarak konumlandırılacak, bir yandan seçim sürecinde yaşanacak ihlallere hukuki yardım için meslektaşlarımız örgütlenecek, diğer yandan da seçim hukuku bağlamında yardım sağlayacak uzmanların çalışmaları ve sandık eğitimleri yapılacaktır.

3. İstanbul Meslek Odaları Koordinasyonu (İMOK) ile Sendikalar ve Sivil Toplum Örgütlerine çağrı yapılarak, demokrasi için dayanışma sağlanacak ve ortak etkinlikler planlanacaktır.

4. İstanbul’daki billboardlarda seçime yönelik bilgilendirme çalışmaları yapılacaktır.

5.  İstanbullu seçmenlerin 23 Hazirana yönelik iradelerinin sandığa kusursuz yansıması hedefine yönelik her türlü basın ve iletişim etkinlikleri sergilenecektir.

6. İstanbul Barosu Merkez Binası önünde 23 Haziran’a kadar her gün 20.00-21.00 saatleri arasında YSK iptalinin hukuksuzluğunun sergilenmesi ve meslektaşlarımız arasında dayanışma oluşturulması için “demokrasi için dayanışma nöbetleri” tutulacaktır.

Süreç içinde meydana gelebilecek gelişmeler konusunda yeni etkinlikler planlanabileceği gibi, bu yeni etkinlikler de ayrıca meslektaşlarımıza duyurulacaktır.

İstanbul Barosunun tarihsel köklerinden kaynaklanan mücadele geleneği, özünde demokrasi ve hukuk devletinden beslenmektedir.

23 Haziran seçimlerinin, İstanbul’a Belediye Başkanı seçmenin ötesinde anlamlar taşıdığına dair inancımız, bizi demokrasi mücadelesine mecbur bırakmaktadır. Bu mücadeleyi, son nefesimize kadar sürdüreceğiz.

Meslektaşlarımıza ve kamuoyuna saygı ile duyururuz.

İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

“Artık herkes konuşacak”

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), dün verdiği kritik kararla İstanbul’da seçimler yeniden yapılacak. Kararın ardından konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Artık sanatçısı da, iş insanı da, işçisi de, öğretmeni de, memuru da konuşacak, herkes konuşacak!” dedi.

Bunun üzerine sosyal medyada “#HerSeyCokGuzelOlacak mesajları yayınlanmaya başladı. İmamoğlu’nun seçim çalışmaları sırasında bir çocuk seçim otobüsüne yanaşarak „Ekrem abi, her şey çok güzel olacak.“ demişti. Bunun üzerine İmamoğlu, „Aferin sana delikanlı. Aynen. Her şey çok güzel olacak. Çocuğa bak ‚her şey çok güzel olacak’ diyor. Bu inanç yeter bize.“ cevabını vermişti.

İşte aralarında birçok ünlünün de bulunduğu paylaşımlardan bazıları:

Hersey_Tarkan Hersey_YilmazErdogan Hersey_SılaGencoglu Hersey_SelcukYontem Hersey_GulseBirselHersey_ErkanKolcakKostendilHersey_EzgiMolaOzgeOzpirincci
Hersey_HaykoCepkin
Hersey_SarpApakHersey_VolkanKonakHersey_BulentEmrahParlak Hersey_SelcukBalci Hersey_GokhanAthena

 

 

 

Das gibt’s nur im Ramadan

So wie in Deutschland der Lebkuchen, so der Güllaç in der Türkei. Güllaç ist eine Süßspeise, die nur zur Fastenzeit angeboten wird. Laut den Aufzeichnungen reicht diese Tradition bis in die Mitte des 15. Jahrhunderts des Osmanische Reich. Der Name bedeutet „Speise mit den Rosen“ (güllü aş). Eine weitere Tradition ist die Ramadan- Pide (Fladenbrot), die nur zu dieser Zeit verkauft wird. Ansonsten ist diese Art von Pide sehr schwer zu finden.

 

GÜLLAC- Rezept:

dünne Reisblätter

600 ml Milch

200gr Zucker

zerkleinerte Walnusskerne

Rosenwasser

Granatapfelkerne zur Dekoration

 

Zuerst Milch aufkochen, vom Herd nehmen und danach Zucker hinzufügen; unter rühren den Zucker schmelzen lassen. Den Boden einer passenden Form mit Reisblättern vollständig bedecken. Die Flüssigkeit Schicht für Schicht dazugeben, so dass die Blätter aufweichen und auf jede zweite Schicht die gehackten Walnüsse verteilen. Fast jede Schicht auch mit Rosenwasser bestreuen.  Die oberste Schicht danach reichlich mit der restlichen Flüssigkeit begießen. Zuletzt mit Granatapfelkernen dekorieren und im Kühlschrank kalt stellen.

Text: Aslı Saygı
Foto: Fatih Yalçın (Fotolia)

Ramazanın müjdecisi MAHYALAR

Mübarek ramazan ayıyla birlikte hayatımıza giren mahya ve mahyacılık, İslam dünyasında Türklere, özellikle de İstanbul‘a ait bir kültürdür. Ramazanda, bayram ve kutsal gecelerde cami minareleri arasına gerilen ipe asılan yazı ve resimler, eskiden yağ kandilleriyle yapılıyordu. Günümüzde ise elektrik ampulleriyle gecelerimizi renklendiriyor.
400 yıllık bu gelenek günümüzde unutulmaya yüz tuttuğu için çeşitli kurumlar tarafından yaşatılmaya çalışılıyor.
Mahya sanatı, kutsal ramazan ayını müjdelemekle birlikte onun getirdiği sevinç, bolluk ve bereket ile Allah‘a duyulan şükranı dile getirir. Toplumu iyilik ve doğruluğa teşvik etmeyi amaçlar.
1614 yılında Fatih Camisi müezzinlerden Hattat Hafız Ahmet Kefevi‘nin Padişah 1. Ahmet‘e hediyesi olan mahyalar, günümüze kadar gelmiştir.

München: Rund 22.000 Besucher beim Tag der offenen Tür der Stadt

Die Arbeit der Stadtverwaltung und der städtischen Betriebe stößt bei den Münchnerinnen und Münchnern offensichtlich auf großes Interesse. Rund 22.000 Besucherinnen und Besucher haben am Samstag das Angebot genutzt, im Rathaus sowie in zahlreichen anderen städtischen Einrichtungen – von den Museen bis zur Feuerwehr, von der Verkehrsleitzentrale bis zu den Stadtwerken – hinter die Kulissen zu blicken.

Zahlreiche Besucherinnen und Besucher nutzten die Gelegenheit, Oberbürgermeister Dieter Reiter einmal persönlich zu erleben und das Büro zu sehen, von dem aus die Geschicke der Stadt gelenkt werden. Mit den insgesamt rund 500 Besuchern diskutierte der Oberbürgermeister aktuelle Themen der Stadt – von Fragen zu Verkehrsplanung und Wohnungsbau über die Sanierung des Gasteig und die Baustellen in der Stadt bis hin zu E-Scootern und öffentlichen Toiletten. „Neben meinen Bürgersprechstunden ist der Tag der offenen Tür für mich eine weitere tolle Gelegenheit, mit den Münchnerinnen und Münchnern direkt ins Gespräch zu kommen“, sagte OB Reiter. „Und wenn’s wie heute mehr Lob als Kritik gibt, freut mich das natürlich ganz besonders.“

Auch Reiters Bürgermeisterkollegen Manuel Pretzl und Christine Strobl waren beim Tag der offenen Tür gefragte Gesprächspartner. Zwei Stunden lang unterhielten sie sich mit Bürgerinnen und Bürgern über aktuelle Fragen der Stadtpolitik und persönliche Anliegen. Und auch die Stadtratsfraktionen konnten sich über ein reges Besucherinteresse freuen.

Insgesamt wollten sich über die Münchner Kommunalpolitik rund 6.000 Bürgerinnen und Bürger informieren.

Im Rathaus insgesamt wurden mehr als 8.000 Besucherinnen und Besucher gezählt. Groß war der Andrang hier nicht nur auf den Rathaus-Balkon, auf dem die Fußballer des FC Bayern ihre Titel feiern. Auch der Große und Kleine Sitzungssaal waren Besuchermagneten. Hier lag das Goldene Buch der Stadt aus, in das sich Staatspräsidenten und gekrönte Häupter, Weltmeister und Olympiasieger bei ihrem Empfang im Rathaus eintragen. Auch ausgewählte Geschenke, die die Stadt im Laufe der Jahre von ihren Gästen erhalten hat, konnten bestaunt werden. Dazu präsentierten die Schülerinnen und Schüler der Städtischen Sing- und Musikschule ihr Können. Doch das Angebot im Rathaus reichte noch weiter: Es präsentierten sich die München Klinik, die städtische Wohnungsbaugesellschaft GWG und die Behördennummer 115 ebenso wie das Fundbüro. Daneben informierte die Kämmerei über die Finanzen der Stadt, die Rentenberatung gab wichtige Tipps fürs Alter und beim Personal- und Organisationsreferat gab es nicht nur als Andenken ein Bild aus der Fotobox, sondern auch jede Menge Tipps und Informationen zur Landeshauptstadt München als Arbeitgeberin. Für kostenlose Erfrischung sorgte die M-Wasserbar.

Etwa 1.000 Besucherinnen und Besucher nutzten darüber hinaus die Gelegenheit, kostenlos den Rathausturm hinauf zu fahren und von dort einen herrlichen Blick über die Altstadt zu genießen.

Auf dem Marienplatz erfuhren Interessierte vom Referat für Gesundheit und Umwelt Wissenswertes rund um die Themen „Förderung Elektromobilität“ und „Suchtprävention“ oder mehr über die Klimaschutzkampagne „München Cool City“. Darüber hinaus gab es bei der Impfsprechstunde nützliche Ratschläge. Wegen des unbeständigen Wetters mussten die Mitmachangebote des Referats für Bildung und Sport kurzfristig in die Ratstrinkstube umziehen.

Einen großen Ansturm erlebten die vier Feuerwachen Sendling, Pasing, Föhring und Riem: knapp 8.000 Besucher wurden hier insgesamt gezählt. Denn viel Spannendes gab es in den Wachen zu erleben – von Fahrzeugschauen über Einsatzvorführungen bis hin zum Reanimationstraining für Laien.

Mit zahlreichen Angeboten nahmen auch wieder die städtischen Kultureinrichtungen am Tag der offenen Tür teil – vom Stadtmuseum über das Lenbachhaus und die Villa Stuck bis hin zur Artothek und den Kunstarkaden, dem Jüdischen Museum und dem NS-Dokumentationszentrum.

Mit einem eigenen Schwerpunkt waren diesmal auch die Stadtwerke München vertreten. In der SWM-Zentrale drehte sich alles um das Thema „Glasfaser, Smart Meter und Smart City“. In Vorträgen und Anschauungsbeispielen erklären Mitarbeiter des SWM, wie sie die Stadt mit Glasfaser erschließen, wie die neue Zählertechnik zur Digitalisierung der Energiewende beiträgt und welche Digitalisierungsvorhaben die SWM noch realisieren. Besichtigt werden konnte auch die Technische Basis Fröttmaning mit ihrer U-Bahn-Werkstatt, der Trinkwasser-Hochbehälter im Forstenrieder Park, das Wasserkraftwerk Isarwerk 2, die Geothermie-Baustelle im Heizkraftwerk Süd und die Fernkälteerzeugung in den Tiefen des Stachusbauwerks. Außerdem boten die Stadtwerke eine Technikführung durch das Michaelibad, das Umspannwerk Schwabing und die Gasdruckanlage in der SWM-Zentrale. Insgesamt konnten die Stadtwerke-Angebote fast 5.000 Besucherinnen und Besucher verzeichnen.

Yurt dışındaki vatandaşlar için burs programları

Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), yurt dışında yaşayan vatandaşların eğitim ve akademik çalışmalarını desteklemek amacıyla dört farklı alanda burs programı ilan etti. Vatandaşların sorunları hakkında yapılacak araştırmaların sayısının ve niteliğinin artırılmasına yardımcı olacak programlar aynı zamanda gençlerin ana dili ve kültürünü daha yakından öğrenmelerine katkı sağlayacak.

Bu programlarla vatandaşların bulundukları ülkelerde aktif bireyler olması ve aynı zamanda gençlerin anavatanlarıyla aidiyetlerinin de güçlenmesi hedefleniyor. İlan edilen  “Tez Araştırma Burs Programı”, “Yurt Dışı Vatandaşlar Lise Bitirme Sınavı Başarı Ödülleri Programı”, “Yurt Dışındaki Türk Çocuklarına Türkçe Öğretimi Yüksek Lisans Programı” ve “Yurt Dışı Vatandaşlar Fuat Sezgin Üstün Başarı Ödülleri Programı” yurt dışında başarılı rol modeller yetişmesine de katkı sağlayacak.

YTB tarafından ilan edilen “Yurt Dışı Vatandaşlar Lise Bitirme Sınavı Başarı Ödülleri” programı ile yurt dışında lise eğitiminde başarılı olan gençler ödüllendirilecek. “Fuat Sezgin Üstün Başarı Ödülleri” programıyla da; fen, mühendislik, sağlık, sosyal ve beşeri bilimler alanında lisans, yüksek lisans ve doktora programına kayıtlı ya da bitirmiş olan başarılı adaylara bir kerelik burs desteği sağlanacak. Ayrıca bir de yurt dışında yaşayan vatandaşların akademik çalışmalarını desteklemek amacıyla açılan “Tez Araştırma Burs Programı” var. Bu programla birlikte ana vatanlarından ayrı yaşayan vatandaşların sorunları hakkında yapılan akademik araştırma sayısının ve niteliğinin arttırılması hedefleniyor. Programlara başvuralar ise 15 Haziran 2019 tarihlerinde son bulacak.

Yurt dışında yaşayan miniklere Türkçe’yi öğretmek için ihtiyaç duyulan öğreticileri yetiştirmek üzere ilan “Yurt Dışındaki Türk Çocuklarına Türkçe Öğretimi Tezli Yüksek Lisans Programı” da ilan edilen burs destekleri arasında. Program ile yurt dışından adaylar, Türkiye’de aldıkları eğitimlerin ardından yaşadıkları ülkelere giderek Türkçe’nin ve Türk kültürünün doğru, etkin şekilde öğretilmesinde önemli rol oynayacak. Bu programın başvuruları da 10 Haziran 2019 tarihlerinde son buluyor.

Türk vatandaşı, çifte vatandaş veya Mavi Kart sahibi olanların yararlanabileceği programlar hakkında geniş bilgiler ise www.ytb.gov.tr adresinde yer alıyor.

1 2 3 4

Nürnberg: Freistaat Bayern unterstützt Erhalt von Zeppelintribüne und Zeppelinfeld mit über 21 Millionen Euro

Der Freistaat Bayern beteiligt sich an der baulichen Sicherung von Zeppelintribüne und Zeppelinfeld mit 21,275 Millionen Euro. Dies bestätigte Bayerns Ministerpräsident Dr. Markus Söder heute Mittag bei einem Pressetermin an der Zeppelintribüne. Die Gesamtkosten belaufen sich auf 85,1 Millionen Euro. Vorbehaltlich der Zustimmung des Bayerischen Landtags wird die Beteiligung des Freistaats in Höhe von 21,275 Millionen Euro über den Doppelhaushalt 2019/2020 abgesichert.

Vorausgegangen waren viele Jahre öffentlicher und fachlicher Diskussion und eine umfassende Konzeptentwicklung der Stadt Nürnberg. Im Sommer 2018 hatte der Deutsche Bundestag die Übernahme der Hälfte der Gesamtkosten von 85,1 Millionen Euro beschlossen. Auch die Stadt Nürnberg stellt sich mit der Übernahme des restlichen Viertels ihrer Verantwortung. Damit kann nun ein umfassendes Planungs-, Förder- und Ausschreibungsverfahren für die auf mindestens acht Jahre angelegte Maßnahme begonnen werden, die seitens des Freistaats Bayern vom Staatsministerium für Unterricht und Kultus betreut wird.

Der Oberbürgermeister der Stadt Nürnberg, Dr. Ulrich Maly, zeigte sich äußerst erfreut: „Wir sehen schon lange den Erhalt des ehemaligen Reichsparteitagsgeländes, vor allem der Zeppelintribüne und des Zeppelinfelds, als herausragende bildungs- und kulturpolitische Aufgabe. Bei den baulichen Hinterlassenschaften der NS-Zeit handelt es sich um ein nationales Erbe. Ich bin deshalb froh, dass es gelungen ist, mit maßgeblicher Unterstützung des Bundes und des Freistaats die Finanzierung der notwendigen Instandsetzung sicherzustellen.

Die bauliche Sicherung des Vorhandenen in seinem heutigen Zustand ist eine wesentliche Voraussetzung für das von der Stadt Nürnberg weiter ausgebaute Konzept der Geschichtsvermittlung und der nach vorne gerichteten Bildungsarbeit.“

Ministerpräsident Dr. Markus Söder erklärte: „Das ehemalige Reichsparteitagsgelände in Nürnberg ist in seiner Monumentalität und seiner Rolle für die Erinnerungskultur singulär. Es ist ein wichtiger Teil des kollektiven Gedächtnisses an die NS-Zeit. Zeppelinfeld und Zeppelintribüne müssen als authentische Erinnerungsorte und als Mahnung für künftige Generationen erkennbar bleiben. Zu dieser Verantwortung stehen wir und werden als Freistaat Bayern einen substantiellen Beitrag leisten.“

Der Staatsminister für Unterricht und Kultus, Prof. Dr. Michael Piazolo, stellte fest: „Wir stehen in der Verantwortung, die Erinnerung an die beispiellosen Verbrechen des Nationalsozialismus wach zu halten. Dies kann man auch an den Schauplätzen tun, an denen sich das NS-Regime inszeniert hat. Die Instandsetzung der Zeppelintribüne muss eingebettet werden in ein Vermittlungskonzept, das diesen Ort entmystifiziert und die Menschenverachtung der NS-Ideologie entlarvt. Hierzu beitragen können architektonische Elemente der Brechung und ein didaktisch innovatives Ausstellungskonzept.“

Kulturreferentin Prof. Dr. Julia Lehner betonte die Bedeutung eines zukunftsweisenden Vermittlungskonzepts: „Mit dem konzeptionellen Dreiklang der baulichen Sicherung, Öffnung und damit Entmystifizierung verschlossener Bereiche sowie historisch-didaktischer Informationsangebote auf dem zukünftigen Lernort reagieren wir auf die Herausforderungen der Geschichtsvermittlung nach dem Ende der Zeitzeugenschaft. Im Schulterschluss mit der Bundesregierung und dem Freistaat Bayern können wir an diesem historischen Ort Tendenzen von Rassismus, Nationalismus und Radikalismus ein deutliches ,Nein‘ entgegensetzen.“

Zeppelintribüne und Zeppelinfeld sind die einzigen fertiggestellten, in der NS-Zeit genutzten und noch erhaltenen baulichen Hinterlassenschaften auf dem ehemaligen Reichsparteitagsgelände. Mehr als 300 000 Menschen kommen jährlich hierher, um sich einen Eindruck von der Propagandaarchitektur der Nationalsozialisten und der damit verbundenen Ideologie zu verschaffen. Der Nürnberger Stadtrat hat wiederholt, vor allem mit den „Leitlinien zum künftigen Umgang der Stadt Nürnberg mit dem ehemaligen Reichsparteitagsgelände“ im Jahr 2004 und der Verabschiedung von Konzeptpapieren 2015 und 2016, die Notwendigkeit des Erhalts der seit 1973 unter Denkmalschutz stehenden Bauten im jetzigen Zustand sowie deren zukunftsgerichtete Vermittlung bekräftigt.

Nachdem sich der bauliche Zustand der Anlage in den vergangenen Jahren rapide verschlechtert hatte und immer mehr Bereiche aus Sicherheitsgründen abgesperrt werden mussten, ließ die Stadt Nürnberg zwischen 2014 und 2016 für drei Millionen Euro an Musterflächen der Tribünenfassade, den Stufen und der Wallanlage unterschiedliche Methoden der baulichen Sicherung des jetzigen Zustands erproben, evaluieren und die Kosten ermitteln. Aufgrund dieser Erkenntnisse belaufen sich die Gesamtkosten unter Einbeziehung der Baukostensteigerung auf 85,1 Millionen Euro bei einer Bauzeit von acht bis zwölf Jahren.

Die bauliche Sicherung des jetzigen Zustands ist kein Selbstzweck, sondern Voraussetzung für eine zukunftsgerichtete Vermittlungsarbeit am historischen Lernort, der den Herausforderungen des Endes der Zeitzeugenschaft und einer zunehmend diverser werdenden Gesellschaft Rechnung trägt. Neben historischer Information geht es auch darum, die Lehren, die aus dem Besuch dieses Ortes gezogen werden können, in das heutige Handeln zu übertragen.

Das Konzept des Kulturreferats sieht daher unter dem Leitgedanken „Sichern, Öffnen und Informieren“ auf Basis der baulichen Sicherung auch die Öffnung bisher verschlossener Bereiche vor, um einer Mystifizierung keinen Vorschub zu leisten und die Anlage in der ihr zugedachten Funktion verstehbar zu machen. Hierzu zählen der Mittelbau der Zeppelintribüne mit dem „Goldenen Saal“, ein Treppenhaus, die freie Zugänglichkeit einer Seite des Zeppelinfelds sowie die Öffnung eines Turms in der Wallanlage des Zeppelinfeldes.

Geplant sind neben der Informationsvermittlung auch neuartige Reflexionspunkte unter anderem auf dem Zeppelinfeld oder an der früheren Rednerkanzel, die zum Nachdenken anregen sollen, ob und welche Bedeutung das Gesehene und Erlernte für Situationen heute haben könnte. Die Mischnutzung als Ort für Freizeit- und Sportaktivitäten bleibt davon unangetastet.

Mit der Finanzzusage können der umfassende und komplexe mehrjährige Förder- und Ausschreibungsprozess begonnen, die Planungen konkretisiert und ein Zeitplan entwickelt werden. Hierzu wurde beim Kulturreferat die Stabsstelle „Ehemaliges Reichsparteitagsgelände/Zeppelintribüne und Zeppelinfeld“ eingerichtet. Sie entwickelt in enger Zusammenarbeit mit der zuständigen Stabsstelle im Hochbauamt und den Fachleuten im Dokumentationszentrum Reichsparteitagsgelände die Maßnahme.

NUE_Zeppelintribuene2_web

Fotos: Christine Dierenbach/Stadt Nürnberg