Almanya’nın Nürnberg kentinde hizmet veren ATILIM adlı Export –İmport mağazasının
sahibi Aydın Yüksel, Nord Klinikum’a koronavirüsten korunmak için bin adet ağız
maskesi bağışladı.
Aydın Yüksel tarafından bağışlanan 1000 adet Türk malı ağız maskesi jestini takdirle karşılayan kentin en eski hastanesi olan Nord Klinikum yetkilileri, bir plaketle teşekür ederek, “Güncel durumda çok işimize yaracak.” dediler.
Kente borcumuz var
Yasaklara uyarak kapatılan ATILIM mağazasının sahibi Aydın Yüksel, yanında
16 kişiyi çalıştırıyor. ‘Nürnberg’e bir borcumuz vardı’ diyen Yüksel, konuyla
ilgili şöyle konuştu:
“Hastanenin maskeye ihtiyacı olduğunu duyduk, elimizdeki 1000 adet Türk
Malı maskeyi bağışladık. Bu kadar övgü alacağını tahmin etmiyorduk. Keşke daha
fazlasını yapabilseydik. İnsanlık çok badireler atlattı. Bilim bunun da bir
çaresini bulacaktır. Savaşlara harcanan paralar, insanlık ve doğaya harcansın. Bu
salgın er ya da geç bitecek. O zaman aramıza mesafe koymak yerine tüm insanlar
daha fazla kucaklaşıp sarılacağız.”
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), koronavirüs nedeniyle evlerinde vakit geçiren vatandaşlar için dijital konserler düzenliyor. “Dünyadaki Türkler Evinizde” mottosuyla bu akşam Türkiye saati ile 18:00’da Lübnanlı Piyanist Maan Hamadeh YTB’nin YouTube hesabı üzerinden vatandaşlarla buluşarak piyano resitali sunacak.
Dijital konserler etkinliği 17 Mart’ta Almanya’daki genç yeteneklerden Mozart ödüllü Ali İnsan’la başlamıştı. 19 Mart’ta dünyaca ünlü şarkıcı, piyanist, aranjör ve söz yazarı Karsu Hollanda’dan katıldı. Ardından ise dünyada ve Türkiye’de ‘Dombra’ müziğiyle ünlenen Arslanbek Sultanbekov beğeniyle dinlenen eserlerini geleneksel müzik aleti dombra ile seslendirdi. Dünyaca ünlü ilk Türk kadın neyzen Burcu Karadağ ve O Ses Türkiye Yarışmacısı Melisa Yıldırım da moral etkinliğine katılan sanatçılar arasında yer aldı.
Sosyal sorumluluk kapsamında düzenlenen projede sevilen şarkıları
seslendiren sanatçılar tamamen gönüllü olarak yer alıyor. Başta Avrupa
olmak üzere dünya genelinde hızla yayılan koronavirüs le mücadele eden
vatandaşlara moral niteliği taşıyan dijital konserler, YTB tarafından
düzenlenmeye devam edecek. Konserler YTB’nin Youtube kanalı üzerinden canlı
yayınlanacak: https://youtube.com/yurtdisiturkler
Çok sıkıntılı, çok zor, her bireyin sorumluluk almak zorunda olduğu bir dönemden geçiyoruz. Her zamankinden çok daha fazla sağduyulu olmanın gerektiği bir dönemden…
Ve insanlık için, sağlığımız için, başkalarının sağlığı için yapabileceğimiz en büyük iyilik bu süreçte (normal şartlarda kulağa komik gelir) evde kalmak. Evet sıkıcı bir dönem. Ama bu krizi fırsata çevirebiliriz diye düşünüyorum. Bir çoğumuz için evimizde kalıp film izlemek, kitap okumak, yoga yapmak, sakin kafayla müzik dinlemek, enstrüman çalmak gibi faaliyetler büyük lüks değil mi? Pek fazla fırsat bulamadığımız bu lüksü bu günlerde mecburen yaşayacak olmamız bizim için oluşan trajikomik bir hediye.
Elimden geldiğince sizlere değerli bulduğum kitaplardan birkaçı hakkında beğeneceğinizi ümit ederek kısa tanıtımlar yapmak istiyorum. “En eski kitaplar bile onları okumamış kişiler için yenidir” sözünden yola çıkarak seçtiğim, hepsi birbirinden değerli, kimisi filme uyarlanmış bu kitapları belki bir çoğunuz okudunuz. Belki fırsat bulamadınız. Belki hiç merak etmediniz. Belki de bu anı beklediniz, ki ben böyle düşünmek istiyorum ve keyifle okumanızı diliyorum.
ÖLÜ OZANLAR DERNEĞİ –Nancy H. Kleinbaum İlk kitabımız Ölü Ozanlar Derneği. Çok büyük bir keyifle okuduğum, 1989 yılında beyaz perdeye de aktarılan bu muhteşem kitap 1988 yılında Nancy Kleinbaum tarafından yazıldı. Issız bir tepeye kurulmuş yatılı bir okulun, korkak, çekingen, özgüvensiz öğrencilerinin kendi dünyasında samimi arkadaşlıkları ve dostlukları… Sıcacık bir hikaye Ölü Ozanlar Derneği. Her zaman özgür düşünen ve bu düşüncesini çevresindekilere de yaymak isteyen bir kahraman düşünün. Öğrencilerine, okulun kurallarıyla değil, kendi kurallarıyla ve bunu sıra dışı bir şekilde anlatmış, onlara özgüveni aşılamış ve bunun karşılığını da beklediği gibi almış iyi kalpli bir öğretmen Bay Keith. Her çağda, her okulda, hatta en yakınımızda böyle insanlar her zaman olmalı..
BİN MUHTEŞEM GÜNEŞ –Khaled Hoseini Çok kitap okuyan kişinin çok arkadaşı olur diye düşünüyorum. Her kitabın kahramanından öğrenebileceğimiz bir şey muhakkak vardır. Okuduğumuz her kitap hayatınıza muhakkak farklı bir değer katar… Yine okumaktan büyük keyif aldığım, zaman zaman üzüldüğüm bazen hüzünlendiğim ama çoğu zaman içinde bulunduğum yaşam şartlarına bin şükür ettiğim bir kitap Bin Muhteşem Güneş. Aynı zamanda bir doktor olan ve güçlü bir yazma yeteneğine sahip Khaled Hosseini kaleme almış bu romanı. Kesinlikle okumaya değer ilk romanı Uçurtma Avcısı’ndan sonra yayınlanmış ikinci kitabı. Okuduktan sonra sarsılmamak mümkün değil. Okumaya başladığınız andan itibaren kendinizi Afganistan topraklarında hissedebilirsiniz. Ve maalesef anlattıkları hayal ürünü değil. Gerçeğin en çıplak hali. İki kadının kesişen yaşamları ve dostlukları üzerinden anlatılan hikayesiyle, çocuğu olmayan, çocukluk aşklarını dipsiz kuyulara gömmüş, büyüyene kadar babasına aşık, evlendikten sonra kocasından zulüm gören Afgan kadınlarının yaşadığı sıkıntılara birebir şahit oluyorsunuz adeta…
ÇÖL ÇİÇEĞİ –Waris Dirie Sıradaki kahramanım yine bir kadın. Ve yine gerçek bir yaşam öyküsü… Acının dili, rengi olmaz derler. Waris Dirie de Somali’de yaşam mücadelesi veren kadınlardan bir tanesi. Daha doğrusu mücadele etmesin diye susturulmaya çalışılan, ezilmeye mahkum kadınlardan birtanesi olabilirdi. Olmadı… Tuhaf geleneklere sahip Afrika kadınlarının, bilinen en eski geleneklerinden olan kız çocuklarının sünnet edilmesi vahşetinden kurtulamadı Warris. Kan kaybından ölmek üzereyken doktorun sözü kazındı beynine “Senden alınan şeyi sana veremem.” Çocuk yaşta evden kaçmayı denedi ve başardı. Neyi mi? Hayatını daha yaşanılabilir kılmayı. Saygın bir model olmayı. Hakettiği gibi insanca yaşamayı. Kendi mücadelesiyle… Kesinlikle okunmaya değer bir roman…
HUZURSUZLUK –Zülfü Livaneli Aynı acıları yaşamamış olmama rağmen neden sürekli zulüm görmüş kadınların hikayelerini ilgiyle okuyorum bilmiyorum. Hiç görmediğim halde acılarını içimde bir yerlerde hissedebiliyorum. Dünya üzerinde kadına şiddetin en çok yaşandığı coğrafya sanırım Ortadoğu. “Merhamet zulmün merhemi olamaz!” Okurken, suçlu olmasanız da huzursuz olmanızı sağlayacak türden bir roman Huzursuzluk. Çok severek takip ettiğim değerli yazar Zülfü Livaneli’nin kaleminden. Çok uzak değil IŞİD zulmünün yaşandığı dönemi vurguluyor. Ki Mardin ve çevresinde hala zulüm gören kadınlarımız mevcut. Bu kez Mardinli Hüseyin ile IŞİD zulmünü fazlasıyla yaşamış Ezidi kızı Meleknaz’ın hikayesiyle karşımızda sevgili Zülfü Livaneli. Sevdanın ve acının iç içe geçtiği bir Ortadoğu gerçeğini bir kez daha kaleme almış… “Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz… Ortadoğu’nun âdeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.”
1933 BERBAT BİR YILDI –John Fante Hadi biraz çıkalım bu buhrandan. Başka bir buhran var sırada çünkü. Büyük Buhran. Diğer bir adıyla Kara Perşembe. 1929 yılında başlayan ve 1930’lu yıllar boyunca devam eden ekonomik buhran döneminde yazılmış, o dönemi aslında çok güzel özetleyen, kısa ama bir solukta okuyabileceğiniz bir roman. 1933 Berbat Bir Yıldı. Bir kafenin kitaplığından alıp zaman doldurmak için okumaya başladığım kitabı bırakamadım elimden. Kısa ve akıcı bu romanı okumaya başlayınca tek merak ettiğim yazarı oldu. Daha bu kitabı bitirmeden heyecanla diğer kitaplarını merak ettim. Şimdi sanırım 7 tane kitabı var bende. Çok akıcı bir dili var. Sıkılmadan keyifle okuyacağınızı düşündüğüm bir yazar John Fante. Kendine has üslubu sevdiriyor öyküyü. Öyle ki usta yazarlarımızdan Charles Bukovski’nin bile beğenisini kazanmış bir isim. Umarım seversiniz. Babası aylardır işsiz ünlü bir taş ustası. Kitabın kahramanı ise henüz 17 yaşında. Bir kolu sakat iyi bir beyzbol oyuncusunun leş gibi bir hayattan kurtulma çabaları takdire şayan. Daha güzel bir yaşam kurma hayali uğruna verdiği mücadelesini okuyacaksınız bu kitapta. Bazen üzüleceksiniz bazen kahkahalara boğulacaksınız… “Yüce tanrım bana yardım et! Ve açtım adımlarımı, düşüncelerim de peşimden geliyorlardı, koşmaya başladım, donmuş ayaklarım fareler gibi ciyaklıyorlardı; koşmanın da yararı olmadı, düşünceler bırakmıyordu peşimi. Ama koşarken Kol, o canım sol Kol duruma hakim oldu ve bana usulca seslendi; sakin ol evlat, yalnızlık bu, bir başınasın bu dünyada; ne baban, ne annen, ne inancın yardım edebilir sana; kimse kimseye yardım edemez, sadece sen yardım edebilirsin kendine, ben de bu yüzden buradayım, çünkü biz birbirimizden ayrılamayız, birlikte her şeyin üstesinden geliriz.”
İRADE TERBİYESİ –Jules Payot Siz de eğitim dünyasında çok büyük eksikliklerin olduğunu düşünüyor musunuz? Öğrencilerimizi emanet ettiğimiz eğitmenler ne kadar donanımlı sizce? Sosyal ya da psikolojik her anlamda… Dünün çocuklarıydı onlar.. Yarının eğitimcileri, meslek sahibi, ayaklarının üstünde sapasağlam durabilen, özgüveni tam, karakter sahibi çocuklar yetiştirmek sizin çabanızla olacak… Bunun için sağlam kaynaklar, iyi eğitim almış, karakter sahibi insanlar bulmak lazım değil mi? Tesadüfen elime geçen, yaklaşık 100 yıl önce pedagog Jules Payot tarafından yazılmış, bence ilkokul çağından itibaren çocuklara işlenmesi, okutulması gereken bir kitaptan çok kısa bahsedeceğim şimdi. İrade Terbiyesi. Aynı zamanda kişisel gelişim sevenler için de müthiş bir eser. Tembellik, isteksizlik, üşengeçlik, düzensiz plansız çalışma gibi huylardan kurtulmak isteyenlerin başucu kitabı olabilir… Ebeveynler! Bu kitaba bir göz atın derim.
Ne okursanız okuyun, size keyif verecek, sizi mutlu edecek, size bir şeyler
katabilecek, içinde bulunduğumuz bu karmaşık dünyadan bir süreliğine de olsa
uzaklaştırabilecek bir başucu kitabınız muhakkak olsun.
Koronavirüs salgını nedeniyle Almanya hükümeti kirasını ödeyemeyen kiracıları koruyan bir yasa paketi hazırladı. Buna göre 1 Nisan ile 30 Eylül tarihleri arasında kirasını ödeyemeyen kiracıya, ev sahibi çıkış veremeyecek.
Münihli Avukat D. Uğur Kör, bu yasa paketini açıklayan ve böyle bir durumda doğru davranış şeklinin ne olacağını anlatan bir yazı yayınladı. Ödenmeyen kiraların affa uğramadığını ve en geç bir yıl sonra ödenmesi gerektiğini de belirten Avukat Kör’ün yazısı şöyle:
Corona salgını sebebiyle, ev ya da dükkan kira ödemelerini yerine getiremeyenlerin dikkatine:
01.04. – 30.06.2020 tarihleri arasında, Corona salgını sebebiyle maddi sorun yaşayan kiracıların, ev sahiplerine yazılı bir başvuruda bulunup kira ödeneğinin ertelenmesini ya da indirim uygulanmasını talep etmeleri tavsiye edilir.
Ev sahibi yine de kira ödeneğini eksiksiz ve vaktinde talep etmekte ısrar ediyorsa, ve Corona salgınından dolayı maddi sorun çeken kiracı bu ödemeleri yerine getiremezse, hükümetin yasa tasarısına göre kiracı süresiz çıkış ya da kontrat feshi riskini taşımayacaktır.
Corona salgınından dolayı maddi sorunlar yaşadığını ispat edebilen kiracılara, Nisan ila Haziran 2020 arasında biriken kira borçlarını en geç bir sene içerisinde ödeme imkânı sunularak, ev sahibinin yaptırım gücü kısıtlanacaktır.
Ödenmeyen kiralardan dolayı 08.03.2020 tarihinden evvel imzalanan konut kredisi ödeneklerinde zorlanan ev sahipleri ise, aynı yasa paketine dayalı bankasına karşı aidatların/taksitlerin dondurulmasına yönelik hak iddia edebilir. Bu durumda Nisan ila Haziran 2020 kredi aidatları/taksitleri ileriki bir tarihe ertelenmiş olacaktır.
Federal Hükümet, bu süreyi kanun hükmünde kararname ile 30 Eylül 2020ye kadar uzatma yetkisine sahip olacak.
Her iki başlıkta en önemli nokta ise, ne kira ödenekleri, ne de kredi ödenekleri iptal edilmiyor. Yasal mesuliyet olarak herkes kendi ödeme sorumluluklarını yerine getirmekle hükümlü. Corona salgınından dolayı maddi sorun yaşadığını iddia ve ispat edebilenler ise, yasa tarafından koruma altına alınıp, ödemede kolaylıklar ya da ertelemeler sağlanmaktadır.
Ödenmeyen kiralar affa uğramıyor, en geç bir sene sonra ev sahibine ödenmek zorundadır. Ev sahibi sadece bu süre içerisinde çıkış veremiyor, ve kiracının bir yıl içerisinde borcunu ödemesini beklemekle hükümlü olacak.
www.nCOV2019.live Bu internet sitesi koronavirüs ile ilgili dünya genelinde sayılara ulaşmak için son haftaların en sık tıklananlarından. Oldukça anlaşılır ve güncel olması bir yana, diğer sayfalara kıyasla sadece ölenlerin değil iyileşenlerin de sayılarını gösteriyor. Özellikle bu bilgi çoğu insanın kaygı dolu geçirdiği şu günlerde önemli ve her yerde bulunmuyor.
Sayfayı tüm diğer sayfalardan ayıran en dikkat çekici özelliği ise 17 yaşındaki bir öğrenci tarafından tamamen ‘ev yapımı’ bir sayfa olması. Avi Schiffmann, 7 yaşından bu yana programlamayla ilgilenen bir genç. Programlamayla ilgili birçok şeyi Youtube videolarından öğrenmiş. Bu detayları Sueddeutsche Zeitung ve The NewYorker gibi birçok gazete ve dergide yayınlanan söyleşilerinden biliyoruz.
www.ncov2019.live sayfasından bugünün sayıları
Seattle kentinde ailesiyle birlikte yaşayan Avi Schiffmann, sayfayı
Çin’de koronavirüs vaka sayılarının hızla arttığı aralık ayında hazırlamaya
başlamış. Sayfadaki sayılar Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Hastalık Kontrol ve
Önleme Merkezi (C.D.C) veya Güney Kore haber ajansı Yonhap gibi güvenilir sayfalardan
otomatik alınarak güncelleniyor.
‘Sayfayı hazırlarken bu boyuta ulaşacağını hiç düşünmediğini’ söyleyen genç öğrencinin hazırladığı sayfa açıldığı günden bu yana 100 milyon tık sayısını çoktan aşmış. Bu tık sayısıyla reklam geliri de elde edebilecekken Schiffmann, sayfanın sağ üst köşesine sadece bir ‘kahve ısmarla’ butonu eklemiş.
Avi Schiffmann, aralık ayında sayfayı hazırlarken bu kadar büyüyeceğini tahmin etmediğini söylese de, daha birkaç hafta önce bu konudaki cümleleriyle konuyu pek de ciddiye almadığını gösteren ABD Başkanı Donald Trump’tan daha öngörülü olduğu kesin. Zaten amacının da ‘dünyayı değiştirmek’ olduğunu söylüyor.
Münih’te an itibari ile ( 23.03.20 saat 13.30) 274 yeni koronavirüs vakası bildirildi. Böylelikle toplam 1.316’ya yükselen koronavirüs vakası arasında hafta sonu Klinikum Großhadern’de hayatını kaybeden bir kişi de bulunuyor.
Dün ve bugün kaydedilen test sonuçlarıyla birlikte Münih’te 1.316
koronavirüs vaka sayısı bulunuyor. Bu sayı geçtiğimiz pazartesi (16.03.20) toplam
260 idi.
Toplam Münih sayılarının arasında şimdiye kadar iyileştiği kaydedilen 2
kişinin yanında geçtiğimiz hafta sonu hayatını kaybeden bir kişi de dahil. Klinikum
Großhadern’de koronavirüsten hayatını kaybeden 56 yaşındaki kişinin ön
hastalıklarının da olduğu bildirildi.
Koronavirüs ile ilgili sorularınız için Münih kentinin koronavisüs hattı
şöyle: 089 23 44740
Die Bundesregierung und die Regierungschefs der Bundesländer haben am 16. März 2020 folgende Leitlinien zum einheitlichen Vorgehen zur weiteren Beschränkung von sozialen Kontakten im öffentlichen Bereich angesichts der Corona-Epidemie in Deutschland vereinbart:
I. Ausdrücklich NICHT geschlossen wird der Einzelhandel für Lebensmittel,
Wochenmärkte, Abhol- und Lieferdienste, Getränkemärkte, Apotheken,
Sanitätshäuser, Drogerien, Tankstellen, Banken und Sparkassen, Poststellen,
Frisöre, Reinigungen, Waschsalons, der Zeitungsverkauf, Bau-, Gartenbau- und
Tierbedarfsmärkte und der Großhandel. Vielmehr sollten für diese Bereiche die
Sonntagsverkaufsverbote bis auf weiteres grundsätzlich ausgesetzt werden. Eine
Öffnung dieser genannten Einrichtungen erfolgt unter Auflagen zur Hygiene, zur
Steuerung des Zutritts und zur Vermeidung von Warteschlangen. Dienstleister und
Handwerker können ihrer Tätigkeit weiterhin nachgehen. Alle Einrichtungen des
Gesundheitswesen bleiben unter Beachtung der gestiegenen hygienischen
Anforderungen geöffnet.
II. Für den Publikumsverkehr zu schließen sind
– Bars, Clubs, Diskotheken, Kneipen und ähnliche Einrichtungen
– Theater, Opern, Konzerthäuser, Museen und ähnliche Einrichtungen
– Messen, Ausstellungen, Kinos, Freizeit- und Tierparks und Anbieter von
Freizeitaktivitäten (drinnen und draußen), Spezialmärkte, Spielhallen,
Spielbanken, Wettannahmestellen und ähnliche Einrichtungen
– Prostitutionsstätten, Bordelle und ähnliche Einrichtungen
– der Sportbetrieb auf und in allen öffentlichen und privaten
Sportanlagen, Schwimm- und Spaßbädern, Fitnessstudios und ähnliche
Einrichtungen
– alle weiteren, nicht an anderer Stelle dieses Papiers genannten
Verkaufsstellen des Einzelhandels, insbesondere Outlet-Center
– Spielplätze.
III. Zu verbieten sind
– Zusammenkünfte in Vereinen und sonstigen Sport- und Freizeiteinrichtungen
sowie die Wahrnehmung von Angeboten in Volkshochschulen, Musikschulen und
sonstigen öffentlichen und privaten Bildungseinrichtungen im außerschulischen
Bereich sowie Reisebusreisen
– Zusammenkünfte in Kirchen, Moscheen, Synagogen und die Zusammenkünfte
anderer Glaubensgemeinschaften.
IV. Zu erlassen sind
– Besuchsregelungen für Krankenhäuser, Vorsorge- und
Rehabilitationseinrichtungen, Pflegeheime und besondere Wohnformen im Sinne des
SGB IX sowie ähnliche Einrichtungen, um den Besuch zu beschränken (zB Besuch
einmal am Tag, für eine Stunde, allerdings nicht von Kinder unter 16 Jahren,
nicht von Besuchern mit Atemwegsinfektionen, etc.)
– in den vorgenannten Einrichtungen sowie in Universitäten, Schulen und
Kindergärten, soweit deren Betrieb nicht gänzlich eingestellt wird, ein
generelles Betretungsverbot für Personen, die sich in den letzten 14 Tagen in
Risikogebieten im Ausland oder besonders betroffenen Regionen im Inland nach
RKI-Klassifizierung aufgehalten haben
– Auflagen für Mensen, Restaurants, Speisegaststätten und Hotels, das
Risiko einer Verbreitung des Corona-Virus zu minimieren, etwa durch
Abstandsregelung für die Tische, Reglementierung der Besucherzahl,
Hygienemaßnahmen und –hinweise
– Regelungen, dass Übernachtungsangebote im Inland nur zu notwendigen und
ausdrücklich nicht zu touristischen Zwecken genutzt werden können,
– Regelungen, dass Restaurants und Speisegaststätten generell frühestens
ab 6 Uhr zu öffnen und spätestens ab 18 Uhr zu schließen sind.
Bei medizinischer Versorgung und Beratung unterstützen – Sibler: „zusammenhalten und anpacken, wo es nötig ist“
Bayerns Wissenschaftsminister Bernd Sibler ruft gemeinsam mit den Ärztlichen Direktoren der sechs bayerischen Universitätskliniken in Augsburg, Erlangen, München (LMU und TUM), Regensburg und Würzburg Medizinstudentinnen und -studenten in Bayern auf, sich für einen freiwilligen Einsatz zur Bewältigung der Corona-Pandemie zur Verfügung zu stellen. „In einer humanen und demokratischen Gesellschaft gilt es, zusammenzuhalten. Gerade im medizinischen Bereich werden wir in den kommenden Wochen jede Unterstützung brauchen können, um unsere Bevölkerung zu beraten und zu schützen sowie bereits infizierte Erkrankte bestmöglich zu versorgen. Daher bitte ich unsere Studentinnen und Studenten der medizinischen Fächer, dort anzupacken, wo es nötig ist.“ Angehende Ärztinnen und Ärzte können zum Beispiel bei der Versorgung der Patientinnen und Patienten in allen Krankenhäusern unterstützen oder bei der Beratung der Bevölkerung u.a. über Telefonhotlines mitarbeiten. Wer Interesse hat, kann sich an die entsprechenden Einrichtungen wenden. Bereits vorab dankte Wissenschaftsminister Bernd Sibler allen, die sich bislang zur Verfügung gestellt haben oder es noch tun werden. „Wir stehen vor einer großen Herausforderung für unsere gesamte Gesellschaft. Wir tun alles dafür, die Verbreitung des Virus in der Bevölkerung zu verlangsamen und das Gesundheitssystem funktionsfähig zu halten. Unsere Universitätskliniken sind auf einen weiteren Anstieg der Infektionszahlen vorbereitet.“
Bavyera Başbakanı Markus Söder, bu sabah yaptığı basın toplantısında Bavyera’da an itibarı ile afet durumu ilan edildiğini açıkladı.
Koronavirüsun Bavyera’da daha fazla yayılmasını engellemek için hükümet yeni uygulama kararları aldı. Bu sabah yapılan basın toplantısına Bavyera İçişleri Bakanı Joachim Herrmann, Bavyera Ekonomi Bakanı Hubert Aiwanger ve Sağlık Bakanı Melanie Huml ile birlikte katılan Başbakan Söder, afet durumunu “Durum çok ciddi ve giderek kötüleşiyor.” söyleriyle ilan ederken şimdilik sokağa çıkma yasağının öngörülmediğini belirtti.
Afet durumuyla ilgili “Avusturya ve İtalya’ya sınır olmamız nedeniyle vaka sayısı hızla artıyor. Bu hastalığı birçok kişi hafif belirtilerle atlatacak olabilir. Ama bu kişiler virüsü diğerlerine bulaştırmaya devam edecekler. Bu virüs nedeniyle insanlar ölecek, bunu tamamen engelleyemeyeceğiz. Bu nedenle bu konuyu hafife almamamız çok önemli. Özellikle ne aşı ne ilacın olduğu şu günlerde sadece yayılmasını azaltabiliriz.” dedi.
Geçtiğimiz Cuma günü okul ve kreşlerin bugünden itibaren
kapatılacağı duyurulmuştu. Bugün ilan edilen afet durumu ile birlikte yarından
itibaren bunlara ek olarak çocuk parkları, oyun salonları da dahil olmak üzere havuzlar,
sinemalar kulüpler, bar ve diskolar, spor ve tüm etkinlik salonları, dernek
lokalleri, hayvanat bahçeleri, müzik ve halk eğitim okulları da kapatılacak
yerler arasında.
Gastronomi alanında ise çarşamba gününden itibaren lokantalar vb. saat 6.00 ile 15.00 arası hizmet verebilecek. Restoranlarda bir buçuk metre mesafe şartı olacak. Lokalde aynı anda 30 kişiden fazla müşteri olamayacak. Onun dışında sadece drive in, to go veya evlere servis hizmeti verilebilecek.
Çarşamba gününden itibaren dükkanlar kapatılacak. Buna günlük ihtiyaçları karşılamak için süpermarketler, eczaneler, ‘drogeriemarkt’lar gibi günlük ihtiyaçların karşılanabileceği dükkanlar dahil değil. Süpermarketlerde yığılmayı önlemek için yeni uzatılmış açılış saatleri geçerli. Pazar günleri saat 12.00 ile 18.00 arası da açık olabilecek süpermarketler hafta içi saat 22.00’a kadar açık kalabilecek.
Başbakan toplantıda ayrıca “Kimseyi yalnız bırakmayacağız.” sözleriyle tüm bu önlemler ve ekonomiyi rahatlatmak için 10 milyar Euroluk bir ek fon oluşturulduğunu da açıkladı.
Soldan sağa: Bavyera Ekonomi Bakanı Hubert Aiwanger, Bavyera Başbakanı Markus Söder, Bavyera Sağlık Bakanı Melanie Huml ve Bavyera İçişleri Bakanı Joachim Herrman