Cuma, Mayıs 15, 2026
Startseite Blog Sayfa 54

Melihat Gülses ile Lalezar ve Gülnihal konseri

Inisiyatif Grup (IG) bünyesinde faaliyet gösteren Lalezar Türk Sanat Müziği Korosu ile Freising’de faaliyet gösteren Gülnihal Korosu’nun birlikte verdiği konser, Türkiye’den gelen ünlü solist Melihat Gülses’in katılımıyla gerçekleşti.

Nymphenburg Sarayı’nın Hubertus salonunda düzenlenen konserin ilk bölümünde Lalezar ve Gülnihal koroları birlikte Münir Nurettin Selçuk, Sadettin Kaynak, Tanburi Cemil Bey ve Zekai Dede Efendi’nin eserlerini seslendirdiler. Şef Şeref Dalyonoğlu yönetiminde verilen konsere İstanbul’dan gelen saz sanatçıları Neva Cansın Gülses (klasik kemençe), Can Yıldırım (kanun), Murat Süngü (violincello), Erkan Kanat (perküsyon) eşlik etti.

Konserin ikinci yarısında sahneye çıkan ünlü solist Melihat Gülses, dinleyenleri ilk dakikadan itibaren büyüledi. Programına ‘Rüya gibi uçan yıllar’ şarkısı ile başlayan Gülses seyirciler arasında olan Mehmet Yeşilçay’ı kastederek, “Birlikte yine güzel bir grupla yaklaşık 20 yıl önce bir konserimiz olmuştu. Bu zaman zarfında ilk gelişim. Sizinle bu sefer buluşmamızı sağlayan Şeref ve Öykü’ye de teşekkür ediyorum. Dünyada en güzel şey tatlı paylaşılan şeyler, tersi olanlar bizden uzak olsun.” dedi.

‘Ben gamlı hazan’, ‘Senede bir gün’, ‘Bir çapkına yangınım’, ‘Bir demet yasemen’, ‘ Aşkım bahardı’ gibi sevilen şarkıları da seslendiren Gülses, koronun vokal eğitmeni olan Öykü Şensöz ile de bir düet yaptı. Birlikte ‘Gelin kaynana kantosu’nu seslendiren ikili konuklara eğlenceli dakikalar yaşattı. Melihat Gülses’in saz sanatçıları arasında olan kızı Neva Cansın Gülses’i bir şarkı için sahneye çağırması ise herkes için güzel bir sürpriz oldu. Sanatçının kızı da güzel sesiyle bir türkü söyleyerek dinleyicilerin beğenisini kazandı.

Konserin sonunda IG Kadın Kolu Sorumlusu Jale Tanyeri, Melihat Gülses ve koristlere çiçekler vererek teşekkür etti. Yaklaşık iki saat süren konseri Konsolos Şebnem Koçoğlu ile IG şefi Lourdes María Ros de Andrés birlikte izledi.

Korolar şu isimlerden oluşuyor:
Lalezar: Ahu Aksu-Canhoroz, Arzu Yıldız, Çiğdem Engin, Döndü Döndü, Elif Sanal, Fatma Mendes, Jale Tanyeri, Meltem Deniz, Mine Aslan, Miyase Erdoğan, Zeynep Türkal
Gülnihal: Christina Eickhoff, Eva Dörpinghaus, Eylem Pişkin, Gisela Landesberger, Gülgün Pürnak, Hüseyin Pürnak, İsfendiyar Pürnak, Şeyda Lehmann

Melihat-Gulses_Lalezar_2wb   Melihat-Gulses_Lalezar_4wbMelihat-Gulses_Lalezar_5wbMelihat-Gulses_Lalezar_3wb  Melihat-Gulses_Lalezar_6wb

Lalezar_ZE_jt-web

Z common ground, Münchens größte Zwischennutzung 2019, ab sofort geöffnet

Nach fast zwei Jahren der Planung ist es endlich soweit: Z common ground ist ab heute ein für alle geöffneter Kulturraum auf Zeit. Bis zum 2. Juni jeweils donnerstags bis sonntags ab 14 Uhr ist der ehemalige Gewerbehof in der Zschokkestraße zugänglich – bei freiem Eintritt. Auf freiwillige Beiträge ist der veranstaltende Verein zur Förderung urbaner Kunst jedoch angewiesen, um den über 100 Künstler*innen die gebotene Anerkennung auch finanziell zollen zu können.

Campos_Viola_Photography_FCBB-action-wb

Der Verein zur Förderung urbaner Kunst rund um die Vorstände Melander Holzapfel und Daniel Man und verstärkt durch Kuratorin Laura Lang hat gemeinsam mit den Künstler*innen unglaublich viel Energie aufgebracht für ein kurzes, aber einmaliges Gesamtkunstwerk. „Ja, eine Zwischennutzung ist vergänglich und da ist immer auch ein weinendes Auge dabei. Aber ein derartiges Leuchtfeuer an Kreativität ist nur unter solchen Ausnahmebedingungen möglich“, fassen Laura Lang und Daniel Man zusammen, die gemeinsam mit Loomit das kuratorische Dreiergespann von Z common ground bilden. Melander Holzapfel hat die tragende Rolle des Projektleiters übernommen. Im Vorbereitungs-Endspurt sei ein fast übermenschlicher Einsatz gefordert, der sich aber laut Holzapfel unbedingt lohne – für ihn ist Z common ground “die einzigartige Gelegenheit, mit vielen Künstlern ein Experimentierfeld zu schaffen – unter extremen und sehr spannenden Bedingungen.“ Extrem sind vor allem die Ausmaße des Projekts: auf über 100 Künstler*innen ist die Liste angewachsen, es sind 15 Kooperationspartner beteiligt – von den Münchner Kammerspielen bis RePair Democracy – und es stehen über 70 Termine bis zum zweiten Juni im Veranstaltungskalender.

Christian_Boehm_Z-Rok_und_Eliaz-wb

Zerneuerung, Transformation, Interaktion und Verortung

Was das Projekt neben der schieren Größe außergewöhnlich macht, ist die stilistische Vielfalt und das simultane Neben- und Miteinander völlig unterschiedlicher Kunstrichtungen. Und dass fast alle Arbeiten explizit für diese einmalige Gelegenheit geschaffen wurden: Die Künstler*innen transformieren „zerneuernd“ den Raum – aus Lagern und Büros werden Biotop, Skatepark, Skybar und Foodstation, eine Zimmerdecke wird um 30 Grad geneigt, Aufzugfahren wird zum analogen Musikerlebnis –  oder sie beziehen den umliegenden Stadtraum ein, indem Lieblingslieder und Alltagsgegenstände von Nachbar*innen zum künstlerischen Material werden. Viele Arbeiten sind interaktiv angelegt, so wie „fit und fun“ von den Guerilla Architects, die ab 9. Mai kostenlose Yoga, Flamenco- und Aikidokurse geben. Elke Dreier bietet als konkrete Maßnahme ein „training for the future“ an. Mit BeAnotherLab kann man sich ins Körpergefühl eines anderen Menschen versetzen. Das Department für öffentliche Erscheinungen fordert zur Stellungnahme bezüglich der Schere zwischen Arm und Reich auf. DemocraticArts errichtet an zwei Tagen eine Speakers’ Corner und die große Wellenskulptur „Konsunami“ lädt zum Skaten im Keller ein.

Außerdem gibt es Workshops, Tanzaufführungen, Video Art und die Münchner Kammerspiele bieten Theater („Werther‘s Quest for Love“) und Performance („For the Last Time“).

Campos_Viola_Photography_universe_rolling_J&M_Hentze-wb

Berührung lässt Neues entstehen

Richtig spannend ist es also immer dort, wo Berührungspunkte entstehen – zwischen Publikum und Kunst oder auch zwischen den Künstler*innen: so geschehen beim schwarzen Traum-Raum von Martin Nothhelfer und Rafael Gerlach (SatOne) oder bei Guida Mirandas Videoarbeit über Z common ground, an der ein Schauspieler und Student*innen der Hochschule für Film beteiligt waren. Auch das wilde „Kampfarena“-Setting der Oehlen-Klasse ist eine echte Gemeinschaftsarbeit. An anderen Stellen gibt es zwar keine direkte Zusammenarbeit, aber intensive Annäherung: zum Beispiel, wenn Bernhard Springer und Zeser die Wand zwischen ihren Werken kurzerhand durchbrechen. Oder wenn Z-Rok in seiner raumgreifenden Installation Magdalena Wallers Kupferplatten vom Raum nebenan aufgreift.

Bei Berührung entsteht Aufmerksamkeit für das jeweils Andere und im besten Fall wird etwas Neues angestoßen. Wenn das passiert – sei es durch bloße Kontemplation der Kunst an Außen- und Innenwänden, sei es durch einen Theaterbesuch, einen Workshop oder durch das Staunen über dieses große, organische Gemeinschafts-Experiment – dann hat Z common ground sein Ziel erreicht.

Z common ground – Zschokkestraße 36, München Laim
(direkt an der U-Bahnstation Westendstraße!)
Vernissage
am 30. April um 19 Uhr.
Ausstellungszeitraum: 1. Mai – 2. Juni 2019
Öffnungszeiten ab 1. Mai:

Donnerstag / Freitag / Samstag:  14 h bis 21 h
Sonntag: 14 h bis 18 h
Der Eintritt ist frei
; am Ausgang werden die Besucher*innen freundlich um einen an der individuellen Wertschätzung gemessenen Beitrag gebeten.
Mehr Info unter: www.z-common-ground.de

Campos_Viola_Photography_Matthias_Mross_Hahn_Zcommonground-wb

 

Bild 1: Installation von Gülcan Turna / Fotograf: Christian Boehm
Bild 2: FCBayern Basketball gestaltet den Z common ground Innenhof / Foto: Campos Viola Photography
Bild 3: Rauminstallation von Z-Rok, Wandmalerei von Eliaz / Fotograf: Christian Boehm
Bild 4: “Little Uiverse Rolling” von Margarethe und Jakob Hentze / Foto: Campos Viola Photography
Bild 5: Wandgestaltung von Matthias Mross / Foto: Campos Viola Photography

Redd ile ‘Yersiz Göksüz Zamanlar’

Redd-cover-web

Yaptıkları tüm işlerle müzik dünyasının sıradışı gruplarından biri olarak değerlendirilen Redd, yedinci stüdyo albümü ‘Yersiz Göksüz Zamanlar’ ile dinleyicisiyle buluştu.

Doğan Duru, Güneş Duru ve Berke Özgümüş’ten oluşan grup, mart sonu yayınlanan Yersiz Göksüz Zamanlar albümünü ile akıllı aygıtlardan başını kaldıramayan, fitrelenmiş hikayelerde ve paylaşımlarda hitap ettiği kalabalıklara karşın bireyin gerçekte içine düştüğü yalnızlığa dem vuruyor. Aşk Virüs, Bugün Herkes Ölsün İstedim, Kanıyorduk gibi Mükemmel Boşluk’un hit şarkılarının yeni ve canlı versiyonları ise albümün sürprizi.

RDD Music etiketiyle kendi plak şirketinden çıkan albümle ilgili grup, “Üretimin yerini eski üretilmiş eserlerin tekrar tekrar tüketildiği, çiğnenmedik yerinin kalmadığı şu zamanlarda yeni bir albümle karşınızdayız… Umuyoruz seversiniz, sevdiniz, seveceksiniz. Eleştirileriniz bizim için en az varlığınız kadar önemli.” sözleriyle dinleyicisine sunuyor.


Redd  Bio

Redd 2005 yılında yayınladıkları 50/50 albümünden bugüne yaptıkları tüm işlerle müzik dünyasının sıradışı gruplarından biri olarak değerlendirilmektedir. Grup bu değerlendirmeyi kendine has şarkı sözü yazarlığı, ve  yenilikçi, cesur müzikal arayışları kadar toplumsal olaylarda üstlediği rollere borçludur. Redd, başta Van İçin Rock olmak üzere pek çok sosyal sorumluluk projesine öncülük etmiş ya da gönüllü olarak içinde yer almıştır.

Doğan Duru, Güneş Duru ve Berke Özgümüş’ten oluşan redd altı stüdyo albümü, bir konser DVDsi ve bir soundtrack albüm yayınladı. 2006 yılında Falan Filan şarkısı ile U2’nun ardından MTV World Chart Express’te ilk 10’a girmeyi başaran grup bine yakın konser verirken, Bon Jovi, Guns n’ Roses, Stereophonics, Editors gibi dünyaca ünlü pek çok grubun önünde de sahne almıştır.

2016 yılında yayınladıkları, elektronik öğelerle katmanlandırdıkları Mükemmel Boşluk ile yeni bir süreç içine giren Redd bu albüm ile medya organları ve müzik yazarlarınca yılın en iyi rock müzik albümü ve tüm müzik türleri içinde yılın en iyi albümleri içinde üçüncü sırada yer almayı başarmıştır.

Diskografi
50/50, 2005
Kirli Suyunda Parıltılar, 2006
Gecenin Fişi Yok (Konser DVDsi), 2008
Plastik Çiçekler ve Böcek (Canlı Akustik kayıt), 2008
Prensesin Uykusu (Soundtrack),
Hayat Kaçık Bir Uykudur, 2013
Mükemmel Boşluk), 2016
Yersiz Göksüz Zamanlar, 2019

Redd-1web

Doğan Duru
Redd’in solisti Doğan Duru Redd’in solisti olmasının yanı sıra grubun şarkı sözlerinin tamamını yazmış ve müziklerinin çok büyük bölümünü bestelemiştir. İstanbul Üniversitesi ve Milano Verdi konservatuvarlarından Opera eğitimleri alan, Yıldız Üniversitesi Sanat Tasarımı Bölümü’nde yüksek lisansını yapan Doğan Duru, pek çok film müziğine imza atmış, Cemil Ağacıkoğlu’nun yönetmenliğini yaptığı Eylül filmiyle 6. Dadaş Film Festivali’nde en iyi film müziği ödülü almıştır. Bunların yanı sıra Doğan Duru sanat yönetmenliği, vokal koçluğu yapmaktadır. 2015 yılında Işık Üniversitesi’nde müzikal sahneye koyan Duru, ayrıca purevox adını verdiği ingilizce şarkılarından oluşan projesi ile Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde zaman zaman solo konserlerine devam etmektedir.

Güneş Duru
Redd’e ismini veren Güneş Duru, Twitter’ın varolmadığı, blogların ve blogerların ise henüz bu denli yaygın olmadığı yıllar olan 21 albümünün yapım sürecinden başlayarak grubun biografik hikayelerini ve albüm sürecini anlatan yazılar kaleme almıştır. Buradaki yazılarıyla bir anlamda müzik grupların dinleyicisiyle doğrudan etkileşim kurması fikrine öncülük etmiştir. Van İçin Rock yardım konserinin fikrini ortaya atarak gerçekleşmesini sağlayan Güneş Duru tarihöncesi arkeoloji alanında da doktora derecesine sahiptir.

Berke Özgümüş
Redd’in farklı soundunda önemli bir pay sahini olan Berke Özgümüş lise çağlarında bir süre gitar çaldıktan sonra davul çalmaya başladı. 1994 yılında İ.Ü. Fen Fakültesi matematik bölümünü kazandı. Daha sonra İstanbul Bilgi Üniversitesi Müzik Performans bölümünden tam burs kazandı ve aynı okuldan başarıyla mezun oldu. Berke Özgümüş Redd öncesinde Mehmet Güreli, Bulutsuzluk Özlemi gibi önemli isimlerin de bulunduğu birçok grup ve sanatçıyla çalıştı, albümlerinden çaldı. Redd’in yanı sıra önemli bir caz davulcusu olan Berke Özgümüş bu alanda pek çok isimle birlikte halen müzik yapmaktadır.

 

Onur Akın Münih’teydi

Besteci, söz yazarı ve yorumcu olarak yıllardır dillerden düşmeyen birçok eser dinleyiciyle buluşturan Onur Akın, Münih’te bir konser verdi.

Zindan Events organizasyonu ve Kuzey Touristik ana sponsorluğunda gerçekleşen konserin ilk yarısında halk müziği solisti Fulya Koç sahne aldı. ‘Halil İbrahim’, ‘Daha Senden Gayrı Aşık Mı Yoktur’, ‘Yoh Yoh’, ‘O Yar Gelir’ gibi sevilen türküleri seslendiren Koç, Münihlilerin beğenisini topladı.

Konserin ikinci yarısında sahneye çıkan sanatçı Onur Akın, programına ‘Geceyi Sana Yazdım’ şarkısı ile başladı. Aralarında ‘İnadına’, ‘Asi ve Mavi’, ‘Çam Kolonyası’ ve ‘Bekle Bizi İstanbul’ gibi sevilen şarkı ve türkülerden oluşan eserleri seslendirdi. Akın programını ‘İzmir Marşı’ sonlandırırken dinleyiciler de ona eşlik etti.

Konserden bir gün önce Münih’e gelen Onur Akın ve Fulya Koç, konserin ana sponsoru olan Kuzey Touristik ekibini de ziyaret etmeyi ihmal etmedi.

Onur-Akin_FulyaKoc_web
Fulya Koç, sahne performansıyla dinleyicileri coşturdu
Onur-Akin_biz_web
Soldan sağa; Mehmet Ali Coşkun (Kuzey Touristik), Halis Ateş (Renco), Hamide Türker (PiYASA dergisi), Tülay ve Taner Gül (Kuzey Touristik

Onur-Akin_Kuzey_web
Onur Akın ve Fulya Koç, konserin organizatörleri ile birlikte konser öncesi Kuzey Touristik’i ziyaret etti.

“Biz kazanacağız’

Olumlu olumsuz her şeyimizle eşi benzeri olmayan bir toplumuz. 31 Mart gecesi  ‘3 bin 500 oyla biz kazandık’ denilebilirken, sonuçlar rakip partinin lehine değişince ’13-14 bin oyla kimse kazandık diyemez’ de denilebiliyor. Sonuçlar daha açıklanmadan İstanbul sokaklarına ‘Gönül belediyeciliği kazandı, Teşekkürler İstanbul’ afişleri asarken de, mazbatayı almaya hak kazananı, mazbatayı almadan Anıtkabir’e gittiği için eleştirirken de kendimizi haklı görebiliyoruz.

Ben başka bir ülkede seçim öncesinin ve sonrasının bu kadar eğlenceli olduğunu tahmin etmiyorum. Seçim sonrasını geçirdiğim İstanbul’da askerlik günlerim aklıma geldi; Partiler oy çuvallarının kaybolmaması için üyelerine askerdeki gibi nöbet yazıyorlar, üyeler de nöbet çizelgesine büyük bir ciddiyetle uyuyorlardı. Yaşı 60’a dayanmış veya geçmiş insanların Türkiye gibi, Batılı ülkelere göre yaşamın kısa olduğu yerlerde bunun tek bir amacı vardı; O da çocuklarına, torunlarına daha yaşanabilir, çok daha fazla demokrasinin olduğu, hukukun kurallarına uyulan bir ülke bırakabilmek.

Defalarca sayılan oy pusulalarının, sayılacak halinin kalmaması nedeniyle daha fazla oy alan adaya mazbatası verildi. Verildi ama rakip taraf seçim eğlencesine doymamış olacak ki, ‘daha fazla eğlenmek istiyoruz, bu bizi kesmedi’ diyerek düğün salonunun sahibine başvurdu. Düğün salonu sahibi ne der bilemiyorum ama ülke çapındaki eğlencelere Ekrem İmamoğlu ve komünist başkan Mehmet Fatih Maçoğlu damgasını vurdu. Seçim eğlencelerinin zirve yaptığı bir ilimiz daha var. Bu şehirde rakibi, seçimden zaferle çıkan Ahmet Türk için ‘yaşlı ve hasta’ diyerek mazbatanın kendisine verilmesini istedi ve bütün ülkenin ayarlarını bozdu. Bir başka ayar bozma olayı ise bazı illerde yüzde 70’lere varan oyla seçimleri kazananlara mazbatalarının verilmemesi. Bu kişiler salon sahibine ‘biz de bu eğlencede yer almak istiyoruz’ diyerek başvurmuşlar, Salon sahibi de, ‘İyi olan kazansın’ diyerek izin vermiş. Adaylar da halka bütün hünerlerini sergileyip en çok alkışı almışlar ama mazbatalarını alamadılar. Tv’ler bir başka şehirde ise bir belediye başkanının makam odası ve banyosunu gösterdiler ki, öyle böyle değil. Şimdiye kadar rüyalarında gördükleri koltuklara oturanların yapacakları icraatları büyük bir merakla bekleniyor. Benim ise en çok bilmek istediğim kaç bin kişinin ‘işe gidiyorum diyerek’ gitmediği ama maaş aldığı. Şimdiye kadar ülke genelinde açıklanan rakamlar 100 bini gösteriyor.

Ülkede seçim öncesi ve sonrası en çok dinlenen ve eşlik edilen eser ise Edip Akbayram’ın seslendirdiği ‘Bekle Bizi İstanbul’ oldu. Sesler en çok da ‘Haramilerin saltanatını yıkacağız’ bölümü gelince daha bir gür ve umutlu çıkıyordu. Evet, bir terslik olmazsa ki inşallah olmaz, top artık ‘Bekle Bizi İstanbul’ diyenlerde. Hep ‘Biz kazanacağız’ diyorlardı ve kazandılar. 25 yıllık bir efsaneyi bitirdiler. Şimdi icraat zamanı, halk yerel sorunlarının çözümünü bekliyor. Gerçi onlar da ancak bir ‘Topal Ördek’ ne yapabilirse onu yapacaklar.

Schweinsteiger wirbt mit KETTLER fürs Fahrradfahren

Ob als Jugendspieler zum Fußballplatz oder in Chicago entlang des Lake Michigan: Bastian Schweinsteiger fährt schon immer gerne Fahrrad – und will diese Leidenschaft gemeinsam mit KETTLER-ALU-RAD auch weitergeben.

„Radfahren bedeutet ein Stück Freiheit!“ Mit diesem Satz bringt Fußball-Weltmeister von 2014 Bastian Schweinsteiger seine Leidenschaft fürs Fahrrad auf den Punkt. Den Fußball auf den Gepäckträger geklemmt und über die Felder zum Fußballplatz: So begann die Laufbahn eines der größten deutschen Fußballer, und so stellt er sich den perfekten Trainingseinstieg vor. „Jugendliche sollten sich grundsätzlich wieder mehr auf dem Fahrrad bewegen“, findet Schweinsteiger, der laut aktuellen Studien zu den bekanntesten und beliebtesten Gesichtern des deutschen Sports gehört.

25 Euro für die Vereinskasse pro verkauftem Jugendrad

Zusammen mit dem Traditionshersteller KETTLER-ALU-RAD hat er die „Bastian Schweinsteiger Edition“ ins Leben gerufen – sechs attraktive Kinder- und Jugendräder aus der Grinder-Kollektion, von 24 bis 27,5 Zoll Reifengröße –, die den Spaß am Radfahren wecken und gleichzeitig die Vereinsarbeit unterstützen sollen: Wenn für ein – bei einem DFB-Verein spielendes – Kind eines der KETTLER-Modelle gekauft wird, wandern 25 Euro für die Nachwuchsarbeit in die Vereinskasse.

„Eltern und Kinder, die ja oft einen Großteil ihrer Jugend im Verein verbringen, können dem Club auf diese Weise etwas zurückgeben“, so Schweinsteiger, der auch als Berufsfußballer große Stücke auf den „Familiensport“ Fahrradfahren hält und sich wünscht, mehr Eltern würden ihre Kinder mit dem Rad zum Fußballtraining fahren (lassen), statt sie ins Auto zu setzen.

Weltmeister Schweinsteiger als vollbärtiger Weltreisender

Durch die Mitwirkung in vier humorvollen Filmen seines Partners KETTLER-ALU-RAD will Schweinsteiger freilich auch Erwachsene zum Radfahren animieren. Die vier aufwändig produzierten Videos werden in den kommenden Wochen im Zwei-Wochen-Rhythmus veröffentlicht und zeigen den sympathischen Sportler von einer ganz anderen Seite. Nicht nur bei Fußballfans wird das für viel Aufmerksamkeit sorgen, wenn er etwa auf einem KETTLER Velossi um die Welt fährt und als bärtiger Globetrotter zurückkommt. Die Traditionsmarke KETTLER-ALU-RAD wird so ganz neu ins Bewusstsein auch einer jüngeren Zielgruppe gebracht.

Schweinsteiger_Kettler2_web

 

Rafadan Tayfa Avrupa’da çocuklara ücretsiz gösterilecek

Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları (YTB), TRT Çocuk Kanalı’nın sevilen çizgi filmi Rafadan Tayfa’yı yurtdışında yaşayan çocuklarımızla bir araya getiriyor.

Yurtdışında yaşayan çocukların dil ve kültür gelişimini desteklemek amaçıyla gerçekleşen Rafadan Tayfa turnesi, Hollanda ve Belçida’dan sonra Fransa, Almanya ve Avusturya ile devam ediyor.

Program tamamen ücretsiz olup, önceden kayıt veya rezervasyon zorunluluğu bulunmuyor. Programa girişler ilan edilen etkinlik saatinden 45 dakika önce başlayacak ve etkinlik saatinden sonra kesinlikle içeri izleyici alınmayacaktır.

Aralarında Münih’in de olduğu turnenin Almanya ve Avusturya gösterim adresleri şöyle:

RafadanTayfa-webALMANYA

Stuttgart
Tarih: 23 Nisan 2019 Salı
Yer: Kulturhaus Arena, Ulmer str. 241, 70327, Stuttgart
Seanslar: 17.00

Köln
Tarih: 24 Nisan 2019 Çarşamba
Yer: Köln DİTİB Merkez Camii Etkinlik Salonu, Venloer Str. 160, 50823 Köln
Seanslar: 14.30 – 15.45

Duisburg
Tarih: 25 Nisan 2019 Perşembe
Yer: Duisburg Merkez Camii  Kermes Çadırı, Warbruckstraße 51, 47169 Duisburg
Seanslar: 11.30 – 13.30 – 15.30

Hamburg
Tarih: 26 Nisan 2019 Cuma
Yer: Hit-House Düğün Salonu, Friedrich- Frank-Bogen 166, 21033 Hamburg
Seanslar: 19.00

Hannover
Tarih: 27 Nisan 2019 Cumartesi
Yer: Ayasofya Camii Konferans Salonu, Weidendamm 9, 30157 Hannover
Seanslar: 12.30 – 16.30

Berlin
Tarih: 28 Nisan 2019 Pazar
Yer: T.C. Berlin Başkonslosluğu Bahçesi, Heerstr. 21,14052 Berlin
Seanslar: 12.00 – 14.00

Münih
Tarih: 30 Nisan 2019 Salı
Yer: Öz Düğün Salonu, Frankfurter Ring 150, 80807 Münih
Seanslar: 18.00 – 20.00

AVUSTURYA

Dornbirn
Tarih: 1 Mayıs 2019 Çarşamba
Yer: Dornbirn Kitap Fuarı Etkinlik Salonu – Messe Dornbirn, Messeplatz 1, 6854 Dornbirn
Seanslar: 14.00 – 17.00

Viyana
Tarih: 3 Mayıs 2019 Cuma
Yer: Wonder Etkinlik Salonu – Kreitnergasse 4-6, 1160 Wien, Viyana
Seanslar: 15.00 – 17.00 – 19.00

“Buyrun-Ben Müslümanım” etkinliği 5. kez yapıldı

İslam Toplumu Milli Görüş Teşkilatı’nın öncülüğünde bu sene beşincisi gerçekleştirilen “Buyrun – Ben Müslümanım” etkinliği, Avrupa genelinde 37 bölge ve 210 ayrı noktada yapıldı.

IGMG Güney Bavyera Bölgesi Kurumsal İletişim Başkanlığı’nın verdiği bilgilere göre bu etkinlik, Güney Bavyera’da 16 şehir ve 18 noktada gerçekleşti. Yetkililer etkinliğin amacını “İçinde bulunduğumuz toplum ile irtibatta kalmak, onlara doğru bir adım atarak, müslümanlar olarak kendimizi ve dinimiz islamı tanıtmak, bu sayede bizi bizden tanımalarına vesile olmak.” olarak belirtti.

‘Buyrun-ben Müslümanım’ etkinliği çerçevesinde Güney Bavyera’da yaklaşık 6 bin insana ulaşan standlarda islam dinini Almanca anlatan matbu malzemeler ve dağıtılmak üzere güller hazır edildi.

Yetkililer tarafınan Avrupa genelinde 220 bin insana ulaşıldığı bildirilen etkinlik Güney Bavyera’da şu kentlerde gerçekleşti: Münih (5 Nokta), Mühldorf (2 Nokta), Fürstenfeldbruck, Ingolstadt, Aichach, Eching, Schongau, Mainburg, Moosburg, Erding, Wasserburg ve Landshut.

Aydın ERDEM
Fotoğraflar: İGMG Camileri

BuyrunMuslumanim-web buyrunbenmuslumanim3-web

Bakan Herrmann: “Seçme hakkı için Alman vatandaşı olun”

Bavyera Eyalet İçişleri Bakanı Joachim Herrmann, Münih’te Türk medyası ve dernek temsilcileriyle bir araya geldi. Goethe Hotel’de yapılan buluşmada katılımcıların soru ve önerilerini cevaplayan Herrmann, DITIB, PKK, seçme hakkı gibi konularda açıklamalarda bulundu.

Bakanlığına bağlı konularda güncel bilgileri paylaşarak konuşmaya başlayan Herrmann, kısa bir süre önce açıklanan Bavyera Kriminal İstatistik Raporu’nda yer aldığı gibi Bavyera’nın Almanya’nın 16 eyaleti içinde en güvenlisi olduğunu ve işsizlik oranının en düşük olduğunu vurguladı. İçişleri Bakanı Joachim Herrmann, toplumun yabancı kökenli en büyük grubu olan Türkler’in uyumda başarılı olduğunu da söyledi.

AB üyesi vatandaşlarına tanınan yerel seçim hakkının yıllardır bu ülkede çalışarak yaşayan Türk pasaportlu vatandaşlara tanınmaması konusunda yapılan şikayet ve isteklere ise “Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) olarak bu konuda tutumumuz net. Seçme hakkı isteyenler Alman vatandaşlığına geçmeli.” dedi.

Sorulan bir soru üzerine PKK hakkında da konuşan Bakan, “Bavyera’da PKK’ya karşı tutumumuz çok net; Avrupa Parlamentosu’nun da açık olarak belirttiği gibi bir terör örgütüdür ve yasaktır.” dedi. Bazı aşırı sol gruplarca sempatiyle yaklaşımına karşı olduklarını ve PKK propagandasına izin vermediklerini söyleyen Herrmann, “Kürtler için mücadele edenlere saygı duyarım fakat PKK bir terör örgütüdür. Ve bunu karıştırmamak gerekir. Bizim sokaklarımızda protesto hakkı vardır; Türkiye’nin bazı politikalarını doğru bulmayanlar da protesto etme hakkına sahiptir. Bu fikir özgürlüğü çerçevesindedir. Fakat şiddete başvurulunca veya PKK gibi şiddete başvuran örgütlerin propagandası yapılınca, buna müsade etmeyiz.” şeklinde konuştu.

DITIB camilerinde okunan cuma hutbelerinin Ankara’dan geldiğini iddia eden Herrmann, Almanya’da yaşayan Türk kökenlilerin kalbi bağlılıklarını kabul etmekle birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bunu bir politika vasıtası yapması şeklinde yorumladı. DİTİB Eyalet Başkanı Önder Yıldız ise bunun doğru olmadığını, camilerdeki cuma hutbelerinin kendi görevli imamları tarafından hazırlanıp Almanca-Türkçe olarak okunduğunu söyledi.

Bakan, Yeni Zelanda’daki saldırı sonrası, Bavyera’da İslam karşıtı eylem yapılacağı konusunda istihbarat almadıklarını buna rağmen müslüman ibadet merkezlerinin rutin korunma altında olduğunu da söyledi.

Okullara İslam dersinin ahlak (Ethik) dersine alternatif ve isteğe bağlı olarak Erlangen Üniversitesi’nin hazırladığı müftedata göre devamına Bakanlar Kurulu kararı alındığını ve hazırlığı konusunda İslam kuruluşlarıyla işbirliği yapılmadığını söyledi. Bu konuda görüş bildiren dernek temsilcilerine (DITIB ve IGMG), müftedat hazırlanmasında Erlangen ile dialoga girilmesi konusunda eğitim bakanıyla görüşeceğini söyledi.

Yaklaşık bir buçuk saat toplantı sonrasında İçişleri Bakanı Joachim Herrmann, dil konusunda hala var olan sorunlara da dikkat çekti. Herrmann, Erlangen’de DİTİB cami derneğinin düzenlediği yaz şenliğine her yıl katıldığını ve burada 10-15 yıldır yaşadığı halde Almanca konuşamayan birçok kadının olduğunu hatırlatarak “Uyum konusunda daha fazla kadının dahil olmasını istiyorum.” dedi.

Toplantının sonunda Herrmann, bakanlığını ilgilendiren konularda sorunu olanların veya düşüncelerini açıklamak istiyenlerin kendisine başvurabileceklerini söyledi.

Orhan Tinengin
Hamide Türker

Herrmann_GoetheHotel4_19-web

Müzisyen Serkan Ferat, yardım projesi için 35mm Bar&Lounge Münih’te sahnede

Münih’te 21 Nisan Pazar akşamı (ertesi gün tatil) 35mm Bar&Lounge’da Türkiye’den gelen müzisyen Serkan Ferat’ın tek kişilik ‘BireBir’ adlı projesiyle sahne aldığı özel bir gece düzenleniyor.

Serkan Ferat, bu projede çeşitli loop efektler kullanarak gerçekleştireceği tek kişilik şovda kendi bestelerini ve ünlü Türk ve Imagine Dragons gibi yabancı grupların tanınmış şarkılarını da yorumluyor. (Burada dinleyebilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=-1V0YQQveLE)

Münihli DJ Mette Gür ve saksafonda Hido ise ön grup olarak canlı performansla bu ozel geceye destek verecek.

Gecede 10 Euro olan giriş ücretinden toplanacak gelir ise Münih Kanser Hastası Çocuklara Destek Vakfı’na bağışlanacak. (krebs-bei-kindern.de)


35mm ve PiYASA işbirliğiyle geceye 5 bilet çekilişi var. Detaylar için sayfalarımızı takibe alın:

İnstagram: www.instagram.com/piyasamagazin
Facebook: https://www.facebook.com/PiYASAmagazin


Serkan Ferat kimdir?

28 Ağustos 1975 Ankara doğumlu olan Serkan Ferat ‘kendimi bildim bileli müziğe ilgi duydum. Abimin evdeki davul seti, plak ve kasetleri sanırım bunda çok etkili oldu. Müzik beni bu dünyadan alıp bilmediğim diyarlara götürüyordu.” diyor.

16 yaşında hem davul hem gitara ilgi duyarak çalmaya başladıktan sonra annesinin “Madem çok istiyorsun o zaman Avrupa’da olduğu gibi çık sokağa, insanlara müzik yap, cesaretini yokla.” teşvikiyle hayatı tamamen değişir. Vakit kaybetmeden sokak müzisyenliğine başlar. “Sokakta müzik yapmak ruhuma o kadar çok şey kattı ki, müzisyenlik dışında hiçbir şeyin beni meslek olarak mutlu edemeyeceğini çok erken yaşta anladım. Zaman içinde kendime bir hedef koydum. Amacım günün birinde  kendi bestelerimi yapıp insanlara ulaştırmaktı. Sürekli yazdım, denedim. İzmir’de bir çok barda müzik grupları ile sahneye çıkarak, deneyim kazandım.” diye hikayesini anlatıyor Serkan Ferat.

1998 yılında üniversite için gittiği Çanakkale’de Popcorn diye bilinen sonra Kreş adını alan grubu dostlarıyla kurar. Bir rock müzik yarışmasında ‚Zaman Yok’ şarkısı ile birincilik kazanan grup, daha sonra iki albüm çıkarır, çeşitli festivallerde sahne alır. 2011 yılında grubun dağılmasıyla birlikte Serkan Ferat, solo kariyerine başlar. Türkiye genelinde büyük festivallerde ve tanınmış barlarda da sahne alan Serkan Fırat, belli aralıklarla single çalışmalarının yanı sıra ‚BireBir’ adlı loop projesini youtube kanalında yayınladığı videolar ile sürdürüyor.

35mm_serkan_ferat_monitor_hoch