Cumartesi, Ekim 31, 2026
spot_img
Startseite Blog Sayfa 101

20 Soru: Adem Yılmaz

1983 Hollanda doğumlu olan Adem Yılmaz tiyatroyla 5 yaşındayken tanıştı. Ailesiyle yerleştiği Trabzon’da orta ve lise eğitimini aldığı yıllarda pek çok tiyatro yarışmasında birinci oldu.
Ankara Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro bölümünü bitirdi.
Trabzon’da tanıştığı oyuncu Seymen Aydın ile birlikte yerel bir televizyon kanalında `Haylaz Show’ isimli bir program yaptı. Çeşitli tiyatro ve reklam filmlerinde rol aldıktan sonra TRT’de yayınlanan `Yerden Yüksek’ ve Show TV’de yayınlanan `+18′ adlı dizilerinde oynadı. Bizum Hoca adlı sinema filminin ardından 90’lar dizisinde muavin Veysel rolünü canlandırdı.
Yılmaz, önümüzdeki haftalarda üç yeni projeyle tekrar karşımıza çıkacak: TV8’de yayınlanacak olan `Ayrılsak da Beraberiz’ dizisinde laptop Recai olarak, 20 Mart’ta vizyona girecek olan `Oflu Hoca’yı Aramak’ (OHA) filminde başrollerden biri olarak ve 17 Nisan’da vizyona girecek olan Karadeniz komedisi`Sebahat ve Melahat‘ filminde ise Melahat karakteri olarak.
4 dil bilen Adem Yılmaz, halen perşembe ve cuma günleri Zorlu Center’de `Seni Seviyorum, Mükemmelsin, Şimdi Değiş’ adlı Off Broadway’de hit olmuş komedi müzikalde oynuyor.

En sevdiğiniz kelime nedir?
En sevdiğim kelime `canım’ Sevdiğim kişiye bu kelimeyle hitap ederek hayatımda önemli bir yeri olduğunu ve bir parçam haline geldiğini hissettirmek istiyorum.

Sizi ne heyecanlandırır?
Aşk

Şimdiki işinizi yapmasaydınız mesleğiniz ne olurdu?
Psikolog olurdum, çünkü burada da oyunculukta da olduğu gibi insanları analiz etmek durumundasın.

En belirgin karakter özelliğiniz nedir?
Sıcakkanlı bir yapıya sahip olduğumu düşünüyorum.

Şu anki ruh haliniz nasıl?
İş hayatımla ilgili inişli ya da çıkışlı bir hayatın bekleyişindeyim.

Mutluluk rüyanız nedir?
Masmavi bir gölde yüzmek 🙂

Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz?
İnsan beynini okuyabilmek isterdim. Çünkü insanların niyetini anlamakta çok zorlanıyorum.

En sevdiğiniz ses nedir?
Dalga sesi. Ruhumu rahatlatır.

Kendiniz olmasaydınız kim olurdunuz?
Başkası olmak istemem. Kendimle barışığım.

Hayatınızın mottosu nedir?
Bu da geçer.

Nerede yaşamak isterdiniz?
Ruhumun özgür ve huzurlu hissettiği her yerde yaşayabilirim. Ama deniz olan bir yer olursa daha makbule geçer 🙂

En önemli kusurunuz nedir?
`Hayır’ diyememek.

En sevdiğiniz yazar kim?
Nikos Kazancakis ve Elif Şafak.

Arkadaşlarınızda olmasını istediğiniz en önemli özellik nedir?
Dürüst ve samimi olsunlar.

En sevdiğiniz film kahramanı hangisidir?
Kill Bill¡deki `Gelin’ (Uma Thurman)

En büyük korkunuz nedir?
Yaşadığımız dünyada tek cevap yetersiz kalır. Genelleme yaparsak kötülükten korkarım.

Tarihte en sevmediğiniz karakter kimdir?
Hitler

En büyük lüksünüz nedir?
Hesap yapmadan yaşamak.

Öldüğünüzde Tanrının size kapıda ne söylemesini isterdiniz?
`Verdiğim hayata sahip çıktığın için aferin’ 🙂 Bu çok zor soru. Ya da sadece `Hoşgeldin’

“Yapmadan ölmek istemem” dediğiniz şey nedir?
Her insanoğlu gibi birçok şey istiyorum. Kısmet diyelim.

Seyrettim: Fack ju Göhte

Funda Rexauer (Münih) anlatıyor:

En son Bora Dağtekin’in `Fack ju Göhte’ adlı komedisini izledim. Filmin ana karakteri Zeki Müller (Elyas M’Barek) hapisten çıktıktan sonra kız arkadaşının çaldıkları parayı bir araziye gömdüğünü öğrenir. Parayı almak için gittiği yere yeni bir okul yapıldığını görünce o okula yardımcı öğretmen olarak başvurur. Aynı okulda stajyer öğretmen olan Lisi Schnabelstedt (Karoline Herfurth) tam bir doğrucu Davut’tur. Karşısındakinin gerçek kimliğini öğrendiğinde ona çoktan aşık olmuştur. Son zamanlarda izlediğim en keyifli filmlerdendi, zamanın nasıl geçtiğini anlamadım.

Film-fuck-you-goethe_web

Okudum: Onca Yoksulluk Varken

En son hangi kitabı okudun? sorumuzu Hazım Yılmaz (Münih) cevaplıyor…

En son okuduğum kitap Romain Gary’nin Emile Ajar takma adıyla yazdığı ‘Onca Yoksulluk Varken’ adlı romanı. Emile Ajar takma adını ‘kendisi olmaktan bıktığı’ için kullanan Romain Gary, bu romanla Goncourt Ödülü’nü ikinci kez kazanmıştır. Kitapta Momo adlı Arap bir çocuğun ağzından Yahudi Madam Rosa ile birlikte yaşadığı hayat mücadelesi anlatılmaktadır. Madam Rosa annesi fahişelik yapan sahipsiz çocuklara bakan yaşlı bir kadındır. Paristeki ‘öteki hayatlar’ın anlatıldığı bu romanı herkese tavsiye ederim.

Playlistim (Oktay Sağgüç-MÜNİH)

İş yerim Münih dışında olduğu için günümün bir bölümü yollarda geçiyor, bundan dolayı da müzik benim için iyi bir yol arkadaşı oluyor.

1) Phil Collins – In The Air Tonight
2) Santana – Maria Maria
3) Inna – Inndia
4) Gotye – Somebody That I Used To Know
5) Tim Bendzko – Nur Noch Kurz Die Welt Retten
6) Selçuk Balcı – Deniz Üstünde Fener
7) Mabel Matiz – Sultan Süleyman
8) İrem Derici – Kalbimin Sahibi  
9) Demet Akalın – İlahi Adalet
10) Gökhan Özen – Budala

20 Soru: Esra Açık

1982 doğumlu oyuncu. Florent Paris`te tiyatro ve oyunculuk eğitimi aldıktan sonra İstanbul`a yerleşip dizi ve filmlerde rol almaya başladı. 2011 yapımı Star TV`de yayınlanan Firar adlı dizide ilk tecrübesini edindikten sonra çeşitli sinema projelerinde bulundu. Biray Dalkıran imzalı Meleklerin Mucizesi ve Peri Masalı filmlerinde oynadı. 9 yönetmenin kısa filmlerinden oluşan F Tipi`nde ise yönetmen Barış Pirhasan ile çalıştı.

En sevdiğiniz kelime nedir?
Tatlım

Sizi ne heyecanlandırır?
Yeni bir kitabın ilk sayfasını açmak…

Şimdiki işinizi yapmasaydınız mesleğiniz ne olurdu?
Gazeteci

En belirgin karakter özelliğiniz nedir?
Güvenilir

Şu anki ruh haliniz nasıl?
Neşeli

Mutluluk rüyanız nedir?
Yapmak istediğim her şeyi yapmak.

Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz?
Güzel şarkı söyleyebilmek isterdim.

En sevdiğiniz ses nedir?
Su sesi.

Kendiniz olmasaydınız kim olurdunuz?
Annem olurdum.

Hayatınızın mottosu nedir?
Her işte bir hayır vardır.

Nerede yaşamak isterdiniz?
Zaten yaşamak istediğim yerlerde yaşıyorum: Paris ve İstanbul.

En önemli kusurunuz nedir?
Merak

En sevdiğiniz yazar kim?
Wajdi Mouawad

Arkadaşlarınızda olmasını istediğiniz en önemli özellik nedir?
Kendileri olsunlar.

En sevdiğiniz film kahramanı hangisidir?
Maximus (Gladiator)

En büyük korkunuz nedir?
İğnelerden korkarım.

Tarihte en sevmediğiniz karakter kimdir?
Bush

En büyük lüksünüz nedir?
Seyahat etmek.

Öldüğünüzde Tanrının size kapıda ne söylemesini isterdiniz?
Başardın…

“Yapmadan ölmek istemem” dediğiniz şey nedir?
Japonya`ya gitmek.

Sebahat ve Melahat

Karadeniz’in yerel starları Seymen Aydın ve Adem Yılmaz sinemaseverlerin kalplerini fethetmeye hazır. Sebahat ve Melahat tiplemeleriyle yerel kanallarda bölge halkını gülmekten kırıp geçiren genç yetenekler, 17 Nisan’da sinemaseverlerle buluşmak için gün sayıyor.

“Giremeyecekleri Kılık Açamayacakları Kapı Yoktur!” sloganıyla tanıtılan filmin oyuncu kadrosunda televizyonlardan tanıdığımız bir çok yıldız var; Seymen Aydın, Adem Yılmaz, Deniz Oraloğlu, Mehmet Ulusoy, Emin Gümüşkaya.

‘Yılın En Eğlenceli Filmi’ olma idiasını taşıyan Sebahat Ve Melahat, iki kadının, çapkınlık yaptıklarını öğrendikleri kocalarını bulmak için, Karadeniz’in yaylalarından İstanbul’a uzanan eğlenceli yolculuğunu beyaz perdeye taşıyor. Hayatlarında ilk defa büyük bir şehre gelen Sebahat ve Melahat İstanbul’un macera dolu hayatına hazırdır… Peki ya İstanbul, bu iki çılgın kadına hazır mı?

Muhamet

Wie würdest Du dich beschreiben?
Ich bin einfach, zielstrebig, diszipliniert, autonom und lege viel wert auf Ehrlichkeit und Zusammenhalt.

Was ist für dich wichtig?
Das Wohlergehen meiner Familie und der Glaube an Gott, den man niemals verlieren sollte.

Was sind deine Zukunftspläne?
Ich habe so viele, die könnte ich hier nicht alle nennen, aber der Wichtigste ist:
Meine eigene kleine Familie gründen (Baby ist unterwegs) – meine Frau und Kind(er) zu den glücklichsten Menschen der Welt zu machen.

Was denkst Du über PiYASA Magazin?
Es gibt nichts, was in meinen Augen konkurrenzfähig wäre, ein tolles Team, welches hervorragende Arbeit leistet und das zeigt, was für den Leser auch interessant ist. (Sehr gute Berichte)

Steckbrief
Name: Muhamet Gashi
Sternzeichen: –
Woher kommst du: Kosovo Ferizaj
Lieblingsessen: Pitë von meiner Frau
Lieblingsmusik: Hip Hop, RnB
Lieblingslocation: orchide in Kosovo
Lieblingsdesinger: Gucci
Was hast du zuletzt eingekauft: Eine IWC Schaffhausen Uhr
Vorbild: Meine Eltern

29. Oktober 1923 – Der Nationalfeiertag

Am 29. Oktober 1923 rief Mustafa Kemal Atatürk die türkische Republik aus und verlegte die Hauptstadt nach Ankara. Der 29. Oktober ist in der Türkei seither ein Nationalfeiertag. Die Republik wurde als ein laizistischer Staat gegründet. Atatürk leitete Reformen im politischen und gesellschaftlichen System ein. Ziel war durch die Modernisierung ein säkularer und westlich orientierter Staat. Vor dem Ausruf der Republik wurde 1922 das Sultanat, 1924 das Kalifat sowie die Scharia abgeschafft. Ab 1925 wurden die zahlreichen gesellschaftlichen Reformen umgesetzt, wie zum Beispiel das Fes- Verbot. Zudem wurde die Trennung von Mann und Frau in der Gesellschaft abgeschafft, u.a. auch in der Schule. Allmählich wurden auch die Rechtsreformen eingeführt, die aus anderen Ländern zum Teil übernommen und angepasst wurden. Was viele vielleicht nicht wissen, aber wissen sollten ist, dass in der Türkei die Frauen das aktive und passive Wahlrecht bei den Kommunalwahlen seit 1930 und bei den Parlamentswahlen seit 1934 besitzen. In vielen europäischen Ländern wie Frankreich, Belgien, Schweiz etc. erhielten die Frauen viel später ihr Wahlrecht.
Der 29. Oktober ist ein Tag der Feier, aber auch das Gedenken an den Gründungsvater der Republik, Mustafa Kemal Atatürk und seinen Weggefährten sowie den Gefallenen, die für die Unabhängigkeit des Landes ihr Leben geopfert haben, so dass wir in einem unabhängigen, laizistischen und modernen Staat leben können.
Anlässlich des 91. Jahrestages der Staatsgründung der Türkei, lud der türkische Generalkonsul Mesut Koc die Repräsentanten aus Politik und Wirtschaft in das Nymphenburger Schloss ein. Der Abend begann mit der Ansprache des Generalkonsuls Mesut Koc. In seiner Rede betonte er den Erfolg der Türken in Deutschland. Anschließend hielt der bayerische Staatsminister des Inneren Joachim Herrmann eine Rede, indem er wiederholt darauf aufmerksam machte, wie wichtig die Reformen Atatürks für die Türkei waren und noch sind. Der Abend ging musikalisch mit dem Auftritt der Blechquinten weiter, die neben bayerischen Volksliedern auch ein berühmtes Werk „Yine Bir Gülnihal“ aus der türkischen Kunstmusik spielten. Die Blechquinten nahmen bei „ Jugend musiziert“ teil. Anschließend traten die Violinistin Hande Özyürek und der Pianist Fedele Antoinicelli auf, die einen musikalischen Ohrenschmaus den Gästen boten. Sie spielten u.a. Werke von Ahmet Adnan Saygun und Fazil Say. Aufgrund des Minenunglücks in Ermenek wurde das Programm zu den Festlichkeiten verkürzt und verändert, um in Gedanken bei den Bergleuten zu sein.