Pazar, Ocak 25, 2026
Startseite Blog Sayfa 7

29. Türkiye-Almanya Film Festivali’nde ödüller sahiplerini buldu

Almanya’nın seçkin sinema etkinliklerinden biri olan Türkiye-Almanya Film Festivali, bu yıl 29. kez Nürnberg’de sinemaseverleri ağırladı. Cumartesi akşamı gerçekleşen ödül töreninde, Almanya-İran yapımı “Yedi Gün” üç ödül kazanırken, Nejat İşler ve Deniz Işın oyunculuk performanslarıyla öne çıktı.

“Yedi Gün” üç ödülle dikkat çekti

Uzun metraj film jürisi ve Yedi Gün ekibi bir arada

En İyi Film Ödülü, Almanya-İran ortak yapımı “Yedi Gün” (Sieben Tage) filmine verildi. Ali Samadi Ahadi yönetmenliğindeki film, ayrıca Seyirci Ödülü ve insan hakları temalı yapımlara verilen Öngören Ödülü ile toplamda üç ödül kazanarak gecenin en çok öne çıkan yapımı oldu.
Jüri, filmin göç ve insan hakları konularını derin bir duygusallıkla ele almasını, güçlü senaryosu ve etkileyici başrol performansı ile izleyiciye dokunmasını ödüle layık gördü. Altı yıl cezaevinde kaldıktan sonra yedi günlük sağlık izni alan bir insan hakları aktivistinin, ailesiyle kaçmak ya da mücadelesine devam etmek arasında kaldığı içsel çatışmayı anlatan film, jüriye göre insan onuru, aile bağları ve toplumsal adalet arasındaki hassas dengeyi çarpıcı bir şekilde ele alıyor.

Jüri Büyük Ödülü “Another German Tank Story”ye verildi

Festivalde Jüri Büyük Ödülü, Jannis Alexander Kiefer yönetmenliğindeki “Another German Tank Story” filmine verildi. Jüri, film hakkında yaptığı açıklamada, “farklı küçük hikayeler ve egzotik karakterlerin sakin bir mikrokosmosta bir araya getirilerek, eski ve yeniyi, geçmiş ve geleceği birleştiren eşsiz ve mizahi anlatım tarzı“ nedeniyle filme özel bir dikkat gösterdiklerini belirtti.

“Evcilik“ filmindeki rolleriyle Nejat İşler ve Deniz Işın’a ödül

Evcilik filminin yönetmeni Ümit Ünal, festivale katılamayan oyuncuları Deniz Işın ve Nejat İşler adına aldı.

Deniz Işın ve Nejat İşler, Ümit Ünal imzalı “Evcilik” filmindeki performanslarıyla En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazandı.
Uzun Metraj Film Jürisi üyesi yönetmen Caner Alper, Deniz Işın’a giden En İyi Kadın Oyuncu ödülünü şu sözlerle açıkladı: “Deniz Işın, rolüne fiziksel ve zihinsel bir yaklaşım sergileyerek, bu rolü cesurca ve samimi bir şekilde canlandırdı. Işın, karakterini sıcak ve otantik bir şekilde yansıtarak, rolün derinliklerine başarıyla indi.”
Meltem Cumbul ise, Nejat İşler’e giden En İyi Erkek Oyuncu ödülünü şu sözlerle açıkladı: “Nejat İşler, karakterini özgün bir şekilde, içsel ve dışsal anlamda organik bir performansla canlandırarak, görsel ve duygusal derinlik kattı. Karakteri ile diğer karakterler arasındaki etkileşimlerde güçlü temalar ve ince duygusal nüanslar sundu.”
Ümit Ünal, Nejat İşler’in bu filmle aldığı 2. En İyi Erkek Oyuncu ödülü olduğunu belirterek, “Deniz Işın ile bu filmde ilk kez çalıştık ve eminim o da havalara uçacak.“ dedi.

En İyi Kısa Film Ödülü: “Mori”

Kısa film jürisi tarafından birinci seçilen Mari filminin yönetmeni Yakup Tekintangaç’a ödülünü Rıza Kocaoğlu takdim etti

Festivalin En İyi Kısa Film Ödülü‘nün sahibi, Yakub Tekintangaç’ın yönettiği “Mori adlı kısa film oldu. Film, adını başrolündeki küçük kız karakteri Mori‘den alıyor. Jüri gerekçesinde, Mori’nin epik bir genişlik taşıdığı, başrol oyuncusunun henüz bir çocuk olmasına rağmen gösterdiği olağanüstü performansla dikkat çektiği belirtildi.
Jüri, Tekintangaç’ın filminde semboller, ima edilen anlamlar, ince bir anlatım tarzı ve yoğun bir duygusal derinlikle izleyiciyi etkileyerek, büyük sinema kareleriyle sunulan manzaraların, karakterin içsel dünyasındaki yalnızlık ve soğukluğu yansıttığını belirtti.

Ümit Yılmaz ve Tün Güney’e teşekkür plaketi 

Ayrıca, festivale yıllardır süren gönüllü destekleri için Ümit Yılmaz ve Tün Güney’e, teşekkür plaketi verildi.

Bu yıl Türkiye ve Almanya’dan 70’ten fazla sanatçının katıldığı festival, on gün boyunca özel filmler, söyleşiler, tiyatro ve müzik etkinlikleriyle sinemaseverleri bir araya getirdi. Türkiye-Almanya Film Festivali’nin 30’uncusu 6-15 Mart 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek.

Fotoğraflar: Kaan Deniz

29. Türkiye Almanya Film Festivali’nin kazananlarının listesi:

En İyi Film: Yedi Gün (Yönetmen: Ali Samadi Ahadi)
Jüri Büyük Ödülü: Another German Tank Story (Yönetmen: Jannis Alexander Kiefer)
En İyi Kadın Oyuncu: Deniz Işın (Evcilik, Yönetmen: Ümit Ünal)
En İyi Erkek Oyuncu: Nejat İşler (Evcilik, Yönetmen: Ümit Ünal)
Seyirci Ödülü: Yedi Gün (Yönetmen: Ali Samadi Ahadi)
Öngören Ödülü: Yedi Gün (Yönetmen: Ali Samadi Ahadi)
En İyi Kısa Film: Mori (Yönetmen: Yakub Tekintangaç)
İkinci Ödül (Kısa Film): Merhaba Anne, Benim, Lou Lou (Yönetmen: Atakan Yılmaz)
Üçüncü Ödül (Kısa Film): Mother Love (Yönetmen: Numan Acar)

Nürnberg, Nur Sürer ve Osman Okkan’la onurlandı

Almanya’daki Türkiye kökenli aydınların başlattığı ve kurumsallaştırmayı başardığı en önemli, en uzun soluklu kültürel etkinlik Nürnberg Türkiye-Almanya Film Festivali, Türkiye’den ve Almanya’dan değerli kültür ve sanat öncüleri Nur Sürer ve Osman Okkan’a verilen onur ödüllerinin takdim edilmesiyle başladı.

Bu yıl 29’ncusu düzenlenen ve her defasında olduğu gibi onlarca filmin yanısıra paneller, söyleşiler ve konserlerle desteklenmiş zengin bir içeriğe sahip olan festivale Türkiye ve Almanya başta olmak üzere çeşitli ülkelerden çok sayıda sanatçı katılıyor. Festivalin kurucuları Adil Kaya’nın başkanlığını, Ayten Akyıldız’ın da yönetmenliğini üstlendiği organizasyon 16 Mart’a kadar devam edecek.

Nürnberg’in önde gelen kültür merkezlerinden “Tafelalle“de cuma akşamı gerçekleştirilen açılış galasına sinema ve kültür dünyasından isimler katıldı. Almanya’nın Kültürden Sorumlu Federal Devlet Bakanı Claudia Roth ve Bavyera Eyalet Milletvekili Arif Taşdelen de açılışa katılan politikacılar arasındaydı.

Adil Kaya, Osman Okkan, Markus König

Türkiye sinemasının emektar oyuncularından Nur Sürer‘e Onur Ödülü‘nü İsviçreli Sinema ve Tiyatro Yönetmeni Xavier Koller takdim etti. 40 yılı aşan oyunculuk yaşamında çok sayıda ödüle hak kazanan, defalarca “en iyi kadın oyuncu“ seçilen ve son olarak bu festival programında yer alan “Mukadderat“ filmindeki rolüyle geçtiğimiz yıl Antalya’da “Altın Portakal“ı alan Nur Sürer, Xavier Koller’e 1990 yılında “Yabancı Dilde En İyi Film“ dalında Oskar Ödülü kazandıran “Umuda Yolculuk“ filminin de başrol oyuncusuydu. Hem “Mukadderat“, hem de “Umuda Yolculuk“ festivalde gösterilecek filmler arasında yer alıyor. Sürer’in ödül konuşmasını da ünlü Sinema Oyuncusu ve Yönetmeni, Yazar Ercan Kesal yaptı. Festivalde Kesal’in Türk tiyatrosunun geçtiğimiz yıl yitirdiğimiz büyük oyuncusu Genco Erkal’le kültür, sanat ve edebiyat sohbetini içeren, Ayten Akyıldız’ın yönettiği “Biz Tiyatroyla Devrim Yapabileceğimize İnanıyorduk“ filmi de gösterilecek.

Araştırmacı Gazeteci – Radyo Televizyon Redaktörü ve Belgesel Film Yönetmeni-Yapımcısı Osman Okkan‘a da Onur Ödülü’nü Nürnberg Büyükşehir Belediye Başkanı Markus König takdim etti. Okkan’ın ödül konuşmasını da Almanya’da araştırmacı gazeteciliğin büyük ismi Günther Wallraff yaptı. Tanışıklıkları çok eski yıllara dayanan Okkan ve Wallraff, şimdiye kadar çok sayıda gazetecilik ve insan hakları projesinde birlikte yer aldılar. Bunların başında Wallraff’ın 1985 yılında yayınlanan “En Alttakiler” kitabı ve aynı adla hazırlanan belgesel filmi içeren proje yer alıyor. Okkan, Almanya’daki Türkiye kökenli işçilerin yaşadığı ayrımcılığı, ırkçılığı, çalıştıkları yerlerdeki hak ihlallerini ortaya çıkaran, en geniş kesimlerin bütün bunlardan haberdar olmasını sağlayan bu proje kapsamında söyleşileri üstlenmiş, kısa zamanda “en çok satanlar” listesinin başına yerleşen kitabın Türkçe çevrisini yapmıştı. Festivalde Okkan’ın eşi ve çalışma arkadaşı Simone Sitte’yle yaptığı belgesel filmlerden “Barış İçin Sürülenler” (2003) ve “Hrant Dink Cinayeti Dosyası” (2009) de gösterilecek. Festival programında ayrıca “Türkiye nereye gidiyor?” başlıklı bir de ”Can Dündar – Osman Okkan söyleşisi yer alıyor.

Nürnberg Belediye Başkanı Markus König (solda) ve festival yönetmeni Ayten Akyıldız (sağda) konuklarıyla birlikte

Festivalde 20’si ilk kez seyirci karşısına çıkacak olan toplam 34 uzun, kısa ve belgesel film gösterilecek. Festivalin yarışma bölümü en iyi film, kadın ve erkek oyuncu, yönetmen, kısa film kategorilerinin yanısıra, bir de Gazeteci- Yazar, Senarist ve TRT Televizyonunun Kurucusu Mahmut Tali Öngören adına verilen bir de insan hakları ve demokrasi ödülü içeriyor. Festival programında uzun yıllardan sonra bir de tiyatro oyunu yer alıyor. Türkiye’de sinema ve tiyatronun en iyi kadın oyuncularından Nazan Kesal, İran’ın büyük kadın şairlerinden Füruh Ferruhzad’ı canlandırdığı tek kişilik oyunu “Yaralarım Aşktandır”la Nürnberg’de sahneye çıkacak.

Haber: Gürsel Köksal, Fotoğraflar: Kaan Deniz

Kadınların başrolde olduğu etkinlik önerileri

06.03.2025 »
Yasmin Levy konseri

Tutkulu vokali ve duygusal yorumlarıyla milyonların kalbini fetheden Yasmin Levy, geleneksel Ladino ezgilerini Flamenko ve Orta Doğu melodileriyle harmanlayarak dinleyicilerine unutulmaz bir müzik deneyimi sunuyor. Güçlü enerjisi ve etkileyici yorumlarıyla müziğin en derin duygulara dokunan halini canlı dinleme fırsatını kaçırmayın!

6 Mart 2025, Münih, WERK7 (Bilet için tıklayın)
17 Mart 2025, Zürich, Volkshaus (Bilet için tıklayın)

………………………………………………………………………………………………………………

07.03.2025 »
Neslihan Arol ile “Bir Meddah Yolculuğu”

Kadın bir meddahın ağzından, fındık diyarından Behörde’ler diyarına uzanan zorlu, komik ve fantastik bir göç hikâyesi… Neslihan Arol’un 10’dan fazla karaktere hayat verdiği bu interaktif meddah gösterisi, ilk kez Münih’te, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ithafen sahnede! Vizesiz yaşanmayan bu diyarda çaylar bizden, kumanyanızı kapıp gelin! Gösteri dilleri: Türkçe, Almanca ve İngilizce üst yazılı.

Yer: IG-Feuerwache, Ganghoferstraße 41, Münih
Tarih: 07 Mart 2025, 20:00
Bilet: Kapıda

………………………………………………………………………………………………………………

07.03.-16.03.2025 »
Türkiye Almanya Film Festivali

29. Türkiye Almanya Film Festivali, 7 Mart’ta açılış töreniyle başlıyor. Usta oyuncu Nur Sürer ve gazeteci Osman Okkan’a onur ödülleri verilecek. Festival, 16 Mart’a kadar çok sayıda film ve davetli sanatçıyla devam edecek. 34 film, dünya ve Almanya prömiyerleriyle izleyiciyle buluşacak.

Tarih: 07 -16 Mart 2025
Yer: Tafelhalle, KunstKulturQuartier, Cinecittà, Nürnberg
Bilet: fftd.net

………………………………………………………………………………………………………………

07.03.-12.03.2025 »
Nazan Kesal – “Yaralarım Aşktandır”

Türkiye’nin en iyi kadın oyuncularından Nazan Kesal, İran’ın büyük kadın şairlerinden Füruğ Ferruhzad’ı canlandırdığı tek kişilik oyunuyla Almanya’da sahne alıyor. “Yaralarım Aşktandır”, Füruğ Ferruhzad’ın özgürlük mücadelesi ve isyankar şiirini tiyatro sahnesine taşıyor. “Füruğ hiçliğin varlık oluşunu göstermeye, hepimize cesaret vermeye, ‘Kuş ölür, sen uçuşu hatırla’ demeye geliyor.“

07 Mart 2025, Jockel Event Hall, Berlin (Bilet için tıklayın)
10 Mart 2025, Festsaal im Künstlerhaus, Nürnberg (Bilet için tıklayın)
12 Mart 2025, Volkstheater, Münih (Bilet için tıklayın)

………………………………………………………………………………………………………………

08.03.2025 »
Çiğdem Toker ile 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

Münih Türkiye Halk Derneği tarafından düzenlenen 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliğinde, gazeteci, yazar ve hukukçu Çiğdem Toker, “Türkiye’deki yoksulluk ve yolsuzluk endeksi – direnen kadınlar ve emekçiler” konulu bir konuşma yapacak. Etkinlikte, Türkiye’deki toplumsal sorunlar ve kadınların bu süreçteki mücadelesi ele alınacak. Müzik programında ise Süreyya Akay ve Yasin Yardım’ın performansları yer alacak. Giriş ücretiz.

Yer: EineWeltHaus, Schwanthalerstraße 80, 80336 Münih
Tarih: 08 Mart 2025, 19:30

………………………………………………………………………………………………………………

08.03.2025 »
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde, saat 13:00’te Marienplatz’ta canlı müzik, tiyatro, performanslar ve dans gibi etkinlikler olacak. Ayrıca, feminist çalışmalar yürüten grupların stantları ve çeşitli aktiviteler (sergi, yüz boyama vb.) yer alacak. Etkinlik, saat 16:00’da yapılacak yürüyüşle son bulacak.

Yer: Marienplatz, Münih
Tarih: 08 Mart 2025, 13:00-16:00

………………………………………………………………………………………………………………

09.03.2025 »
Göçmen Kadınların Kariyer Yolculuğu

Göçmenler Meclisi Aktiv & Bunt inisiyatifi ve Münihli Göçmen Anneler işbirliğiyle Dünya Kadınlar Günü’nde göçmen kadınların kariyer yolculukları tartışılacak. Uzman profesyonellerin sunumları ve ilham verici hikayelerin de paylaşılacağı etkinlikte, iş hayatına dönüşle ilgili sorulara yanıtlar bulma ve networking fırsatları sunuyor. Katılım için kayıt gerekli: mgaetkinlik@gmail.com

Yer: Impact Hub, Münih
Tarih: 9 Mart 2025, 13:00-17:00

Cemal Bozoğlu: “AfD’nin tersine göç planında Türkler de var”

Yeşiller partisi Bavyera Milletvekili Cemal Bozoğlu, Federal Meclis seçim sonuçlarını, Almanya’daki aşırı sağ tehdidini ve demokratik mücadele yollarını PiYASA Magazin için değerlendirdi.
“Alman demokratlarla birlikte kol kola, omuz omuza AfD’nin geriletilmesi için mücadele etmek zorundayız.”

Yeşiller, Federal Meclis seçimlerinde istediği oy oranına ulaşamadı. Sizce partiniz nerede hata yaptı? 
Kırmızı-Yeşil-Sarı koalisyon hükümeti, pandeminin getirdiği ağır koşullarda hemen görevi devraldı ve bunun ardından Rusya, tanklarıyla Ukrayna’ya girdi. Bu durum, Almanya’nın II. Dünya Savaşı sonrası içine girdiği en zor şartların ortaya çıkmasına yol açtı. Rusya’nın doğal gaz akışını kesmesi nedeniyle kış aylarında hem sanayi hem de toplum enerji sıkıntısı yaşadı. Enerji fiyatlarının artması enflasyonu tetikledi. Savaş ve savaşın yan etkileri, Corona’dan bunalmış toplum üzerinde ekonomik ve psikolojik olumsuz etkilere yol açtı.
Böyle dönemlerde, kendi içinde uyumlu ve sorunlara hakim bir hükümete ihtiyaç vardı. Ne yazık ki üçlü koalisyon, topluma bu güveni veremedi. Özellikle FDP’nin sürekli sorun yaratması, hükümetin kendi içinde uyumlu olmadığı ve toplumun sorunlarını çözemeyeceği algısının hakim olmasına yol açtı.
Birçok önemli reform yapılmış olmasına rağmen, yapılan doğru ve iyi işler gölgede kaldı. Toplum da seçimlerde, biz Yeşiller partisi de dahil olmak üzere üç partiyi değişik oranlarda cezalandırdı ve FDP’nin meclis dışında kalmasına yol açtı.

Aşırı sağcı AfD, her beş kişiden birinden oy alarak sandıktan ikinci parti olarak çıktı. Almanya’da demokrasiyi tehdit eden unsurların güç kazanmasının nedeni sizce nedir? 
Hem toplumsal barış açısından hem de demokrasinin geleceği açısından çok vahim bir durum. AfD’nin kuruluşuna neden olan gerekçelere ve oy artışı yaşadığı dönemlere bakarsak, gerekçelerini anlayabiliriz. Kuruluş nedenlerinden biri, 11 Eylül World Trade Center saldırısı ve sonrasında Avrupa’da yaşanan İslamcı terör saldırıları ile Euro’ya geçiş sürecidir. Oyları yüzde beşlere varan AfD, 2015 ve 2016 yıllarında yaşanan ve sayısı bir milyonu bulan Suriyeli göçmenlerin kabulü oy oranını yüzde sekizlere fırlattı ve tüm eyalet meclislerine girmeyi başarmasına yol açtı.
Bütün bunlar CDU/CSU ve SPD koalisyonu döneminde oldu. Bugün AfD’nin yüzde yirmilere varan oy artışında ise pandemi süreci ve Ukrayna savaşının etkilerini sayabiliriz. Seçim öncesinde iltica başvurusu yapan kişilerin art arda yaptıkları terör saldırıları da AfD oylarının tavan yapmasında etkili oldu.
Tabii ki hükümetin sorunlara hakim olmadığı algısı da nedenlerden biri; ama bazılarının iddia ettiği gibi en önemli neden değil.

Friedrich Merz, seçimlerin galibi olarak başbakanlık görevine hazırlanırken bir yandan da CDU, bazı STK’lara yapılan desteklerle ilgili bilgi talep ediyor. Bunu nasıl yorumluyorsunuz? Bu, seçim öncesi gösterilerden sonra bir sindirme girişimi mi? 
Tamamen yanlış. Almanya’da yeniden bir faşizm tehlikesi yaşanmaması için bunu engelleyebilecek üç temel güç var. Birincisi, sivil toplum ve toplumsal direniş. İkincisi, güvenlik teşkilatı ve Anayasayı Koruma Örgütü. Üçüncüsü ise demokratik partilerin iş birliği ve dayanışması.
İşte bu üç temel korunma mekanizmasından ikisine Merz darbe vurmuştur. Mecliste AfD desteğiyle kanun çıkarmaya çalışması ve ardından ırkçılığa ve faşizme karşı direnen sivil toplum kuruluşlarını hedef alması, yangını söndürmeye çalışan itfaiyenin suyunu kesmek gibi bir durumdur.

2029 seçimlerinde aşırı sağın daha da güçlenmesini önlemek için demokratik partiler ve STK’lar neler yapabilir?
Yukarıda saydığım üç mekanizmanın iyi çalışması gerekiyor. Toplumun yüzde yirmisi AfD’ye oy verdi ama yüzde sekseni vermedi. İşte bizim hedefimiz, yüzde sekseni kaybetmemek ve yüzde yirmiye de AfD’nin Almanya’nın hiçbir sorununu çözemeyeceğini ve ülkeyi yeniden bir felakete sürükleyeceğini anlatmak olmalıdır.
Toplumun sorun olarak gördüğü konuların, mevcut demokratik sistem içinde çözülebileceğini kanıtlamamız gerekiyor. Burada özellikle şu konuya vurgu yapmak istiyorum: Türkler arasında da sık sık AfD’ye oy vereceğini söyleyenler oluyor. Gerekçeleri ise “Biz de mültecilerden rahatsızız, gitmelerini istiyoruz. AfD sınır dışı etmelerde bizi kastetmiyor.” şeklinde.
Bu, büyük bir yanılgı. AfD, “Remigration” (Tersine göç) ile 30 milyon insanı kastediyor ve bu grubun içinde kesinlikle Türkler de var.
Bu nedenle bizler, Alman demokratlarla birlikte kol kola, omuz omuza AfD’nin geriletilmesi için mücadele etmek zorundayız.

Cemal Bozoğlu kimdir?
1961 yılında İstanbul’da doğdu. Lise eğitimini Sivas’ta tamamladıktan sonra ailesinin yanına Almanya’ya taşındı. Augsburg’da iletişim elektroniği alanında meslek eğitimi aldı, ardından veri işleme üzerine devlet onaylı elektrik teknikerliği eğitimi tamamladı. 1994 yılında kendi bilişim şirketini kurdu ve 2018 yılına kadar bu şirketin yönetimini üstlendi. 1980-1985 yılları arasında Siemens’te çalışırken IG Metall sendikasına üye oldu ve işçi hakları için aktif rol aldı. Augsburg’da Yabancılar Meclisi’nin kurucularından biri olarak uzun yıllar yönetiminde yer aldı.
1982 yılında Yeşiller Partisi’ne katıldı. Ayrıca Alevi Kültür Merkezi Augsburg, Tür an Tür, ADFC ve Almanya Çevre ve Doğa Koruma Birliği (BUND) gibi çeşitli derneklerde üyelikleri bulunmaktadır.
On yıl boyunca Augsburg Belediye Meclisi’nde aktif görev aldıktan sonra, 2018’de Yeşiller partisinden Bavyera Eyalet Meclisi’ne seçildi. Eyalet Meclisi’nde, aşırı sağa karşı stratejiler sözcüsü ve iltica ile göç konularında vatandaş temsilcisi olarak görev yapmaktadır.
Evli ve iki çocuk babasıdır.

Federal Meclis seçimleriyle ilgili kim ne söyledi?

Gökay Sofuoğlu (Foto: Andreas Schwarz)

Gökay Sofuoğlu, Bundesvorsitzender der Türkischen Gemeinde (TGD):

„Aktuell sitzt die AfD am Ruder, ohne auf der Regierungsbank zu sitzen. Sie braucht keine Regierungsverantwortung, muss kein einziges Ministerium besetzen, um den Diskurs zu bestimmen und dieses Land gegen die Wand zu fahren. Viele Parteien sind in unterschiedlichem Ausmaß den Narrativen der AfD gefolgt und haben versprochen, das ‚Migrationsproblem‘ zu lösen – mit dem Ziel, die AfD zurückzudrängen. Das ist krachend gescheitert. Sie legitimieren den Daseinszweck dieser rechtsextremen und rassistischen Partei, seit sie ‚irreguläre‘ Migranten, übrigens auch Menschen, verantwortlich machen für volle Wartezimmer, einen knappen Wohnungsmarkt oder eine angespannte Sicherheitslage. Ich frage Sie direkt: Glauben Sie denn ernsthaft, Sie lösen diese Probleme durch Abschiebungen und Grenzschließungen? Verantwortlich für diese Missstände ist das Versagen der Politik der letzten 20 Jahre. Das ist eine unbequeme Wahrheit für alle Parteien. Dieser Verantwortung sollten Sie sich stellen, denn mit Sündenböcken operieren nur die Extremisten. Wenn Medien und Politik nicht sofort aufhören, migrationspolitische Scheindebatten zu führen, werden wir in Deutschland 2029 buchstäblich unser blaues Wunder erleben.

Aslıhan Yeşilkaya-Yurtbay (Foto: Andreas Schwarz)

Aslıhan Yeşilkaya-Yurtbay, Bundesvorsitzende der Türkischen Gemeinde (TGD):

Sie haben ab jetzt die Verantwortung für unsere Zukunft, für alle Menschen in diesem Land – auch die bald 30 %, die eine Migrationsgeschichte besitzen. Fangen Sie endlich damit an, die echten Probleme der Menschen zu lösen – wie zu hohe Mieten, kaputte Infrastruktur, lahmende Wirtschaft und ja, auch eine Stimmung, die geprägt ist von Schuldzuweisungen und zunehmendem Rassismus. Es gab in diesem Land mal ein Vertrauen darin, dass Vielfalt und Migration etwas Gutes ist, etwas Produktives, Teil eines Wirtschaftswunders. Diesen Glauben gab es bei Menschen mit und ohne Migrationsgeschichte und über Parteigrenzen hinweg. Der Wahlkampf hat dieses Vertrauen zerstört. Menschen mit Zuwanderungsbiografie sind verängstigt und denken darüber nach, Deutschland zu verlassen. Vielfalt ist unsere Gegenwart und ohne Migration hat unser Land keine Zukunft. Was könnte schlimmer sein als ein Volk, das sich durch die Gegenwart verunsichern lässt und das Vertrauen in seine Zukunft verloren hat? Wir brauchen dieses Vertrauen. Im Augenblick sind es Bündnisse wie ‚Zusammen für Demokratie‘, Gewerkschaften und Kirchen und es sind Demonstrationen, die uns Kraft geben. Menschen, die Schulter an Schulter mit uns stehen. Wir brauchen eine wirklich breite Bewegung für eine offene Gesellschaft.“

Bülent Bayraktar

İş insanı ve Nürnberg Metropol Toplumu eski Başkanı Bülent Bayraktar:

2021 yılı seçimlerinde her beş Türkiye kökenliden sadece biri oy kullanmıştı. Giderek artan aşırı sağ eğilimler karşısında Türkiye kökenlilerin daha etkin bir şekilde seçimlere katılmaları için Almanya Türk Toplumu (TGD) ile ortak çalışmalar yaptık. Henüz istatistikler kesinleşmemiş olsa da verimli bir çalışma yürütüldü. Tüm emek verenlere teşekkür ederim. Seçime katılım düşük olursa, aşırı partilerin oylarını artırıyor. Bu seçimlerde 19 Türkiye kökenli milletvekilinin Bundestag’da yer alması ise oldukça olumlu bir gelişme. Artık toplumun her alanında biz de varız.
Seçmen, “trafik ışığı koalisyonu”na kırmızı kart göstererek yeniden “büyük koalisyon”a yöneldi. Bu seçimlerin iki büyük galibi var: Sol Parti (Linke) ve Almanya İçin Alternatif Parti (AfD). Her iki parti de oylarını bu seçimlerde neredeyse ikiye katladı. Seçimin kaybedenleri ise Liberal Parti (FDP) ve Sahra Wagenknecht Birliği (BSW) oldu. Tarihinin en kötü sonucunu alan Sosyal Demokrat Parti (SPD) yeniden yapılanma sürecine girecek ve Almanya’nın dokuzuncu başbakanı Olaf Scholz aktif siyasetten çekilecek. Benzer şekilde, büyük bir hüsrana uğrayan Yeşiller Partisi’nde (Bündnis 90/Die Grünen) de başbakan adayı ve eski başbakan vekili Robert Habeck’siz yeni bir dönem planlanıyor. Seçimlerde genel olarak tüm partiler göç konusunu öne çıkararak göçmen kökenli seçmenleri hayal kırıklığına uğrattı. Göçmenlere yüklenmeyen tek parti olan Sol Parti, bu kitleden büyük oranda oy aldı. AfD’nin doğu Almanya’da ve doğu Bavyera’da oldukça güçlü olması ise düşündürücü.
Bir an önce yeni hükümetin kurulmasında fayda var, çünkü ulusal ve uluslararası arenada birçok önemli görev bekliyor.

CSU’lu Serdar Duran’dan seçim değerlendirmesi

Almanya’da 23 Şubat’ta gerçekleştirilen federal seçimlerin sonuçları, hem ülke siyaseti hem de Bavyera ve Münih özelinde önemli gelişmelere işaret etmektedir. Bir yandan CDU/CSU’nun yeniden ülkenin en güçlü partisi olarak hükümet kurma sorumluluğunu üstlenmesi, diğer yandan AfD’nin özellikle Doğu Almanya’daki yükselişi, dikkatle ele alınması gereken dinamikleri beraberinde getirmektedir.

Bavyera’da CSU, %37,2 oy oranı ile büyük bir sıçrama yaparak gücünü pekiştirmiştir. Münih’te de parti, oy oranlarını artırarak özellikle Münih Kuzey bölgesinde güçlü bir temsil sağlamıştır. Hans Theiss’in doğrudan milletvekili seçilmesi, bölgedeki sağduyulu ve güvenilir siyasetin bir göstergesidir.

Ancak AfD’nin Bavyera’da %19 gibi ciddi bir oy oranına ulaşması, göçmen kökenli topluluklar açısından endişe verici bir gelişmedir. Bu sonuç, Almanya’daki Türk ve Müslüman toplulukların siyasal katılımının ve demokratik merkez içinde yer almasının önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir.

Bu bağlamda, Türk toplumu olarak bazı önemli noktalara dikkat çekmek istiyorum:

Demokratik Katılımın Önemi: Bu seçimlerde sandığa giden her seçmen, ülkenin geleceğinde söz sahibi olmuştur. Türk ve Müslüman toplumunun da politik süreçlere daha fazla dahil olması gerekmektedir. Seçimlere katılım oranımızı artırarak, sesimizi duyurmalı ve toplumumuzun çıkarlarını koruyacak politikaları desteklemeliyiz.

AfD’nin Yükselişi ve Göçmen Politikaları: Aşırı sağın güçlenmesi, göçmenler açısından riskler barındırmaktadır. Özellikle çifte vatandaşlık, entegrasyon ve güvenlik politikaları konusunda dikkatli olmalıyız. Almanya’da yaşayan her birey, ayrımcılığa karşı durmalı ve demokratik haklarını savunmalıdır.

CSU’nun Güçlenmesi ve Türk Toplumu ile İlişkileri: CSU’nun Bavyera’daki yükselişi, bizlere göçmen dostu, entegrasyonu destekleyen politikalarla daha fazla iş birliği yapma fırsatı sunmaktadır. Türk iş dünyası, STK’lar, cami dernekleri ve akademik çevreler ile güçlü bir diyalog kurarak, toplumumuzun haklarını koruyacak mekanizmalar geliştirmeliyiz.

Önümüzdeki süreçte, Münih’te ve Bavyera genelinde siyasi etkinliğimizi artırarak demokratik temsilimizi güçlendirmeye devam edeceğiz. Toplumumuzun her kesimi, bu dönüşüm sürecinin bir parçası olmalı ve siyasette daha aktif bir rol üstlenmelidir.

Bu bağlamda, CSU Münih Kuzey Teşkilatı olarak, demokratik merkez içinde Türkiye kökenli vatandaşlarımızın haklarını savunmaya ve toplumumuzun entegrasyonunu desteklemeye devam edeceğiz.

Türk toplumu için çağrımız nettir: Birlik olmalı, demokratik değerlere sahip çıkmalı ve geleceğimizi şekillendirmek için aktif rol almalıyız!

Selam ve saygılarımla
Serdar Duran

Serdar Duran Kimdir?
Serdar Duran, Münih doğumlu, kamu yönetimi, göç politikaları ve uluslararası ilişkiler alanlarında uzmanlaşmış bir siyasetçidir. CSU Münih Kuzey teşkilatında aktif olup, göçmen entegrasyonu, istihdam ve ekonomi alanlarında çalışmalar yürütmektedir. Münih Belediyesi’nde istihdam politikaları üzerine kamu uzman memur olarak çalışan Duran, evli ve iki çocuk babasıdır ve Türkçe, Almanca, İngilizce ve Fransızca bilmektedir. 2026 Bavyera yerel seçimlerinde Milbertshofen-Am Hart İlçe Meclisi’ne aday olması beklenmektedir.

Almanya seçimini yaptı

Dün Almanya’da yapılan Federal Meclis Seçimleri’nde sandıktan Hıristiyan Birlik partileri CDU/CSU (%28,5) birinci olarak çıkarken, aşırı sağcı AfD oylarını rekor düzeyde artırarak (%20,8) ikinci parti oldu.  SPD ise yüzde 16,4 ile tarihinin en kötü seçim sonucunu elde etti.  

FDP lideri Lindner, barajı aşamadıkları için (4,3) siyaseti bıraktı. Sol Parti’den ayrılarak kurulmuş olan BSW de barajı aşamayarak meclis dışında kaldı. Seçimin bir diğer kazananı da oylarını yüzde 8,8’e yükselten Sol Parti oldu. Sol Parti, parti içi çatışmalar nedeniyle geçtiğimiz yıllarda oldukça kan kaybetmişti. Bu seçimlerde özellikle gençleri ve kararsız seçmenleri ikna ederek oylarını neredeyse ikiye katlamayı başardı.

Rekor bir katılım olan seçimin geçici sonuçlarına göre hükümeti kurma görevi Friedrich Merz’e verildi. Merz, bir an önce koalisyon görüşmelerine başlayacağını duyururken, AfD ile bir koalisyonun söz konusu olmayacağını tekrarladı. 

Öte yandan SPD’nin başbakan adayı olarak seçime giren Olaf Scholz, CDU ile herhangi bir koalisyon görüşmesine liderlik etmeyeceğini açıkladı. Başbakan Scholz, “Eğer SPD ile Birlik partileri (CDU/CSU) arasında görüşmeler olursa, SPD’nin müzakere heyetinin başında ben olmayacağım” dedi. Başbakanlık için aday olduğunu vurgulayan Scholz, “CDU’nun liderliğindeki bir hükümette SPD’nin temsilcisi olmayacağım ve bununla ilgili müzakere de yapmayacağım.“ dedi. 

Yüzde 11,6 oy oranıyla sandıktan üçüncü parti olarak çıkan Yeşiller’in başbakan adayı Robert Habeck ise önceki seçimlere göre oy kaybını, Yeşiller’in koalisyon görüşmelerine açık olduğunu en başından duyurmuş olmalarına bağladı ve bu nedenle oylarını Sol Parti’ye kaptırdıklarını ifade etti.

Foto: Bundestag.de / Thomas Köhler / photothek

Nazan Kesal, “Yaralarım Aşktandır“ oyunuyla Almanya‘da

Türkiye’de sinema ve tiyatronun en iyi kadın oyuncularından Nazan Kesal, İran’ın büyük kadın şairlerinden Füruğ Ferruhzad’ı canlandırdığı tek kişilik oyunu “Yaralarım Aşktandır”la Almanya’da. “Şah Dönemi İranı”ında sanatıyla var olan, direnen, rejime kafa tutan öncü sanatçı Furuğ Ferruhzâd’ın (1935-1967) etkileyici yaşam öyküsünden, mücadelesinden ve eserlerinden ilham alınarak sahnelenen oyun, Frankfurt ve Essen’in ardından Berlin, Nürnberg ve Münih’te de sergilenecek.

Yazar Şebnem İşigüzel’in kaleme aldığı ve Berfin Zenderlioğlu’nun yönettiği tek perdelik oyun, bir süredir Türkiye’nin çeşitli kentlerinde özellikle kadınların yoğun ilgisi eşliğinde sahneleniyor. Eleştirmenlerden olumlu övgüler alan ve “kadın kimliği üzerine düşündüren etkiliyici bir yapım“ olarak değerlendirilen oyunla ilgili tanıtım bültenlerinde şöyle deniliyor:
“Oyun, İran şiirinin isyankar sesi Füruğ Ferruhzad’ın nefesini, tiyatro sahnesine taşıyor. Prodüksiyonunu Poyraz Yapım’ın üstlendiği oyunda anlatılan, aynı iklimde açıp solan hepimizin hikayesi. Baskı altında yaşayanların, hep eksik bulunanların ve her şeye rağmen yaşamaya devam edip sözünü esirgemeyenlerin. Toprağa emanet edilmeyi bekleyen, ölüsüne bile tahammül edilemeyen, Füruğ Ferruhzad kendi arafında ömrünün şiirini yazacak ve aklınızdan çıkmayacak sözler fısıldamak üzere sahnede olacak. Furuğ hiçliğin varlık oluşunu göstermeye, hepimize cesaret vermeye, ‘Kuş ölür, sen uçuşu hatırla‘ demeye geliyor.“

Şubat ayında Frankfurt’ta ve Essen’de sergilenen oyun, 7 Mart’ta Berlin’de (Jockel Event Hall) gösterilecek. Ardından “Türkiye Almanya Film Festivali“ kapsamında 10 Mart’ta Nürnberg’de (Festsaal im Künstlerhaus) ve 12 Mart’ta Münih’te (Volkstheather) sahnelenecek.

Gürsel Köksal

Göçmenler için kritik seçim: TGD’den seçim rehberi

Almanya’da, 23 Şubat 2025 tarihinde yapılacak Federal Meclis seçimlerine sadece birkaç gün kaldı. Ülkenin siyasi geleceğini belirleyecek bu seçimler, özellikle göçmen kökenli vatandaşlar açısından büyük önem taşıyor.

Bu kapsamda, Almanya Türk Toplumu (TGD), CDU/CSU, SPD, Die Linke, Yeşiller, AfD, FDP ve BSW partilerinin 299 seçim bölgesindeki 1.707 adayıyla iletişime geçerek, göç ve entegrasyon politikaları konusundaki kişisel görüş ve tutumlarını seçmenler için sordu. Çalışma, özellikle göç geçmişi olan bireyleri doğrudan etkileyen kilit noktalar ve toplumsal eşitsizlikler hakkında adayların görüşlerini ortaya koymayı amaçlıyor.

TGD’nin yönelttiği aday değerlendirme sorularına toplam 607 kişi yanıt verdi. Parti aidiyetine bağlı olarak katılım konusunda önemli farklılıklar gözlemlendi. Yanıt veren adayların parti dağılımı şu şekilde oldu: SPD (103), CDU/CSU (21), Yeşiller (159), FDP (98), AfD (48) ve Die Linke (178).

TGD’nin Almanca seçim rehberine buradan ulaşabilirsiniz.

Büyükatalay imzalı „Hysteria“ Berlinale’de büyük beğeni topladı

Bu yıl 75.si yapılan Berlin Uluslararası Film Festivali’nin (Berlinale) Panorama bölümünde geçtiğimiz cumartesi günü prömiyerini yapan Mehmet Akif Büyükatalay imzalı Hysteria filmi, izleyicilerden büyük beğeni topladı. Başrollerini Devrim Lingnau, Mehdi Meskar, Serkan Kaya, Nicolette Krebitz ve Aziz Çapkurt’un paylaştığı film ekibi, gösterim sonrası dakikalarca ayakta alkışlandı.

Gerilim türündeki Hysteria, bir film setinde yanmış bir Kuran bulunmasıyla karanlık bir hal alan çekim sürecini ve kaosa sürüklenen bir ekibin hikâyesini anlatıyor. Filmde, stajyer Elif’in (Devrim Lingnau) sırlar ve yalanlarla örülü tehlikeli bir oyunun içine sürüklenişi, “film içinde film” motifinin ustalıkla kullanımıyla izleyiciye soluksuz bir deneyim sunuyor.

Yönetmen Mehmet Akif Büyükatalay, 2019 yılında Berlinale’de Oray filmiyle “En İyi İlk Film” ödülüne layık görülmüştü. Büyükatalay, 2022’de ise Almanya’ya Türkiye’den gelen misafir işçilerin müziğini konu alan ve birçok ödül kazanan Liebe, D-Mark und Tod (Aşk, Mark ve Ölüm) belgeselinde ortak senarist ve yapımcı olarak yer almıştı.

Hysteria, Büyükatalay’ın Berlinale’deki başarı geleneğini sürdürerek sinemaseverlerden tam not aldı.

Hysteria’nın Berlinale’deki diğer gösterimleri şöyle:

17.02. Cubix – 22:00

18.02. Odeon – 14:00

18.02. Filmtheater am Friedrichshain – 21:45