Pazar, Kasım 1, 2026
spot_img
Startseite Blog Sayfa 71

Çocuklar, Kukla Tiyatrosu ile hem eğleniyor hem Türkçe öğreniyor!

Münih’te okul öncesi çocuklar için başta Almanca olmak üzere pek çok farklı dilde etkinlikler olduğu halde Türkçe etkinliklerin sınırlı olması, bir grup anneyi harekete geçirdi. Türkçe-Kukla-Çocuk Tiyatrosu adını verdikleri bir oluşum altında, tamamen gönüllülük esası ile bir araya gelen anneler, 2-6 yaş arası çocuklar için bir kukla tiyatrosu sahnelemeye başladı.

İlk gösterilerini şubat ayında Hirschgarten Nachbarschaftstreff’te gerçekleştiren gönüllüler, Türkçe’yi zaman içinde reddetmeye başlayan miniklere Türkçe’nin kolay, eğlenceli ve zevkli bir oyun dili olabildiğini hatırlatmayı hedefliyor.

Projenin fikir annesi Gülce Dinç-Bozoğlu, ‘kızının çok yakında Krippe’ye başlayacağını, orada anadil düzeyinde Almanca öğrenirken; Türkçe’yi de anadil seviyesinde öğrenebilmesi için anne olarak kendisine büyük bir görev düştüğünü’ fark etmiş. Kızının dil gelişimini desteklemek için neler yapabileceğini araştırırken; bir dili sevdirmenin en iyi yolunun, oyun olduğunu gözlemleyen Dinç-Bozoğlu, projenin hayata geçiş sürecini şöyle anlatıyor:

“Önce flohmarktları dolaşarak bir sürü el kuklası ve küçük bir sahne aldım. Türkiye seyahatlerimde de konu açısından bana ilham verebilecek çocuk kitaplarını topladım. Kızımla evde kukla oynamayı hayal ederken; çevremde anaokuluna giden Türk çocuklarının, Türkçe anladıkları halde konuşmayı reddettiklerini ya da konuşsalar da oldukça bozuk bir Türkçe ile konuştuklarını gözlemledim. ‘Neden bu çocuklar için de bir şeyler yapmayayım?’ diye düşündüm. Sosyal medya üzerinden benim gibi hisseden annelere ulaştım ve bir gönüllü grubu kurduk. Oyunu, kendi çocuklarımızı gözlemleyerek, kendimiz kaleme aldık. Dekorumuzu, poster tasarımlarımızı, fotoğraf çekimlerimizi, kısacası her şeyi gönüllülük esasıyla, hep birlikte yaptık. Oyunumuzu şu ana kadar 3 defa oynadık ve her seferinde büyük bir ilgiyle karşılandık, çok olumlu geri bildirimler aldık. Bu ilgi bizi, daha da motive etti ve doğru yolda olduğumuzu bize gösterdi.”

Hedeflerinin, 2018 yılı sonuna kadar, birkaç oyun daha yazarak; farklı mekanlarda, farklı yaş gruplarına hitap ederek; farklı konulara eğilmek olduğunu söyleyen Dinç-Bozoğlu, ilk oyunlarının “arkadaşlık, paylaşmak, sorun çözmek” gibi genel bir içeriğe sahip olduğunu; çocukları oyuna dahil ederek ve şarkılarla destekleyerek; vermek istedikleri mesajları eğlenceli bir dille verdiklerini belirtti.

Türkçe-Kukla-Çocuk Tiyatrosu 8 ve 22 Nisan Pazar günleri saat 11:00’de, Hirschgarten Nachbarschaftstreff’te ücretsiz olarak sergilenmeye devam edecek.

Kukla_ekip_web

Gönüllü anneler: (Soldan sağa) Bahar Çokgezen, Ayşegül Cesur, Gülce Dinç-Bozoğlu, İpek Karacagil-Kul, İdil Kılıç-Mut ve Ayşem Yücel

“CSU-Polizeiaufgabengesetz reizt die Grenzen der freiheitlichen Verfassung aus”

Rechtsexperte Franz Schindler: Mögliche Eingriffe in Persönlichkeitsrechte von jedermann sind nicht zu rechtfertigen – Gesetz ist Fall für die Verfassungsgerichte

Der rechtspolitische Sprecher der BayernSPD-Landtagsfraktion Franz Schindler hat sich in der heutigen Plenardebatte deutlich gegen das von der CSU geplante Polizeiaufgabengesetz ausgesprochen. “Was die CSU will, sind Eingriffe in die Persönlichkeitsrechte, die sich nicht rechtfertigen lassen”, kritisiert Schindler. “Es wird so getan, als sei die Polizei ohne die neuen Rechte völlig hilflos. Das ist sie nicht.” Hinzu komme, dass die neuen Befugnisse nicht nur bei der Abwehr terroristischer Bedrohungen genutzt werden könnten, sondern auch in der alltäglichen Polizeiarbeit.

“Hundertprozentige Sicherheit ist nur in einem totalitären Staat vorstellbar. Und selbst da ist sie nicht möglich. Einen totalitären Staat kann die CSU jedoch hoffentlich nicht wollen”, betont Schindler.

Es dürfe nicht sein, dass die CSU mit diesem Gesetz Grenzen des Grundgesetzes und auch der Bayerischen Verfassung überschreite. Schindler ist zuversichtlich, dass ein Verfassungsgericht dem Vorhaben einen Riegel vorschieben wird.

SPD_Schindler_Franz_web
Der rechtspolitische Sprecher der BayernSPD-Landtagsfraktion Franz Schindler

 

“İslam ve Müslümanlar Alman toplumunun önemli bir parçasıdır”

SPD eyalet milletvekili adayı Kerstin Gardill, Celalettin Avcı ile birlikte Nürnberg Altdorf Diyanet İşleri Selçuklu camiini ziyaret etti.

Cemiyet başkanı Musa Yılmaz, başkan yardımcısı Hüseyin Yedibela ve cami imam ve hatipi Gökhan Korkmaz ile birlikte çok sayıda cemaatin hazır bulunduğu ziyarette, Gardill, cemaat hakkında bilgi aldı ve cemiyetin sorunlarını dinledi.

Kendisine sorulan bir soru üzerine yeni İçişleri Bakanı’nın yapmış olduğu ‘İslam Almanya’ya ait değildir’ yorumuyla ilgili görüşlerini bildirdi. Gardill, “Bu açıklamayı talihsiz buluyorum. İslam ve Müslümanlar Alman toplumunun önemli bir parçasıdır.” dedi.

Altdorf Selçuklu camii ile her zaman birlikte çalışmaya hazır olduğunu da söyleyen Gardill, Celalettin Avcı ile birlikte tekrar ziyarete geleceğini de sözlerine ekledi.

2. Lange Nacht des kurzen Films in der Stadtbücherei Dachau

Am Freitag, 20.04.2018 findet in der Stadtbücherei Dachau ab 19:00 Uhr zum zweiten Mal die “Lange Nacht des kurzen Films” statt.

In Zusammenarbeit mit der Medienstelle des Erzbistums München und Freising (muk) werden unter dem Titel “Augenblicke” zehn kleine (Meister-)Werke unterschiedlicher Genres mit sehr unterschiedlichen Themen und Inhalten gezeigt:

Sich endlich selbst sichtbar machen! (WERT DER ARBEIT), Menschen aus dem Meer retten (MAYDAY RELAY), ein Onlinedate, das zur realen Grenzerfahrung führt (ICH HAB NOCH AUFERSTEHUNG), skurrile Gestalten auf einer Rolltreppe als gesellschaftlicher Spiegel (ROLLTREPPE), universale Zugehörigkeit (HOW LONG NOTLONG), Opas Erbe mit allen Seiten der Medaille (DER BÄR), eine Miniatur über Liebe, Abschied und den Lauf des Lebens (DER ALTE MANN UND DER VOGEL), das Gasthaus ist inzwischen ein Flüchtlingsheim – andere Begegnungen (Die HERBERGE) und Oma versaut’s mit der digitalen Pferdefarm (PONYHOF).

Im Anschluss besteht die Möglichkeit zum Gespräch mit dem Medienpädagogen Franz Haider.

Die Filmrolle beginnt jeweils um 19:00 Uhr und um 21:00 Uhr. Der Eintritt ist frei!

Gesucht: Bezahlbarer Wohnraum für Studierende

Zu Beginn des Sommersemesters 2018 stehen wieder viele Studienanfänger*innen vor der leidvollen Erfahrung der Wohnungssuche in Bayerns Unistädten. Denn während die Zahl der Studierenden an Bayerns Hochschulen weiter ansteigt, wird bezahlbarer Wohnraum für Studierende, Auszubildende und Geringverdiener*innen in den Städten immer knapper.

Der Landesausschuss der Studentinnen und Studenten (LASS) in der Gewerkschaft Erziehung und Wissenschaft (GEW) Bayern appelliert daher an die politisch Verantwortlichen: „Es muss endlich ein Umdenken in der städtischen Wohnbaupolitik stattfinden: weg von Gentrifizierung, Immobilienwucher und jahrelangen Leerständen und hin zu mehr sozialem Wohnungsbau“, so Patrick Weißler aus dem LASS-Sprecher*innen-Team.

Eine Schlüsselrolle im Bereich erschwinglichen studentischen Wohnens kommt dabei dem Ausbau von Studierendenwohnheimen zu. Allerdings betreibt die Landesregierung gegenüber den Studierenden-werken als Träger vieler Wohnheime seit Jahren eine schleichende Kürzung, indem trotz deutlich gestiegener Studierendenzahlen die staatlichen Zuschüsse stagnieren. „Der Freistaat muss dringend die Zuschüsse für Studierendenwerke erhöhen. Nur dann können diese ihre Wohnheimplätze für Studierende ausbauen und der Wohnungsmarkt so entlastet werden.“, fordert daher LASS-Sprecherin Christiane Fuchs.

Kritik erfährt auch die bayerische Landesregierung: “Über 30.000 Wohnungen im Besitz der Landes-regierung an private Investoren aus dem Ausland verkaufen und dann versprechen, 2.000 neue Wohnungen bauen zu wollen – das ist mehr als nur heuchlerisch und so gar nicht das, als was sich die CSU sonst gerne präsentiert, nämlich: nah an den Bürger*innen.”, meint Quirin Quansah vom LASS Bayern.

Um auf das Problem und die Ursachen mangelnden bezahlbaren Wohnraums in Unistädten aufmerksam zu machen, beteiligt sich der LASS Bayern an der bundesweiten Wohnraumkampagne „Studis gegen Wohnungsnot“. [1] Für das Sommersemester sind daher an den Standorten Augsburg, Bamberg, Eichstätt, Nürnberg, Passau, Regensburg und Würzburg Aktionen gegen die Wohnungsnot geplant.

Über das Bündnis „Studis gegen Wohnungsnot“

CHP Münih Birliği 8 Mart kutlaması

CHP Münih Birliği, ‘Yaşasın özgür ve emekçi kadınlar’ sloganıyla 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliği düzenledi.

Münih’te Tokatlılar Kültür Derneği Salonu’nda gerçekleşen etkinlik, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Günün anlam ve önemini anlatan bir konuşma yapan CHP yönetim kurulu üyesi Münüriye Yıldırım, kadın mücadelesinin tarihçesini anlatarak, “Dünya kadınları bugünki haklarını, devrimci kadınların hiç yılmadan verdikleri var olma mücadelesine borçludur. Sadece Türk kadınına sahip oldukları haklar hiç çaba harcamadan ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk tarafından verilmiştir.” dedi.

Ardından ‘Atatürk, Cumhuriyet ve Kadın’ isimli filmin gösterildiği etkinlikte, yönetim kurulu üyelerinden Oya Wrubel, ‘Orta Asya’dan günümüze Türk kadını’ konulu bir sunum yaptı.

Dünya tarihine damgasını vurmuş kadınlardan bazıları da yine üyeler tarafından tanıtıldı; Hazal Yıldırım (Tomris Hatun), Cansade Özoğul ( Kara Fatma), Funda Korkmaz (Frida Kahlo), Fadime Çelik (Yaşar Seyman) ve Öykü Kaya (Türkan Saylan). ‘Yarının anne-babalarından mesajlar ve şiirlerin okunduğu akşamda, katılımcılar Zülfü Livaneli’nin ‘Böyledir Bizim Sevdamız’ adlı şarkısını hep bir ağızdan söylediler.

Etkinlik ikram edilen zengin açık büfe ve içecekler eşliğinde müzik ve sohbet ortamında devam etti.

 

 

CHP M 8Mart_18

 

CHP M 8Mart_8 CHP M 8Mart_9 CHP M 8Mart_10 CHP M 8Mart_11 CHP M 8Mart_12   CHP M 8Mart_13

ina Oberhausen 5. yılını kutladı

Ina – Interkulturelles Netz Altenhilfe (Yaşlılar için kültürlerarası yardımlaşma ağı) Augburg’un Oberhausen semtinde hizmete geçmesinin beşinci yılını çok sayıda misafir ile birlikte kutladı. Sander-Stift Huzurevi’nde gerçekleşen kahvaltıların kutlamasında misafirler  lezzetli bir büfe ile ağırlandılar. Proje sorumlusu Nimet Oswald, beşinci senesini kutlayan projenin sorumlusu Ufuk Sayın’a ve Ina gönüllüleri Gülsen Bayram ve Nevin Sayın`a birer buket çiçekle teşekkür etti. Mustafa Arabacı, kemanı ile tüm misafirlere muhteşem bir müzik ziyafeti verirken katılımcılar hoşça vakit geçirdiler. Ayrıca Werner-Von-Eck okulundan öğrenciler de yaşlıları ziyaret ederek söyledikleri şarkılarla kutlamaya renk kattılar.

A-Ina-Bes_02web
Çocuklar yaşlılar için şarkı söyledi

A-Ina-Bes_01web
Yaşgünü pastası kesildi

„Schwimmen“ – ein Theaterprojekt mit jungen Geflüchteten

Geflüchtete stehen vor der schwierigen Aufgabe sich auf dem schnellsten Weg zu integrieren. Dabei stoßen sie neben den Sprachbarrieren oft  auf kulturell unterschiedliche Werte. Im Rahmen des Großprojektes „Wir feiern Bayern – 200 Jahre Bayerische Verfassung“, entwickelte der Schauspieler Nicholas Hohmann mit  16 – 24  jährigen Geflüchteten ein Theaterprojekt. Sie verglichen dabei einige grundlegende Werte mit den bisherigen Erfahrungen der jungen Menschen und setzten dies teils sehr assoziativ szenisch um.

Ein Integrationsprojekt der Stadt Dachau, Abteilung Integration und Jugend in Kooperation mit der Staatlichen Berufsschule Dachau, der Regierung Oberbayern und der Universität Nürnberg.

Zu sehen sind die jungen Akteure mit ihrem Stück „Schwimmen“ am  Dienstag, den 17.04.2018 um 19:00 Uhr im Jugendzentrum Dachau Ost (Ludwig-Ernst-Straße 2, 85221 Dachau)

Der Eintritt ist frei. Voranmeldung ist nicht von Nöten.

Global Veliler Derneği, ‘iyi örnek’…

Nürnberg’de faaliyet gösteren Global Veliler Derneği, Bavyera 2 radyosunun düzenlediği ‘iyi örnek’ proje yarışmasında ‘Radikalleşmeye karşı’ projesiyle jüri tarafından finale seçilmeyi başardı.

Toplam 444 proje arasından seçilen beş finalist arasından dinleyicilerin oylarıyla birinci belirlenecek. Ödüller 18 Nisan’da Bavyera 2 radyosunun düzenlediği gecede sahiplerini bulacak.

Global Veliler Derneği’nin yöneticilerinden Celalettin Avcı, “Bavyera çapından başvuru yapan 444 proje arasından seçilerek ilk beşe kalmak bizim için çok sevindirici. Umarız, yeterli oy toplayıp birinci olabiliriz. Herkesi bu önemli projeyi desteklemeye davet ediyorum.” şeklinde konuştu.

Global Veliler Derneği’nin projesini desteklemek için, ekteki linki tıklayıp ‘Antiradikalisierungsprojekt – Toleranz und Aufklärung durch Computerkurse’yi seçerek oyunuzu kullanabilirsiniz.

https://www.br.de/radio/bayern2/gutes-beispiel/index.html

Global-Elternverein-73

Zu den Aussagen vom neuen Bundesinnenminister Horst Seehofer über Muslime und Islam in Deutschland

Der frühere Ministerpräsident Bayerns und neuer Bundesinnenminister Horst Seehofer (CSU) sagte gleich an seinem ersten Amtstag am 15.3.2018 im BILD-Interview: „Der Islam gehört nicht zu Deutschland.“ Sofort widersprach Kanzlerin Merkel und sagte: „Vier Millionen Muslime und auch ihre Religion gehören zu Deutschland, also auch der Islam.“ Mit solchen Aussagen wie der vom Herrn Seehofer sinkt weiter die Hemmschwelle für weitere unkontrollierte islamfeindliche Angriffe und vertieft die Spaltung in der Gesellschaft.

Als Migrationsbeirat der Landeshauptstadt München lehnen wir die Aussagen vom neuen Bundesinnenminister Horst Seehofer über Muslime und Islam in Deutschland ab, weil diese Aussagen für uns als Hindernis für die Integration der Muslime gelten. Wir unterstützen als Vertreter der Münchner Migrantinnen und Migranten die Muslime und zeigen uneingeschränkte Solidarität mit den in München lebenden Muslimen, die selbstverständlich ein Teil Münchens sind. Denn für uns gehören Muslime und auch die Religion Islam zu Deutschland, zu Bayern und auch zu München. Das Grundgesetz macht keinen Unterschied zwischen den Religionen.

In Bayern leben über eine halbe Million Muslime, davon über 100.000 in München. Als fester Bestandteil der deutschen Gesellschaft leben viele von ihnen hier schon mehrere Jahrzehnte und tragen einen großen Anteil an unserer Wirtschaftsleistung. In einer Zeit in der das Ressentiment immer mehr zu einem Bestandteil des Diskurses wird und antimuslimische Tendenzen auch in der Mitte der Gesellschaft immer stärkeren Ausdruck finden, sind wir als Migrationsbeirat verpflichtet eine entschiedene Stimme der Gegenposition zu bilden. Aus Solidarität mit den Muslimen vor Ort nehmen wir als Migrationsbeirat hiermit öffentlich Stellung und unterstützen die örtlichen Islamischen Religionsgemeinschaften als wichtiger und großer Bestandteil der Migranten in München bei ihren Bemühungen für die Integration und für den Frieden als Teil von München.

Wir leben in Zeiten der Polarisierung, und deshalb gilt es, mit Aussagen wie der des Bundesinnenministers differenziert und kritisch umzugehen. Er gefährdet mit derartigen Aussagen in Deutschland den gesellschaftlichen Frieden, weil sie keinen Beitrag zu den wichtigeren und drängenderen Debatten vor Ort leisten. Angesichts der Angriffe auf Moscheen setzt er damit ein falsches Zeichen.

Eine aktuelle Studie des Innenministeriums, also des eigenen Hauses vom Herrn Seehofer, sagte kürzlich aus, dass es 2017 knapp 1.000 muslimfeindliche Übergriffe gab. Anstatt sich jetzt als neuer Innenminister darum zu bemühen, die Sicherheit der Gotteshäuser hier in Deutschland auf die Prioritätenliste zu schreiben, entfacht er eine Diskussion, die sich für Muslime in Deutschland längst erledigt hat. Statt die Sorgen der Muslime ernst zu nehmen grenzt er ihre Religion und somit auch sie selbst aus.
Der gewählte Zeitpunkt der Aussage von Bundesinnenminister Seehofer, “der Islam gehört nicht zu Deutschland”, ist pietätlos und bedenklich. Zu einer Zeit, da zahlreiche islamische Einrichtungen attackiert werden und viele Muslime sich in die Defensive gedrängt fühlen, sind solche Äußerungen mindestens unsensibel und deplatziert. Die großen islamischen Verbände haben sich mit der Bitte um Solidarität und Unterstützung an die Öffentlichkeit gewandt. Wenn Seehofer in dieser sensiblen Situation, wo eigentlich eine verbindende Aussage kommen sollte, davon spricht, dass der Islam nicht zu Deutschland gehört, dann ist das ein taktloses Zeichen der Nichtwertschätzung. Er zeigt mit seinen Worten, dass ihm die Fähigkeit zur gesellschaftlichen Empathie fehlt.

Diese als Provokation empfundene Aussage von Horst Seehofer muss von der großen Öffentlichkeit entschieden widersprochen werden, damit mit einem deutlichen Zeichen die Muslime als Teil der Gesellschaft sichtlich akzeptiert werden. Da gehen wir als Migrationsbeirat mit.

Dimitrina Lang, Vorsitzende des Migrationsbeirats