Cuma, Mayıs 15, 2026
Startseite Blog Sayfa 59

Huzurevinde Türk-alman dostluk buluşması

Goethestr.  28 Münih’de bulunan AEV (Yabancı Veliler Derneği) Huzurevi’nde Türk-Alman dostluk buluşması düzenledi.

Açılış konuşmasını AEV proje müdürü Tülin Mecilioğlu ile Nachbarschaftshilfe’den Theresa Nissen ve ASZ’den (Alten- und Service-Zentren) Monika Klett’in yaptığı etkinlikte kurumlar tanıtılarak sundukları hizmetler anlatıldı. Etkinliğin müzik programında ise ney ve sazla Nazım Nas ve piyanoda AEV üyelerinden Walter birbirinden güzel parçalar çalarak emeklilere güzel saatler yaşattı.

Kültürel etkinlikler ve danışmanlık da sunan üç kurum, katılım ve ilgiden dolayı memnun olduklarını belirttiler.

Aynur Ünal

AEV-Huzurevi

Erdal Pektaş yazdı: “Kadınlara güvenin”

Almanya’da federal düzeydeki koalisyon hükümetinin büyük ortağı CDU genel başkanını seçti. Şansölye Angela Merkel, haftalar önce parti başkanlığına aday olmayacağını dönem sonunda da başbakanlığı bırakacağını açıklamıştı. Merkel’in yerine yine bir kadın seçildi.

AKK lakaplı Annegret Kramp–Karrenbauer CDU’da genel sekreterlik görevinde bulunuyordu. AKK, Merkel’in izinden gidecek gibi gözüküyor. AKK, Friedrich Merz gibi birini alt etti, bu kolay bir iş değildi. Merz aşırı sağcı AfD’ye giden seçmeni geri getireceğini söylüyordu. Nasıl yapacağı sır değildi. AfD’nin söylemlerine sarılacaktı. Partinin ağır topları Roland Koch, Wolfgang Schaeuble gibi yabancı kökenlilere sıcak gelmeyen isimlerin Merz’i desteklemesi yetmedi, iyi ki yetmedi.

Federal düzeydeki koalisyondaki üç partiden ikisinin (CDU–SPD) genel başkanları hükümette görev yapmıyor. Üçüncü parti CSU’nun genel başkanı Horst Seehofer de bu görevi bırakmaya hazırlanıyor ama içişleri bakanlığı görevine devam edecek. Böylece üç partinin başkanları da hükümette yer almıyor olacak. Sorun yaratır mı zaman gösterecek. Ama bir gerçek var ki üç partinin başında da (CDU–SPD–Yeşiller) kadınlar var.

Türkiye’de de kadınların daha çok partilerin başında olduğu günlerin gelmesi umuduyla, çünkü bir çok işi olduğu gibi bunu da erkeklerden daha iyi yapıyorlar.

İyi hafta sonları

Erdal Pektaş

 

Muhsin Omurca güncel programı ‘Integration à la IKEA’ ile Münih’teydi

Usta karikatürist ve kabaretist Muhsin Omurca, kendi çizimi karikatürlerle desteklediği güncel programı ‘Integration à la IKEA’ ile Münih’in Westend semtinde bulunan Multikültürel Gençlik Merkezi’nde (MKJZ) sahne aldı.

Programın adından da anlaşılacağı gibi, Muhsin Omurca bu programıyla yine göç ve uyum konusunu ele alıyor. Almanya’ya geldiği ilk yıllarda yaşadığı dil sorunlarıyla başlıyor Omurca programına “Almanlar’ın artikellerle kesinlikle bir sorunu var!’ diyor. Dakika bir gol bir misali, Bavyera yerlisi bir seyircinin bir artikele itirazı üzerine çoğunluğu Almanlardan oluşan seyircilerin de bu konuda kafasının karışık olduğu görülüyor. Uyum konusunun ‘nereden geldiğinizden bağımsız’ bir sorun olabileceği gerçeği ile yüzleşiliyor.

Omurca tekrar anlatmaya başlıyor. 30 yıldır Almanya’dasınız ama hala artikel hataları yapıyorsunuz.” diyen yaşlı kadına karşı hissettiği içsel öfkeyi, artık Alman pasaportuna sahip bir ‘Alman’ olarak ‘Türk gibi tepki gösterdiği o anlardan biri’ olarak değerlendiriyor. Hem, birçok zorluğu aşarak alınan Alman vatandaşlığı, doğuştan sahip olunandan daha değerli değil mi? “Doğuştan Alman olanlar bilinçsiz Alman, hatta tesadüfen Alman ama diğerleri öyle mi? O vatandaşlığa geçmek için göze alınan zorlukları bir düşünün.” diyor ve Türkler mazoşist olmalı sonucuna varıyor; “Yoksa neden burada kendilerini bu kadar iyi hissetsinler ki?”

İzleyicilerin kahkahaları eşliğinde hem Almanların hem Türklerin eleştiriden nasibini aldığı bir performans sergiliyor Omurca ama eleştirmekle kalmayıp çözüm de öneriyor. IKEA’nın meşhur montaj kılavuzlarından esinlendiği ‘herkesin anlayacağı görsel dilde’ önerileri programına dahil ediyor. Kendi çizdiği karikatürleri ekrana yansıtan Omurca, burada Ikeavari tariflerle yanlış anlaşılmaları, korkuları ve önyargıları gözler önüne seriyor ve ufak dokunuşlarla nasıl ortadan kaldırılabileceğini gösteriyor. Bir kara çarşaflı kadın resmini minik bir beyaz eklemeyle bir rahibeye benzeterek ilk bakışta farkedilmeyen benzerlikleri ortaya çıkarıyor. İnsan tanıdığından korkmazmış. Bu mantıkla verilen bir diğer öneri; çocuklar için bez Türk bebekler. Bir çocuğun küçük yaşlarda tanıdığı ve sevdiği Türklerden büyüdüğünde nefret etmesine imkan yok. “Benim Türk’üm diyerek büyüyen çocuklar düşünsenize…” diyor romantik bir yüz ifadesiyle.

İki bölümden oluşan Almanca gösteride Muhsin Omurca, birçok örnekle yaratıcılığını ve ‘entegrasyon komedisi’ konusundaki ustalığını kanıtlıyor. Programın sonuna doğru ‘günümüz uyum sorunlarının 50 yıl öncekilerle neredeyse aynı’ olduğunun da altını çiziyor Omurca ve entegrasyon alanında çalışan 600 bin sosyal görevliyi de biraz müteşekkir olmaya davet ediyor. Uyum sorunu ortadan kalktığında bu insanlar ne iş yapacaklar?!

Program bittikten sonra yoğun alkışlar eşliğinde tekrar sahneye gelen Omurca, ‘Göttlicher Erlass (İlahi Kararname)’ şarkısını söylüyor. “İki göz, iki kol, iki bacak vs. var, neden iki pasaport olmasın?”. Sahi, neden?

Hamide TÜRKER

Muhsin-IKEA-3web Muhsin-IKEA-2web

“Von guter Integration profitieren alle.”

Gudrun Brendel-Fischer, am 27. November vom Ministerrat zur kommissarischen Integrationsbeauftragten ernannt, freut sich auf ihre neue Aufgabe.

“Ich will mit ganzer Kraft meinen Teil dazu beitragen, dass Integration in Bayern noch besser gelingt. Empathie und Effizienz – das ist für mich die Richtschnur, an der sich Integration messen lassen muss. Auf der einen Seite bedeutet das, sich noch mehr in die Situation der Menschen mit Migrationsgeschichte hineinzuversetzen, auf der anderen Seite dort an den Stellschrauben drehen, wo Integration noch effizienter, noch zielgerichteter, noch besser werden kann – auf beiden Seiten.“

Brendel-Fischer möchte verstärkt die positiven Aspekte von Integration hervorheben: „Wir sollten nicht immer nur auf das schauen, was schlecht läuft, sondern den Fokus darauf richten, was gut läuft. Meine Botschaft: ,Von Integration profitieren alle!`“ In diesem Zusammenhang verweist die Integrationsbeauftragte auf den Vergleich mit anderen Ländern. „Integration klappt in Deutschland wesentlich besser als in anderen Ländern – und in Bayern besser als im Rest der Republik. Das sollte uns zuversichtlich stimmen.“

Sie betont die Notwendigkeit, das Thema „Integration“ sachlich anzupacken, sei es doch die zentrale Aufgabe der kommenden Jahre, an der sich die Zukunft Bayerns und Deutschlands mitentscheidet. „Mit diesem herausragenden Stellenwert, so Brendel-Fischer weiter, ist Integration keine “Spielwiese” für gesellschaftspolitische Dogmatiker, sondern eine komplexe, gesamtgesellschaftliche Herausforderung, die wir ideologiefrei anpacken müssen.  Mir geht es darum, die gesamte Gesellschaft für dieses Thema zu gewinnen. Ich möchte alle Menschen, alle Teile der Bevölkerung mitnehmen.  Dann kann Integration, so Brendel-Fischer weiter, auch die Wirkung entfalten, die eine zunehmend disruptive Gesellschaft, in der sich vieles gegeneinander abschottet bzw. auseinanderdriftet, in der sich Gegensätze mitunter feindlich und radikalisiert gegenüberstehen, so dringend braucht: Die Wirkung, Spaltung zu überwinden!“

Die ehemalige Lehrerin will das große Potential der integrativen Kräfte in Bayern in den Blick nehmen: „Schulen und Kindergärten, Ausbildung und Arbeit, Sport, Kunst und Kultur, Vereine, Kommunen, Kirchen – wir haben in Bayern ein riesiges Potential, das wir noch mehr ausschöpfen können.

Mein Credo: „Nicht was uns trennt, sollte im Zentrum stehen, sondern das, was uns zusammenwachsen lässt.“

Stadt kauft rund 300 Wohnungen in Sendling

Oberbürgermeister Dieter Reiter und Kommunalreferentin Kristina Frank zeigen sich sehr erfreut: In der heutigen (27.11.2018) Vollversammlung des Münchner Stadtrats wurde beschlossen, das gesetzliche Vorkaufsrecht für rund 300 Wohneinheiten in der Plinganserstraße/Karwendelstraße in Sendling im Geltungsbereich der Erhaltungssatzung „Am Harras / Passauerstraße“ für die städtische Wohnungsbaugesellschaft GWG auszuüben. Damit können über die neue Verpflichtungserklärung der GWG insbesondere günstige Mieten künftig gesichert werden.

„Die heutige Entscheidung zeigt, dass die Ausübung von Vorkaufsrechten grundsätzlich dazu geeignet ist, bezahlbaren Wohnraum in München zu erhalten. München leistet damit einen wichtigen Beitrag, erschwingliche Wohnmöglichkeiten in unserer Stadt für die alteingesessene Wohnbevölkerung, aber auch für junge Familien zu sichern.“ so der Oberbürgermeister.

Auch die Kommunalreferentin äußerte sich positiv: “Auf diese Weise wird der Milieuschutz in dem Areal verwirklicht und die Wohnbevölkerung vor Verdrängung geschützt. Die wichtige Botschaft an die jetzigen Bewohnerinnen und Bewohner lautet: ab heute haben Sie die Gewissheit, dass Sie langfristig in ihrem Zuhause bleiben können.”

Das Areal bietet ein Nachverdichtungspotential von etwa 200 Wohnungen. Für deren Errichtung wurde mit dem bisherigen Eigentümer ein städtebaulicher Vertrag geschlossen. Deshalb hat der Stadtrat darüber hinaus beschlossen, für den Anteil des freifinanzierten Wohnungsbaus gemäß der Richtlinien der Sozialgerechten Bodennutzung (SoBoN) ein Modell für Mitarbeiterwohnungen, z.B. durch Erwerb von Belegrechten durch Münchner Unternehmen, zu entwickeln.

T.C. Münih Başkonsolosu Mehmet Günay: “Öncelikli konumuz eğitim”

Münih ve çevresinde faaliyet gösteren basın mensupları ekim ayında göreve başlayan T.C. Münih Başkonsolosu Mehmet Günay’ı ziyaret ettiler. Günay, özellikle 1998 yılında ilk kez yurtdışında görev üstlendiği bölgenin de yine Münih olması nedeniyle duyduğu heyecan ve mutluluğu dile getirdi.

Basın mensuplarının kısaca kendilerini tanıtmalarının ardından kendi özgeçmişi hakkında bilgi veren Günay, öncelikli konusunun ‘eğitim’ olduğunu belirterek, “Eğitimin önemini hep vurgulayacağım. Bunu görev sürem boyunca benden çok duyacaksınız” dedi.  Günay, “Başta Türkçe ve Almancayı iyi bir şekilde öğrenmeleri olmak üzere, çocuklarımızın ve gençlerimizin en iyi koşullarda eğitim alması ve meslek edinmesi öncelikli amacımızdır.“ şeklinde konuştu.

Eğitim konusunda ailelere büyük görevler düştüğünün de altını çizen Günay, ailelerin çocuklarını kreşlere göndermelerinin ve eğitim konusunda sunulan imkanlardan yararlanmalarının önemini vurguladı. Günay, Münih’e gelmeden önce yaptığı ilk işin bölgede eğitim ataşesinin olup olmadığına bakmak olduğunu ve özellikle bir profesör olduğunu görünce çok sevindiğini belirterek, “Prof. Dr. Mustafa Çakır bölge için büyük bir şanstır.” dedi.

2000’li yıllarda Almanya Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Dairesi’nde 1,5 yıllık bir memuriyeti olan Günay, Almanca diline hakimiyetinin buranın sosyo-ekonomik durumunu birinci elden takip edebilmesi ve resmi yerel makamlarla kolaylıkla iletişime girebilmesi açısından bir avantaj olduğunu ifade etti. Günay, buradaki toplumumuzu doğrudan ilgilendiren konularda yerel makamlarla yapacağı görüşmeler ve ataşeliklerle birlikte hareket ederek iyi işler yapılabileceğine ve güzel sonuçlar alınabileceğine inancını belirtti.

Boş vakitlerini soyut resim yaparak geçiren Günay’ın bir diğer hobisi ise ‘şehir planlaması’. “Bir kenti dolaşırken hep araştırmacı gözüyle bakarım” diyen Günay’ın ‘kente göç ve kentleşme’ konusunda 2 yüz sayfalık çalışmasıyla Türkiye genelinde elde ettiği birincilik ödülü de bulunuyor.

Özgeçmişi:

Bünyan-Kayseri’de 1968 yılında dünyaya gelen Mehmet Günay, ilk, orta ve lise eğitimini Kayseri’de aldıktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olmuştur. Türkiye ve yurt dışında akademik çalışmalarda bulunduktan sonra 1998 yılında Dışişleri Bakanlığı’nda göreve başlamıştır. Dışişleri Bakanlığı’nda farklı düzeylerde görevler üstlenen Günay, ilk yurt dışı görevini Münih Başkonsolosluğu’nda muavin konsolos olarak yapmıştır. Daha sonra Berlin, Tahran ve Viyana büyükelçiliklerindeki görevlerinin ardından Hannover Başkonsolosluğu yapmıştır. 1 Ekim 2018 tarihinde Münih’e gelmeden önce ise Dışışleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürlüğü’nde Batı Avrupa, Balkanlar ve Uzak Doğu Daire Başkanlığı görevini yürütmüştür. Günay, Almanca ve İngilizce bilmektedir.

Orhan TİNENGİN / Hamide TÜRKER

Baskonsolos-ziyaret-webMehmetGunay-resim-web

MehmetGunay_basin-web

SPD-Integrationspolitiker Arif Taşdelen: „Integration hat im Verfassungsausschuss nichts verloren“

In der neuen Legislaturperiode des Bayerischen Landtags ist Integration nicht mehr im Sozialausschuss verortet, sondern im Verfassungsausschuss.

Der SPD-Integrationspolitiker Arif Taşdelen kritisiert die Zuschnittsänderung scharf: „Integration hat im Verfassungsausschuss nichts verloren. Integration ist keine rein ordnungspolitische Aufgabe, sondern eine wichtige Zukunftsaufgabe, die das Zusammenleben der Menschen in Bayern gestalten soll.“

Taşdelen sieht die Zuschnittsänderung als verheerendes Signal an alle Menschen in Bayern, die sich seit Jahren in der Integrationsarbeit engagieren: „Wer sich Hoffnung machte, dass Integration in Bayern in der neuen Legislaturperiode leichter wird, wurde heute schwer enttäuscht.“

Süt Kardeşler Münih’teydi

Tiyatrocu Behzat ve Süheyl Uygur kardeşler, Avusturya’nın Bregenz kentindeki  ‘Motif Tiyatro Grubu’ oyuncuları ile birlikte Münih’te sahneye çıktı.

Yönetmenliğini Uğur Babürhan’ın yaptığı Süt Kardeşler oyununun ardından bir konuşma yapan Uygur kardeşler, “Amacımız bu genç ve yetenekli gençlerimize tiyatro adına katkıda bulunmak ve desteklemek. Sizler de gelerek destek oldunuz. Teşekkür ediyoruz.” dediler.

Leo17 tiyatro salonunda sergilenen oyunda, usta oyuncular yer yer izleyicileri de sahneye alarak oyuna dahil ettiler. Oyunda Behzat ve Süheyl Uygur kardeşlerin yanı sıra Bregenz Motif Tiyatro Grubu’ndan Sevgi Barlas, Yeşim Uğur, Yaşar Çapar, Özgül Genç, Ömer Erkan, Hüseyin Üzüm, Ezgi Galeli, Hanife Aydın, Olcan Polat, Arzu Erdem de sahne aldı.

Türk Alman Dostluk Federasyonu ve Can Özer tarafından organize edilen akşamda Münihli izleyiciler, bol bol kahkaha attıkları oyunun sonunda oyuncuları ayakta alkışladılar.

Haber: Orhan GEDİK
Fotoğraflar: Hamide TÜRKER

M_Sutkardesler_01wM_Sutkardesler_04wM_Sutkardesler_46wM_Sutkardesler_57wM_Sutkardesler_40w

M_Sutkardesler_69w

Bavyera ekiplerinin yüzü gülmedi

Alman birinci ligi Bundesliga’nın 11. haftasında üç Bavyera ekibinin de yüzü gülmedi.

Bayern Münih, Dortmund deplasmanından eli boş dönerken, Nürnberg de evinde Stuttgart’a boyun eğdi. Augsburg ise Hoffenheim deplasmanından puan çıkaramadı. Bayern Münih 2-3 mağlup olduğu Dortmund deplasmanında iki defa öne geçmesine rağmen galibiyeti koruyamadı. Bayern bu yenilgi ile lider Dortmund’un yedi puan gerisinde kaldı.

Ligde alt sıralardan kurtulmaya çalışan Nürnberg evinde son sıradaki Stuttgart’ı ağırladı. Baştan sona Stuttgart’ın üstünlüğü ile geçen mücadeleyi misafir takım 2-0 kazandı.

Ligin orta sıralarında yer alan Augsburg ise Hoffenheim deplasmanında 2-1 mağlup oldu.

BEFORE fordert bayerischen Entschädigungsfonds für die Opfer des NSU

 

  • Fünf von neun Todesopfern ermordete der NSU in Bayern.
  • Das staatliche und behördliche Versagen sowie die Stigmatisierung der Angehörigen verstärkten die Folgen der Taten unter denen die Betroffenen bis heute leiden.
  • Der Freistaat Bayern sollte die Betroffenen mit einem eigenen Entschädigungsfonds unterstützen.

 

BEFORE fordert die neue bayerische Landesregierung auf, mit der Einrichtung eines Entschädigungsfonds für die Betroffenen der Morde des rechtsterroristischen NSU ein deutliches Zeichen im Kampf gegen rechte Gewalt zu setzen.

Vor sieben Jahren wurde bekannt, dass der rechtsterroristische „Nationalsozialistische Untergrund“ (NSU) über Jahre hinweg zehn Menschen größtenteils aus rassistischer Motivation getötet oder schwer verletzt hatte. Fünf der neun Morde wurden in Bayern verübt, zwei davon in der Landeshauptstadt:

Enver Şimşek wurde am 9. September 2000 in Nürnberg, Abdurrahim Özüdoğru am 13. Juni 2001 in Nürnberg, Habil Kiliç am 29. August 2001 in München, Ismail Yasar am 9. Juni 2005 in Nürnberg und Theodoros Boulgarides am 15. Juni 2005 in München erschossen.

Angehörige der Opfer hatten vermutet, dass die Taten nicht wie von Sicherheitsbehörden und Medien angenommen mit organisierter Kriminalität, Drogengeschäften oder Prostitution in Verbindung standen, sondern rechts rassistisch motiviert waren. Statt ihre Aussagen ernst zu nehmen und ihren Befürchtungen nachzugehen, wurden die Betroffenen selbst zu Unrecht verdächtigt und wie Täter*innen behandelt. Es folgten soziale Isolierung und gesellschaftliche Stigmatisierung.

Die Ermittelnden in Bayern verfolgten wichtige Spuren nicht: Obwohl eine Zeugin am Nürnberger Tatort zwei Männer beobachtete und diese auf Aufnahmen aus dem Umfeld des Bombenanschlages in der Kölner Keupstraße wiedererkannte, wurde ihrer Aussage nicht nachgegangen. Hinterbliebene fragen sich, ob der NSU früher hätte gestoppt werden können, wenn Sicherheitsbehörden den Hinweisen von Zeug*innen und Angehörigen gefolgt wären.

Die Betroffenen leiden bis heute unter den Spuren, welche die mörderischen Taten des NSU in ihrem Leben hinterlassen haben – besonders die psychischen, aber auch die materiellen Folgen sind schwerwiegend. Mit diesen Auswirkungen darf der Freistaat die Menschen nicht alleinlassen. Die Serie von gezielten Morden wurde unter den Augen der bayerischen Behörden begangen, die als bundesweit wichtige Ermittelnde den rechten rassistischen Hintergrund über Jahre hinweg nicht erkannten. Ihr Umgang mit den Betroffenen verstärkte deren Leiden zusätzlich.

BEFORE fordert die neue Landesregierung auf, einen bayerischen NSU-Entschädigungsfonds einzurichten und sich so zur politischen Verantwortung des Freistaates gegenüber den Opfern, Angehörigen und Geschädigten der rechtsterroristischen Morde zu bekennen. Dieser soll eine unbürokratische und zeitnahe Unterstützung ermöglichen und finanzielle Belastungen lindern. „Durch einen Entschädigungsfonds kann der Freistaat den Betroffenen des NSU gezielt helfen. Thüringen hat im vergangenen Jahr mit einem eigenen Fonds vorgelegt, die bayerische Landesregierung sollte hier nachziehen und ein klares Zeichen für die Unterstützung von Betroffenen rechter Gewalt setzen“, sagt Christine Umpfenbach, BEFORE.

NSU_TheodoresBoulgarides NSU_IsmailYasar NSU_HabilKilic NSU_AbdurrahmanOzdogru NSU_EnverSimsek