Pazar, Ocak 25, 2026
Startseite Blog Sayfa 8

Für Demokratie und Vielfalt: Deine Stimme zählt!

Wählen ist mehr als ein Recht – es ist unsere Verantwortung. Gerade jetzt, in herausfordernden Zeiten, ist es wichtiger denn je, gemeinsam für unsere Demokratie einzustehen. Am Sonntag, den 23. Februar 2025 haben wir die Chance, die Zukunft Deutschlands mitzugestalten – durch unsere Stimme!

Wahlen sind nicht nur eine politische Pflicht, sie sind auch ein Aufruf, Verantwortung zu übernehmen und die Gesellschaft aktiv zu gestalten. Jede Stimme zählt – und gerade jetzt können wir durch unser Engagement eine gerechte und vielfältige Zukunft sichern.

Warum ist das so wichtig?
Weil wir verhindern müssen, dass Hass, Spaltung und rechtsextreme Ideologien unsere Gesellschaft prägen. Es liegt an uns, ein Zeichen zu setzen! Wahlen werden oft knapp entschieden – und genau deshalb zählt jede Stimme. Deine Stimme kann den Unterschied machen, um eine gerechte, solidarische und vielfältige Gesellschaft zu sichern.

Nutze die Zeit bis zur Wahl, um dich über Parteien und Programme zu informieren. Motiviere andere – sprich mit Familie, Freundinnen und Kolleginnen über die Bedeutung dieser Wahl. Viele unterschätzen, wie entscheidend ihre Stimme ist.

Tipp: Der Wahl-O-Mat zur Bundestagswahl ist ab dem 6. Februar 2025 unter www.wahl-o-mat.de verfügbar.

Wer darf wählen?
Wer darf bei der Bundestagswahl wählen? Wahlberechtigt ist, wer die deutsche Staatsangehörigkeit besitzt, mindestens 18 Jahre alt ist, seit mindestens drei Monaten in Deutschland lebt und nicht vom Wahlrecht ausgeschlossen wurde. In diesem Fall erfolgt die Eintragung ins Wählerverzeichnis automatisch.

Auch Deutsche, die im Ausland leben, können an der Bundestagswahl teilnehmen. Dafür müssen sie bis spätestens 21 Tage vor der Wahl einen Antrag auf Aufnahme ins Wählerverzeichnis stellen. Hierfür ist ein spezielles Formular notwendig. Die Bundeswahlleitung stellt die Formulare online bereit und informiert Auslandsdeutsche umfassend über den Ablauf. Wichtig ist, das richtige Formular zu wählen, da es zwei verschiedene Antragsformulare gibt.
Weitere Informationen sowie die Formulare sind auf der Website der Bundeswahlleiterin zu finden:
👉 www.bundeswahlleiterin.de

Die Wahlbenachrichtigung
Alle wichtigen Informationen zur Wahl findest du auf deiner Wahlbenachrichtigung, die dir per Post zugestellt wird. Dort steht, wo du am 23. Februar 2025 wählen kannst – inklusive der Adresse deines Wahllokals und Angaben zur Barrierefreiheit.

Solltest du bis zum 2. Februar 2025 keine Wahlbenachrichtigung erhalten haben, wende dich umgehend an das Wahlamt deiner Hauptwohnsitzgemeinde.

Wie wird gewählt?
Es gibt drei Möglichkeiten, deine Stimme abzugeben: im Wahllokal, per Briefwahl oder per Briefwahl direkt vor Ort.

Wahllokal
Entscheidest du dich für die Stimmabgabe im Wahllokal, benötigst du in der Regel nur deine Wahlbenachrichtigung. Ein Ausweisdokument ist gesetzlich nicht zwingend vorgeschrieben, es sei denn, das Wahllokalpersonal fordert es im Einzelfall.
Zur Stimmabgabe heißt es in § 56 der Bundeswahlordnung:
“Der Wähler übergibt dem Wahlvorstand den Wahlschein. Der Wahlvorstand prüft die Wahlberechtigung und vermerkt die Stimmabgabe im Wählerverzeichnis.”

Briefwahl
Da es sich bei dieser Wahl um eine vorgezogene Neuwahl handelt, solltest du deine Briefwahlunterlagen so früh wie möglich bei der Gemeinde deines Hauptwohnortes beantragen, ausfüllen und zeitnah zurücksenden. Wenn du am Sonntag, den 23. Februar 2025, keine Zeit hast, ins Wahllokal zu gehen, kannst du bereits jetzt die Briefwahl beantragen. Hierfür musst du nicht auf den Erhalt deiner Wahlbenachrichtigung warten.
Wichtig: Der letztmögliche Tag zum Versenden deiner Wahlunterlagen ist spätestens Donnerstag, der 20. Februar 2025, also drei Tage vor der Wahl.

So funktioniert die Briefwahl:
Stimmzettel ausfüllen, unterschreiben und in den vorgesehenen Umschlag legen.
Den Umschlag zusammen mit dem Wahlschein in den Rückumschlag stecken.
Den Wahlbrief entweder per Post versenden oder direkt bei der zuständigen Behörde abgeben.

Briefwahl vor Ort und Stelle
Wenn du deine Briefwahlunterlagen persönlich bei der zuständigen Stelle der Gemeindebehörde abholst, kannst du deine Stimme direkt vor Ort abgeben.

Lasst uns am 23. Februar 2025 gemeinsam über unsere Zukunft entscheiden. Lasst uns den Rechtsruck stoppen und ein klares Zeichen setzen – für Vielfalt, für Gerechtigkeit und immer für die Demokratie! Sei dabei – deine Stimme zählt!

Levent Çokdeğerli: “Münih’te sloganlar ve coşkuyla başlayan, ancak kara ve kanlı biten bir gün…”

Münih’te işçi hakları mücadelesinin önde gelen isimlerinden biri olan Ahmet Levent Çokdeğerli, 13 Şubat, Perşembe günü Verdi mitingindeydi. “Sloganlar ve coşkuyla başlayan, ancak kara ve kanlı biten bir gündü…” diyerek, saldırıyı ve o gün yaşananları kendi gözlerinden aktardı: 

Levent Çokdeğerli

“Verdi sendikasının çağrısı üzerine, toplu görüşme çerçevesinde yapılan uyarı grevine, havanın yağmurlu olmasına rağmen 2 bin 500 işçi katıldı. İşçilerin moral ve motivasyonu yüksekti ve miting için Königsplatz’a doğru yürüyüşe geçtiler. Seidlstr.-Karlstr. köşesine geldiklerinde, bir araba polis barikatını aşarak yürüyüş koluna daldı. Bu saldırı, onlarca kişinin yaralanmasına neden oldu. Aralarında 2 yaşında bir çocuk ve annesinin ağır yaralı olduğunu öğrendik.

Polisler hemen müdahale ederek arabayı durdurdu, camları kırıp saldırganı karga tulumba tutukladılar. Görgü tanıkları, saldırganın polis tarafından götürülürken “Allah Allah” diye bağırdığını belirtti. Olayın ardından emniyet müdürü, saldırganın 24 yaşında bir Afgan vatandaşı ve ilticacı olduğunu, uyuşturucu ve hırsızlık suçlarından sabıkası bulunduğunu bildirdi. Emniyet müdürü daha sonra yaptığı basın toplantısında saldırganın, daha önce bahsedilen türden bir sabıkasının bulunmadığını söyleyerek, yaptığı açıklamayı düzeltti.

Olay anında, yürüyüşün ön kısmındaydım ve ön tarafta kimse ne olduğunu anlamadı. Königsplatz’a doğru yürüyüş devam etti, ancak arka tarafta kaza ve yaralılar olduğu bildirildi. Arka tarafa gittiğimde, ortalık ana baba günüydü. Ambulanslar, polis arabaları, güvenlik önlemleri vardı. Sağda solda, duvar kenarlarına oturtulmuş yaralılar, şok olmuş sendikacılar, birbirlerine olayın ayrıntılarını anlatan görgü tanıkları, yaralılara yardım etmeye çalışanlar. İşçiler, hak arama eylemlerinin kanla sonuçlanmasından dolayı öfkeliydi. Herkes saldırgana lanet okuyordu. 

Verdi sendikası, mitingin bir kısmı Königsplatz’a ulaşmışken eylemi iptal etti. CSU Başkanı ve Bavyera Hükümeti Başbakanı Söder ile İçişleri Bakanı Hermann olay yerinde açıklamalar yaptı. Söder, “Bu münferit bir saldırı değil. Saldırıdan saldırıya geçemeyiz, artık bir şeyler değişmeli. Üzgünüm.” dedi.

Evet, Münih’te sloganlar ve coşkuyla başlayan, ancak kara ve kanlı biten bir gün…

Sonrasında, yaralanan tanıdığımız bir işçiyi hastanede ziyaret ettik. Olayda yaralanan iki işçi aynı odada yatıyordu. Durumlarını sorduktan sonra, akşam saat 19.00’da protesto eylemi yapacağımızı söyledik. Arkadaşlar, “O arabanın nasıl oraya kadar geldiğini anlamadıklarını, bu saldırının polis gözü önünde nasıl gerçekleştiğini ve polisin güvenlik zaafiyetinin de protesto edilmesi gerektiğini“ belirttiler. Ayrıca, “Madem bu kişi polisçe tanınan biri, neden sokaklarda geziyor?” diye sordular, haklı olarak.

Akşam saatlerinde Odeonsplatz’ta gerçekleşen protestoda partiler konuşturulmadı. Eylem, bu saldırıyı gerçekleştiren zihniyet, bu saldırının ardından olayı kendi ırkçı çıkarları için kullanmak isteyen ırkçılar ve faşistler ile olaydaki güvenlik zafiyetinden dolayı polise yönelikti.”

Münih’te demokrasi mitingi: „Demokrasinin sana ihtiyacı var!”

Münih’te 8 Şubat’ta demokrasi ve hoşgörü için büyük bir miting düzenleniyor. Theresienwiese’de gerçekleştirilecek etkinlikte, aşırı sağın yükselişine, nefret söylemine ve ayrımcılığa karşı güçlü bir mesaj verilmesi amaçlanıyor.

Başta “München ist bunt!” olmak üzere 150’den fazla sivil toplum kuruluşunun çağrısıyla Theresienwiese’de bir araya gelinecek. Almanya’da federal seçimler öncesinde artan aşırı sağ ve nefret söylemlerine karşı demokrasi, çeşitlilik ve dayanışma için ses yükseltilecek, Münih’in renkli, kapsayıcı ve demokratik yapısı savunulacak.
Geniş bir müzik programı ve konuşmaların yer alacağı gösterinin moderatörlüğünü ise Özlem Sarıkaya yapacak.

Yer: Theresienwiese, Münih
Saat: 14:00

Berkay Ateş, “Uykusuz Bir Rüya, Salim“ oyunu ile Almanya’ya geliyor

Ödüllü oyuncu Berkay Ateş‘in yazıp oynadığı ve Yiğit Sertdemir’in yönettiği tek kişilik tiyatro oyunu “Uykusuz Bir Rüya, Salim”, Almanya’da tiyatroseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Geçtiğimiz yıl Sadri Alışık Ödülleri’nde “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü kazanan Berkay Ateş, sarsıcı hikâyesi ve güçlü performansıyla izleyicileri etkilemeye devam ediyor.

Oyun, Adana’da ailesiyle yaşayan Salim’in, İstanbul’a amcasının yanına gönderilmesiyle başlayan hikâyesini anlatıyor. Amcasının kebapçı dükkanında çalışırken tanık olduğu olaylar, Salim’i geri dönüşü olmayan bir yola sürüklüyor ve izleyiciye “Keşke mi daha zordur, kader mi?” sorusunu yöneltiyor.

Pera Stage organizasyonuyla Münih ve Berlin’de gösterilecek olan “Uykusuz Bir Rüya, Salim“i izleme fırsatını kaçırmayın.

Münih Gösterimi:
Tarih: 10 Şubat 2025
Yer: Gasteig HP8, Saal X
Bilet: 46,00 Euro (Buradan alabilirsiniz)

Berlin Gösterimi: 
Tarih: 12 Şubat 2025
Yer: Ballhaus Prinzenalle
Bilet: 40,00 Euro (Buradan alabilirsiniz)

Diğerleri:
Köln: 15 Şubat
Essen: 16 Şubat

Selin Sümbültepe Münih’te Eksotik Meksotik sahnesinde!

Bağımsız müzik sahnesinin özgün besteci ve yorumcularından Selin Sümbültepe, 1 Şubat’ta Münih’te Eksotik Meksotik gecesinde sahneye çıkacak. 

Klasik müzik eğitimi alan Sümbültepe, 2010 yılından bu yana kendi müziğini üretiyor; 2017’de „Cızgan“, 2021’de „Ben Estim Sen Esme“ albümlerini yayımladı. 2024’te ise prodüktörlüğünü Lübnanlı müzik öncüsü Zeid Hamdan’ın üstlendiği „Hemhal“ adlı EP’sini dinleyicileriyle buluşturdu.

Orta Doğu melodilerini Batı müziğiyle harmanlayarak kendi kültürel geçmişine dayanan özgün bir tarz yaratan Sümbültepe, „Hemhal“ ile Hatay kültürüne ve 2023 yılında yıkıcı bir depremle sarsılan bu bölgeye bir saygı duruşunda bulunuyor. EP, Sümbültepe’nin köklerine dokunarak kayıplarıyla yüzleştiği ve iyileştirici melodilerle bir araya geldiği bir çalışma. Fusion Folk Pop tarzında müziğini Türkiye’nin çeşitli festivallerinde sahneleyen Sümbültepe „Hemhal“, ile global müzik sahnesine cesurca adım atıyor.

Hatay’da doğumlu Selin Sümbültepe, Fairuz ve Yasmin Hamdan gibi Lübnanlı iki diva, ilham verici flütçü Naissam Jalal ve Türk müzik ikonları Barış Manço ve söz yazarı Aysel Gürel gibi sanatçılardan büyük bir etki alıyor.

Eksotik Meksotik gecesinde Selin Sümbültepe’nin yanı sıra, Münihli DJ’ler B-Zey ve Süperfly de set başında olacak.

Yer: Import Export, Münih
Tarih: 01 Şubat 2025, 21.00
Bilet: 12-15 Euro (Buradan alabilirsiniz)

„Diffamierung und Ausgrenzung dürfen in unserem Land keinen Platz haben”

Heute vor 80 Jahren, am 27. Januar 1945, befreiten sowjetische Soldaten das Vernichtungslager Auschwitz-Birkenau. Dieses Ereignis wird seit 2006 weltweit zum Anlass genommen, am „Internationalen Tag des Gedenkens an die Opfer des Holocaust“ an all jene Menschen zu erinnern, die dem Rassenwahn der Nationalsozialisten zum Opfer fielen.

Bayerns Kultusministerin Anna Stolz betont: „Der 80. Jahrestag der Befreiung des Vernichtungslagers Auschwitz ist ein Moment, um innezuhalten und sich gleichzeitig dafür einzusetzen, dass solche Verbrechen nie wieder geschehen. Das NS-Regime ermordete während der Shoa über sechs Millionen Juden undunzählige Angehörige anderer Minderheiten. Am 80. Jahrestag der Befreiung von Auschwitz gedenken wir der Opfer und stellen uns als Staat und Gesellschaft der historischen Verantwortung. Die Lehre aus der Vergangenheit ist so klar wie unumstößlich: Diffamierung und Ausgrenzung dürfen in unserem Land keinen Platz haben. Dies gelingt nur, wenn wir den Rechtsstaat stärken und unsere Demokratie gegen Extremisten verteidigen. Das ist die Aufgabe eines jeden Bürgers unseres Landes!“

Angesichts der deutlichen Zunahme antisemitischer Vorfälle und Straftaten hebt die Staatsministerin auch die Rolle der Bildung für ein friedliches Miteinander hervor: „Seit dem Terrorangriff auf Israel am 7. Oktober 2023 haben die Aggressionen gegenüber Jüdinnen und Juden auf der ganzen Welt zugenommen. Ich bin davon überzeugt, dass Bildung der zentrale Schlüssel gegen Judenhass und Hetze ist. Deshalb führen wir an unseren Schulen gezielt Projekte im Rahmen des ‚Gesamtkonzepts Jüdisches Leben und Bekämpfung des Antisemitismus‘ der Bayerischen Staatsregierung durch. Mit der Einführung der2 Verfassungsviertelstunde zu Beginn dieses Schuljahres steht uns ein weiteres Instrument zur Verfügung, um unseren Kindern und Jugendlichen fächerübergreifend den unschätzbaren Wert der Menschenwürde, der Rechtsstaatlichkeit und der Toleranz zu vermitteln. Die Verfassungsviertelstunde ist dabei natürlich nur ein Teil der politischen Bildung und der Erinnerungsarbeit an unseren Schulen, die uns ermöglichen, Demokratie und Frieden in unserem Land zu wahren und zu verteidigen.“ Die Verfassungsviertelstunde erweitert so die Demokratie- und Werteerziehung an allen Schulen im Freistaat und stärkt das Bewusstsein für die fundamentale Bedeutung der Verfassungswerte für das gesellschaftliche Zusammenleben (Verfassungsviertelstunde | Bayerisches Staatsministerium für Unterricht und Kultus).

Gesamtkonzepte der Politischen Bildungsarbeit und Erinnerungskultur an bayerischen Schulen
Der Freistaat Bayern steht zu seiner historischen Verantwortung: Er fördert die Bildungsarbeit in den KZ-Gedenkstätten Dachau und Flossenbürg umfassend, gewährleistet den Erhalt und die Pflege der 75 KZ-Friedhöfe in Bayern und hält so das Erinnern an das Leid der Opfer wach. Das Kultusministerium stärkt mit dem Gesamtkonzept Politische Bildung an bayerischen Schulen die Extremismusprävention und die demokratische Wertebildung u. a. durch die Verankerung dieser Themen im Lehrplan, außerdem ist die historische Aufarbeitung der NS-Verbrechen und das aktive Erinnern und Gedenken an deren Opfer insbesondere mit Schülerinnen und Schülern wesentlicher Teil des „Gesamtkonzepts Erinnerungskultur“ der Bayerischen Staatsregierung. Hierfür stellt das vom Staatsinstitut für Schulqualität und Bildungsforschung (ISB) betreute Portal www.politischebildung.schule.bayern.de den Schulen und Lehrkräften Informationen, Materialien und weiterführende Links zur Verfügung. Zudem bieten die beiden ISB-Themenportale „Bayern gegen Antisemitismus“ (www.gegen-antisemitismus.bayern.de) sowie „Historisches Forum“ (www.historisches-forum.bayern.de) insbesondere Schulleitungen und Lehrkräften neben Vorschlägen für die Präventionsarbeit konkrete Handlungsoptionen für den Umgang mit antisemitischen Vorfällen. Wichtige Impulse, Materialien und Angebote zur Aufklärungs- und Bildungsarbeit liefert außerdem die Bayerische Landeszentrale für politische Bildungsarbeit. Ein umfassender Überblick über die aktuellen Angebote der Landeszentrale findet sich unter Bayerische Landeszentrale für politische Bildungsarbeit (biz.bayern.de).

46. Bavyera Film Ödülleri’nde birlik ve beraberlik mesajları verildi

Geçtiğimiz cuma akşamı Münih’te gerçekleşen 46. Bavyera Film Ödülleri, sinema dünyasından pek çok önemli ismin ödüllendirildiği, aynı zamanda toplumsal mesajların verildiği unutulmaz bir geceye sahne oldu. Kör Noktada filmiyle yönetmen Ayşe Polat’ın da ödül aldığı törende Almanya’nın yaklaşan federal seçimleri öncesinde yükselen ırkçı söylemler ve göçmen karşıtı tartışmalara karşı birlik ve beraberlik mesajları verildi.

Toplam on bir ödülün verildiği törende, geçtiğimiz hafta Oscar’a adaylığı açıklanan “September 5″ dikkat çekti. Münih’te yapılan 1972 Olimpiyatlar’ındaki suikastı konu alan film, Bavyera Film Ödülleri’nin 100 bin Euro değerindeki en iyi film ödülünün sahibi oldu. Bu dalda aday gösterilen diğer iki filme, “The Outrun” ve “Treasure -Familie ist ein fremdes Land“, de 50’şer bin Euro verildi.

‚En iyi erkek oyuncu’ ödülünü Christoph Maria Herbst üç filmiyle, “Der Buchspazierer”, “Der Spitzname”, “Ein Fest fürs Leben“, aldığı gecede toplam on bir ödülün verildi. “Chantal im Märchenland” adlı filmdeki performansıyla ‘en iyi kadın oyuncu’ ödülünü alan Jella Haase ise, güçlü konuşmasıyla geceye damga vuran isimlerden oldu.

Geceye rol arkadaşı Gizem Emre ile birlikte katılan Haase, ödülünü hayranı olduğunu söylediği efsane buz patencisi Katarina Witt’in elinden aldı. Haase, ödül konuşmasında, “On yıldır bana Chantal (rolü) ve Bora (Dağtekin, yönetmeni) de eşlik ediyor. On yılda dünya değişti… Almanya’nın uyanmasını ve politikanın zehirli bir retorikle hayali düşman imgeleri yaratmayı bırakmasını diliyorum.” dedi. Oyuncu, özellikle seçimler yaklaşırken giderek artan bölücü ve popülist dili de eleştirdi. Siyasetin, hayali düşman imgeleri yaratmayı bırakmasını isteyen Haase, polemiklerin ve suçlamaların samimi bir tartışmayı engellediğini de belirterek, “Kalbimin derinliklerinden, dürüstlüğün kaybına, insanlar arasındaki vahşileşmeye ve sağcı düşüncenin normalleşmesine karşı çıkıyorum.” şeklinde konuştu ve uzun süre alkışlandı.

Gecede en iyi yönetmen ödülünü Kör Noktada filmiyle kazanan Ayşe Polat’ın ödülünü, filmin oyuncularından Katja Bürkle sundu. Gece boyunca belki de en iyi sunuş konuşmasını yapan Bürkle, “Politikada giderek daha kaba popülizme doğru kayıldığı, eski ve yeni faşistlerin daha güçlü hale geldiği bir durumda, senin yaptığın iş ve bunu yapış şeklin çok çok önemli.” diyerek Ayşe Polat’a ödülünü takdim etti.

Ödülünü 70’li yıllarda Almanya’ya gelen ailesine adayan Ayşe Polat ise, göçmen kökenlilerin ‘günah keçisi’ olarak gösterilmesini eleştiren konuşmasında şu sözlere yer verdi: “Bu ödül, Alman sineması için çeşitliliğin ne kadar önemli ve zenginleştirici olduğunu gösteriyor. Farklı hikayeler ve bakış açıları anlatan filmler, estetik açıdan da büyük bir çeşitlilik sunuyor. Bu ödülü aileme adıyorum. Ailem 70’li yıllarda Almanya’ya geldi. Çok çalışmış olmalarına rağmen çok düşük ücretler aldılar ve zor koşullarda yaşadılar. Birçok başka insan gibi, yaptıkları işlerle bu ülkenin refahına önemli ölçüde katkıda bulundular. Ne yazık ki, bu katkı çok hızlı bir şekilde unutuluyor. Özellikle kriz zamanlarında. Böyle zamanlarda bir sorun olarak yansıtılıyor ve günah keçisi yapılıyorlar. Ve bunu gerçekten hak etmediler. Yine böyle zamanlar yaşıyoruz; bölünme, nefret ve delilikle yönetiliyoruz. Ve umarım birlikte kararlı bir şekilde buna karşı dururuz ve insanlık, empati ve saygının bizi yeniden bir araya getirmesini sağlarız.“

Bavyera Film Ödülleri’e geç katılan Başbakan Dr. Markus Söder, bir oyunculuk ikonu olarak tanımladığı Helga Ursula “Uschi” Glas’a onur ödülünü takdim ederken sinemaya kattığı eşsiz mirası ve sosyal sorumluluk projelerini övdü. Söder, ödülü takdim ettikten sonra saygı gösterisi olarak diz çöküp sanatçının elini öptü.

Uzun süre ayakta alkışlanan Uschi Glas konuşmasında, ilk filminden bu yana 60 yıl geçtiğini, birçok farklı rolde yer aldığı için şükran dolu olduğunu ve çok şanslı hissettiğini söyledi. Özellikle yönetmen Bora Dağtekin’in filmleriyle farklı bir kitleye hitap ettiğini vurgulayan Glas, Brotzeit adlı sosyal sorumluluk projesinden de bahsettiği konuşmasında, “İnsan kalmak istiyorum. Hadi gelin demokrasimizi savunalım. Başımızı kuma gömmeyelim ve umutsuzluğa kapılmayalım. Hepimizin demokrasiyi seçme hakkı var. Gelin, umutla ve birlikte geleceğe bakalım.” dedi.

Bavyera Eyaleti Başbakanı Markus Söder ve Medya Bakanı Florian Herrmann’ın yanı sıra birçok siyasetçinin de katıldığı törende, önceki yıllarda ödül alan yönetmen Margarita von Trotta ve oyuncu Veronika Ferres gibi isimlerin yanı sıra Tim Seyfi gibi Alman sinemasının önemli isimleri de hazır bulundu. 

Bavyera Film Ödülleri 1979 yılından itibaren veriliyor ve Alman sinema endüstrisindeki en prestijli ve en yüksek ödüllerden biri olarak kabul ediliyor. Toplamda 300.000 Euro’luk ödül fonu ile verilen Bavyera Film Ödülleri, on iki kişilik bir uzman jüri tarafından belirlenen on bir farklı kategoride veriliyor.

46. Bavyera Film Ödülleri’ni kazananların tam listesi şöyle:

Başbakanlık Ödülü (Onur Ödülü): Helga Ursula “Uschi” Glas

En İyi Kadın Oyuncu (10.000 Euro): Jella Haase – “Chantal im Märchenland“

En İyi Erkek Oyuncu (10.000 Euro): Christoph Maria Herbst – “Der Buchspazierer”, “Der Spitzname”, “Ein Fest fürs Leben“

En İyi Film (100.000 Euro): BerghausWöbke Filmproduktion GmbH – “September 5“

En İyi Yönetmen (10.000 Euro): Ayşe Polat – “Im toten Winkel“

En İyi Belgesel (10.000 Euro): Hans Block ve Moritz Riesewieck – “Eternal You”

En İyi Senaryo (10.000 Euro): Matthias Glasner – “Sterben”

En İyi Görüntü Yönetimi (Bildgestaltung) (10.000 Euro): Judith Kaufmann – “Die Herrlichkeit des Lebens“

Family Entertainment (10.000 Euro): blue eyes Fiction GmbH & Co. KG – “Woodwalkers”

En İyi Yeni Film (Bester Nachwuchsfilm) (10.000 Euro): Aaron Arens – “Sonnenplätze”

En İyi Yeni Yönetmen (Newcomer Regie) (10.000 Euro): Mareike Engelhardt – “Rabia”

En İyi Genç Oyuncu (Nachwuchsschauspiel) (10.000 Euro): Maja Bons – “Die Akademie” 

Melikşah Altuntaş, Münih’te kahkahaya boğacak!

“Hayır diyememe hastalığı ve mesleki soru işaretlerinden muzdarip Melikşah Altuntaş, beklentiler, önyargılar ve hayal kırıklıkları üzerine Batılı anlamda ilk Elazığlılık deneyimini, görsel ve işitsel bir anksiyete krizine dönüştürüyor.”

Sinema yazarı Melikşah Altuntaş, ‘Bunu Kendime Neden Yapıyorum?‘ adlı gösterisi ile 26 Ocak’ta Münih’te sahneye çıkacak. Altuntaş, her zamanki mizah anlayışıyla, toplumun üzerine inşa ettiği “doğru” kimlikler ve beklentilerle yüzleşiyor. Yüksek tempolu, şaşırtıcı ve düşündüren bir gösteriye hazır olun. Kahkaha sizi bekliyor!

Gösteri Münih’te geçtiğimiz yıl kurulan Pera Stage tarafından organize ediliyor. Türkçe ve Yunanca çağdaş sanat etkinliklerine ev sahipliği yapmayı amaçlayan organizasyon, daha önce Sevgili Arsız Ölüm: Dirmit ve N’Olcak Bu Yusuf Umut’un Hali? gibi oyunları izleyicisiyle buluşturdu.

Yer: Lucky Punch Comedy Club, Münih
Tarih: 26 Ocak, 20:30
Bilet: 40,00 (Buradan alabilirsiniz)

Nazım Hikmet Kültür Merkezi Münih’ten Küba ile dayanışma gecesi

Processed with VSCO with c1 preset

Nazım Hikmet Kültür Merkezi (NHKM) Münih, büyük şair Nazım Hikmet’in 123. doğum günü ve Küba devriminin 66. yıl dönümü nedeniyle 18 Ocak’ta bir etkinlik düzenliyor. 

IG Feuerwache’de gerçekleşecek etkinlik, iki bölümden oluşacak. Saat 19.00’da başlayacak ilk bölümde Nazım Hikmet’in “Nazım’ın Küba Seyahati” filmi gösterilecek, ardından Roberto ve Picason’un müzik grubu canlı performansıyla Küba ezgileri seslendirecek.

NHKM tarafından yapılan etkinlik davetinde, ‘Küba ile dayanışmamızı göstermek ve büyük şair Nazım Hikmet’i 123. doğum yılında anmak için buluşuyoruz. Tıpkı bir zamanlar Küba halkının yanında duran Nazım Hikmet gibi, bugün de aynı dayanışma ruhuyla hareket ediyoruz. Tüm dostlarımızı bu güzel etkinliğe davet ediyoruz.’ ifadesi yer aldı.

Yer: IG Feuerwache, Ganghoferstr. 41, Münih
Tarih: 18 Ocak, 19.00 

Tuba’s Filmtipp: „Samia“ Der Lauf ihres Lebens

Die somalische Läuferin Samia Yusuf Omar hatte einen Traum: Sie wollte die schnellste Läuferin der Welt werden. Mit ihrem sportlichen Ehrgeiz, Mut und der Hoffnung, diesen Traum zu verwirklichen, kämpfte sie sich durch zahlreiche Hürden. Der Film erzählt die berührende Geschichte einer jungen Frau, die nie aufgab, selbst angesichts der tragischen Wendungen ihres Lebens.

Schon als Kind liebte Samia das Laufen. In ihrer Heimatstadt Mogadischu rannte sie mit ihrem Freund um die Wette, bis sie ihn bald mühelos hinter sich ließ. Diese Leidenschaft führte sie bis zu den Olympischen Spielen 2008 in Peking, wo sie im 200-Meter-Lauf startete. Trotz ihrer Enttäuschung über das Ergebnis fand Samia sich plötzlich im globalen Rampenlicht wieder, als sie als letzte Läuferin die Ziellinie überquerte. Das Bild davon ging um die Welt und wurde zu einem Symbol für unermüdliche Ausdauer und Stärke.

Doch Samias Weg nach den Spielen wurde von Enttäuschung und Ungerechtigkeit geprägt. Ohne Unterstützung aus ihrem Heimatland und dem wachsenden Druck einer von Gewalt und Perspektivlosigkeit geprägten Umgebung, entschied sie sich, Somalia zu verlassen. Auf der Suche nach einer Zukunft, die sie am Ende tragischerweise nicht erreichen sollte. Ihre Reise endete 2012 im Mittelmeer, kurz vor der Küste von Lampedusa.

Regisseurin Yasemin Şamdereli, bekannt für den gefeierten Film „Almanya – Willkommen in Deutschland“, adaptiert den Bestseller „Sag nicht, dass du Angst hast“ von Giuseppe Catozzella und bringt Samias bewegende Geschichte mit viel Feingefühl auf die Leinwand. „Samia“ ist ein Film, der berührt, inspiriert und zugleich aufrüttelt. Der Film wurde beim Filmfest München 2024 mit dem International Audience Award ausgezeichnet.

Samias Geschichte ist nicht nur eine Hommage an ihren unermüdlichen Willen und ihre Leidenschaft, sondern auch ein Weckruf, sich der Ungerechtigkeiten in unserer Welt bewusst zu werden. Der Film erinnert uns eindringlich daran, wie wichtig es ist, für eine gerechtere und menschlichere Gesellschaft einzutreten, in der niemand zurückgelassen wird.

Ab 16. Januar ist „Samia“ bei Amazon Prime Video verfügbar.

FILMCREDITS
Regie: Yasemin Şamdereli, Deka Mohamed Osman (Co-Regie)
Drehbuch: Yasemin Şamdereli, Nesrin Şamdereli, Giuseppe Catozzella
Cast: Ilham Mohamed Osman, Waris Dirie, Fatah Ghedi, Fathia Mohamed Absie, Riyan Roble, Zakaria Mohammed

Tuba Türker