Cumartesi, Ocak 17, 2026
Startseite Blog Sayfa 116

Vielfalt, Toleranz und Demokratie stärken

Kennen Sie den Nürnberger Stadtteil Gleißhammer? Wohnen Sie vielleicht sogar dort? Dann hatten Sie möglicherweise Berührung mit einem Projekt des Kreisjugendrings Nürnberg-Stadt. Unter der Über- schrift „Gleißhammer – Ein Stadtteil für Menschen- rechte“ finden dort Aktionen mit Kindern, Jugend- lichen und Erwachsenen statt, die das Demokratie- und Toleranzverständnis sowie die Menschenrechts- bildung fördern und über Nationalsozialismus aufklären. In dem von Multikulturalität geprägten Stadtteil werden gezielt Kinder und Jugendliche aus Kinder- gärten, Schulen, Horten, Abenteuerspielplätzen, Sportvereinen, Jugendeinrichtungen und kirchlichen Gemeinden angesprochen. In gemeinsamen Aktivi- täten machen sie sichtbar, dass sich Gleißhammer als Stadtteil für Menschenrechte und Toleranz versteht und gegen Fremdenfeindlichkeit und Rassismus ein- tritt. So spielten Heranwachsende mit beim Theater- stück „Kinderrechte unterwegs“, hielten eine „Kinder- konferenz“ im Hort Scharrerstraße ab und beteiligten sich bei zahlreichen Malaktionen zu Kinderrechten in Kinderhorten. Das Netzwerk „Gleißhammer“ verleiht eine Buttonmaschine und Rohlinge für diverse Aktionen, stellt Bilder, Plakate und Aufkleber zum Themenbereich „Kinderrechte“ zur Verfügung und informiert in Workshops mit Kinder und Jugendlichen über die Menschenrechtsbildung. Höhepunkt im Jahr 2013 war eine große „Stadtteil-Friedenstafel“ am Todestag des von der NSU-Terrorzelle ermordeten Ísmail Yasar.

Eine andere Initiative, das „Miteinander-Projekt“ der AWO Nürnberg und des Integrationsrats der Stadt Nürnberg, hat die Förderung des interkulturellen Zusammenlebens in Gemeinwesen, Stadtteil und Nachbarschaft durch konstruktive Konfliktbearbeitung zum Ziel. Erreicht werden soll dies durch die Aus- bildung von Mediatorinnen und Mediatoren. Mediation ist ein außergerichtliches Konfliktvermittlungsverfah- ren, in dem die Parteien ihren Streit „auf Augenhöhe“ selbst lösen. Im „Miteinander-Projekt“ wurden bislang 16 ehrenamtliche Mediatorinnen und Mediatoren geschult. Die „Auszubildenden“, von denen zwölf einen Zuwanderungshintergrund haben, investierten 200 Stunden für eine vom Bundesverband Mediation aner- kannte Ausbildung und stehen nun bereit, in Nachbar- schafts- und anderen Konflikten kostenlos zu regulie- ren. Mediation, das ist nachgewiesen, kann wesentlich zur Deeskalation von Konflikten beitragen, gerade auch von solchen, die sich an kulturell bedingten Missverständnissen entzünden.

Diese zwei Beispiele gehören zu 43 Projekten eines „Lokalen Aktionsplans“ der Stadt Nürnberg, der vom 2011 aufgelegten Bundesprogramm „Toleranz fördern – Kompetenz stärken“ bei dreijähriger Laufzeit mit ins- gesamt 240 000 Euro gefördert wird. Ziel ist es, Verständnis für die gemeinsamen Grundwerte und kul- turelle Vielfalt zu entwickeln, die Achtung der Menschenwürde zu fördern und jede Form von Extremismus, insbesondere den Rechtsextremismus, zu bekämpfen.

Seit vielen Jahren hat sich die Stadt Nürnberg den Menschenrechten als einem Orientierungsrahmen für eine lebenswerte und solidarische Stadtgesellschaft verpflichtet. Der Menschenrechtsschutz ist in unserer Stadt eine der Grundlagen für stabilen sozialen Zusammenhalt und für ein von Solidarität, Toleranz und gegenseitigem Respekt geprägtes Zusammen- leben aller gesellschaftlichen Gruppen. Doch auch in Nürnberg sind Segregationstendenzen aufgrund sozi- aler und ethnischer Merkmale erkennbar. Abwertungen, Vorurteile, Stereotype, Ausgrenzungen, Diskriminierungen und Diffamierungen sind subtile oder offene Begleiter des Alltagslebens und der Stoff, aus dem sich gruppenbezogene Menschenfeindlichkeit entwickeln kann.

Der Bund hat signalisiert, dass er sein Toleranz- Programm um weitere drei Jahre verlängern möchte. Die Koordinierungsstellen des „Lokalen Aktionsplans“ nehmen daher – vorbehaltlich der weiteren Förderung durch Bundesmittel – bis 15. Dezember 2013 Anträge für das Förderjahr 2014 entgegen. Falls Sie Mitglied sind in einem eingetragenen Verein, der sich in und für Nürnberg mit Antidiskriminierungsarbeit, Menschen- rechtsbildung oder Arbeit gegen Rechtsextremismus engagieren möchte, finden Sie umfassende Informatio-nen im Internet unter www.toleranz.nuern- berg.de. Helfen Sie mit, unser lebenswertes Nürnberg ein Stück liebenswerter zu machen!

Dr. Ulrich Maly
Oberbürgermeister der Stadt Nürnberg

Meltem

Kendini nasıl tanımlarsın?
Eğlenceli ve enerji dolu biri olduğum kadar agresifim de. Aşırı derecede planlı ve dakik bir insanım. En yoğun zamanlarımda bile gezmek ve eğlenmek için vaktim vardır.

Senin için hayatta neler önemli?
Hayatta en çok değer verdiğim şey ailem ve kariyerimdir. Tabii arkadaşlarımın yeri de azımsanamaz.

Gelecek için planların neler?
Hacettepe Üniversitesi‘nde işletme okuyorum. Münih‘e İşbank AG‘de staj yapmak için geldim. Bir ay sonra Ankara‘ya dönüp okulumu bitireceğim. Daha sonra iyi bir firmada marketing departmanında çalışmak istiyorum. Özellikle de BMW‘de. Tabii bunun için elimden gelen herşeyi yapacağım.

PiYASA dergisi hakkında ne düşünüyorsun?
İki aydır Münih‘te gördüğüm kadarıyla çok sevilen bir dergi. Başarılar diliyorum.

KISACA
İsim: Meltem Bilir
Burç: Aslan
Nerelisin: İzmir
En sevdiğin yemek:  Sarma
Müzik tarzın: Rock (Cem Adrian ve Zakkum)
En sevdiğin mekan: Deniz kenarı
En sevdiğin modacı: Victoria‘s Secret
En son ne satın aldın: Dirndl
Idolün: Nejmi Cebi

Onur

Wie würdest Du dich beschreiben?
Ich bin ein leicht komplizierter Mensch deshalb sollte man den ersten Eindruck über mich nicht auf die Goldwaage legen.  Einerseits bin ich einfühlsam, freundlich,  zuvorkommend und doch hart im Nehmen andererseits kann ich sehr impulsiv reagieren wenn man gewisse Grenzen überschreitet. Ich bin sehr gesellig und aktiv, wahre jedoch am Anfang neuer Bekanntschaften erst einmal eine gewisse Distanz.

Was ist für dich wichtig?
Natürlich kommt an erster Stelle meine Familie. Meine Karriere und Freunde sind auch unverzichtbare Teile meines Lebens.  Freiheit, Ehrlichkeit und Gerechtigkeit spielen ebenfalls eine wichtige Rolle im Theater meines Lebens.

Was sind deine Zukunftspläne?
Sehr klassisch 🙂 Erfolg im Beruf, eine Familie gründen, Haus mit Garten.

Was denkst Du über PIYASA Magazin?
PiYASA Magazin ist eine Multi-Kulti Zeitschrift, in dem für jedermann etwas dabei ist.

STECKBRIEF
Name: Onur Ayri
Sternzeichen: Krebs
Woher kommst du: Tekirdag
Lieblingsessen: Pizza
Lieblingsmusik: Hip & Hop, R´n B´ und Arabesk
Lieblingslocation: Harpers & Queens
Lieblingsdesinger: Scotch and Soda
Was hast du zuletzt eingekauft: Ein Flugticket nach Istanbul
Vorbild: Ich bin mein eigenes Vorbild

20 Soru: FLÖRT

Ozan Kotra (gitar, vokal, basgitar), Çağatay Kehribar (elektrik gitar, akustik gitar, tef, shaker, geri vokal) ve Hakan Çağlar namı diğer Timsah`tan (davul, geri vokal) oluşan Flört grubu 2001`de kuruldu. Grup, kendi adını verdiği ilk albümden sonra 2003`te Cemiyette Pişiyoruz ve 2010’da Demli albümünü çıkardı. Grubun son albümü ise  Anadolu Beat.

En sevdiğiniz kelime nedir?
Ozan Kotra: Seviyorum
Çağatay Kehribar: Aşk

Sizi ne heyecanlandırır?
Ozan Kotra: Paul McCartney ile müzik yapmak.
Hakan Çağlar: Aşk

Şimdiki işinizi yapmasaydınız mesleğiniz ne olurdu?
Ozan Kotra: Karikatürist ya da yazar.

En belirgin karakter özelliğiniz nedir?
Çağatay Kehribar: Soğukkanlı olmam ve yalandan hiç hoşlanmamam.

Şu anki ruh haliniz nasıl?
Çağatay Kehribar: Sakin ve bir o kadar heyecanlı.

Mutluluk rüyanız nedir?
Ozan Kotra: Savaşın ve vahşetin hiç yaşanmadığı bir dünya.
Çağatay Kehribar: İnsanların insanlara saygılı ve sevgili yaşadığı bir dünya.

Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz?
Hakan Çağlar: İstediğim doğal yeteneklere sahibim.

En sevdiğiniz ses nedir?
Ozan Kotra: Oğlumun sesi.
Çağatay Kehribar: Doğadaki doğal seslerin hepsini severim.
Hakan Çağlar: İnsan sesi.

Kendiniz olmasaydınız kim olurdunuz?
Çağatay Kehribar: İnsanın kendi gibi olması bile çok zor bu dünyada. Başka bir kendilik düşünmedim.

Hayatınızın mottosu nedir?
Hakan Çağlar: Yelkenlerime sevgiyle üfle ki, gemim ahenkle yol alsın.

Nerede yaşamak isterdiniz?
Çağatay Kehribar: Şu an yaşamak istediğim yerdeyim.

En önemli kusurunuz nedir?
Ozan Kotra: Sakin olmam gereken yerlerde nedense en ateşli ben olurum.
Çağatay Kehribar: Bazen dikkatim dağınık olabiliyor.

En sevdiğiniz yazar kim?
Ozan Kotra: Çok var. Ama sanırım daimi romancım Jerzy Kosinski.
Çağatay Kehribar: Oğuz Atay Hakan Çağlar: Mevlana

Arkadaşlarınızda olmasını istediğiniz en önemli özellik nedir?
Ozan Kotra: Çalışma hayatında yapılan işi düzgün yapmaları.

En sevdiğiniz film kahramanı hangisidir?
Çağatay Kehribar: Pembe Panter filminde Müfettiş Clouseau.

En büyük korkunuz nedir?
Ozan Kotra: Hiçbirşeyden korkmamayı tercih ediyorum. Hakan Çağlar: Sevdiğimi kaybetmek.

Tarihte en sevmediğiniz karakter kimdir?
Çağatay Kehribar: Adolf Hitler
Hakan Çağlar: Diktatörlerin tümü.

En büyük lüksünüz nedir?
Ozan Kotra: Bir lüksüm yok. Lüksten hoşlanmam. Lüksü insanlığın felaketi olarak görürüm.

Öldüğünüzde Tanrının size kapıda ne söylemesini isterdiniz?
Ozan Kotra: Aferin. Fena değildin
Çağatay Kehribar: Gel bakalım şöyle, yerine geç otur. Hakan Çağlar: Sen benim sevdiklerimdensin.

Yapmadan ölmek istemem” dediğiniz şey nedir?
Ozan Kotra: İyi bir müzik albümü yapmak.
Çağatay Kehribar: Uzaya çıkmak. Hakan Çağlar: Sevdiklerime geride güzel şeyler bırakmadan ölmek istemem.

Tarihi ziyaret

İlk defa bir federal başbakan görevi esnasında Almanya‘nın ilk toplama kampı sayılan Dachau‘yu ziyaret etti. 40 binin üzerinde insanın öldürüldüğü kampı ziyaret eden Başbakan Angela Merkel (CDU), demokrasi düşmanlarına karşı her zaman duyarlı olunmasını istedi.

Münih yakınlarındaki Nazi Toplama Kampı Dachau, ilk defa bir başbakan tarafından görevi esnasında ziyaret edildi. Resmi kayıtlara göre 43 bin kişinin öldürüldüğü nazi kampına gelen Federal Başbakan Angela Merkel (CDU), buradaki anıta çelenk bıraktı, hayatını kaybedenler ve tutuklu bulunanlar anısına saygı duruşunda bulundu.

Kısa bir müze turu atan başbakana kamptan sağ kurtulanlardan 93 yaşındaki ressam yazar Max Mannheimer eşlik etti. Seçim gezisi için Dachau‘ya gelecek olan başbakanı kamptan sağ kurtulanlar adına kurulan derneğin başkanlığını yapan Max Mannheimer‘in özel olarak davet ettiği öğrenildi. 1933 ve 1945 yılları arasında yaklaşık 200 bin insanın Naziler tarafından tutuklu bulunduğu kamptan sağ kurtulanları temsilen dokuz kişi başbakanın ziyareti esnasında hazır bulundu. Oldukça hüzünlü anların yaşandığı törende konuşan Başbakan Angela Merkel, bu ziyaretin kendisi için çok farklı bir olay olduğunu vurgulayarak, yaşanan dramı hatırlamanın kendisine büyük bir hüzün ve utanç verdiğini söyledi. Diğer yandan Alman halkına her türlü ırkçılığa karşı mücadele etme sorumluluğu düştüğünü vurgulayan Merkel, “Burada olup bitenlerin nesilden nesile aktartılması ve genç insanların Almanya‘nın tarihinde nasıl bir acı verilmiş olduğunu bilmesi gerekir” dedi. Başbakandan önce konuşan Bavyera Anıtlar Kurulu Başkanı Karl Freller de Münih‘teki NSU davasına atıfta bulunarak başka insanları düşman görme hastalığının halen devam ediyor olmasına dikkat çekti.

Kampta Dr. Merkel, bira çadırında ‚Angie‘
Yaklaşık birbuçuk saatlik kamp ziyaretinin hemen ardından Dachau merkezinde halk şenliği için kurulan bira çadırına geçen Başbakan Merkel, bambaşka atmosferde kendisini dinlemeye gelen seçmenlerine seslendi. Kardeş parti CSU tarafından düzenlenen çadır mitingine gelenlerin ‚Angie‘ yazılı pankart açması dikkat çekti.

Toplama kampına yaptığı ziyarete kısaca değinen Başbakan, “Ülkemizde bundan sonra asla böylesi bir olay yaşanmamalıdır. İnsanlar ait olduğu kültür ve dinden dolayı dışlanmamalıdır, hor görülmemelidir” dedi.

Künast: „Yakışıksız ve kabul edilemez“
Diğer yandan Başbakan Merkel‘in böylesi önemli bir ziyareti seçim kampanyasının arasına sıkıştırması eleştiri konusu oldu. Kamp ziyaretinden hemen sonra Dachau kasabasındaki halk şenliğine katılarak,

bira çadırında CSU tarafından düzenlenen seçim mitinginde seçmenlerine seslenmesini eleştiren Yeşiller Meclis Grup Başkanı Renate Künast, ziyareti “Yakışıksız ve kabul edilemez bir kombinasyon” olarak niteledi. Künast, “Böylesi bir mekanı samimi anlamda ziyaret etmek isteyen biri, bunu seçim kampanyasına denk getirmez” dedi.

Peri Gazozu

Ercan Kesal
İletişim Yayınevi

“Vicdanımız kuruyor. Babalarını erken kaybetmiş yetim çocukların masum başlarını koyacakları göğüsler çoktan çöktü, farkında mısınız? Göğüs çöktükçe zulüm tepemizde kalıyor. Kavisli ve dolaşık geçmişimizse, bozuk düzenimizin telleri olmuş. Duyduğunuz sesler bu yüzden içli ve bu kadar derinden geliyor.

Şimdi bir türlü sığamayıp, delice bir kavgaya tutuştuğumuz, adına Anadolu denen şu kadim topraklarda, binlerce yıl önce hüküm sürmüş, bir Hitit kralının oğullarına bıraktığı vasiyete bakın isterseniz: `Öldüğümde beni, usulünce yıkayın, göğsünüze yaslayın ve toprağa bırakın.’ Bu kadar.”

Hayatın en yalın ve en efsunlu meseleleri, ölüm ve yaşam, anne-baba-çocuk arasındaki zor muhabbet, büyümek ve yaşlanmak üzerineº Vefalı bir oğulun gözüyle. Bilhassa ölümün, ölümle başetmenin olağan-üstülüğü ve olağanlığı üzerineº “Alışmaya” direnen bir hekimin gözüyle.

Taşranın sıcak kucağı ve serin kasveti üzerineº Orayı hem içinden hem dışından bilen bir evladının gözüyle.

Türkiye’nin ipin ucundaki yakın tarihinin gölgesi. Kalbi avucunda birinin gözüyle.

Ercan Kesal’dan, aynanın kenarındaki fotoğraflar misali hayat parçaları, sohbet makamında insan hikâyeleri.

Okudum: Ve geri kalan her şey

“En son hangi kitabı okudun?” sorumuzu Özlem Demir (İstanbul) cevaplıyor…

“En son Pucca’nın ikinci kitabı olan “Ve geri kalan her şey”i okudum. İlk kitabı “Küçük Aptalın Büyük Dünyası” gibi bu da blogundaki yazılarıdan oluşuyor. Yazarımız PuCCa’nın da birçok genç kız gibi hayalleri var; zenginlik, popstar kadar ünlü olmak ve en önemlisi çok yakışıklı bir prens! Ama karşısına bir türlü aradığı gibi biri çıkmıyor. Çıktığında ise problemiyle beraber geliyor. İşte bu kitapta PuCCa’nın yeni maceralarına tanık oluyoruz. Kitap, sevgili problemlerinden zayıflama çabalarına kadar birçok konuyla dalga geçerek eğlendiriyor. Tatilde severek okudum.”

“Integration geht um die Welt”

Martin Neumeyer, MdL- Integrationsbeauftragter der bayerischen Staatsregierung, veröffentlichte Bayerns erste Integrationsmarke. Diese wurde an den Polizeipräsidenten Münchens, Herrn Andrä, übergeben. Durch diese Sonderbriefmarke wird die Vielfalt Bayerns gewürdigt und ruft mit seiner Aufschrift “Wir sind alle Bayern- Teilhabe in Bayern” zu einem guten Miteinander auf. Aufgrund dieser Briefmarke soll der Gedanke um die Welt gehen, dass Bayern ein vielfältiges und weltoffenes Land ist. Die Sonderbriefmarke hat eine Auflage von 1000 Stück. “Jeder von uns kann zum Aufbau eines Wir-Gefühls beitragen”, so Neumeyer. Des Weiteren fügte er hinzu, dass Deutschland eine echte Anerkennungs- und Willkommenskultur braucht, damit sich Zuwanderer zu Hause fühlen können. Ferner sprach Neumeyer an, dass Beschäftigte mit Migrationshintergrund wichtige Brückenbauer zwischen Bürger und Verwaltung sein können. Der Bayerische Integrationsrat leitete Empfehlungen an die Bayerische Staatsregierung weiter, wie sich eine Willkommenskultur in Bayern verbessern lässt und was noch dazu beigetragen werden kann. Die Sonderbriefmarke ist in der Geschäftsstelle erhältlich.

Knobloch erhält Bayerischen Staatspreis

Kultusminister Dr. Ludwig Spaenle zeichnete in München Dr. h. c. Charlotte Knobloch für ihre Verdienste in der Erinnerungs- und Zukunftsarbeit mit dem Bayerischen Staatspreis für Unterricht und Kultus aus. Minister Spaenle betonte bei der Veranstaltung: “Charlotte Knobloch setzt sich bereits seit Jahrzehnten in zahlreichen nationalen und internationalen Gremien für die Aussöhnung von Juden und Nicht-Juden ein. Sie ist dabei eine authentische Lehrerin für die jungen Menschen in unserem Land. Ihre Rolle als Repräsentantin und Botschafterin des Judentums in Deutschland ist einzigartig.”

Charlotte Knobloch ist Zeitzeugin des Holocaust und seit 1985 Präsidentin der Israelitischen Kultusgemeinde München und Oberbayern. Von 2006 bis 2010 war sie Präsidentin des Zentralrats der Juden in Deutschland.

Charlotte Knobloch erhält den Bayerischen Staatspreis für Unterricht und Kultus dafür, dass sie seit Jahrzehnten ihre Erfahrungen und ihre Überzeugungen den jungen Menschen glaubhaft vermittelt.

20 Soru: Ceyhun Gülselam

1987 Münih doğumlu. 2011 yılından bu yana Galatasaray forması giyen futbolcu, geçtiğimiz yıl yarım sezonluğuna Kayserispor`a kiralandı. Gençliğinde sırasıyla Gartenstadt Trudering, FC Bayern Münih ve Unterhaching`de oynamıştır. 2008 yılında Türk Milli Takım kadrosuna alınan Gülselam, 2008-2011 yılları arasında Trabzonspor’da da forma giydi.

En sevdiğiniz kelime nedir?
Şükretmek.

Sizi ne heyecanlandırır?
Final maçları.

Şimdiki işinizi yapmasaydınız mesleğiniz ne olurdu?
Erken yaşlardan beri futbol oynadığım için başka birşey düşünemiyorum.

En belirgin karakter özelliğiniz nedir?
Doğru ve dürüst olmak.

Şu anki ruh haliniz nasıl?
Çok iyi.

Mutluluk rüyanız nedir?
Sevdiğim kişiyle evli, kucağımda çocuğum ve sevdiklerimle hep beraber olmak.

Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz?
Hayatımdan memnunum.

En sevdiğiniz ses nedir?
Anne baba ve diğer sevdiklerimin sesleri.

Kendiniz olmasaydınız kim olurdunuz?
Ceyhun Gülselam olmak isterdim.

Hayatınızın mottosu nedir?
Özgürce yaşamak.

Nerede yaşamak isterdiniz?
Zaten yaşadığım yerlerde: İstanbul ve Münih.

En önemli kusurunuz nedir?
Çok çabuk sinirlenmek ve zor affetmek.

En sevdiğiniz yazar kim?
El James

Arkadaşlarınızda olmasını istediğiniz en önemli özellik nedir?
Dürüst olmaları.

En sevdiğiniz film kahramanı hangisidir?
Batman.

En büyük korkunuz nedir?
Kötü hastalıklar.

Tarihte en sevmediğiniz karakter kimdir?
Adolf Hitler.

En büyük lüksünüz nedir?
Değişik ülkeleri gezmek.

Öldüğünüzde Tanrının size kapıda ne söylemesini isterdiniz?
(…)

“Yapmadan ölmek istemem” dediğiniz şey nedir?
Baba olup çocuğumun mürüvvetini görmek.