Pazar, Mart 8, 2026
Startseite Blog Sayfa 81

#FreeDeniz

Die Welt Türkiye temsilcisi Deniz Yücel, Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın sızdırılan mailleriyle ilgili yaptığı haber nedeniyle ifade vermek için gittiği İstanbul’da gözaltına alınmıştı. Yücel, `Örgüt propaganası yapmak’ ve `halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlamasıyla 27 Şubat’ta tutuklandı.

Asrın davasında sona yaklaşıldı

Almanya’da son zamanların en büyük davası olarak görülen sekizi Türk 10 kişinin öldürülmesinden sorumlu Neonazi terör örgütü NSU davasının bu yıl sonuna kadar bitmesi bekleniyor.

Almanya’nın Münih kentindeki Bavyera Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde yaklaşık dört yıldır devam eden NSU davasında delillerin toplanması nihayet sonra erdi.
Sekizi Türk 10 kişinin öldürülmesinden sorumlu davanın baş zanlısı Beate Zschaepe hakkında hazırlanan bilirkişi raporu da mahkemeye sunuldu. Raporu hazırlayan psikoloji uzmanı Profesör Henning Sass, Zschaepe’nin cezai ehliyetinin bulunduğu ve suç işlemeye eğilimli olduğu yönünde görüş belirtti. Bu duruma göre mahkeme heyeti, şayet baş zanlı Beate Zschaepe’nin şimdiye kadar mahkemede kendisinin NSU’nun eylemlerinden sorumlu olmadığı şeklindeki ifadelerini inandırıcı bulmaz ve deliller ışığında suçlu olduğuna hükmederse hapis cezasını çektikten sonra dış dünya için tehlikeli olabileceği zannıyla süresiz olarak kliniğe kapatılacak.

Neler olmuştu?
Nürnbergli çiçekci Enver Şimşek’in 2000 yılında işyerinde öldürülmesiyle başlayan cinayet serisi, Kassel’de internet dükkanı işleten Halit Yozgat’ın 2006 yılında aynı silahla öldürülmesiyle son bulmuştu. 2000 yılından 2006 yılına kadar aynı silahla sekizi Türk, biri Yunanistan vatandaşı olmak üzere dokuz kişi esrarengiz bir şekilde cinayetlere kurban gitmişti. Olayı araştıran güvenlik güçleri ise failleri ısrarlı bir şekilde kurban yakınları arasında aramaya çaba harcamış, olayların çok sayıda şüphe olmasına rağmen, aşırı sağcıların işi olabileceği şeklindeki uyarılara duyarsız kalmıştı.

2011 yılının Kasım ayına gelindiğinde ise Eisenach kentindeki bir banka soygunu sonucunda meydana gelen gelişmeler, cinayetlerin aşırı ırkçı bir grup tarafından işlendiğini ortaya çıkarmıştı.
Banka soygunu sonrasında emniyet güçleri tarafından kıstırılan Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt isimli şahıslar, gizlendikleri karavanda intihar etmişlerdi.
Bu gelişmeden sonra olaylar bir çorap söküğü gibi aydınlanmaya başlamış, yapılan araştırmalarda cinayetlerde kullanılan Ceska marka silah, söz konusu katillerin hücre evi olarak kullandıkları Zwickau kentindeki bir apartman dairesinde ortaya çıkmıştı. Hücre evi, banka soygunun olduğu aynı gün Münih’te baş zanlı olarak yargılanan Mundlos ve Böhnhardt’ın partneri ve dava arkadaşları Beate Zshaepe tarafından izleri yok etme amacıyla kundaklanmıştı.

Mahkeme süreci
Ortadan kaybolan Zschaepe fazla kaçamayacağı-nı anlayınca, bazı adreslere kurucusu oldukları NSU örgütünün propagandasını içeren CD’leri gönderdikten sonra teslim oldu. Bu gelişmeden sonra Andre Eminger, Holger Gerlach, Carsten Schulze ve Ralf Wohlleben isimli şahıslar, söz konusu cinayet şebekesine yardım ve yataklık yaptıkları gerekçesiyle yakalanarak tutuklandı.
İki yıllık bir savcılık soruşturmasından sonra hayatta kalan failler için Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde dava açıldı.
Federal savcılık tarafından hazırlanan iddianamede başta Beate Zschaepe olmak üzere adı geçen beş ayrı sanık hakkında terör örgütüne üye almak, adam öldürmek, soygun ve silah bulundurmak suçlarından cezalandırılması istendi.
Münih’teki mahkeme davaya olan büyük ilgi nedeniyle en büyük duruşma salonunun yeniden düzenlenmesine karar verdi.
Ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarının yoğun talep göstermesiyle de sorunlu bir akreditasyon süreci yaşandı. İlk akreditasyon işlemlerinde Türk medyasına yer verilmediği görülünce konu anayasa mahkemesine kadar taşındı.
Yüksek mahkemenin itirazı sonucu akreditide işlemleri yeniden düzenlenerek Türk medyasından temsilcilerin davayı izlenmesine olanak sağlandı.
Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi‘ndeki dava, 6 Mayıs 2013 tarihinde Bavyera Ceza Senatosu‘ndan yargıç Manfred Götzl’in başkanlığında başladı.

Duruşmanın ilk gününde akredite olan yaklaşık 320 basın mensubu adliye binası önüne geldi. Kura yoluyla yer garantisi olan 50 gazeteci salona alınırken, diğer basın mensupları dışarıdan bilgi almaya çalıştı.
Savunma avukatı olarak 12 ve kurban yakını 80 müdahilin 53 kişilik avukat ekibi görev aldı.
İlerleyen duruşmalarda Federal savcılıktan Başsavcı Herbert Diemer, 500 sayfalık 280 bin belgeden oluşan iddianameyi okudu.
Geçen dört yıl zarfında bine yakın tanığın, görevli devlet memurlarının ve diğer ilgili şahısların ifadesine başvuruldu. Dava süresi boyunca özellikle kurban yakınları tarafından dile getirilen cinayetlerdeki devlet görevlilerin rolü ve sorumlulukları hakkındaki ithamlar ise hem iddia makamı hem de mahkeme heyeti tarafından dikkate alınmadı.
Cinayetlerdeki devlet sorumluların olası rolü ve ihmal şüpheleri ise mahkemeye paralel olarak federal ve eyalet düzeyinde kurulan araştırma komisyonlarında irdelendi.
Başta istihbarat birimleri olmak üzere cinayetleri önleme ve aydınlatmada kusuru görülen bazı görevliler istifa etmek zorunda kaldı. Ancak araştırma komisyonları tarafından neonaziler tarafından işlendiği ileri süren cinayetlerde herhangi bir devlet kurumunun veya görevlisinin bilfiil iştirakına dair herhangi bir bulguya rastlanmadığı şeklinde açıklamalarda bulunuldu.
Tüm şahitlerin dinlenip sona erdiği davada şimdi mahkeme heyeti karar verme sürecine girmiş bulunuyor. Diğer taraftan savaş sonrası Almanya’sının en pahalı hukuk maratonu olmaya aday davanın bu yılın sonuna doğru karara bağlanması bekleniyor.
Yüzlerce görevlinin çalıştığı davanın her bir duruşma gününün 150 Bin Euro’ya mal olduğu belirtiliyor.

Alimercimek_web
NSU davasını başlangıcından günümüze takip eden deneyimli gazeteci, gelişmeleri dergimize değerlendirdi

‘Deniz’i görmek istiyoruz’

Münih Kammerspiele Tiyatrosu’nda, Deniz Yücel’in tutukluluğunun 99. gününde ‘Wir wollen das Meer sehen / Deniz’i görmek istiyoruz’ adıyla düzenlenen dayanışma etkinliği büyük ilgi gördü.

Etkinliğin açılış konuşmasını, aynı zamanda etkinliğin organizatörleri olan gazeteci Doris Akrap ve yazar İmran Ayata yaptı. ‘Amacımız Deniz’e yalnız olmadığını göstermek.’ diyen ikili, onun sadece mesleğini yaptığını ve yerinin cezaevi değil, dünyanın her yerinde tutuklu bulunan tüm diğer gazetecilerle birlikte araştırma sahası olduğunu ifade etti.

İki saat süren etkinlikte yazarlar, gazeteciler ve sanatçılardan oluşan bir grup sahnede onun yazılarını okudu. Sahneye ilk çıkan ünlü sunucu ve komedyen Jan Böhmermann oldu. Böhmermann, Yücel’in cezaevinden 9. gününde yazdığı ve orayı detaylı anlatan mektubunu okudu. Yazının bir bölümünde takıldığı Tükçe kelimeyle ilgili gülerek, ‘Bu kadar sevimli insanlar ama böyle zor bir dil!’ yorumunu yaptı. Ara ara tekrar sahneye çıkıp okuma yapan Böhmermann’ın fazla yorumdan kaçınması, akıllara Cumhurbaşkanı Erdoğan konusunda okuduğu şiirle ilgili ‘hiciv-hakaret’ tartışmalarını getirdi. Ardından sahneye çıkan Zeit gazetesi muhabiri Özlem Topçu ise Yücel’in ‘Taksim ist überall / Her Yer Taksim’ kitabından ‘Neden İstanbul’dayım’ bölümünü okudu.

Deniz Yücel’in çoğunluğu esprili bir dille yazılan haberlerinden, denemelerinden, kitabından ve mektuplarından oluşan ve Alman olmak, Türk olmak, AfD, Sarrazin, futbol gibi konulara da değindiği yazılarından bir kısmının okunduğu etkinlikte, salondan yer yer kahkahalar yükseldi. Özellikle Viyanalı komedyen Can Gülcü’nün okuduğu ve Yücel’in 2010 Dünya Kupası’nda Alman Milli Takımı’nın Güney Afrika’ya karşı yenilgisinden sonra taz gazetesi için kaleme aldığı ‘Schaemt euch, ihr Gurken’ / Utanın hıyarlar!’ yazısında. Kız kardeşi İlkay Yücel’in, abisinin kitabı ‘Her Yer Taksim’den okuduğu Ali İsmail Korkmaz’ı anlattığı bölümde ise salon duygulu bir sessizliğe büründü.

Gösteride ayrıca mizah dergisi Titanic’in eski genel yayın yönetmeni Leo Fischer, oyuncu ve yazar Helene Hegemann, gazeteci Johanna Adorjan, Münihli organizatör Til Hoffmann ve Kammerspiele oyuncusu Anette Paulmann gibi isimler okuma yaptı. Gösterinin sonuna doğru tekrar sahneye çıkan Doris Akrap, Şansölye Angela Merkel’e yazdığı açık mektubu okudu. Merkel’den konuyla ilgili somut yaptırımlar talep edilen mektup, yoğun alkışla karşılandı.

Sahneye en son çıkan yine Böhmermann oldu. Böhmermann, çoğunluğu Almanlar’dan oluşan ve salonu neredeyse tamamen dolduran seyircilere, “Daha önceki gösteride kendimce bir sosyal deney yapmıştım ve çok eski bir Alman şarkısını salondakilerle birlikte söyledim. Yine söylemek istiyorum ama çekilen videoların internette yayılıp Deniz Yücel’i değil de, yine beni ön plana çıkarmasından çekiniyorum.” diyerek ışıkçıdan ‘ışıkları kapatmasını’ istedi. Zifiri karanlıkta Böhmermann izleyicilerle birlikte ‘Die Gedanken sind frei / Düşünceler Özgürdür’ şarkısını söyledi. Şarkının karanlıklar içinde söylenmesi duruma ayrı bir mana kattı.

DY_JanBoehmermann_0269 DY_CanGulcu_0268 DY_İlkayYucel_0267 DYtoplu_0284

Çatal Bıçak Kahve

“Yeni nesil mutfak organizasyonuyla tanışın.”

Yemek yapmanın, basit bir eylem olmaktan çıktığı günümüzde Aş, yemek ve yemeğe eşlik eden her şeyi sosyal yaşamın merkezine oturtuyor ve sizi bu merkezin çevresinde toplamak için konsept etkinlikler, festivaller, tadım faaliyetleri ve pop-up kurguları yaratarak misafirleri için yeni hikayeler yaratmayı amaçlıyor. Aş, bu hikayeleri tasarlarken mutfağında sadece şeflere değil, tasarımcılara, sanatçılara, kurumsal çalışanlara, müzisyenlere kısacası yemek yapmayı, yemeyi ve paylaşmayı seven herkese yer veriyor. Birçok farklı disiplinden profesyoneller ile birlikte kurgulanan etkinliklerde, Aş ekibi, tecrübe tasarım üzerine çalışarak, misafirlerinin keyifle anlatacakları hikayeler yaratmayı hedefler.

Çatal Bıçak Kahve nedir?
Çikolatalı bir keki banmaktan öteye gitmediğimiz, kruvasanla özdeşleştirdiğimiz, yemekle birlikte düşünmeye bile hayal gücümüzün zorlandığı kahve nasıl olur da bir biftek ya da tütsülenmiş istiridye, bol baharatlı bir sebze garnitürü, fırınlanmış rezene ve hatta poşe edilmiş yumurta üzerinde bir avokadoyla şaşırtıcı bir uyum yakalayabiliyor. Francois Benzi ve Heston Blumenthall’ın ilk deneylerinden bu yana çok yol kat edildi. Gıda kimyagerlerinin buna çok net bir cevabı var: Beraber iyi giden gıdalar ortak bir tat-aroma havuzuna sahiptir.

İşte bu noktada AŞ ekibinin şefleriyle Türkiye’deki kahve kültürünü yeniden biçimlendiren Probador Colectiva kahve ve kahveye eşlik eden yemeklere olan bakış açınızı değiştirmek gibi iddialı, cesur ve sorgulayıcı bir etkinliğe imza attı.
2-3-4 mart tarihlerinde Çatal Bıçak Kahve adını verdikleri ve bir seri olarak kurguladıkları etkinlik, İstanbul’da ve Türkiye’de kahve-yemek uyumu üzerine kurgulanan ilk pop-up etkinliktir. Probador Collectiva’nın özel olarak seçip kavurduğu ve farklı demleme teknikleriyle belli karakteristiklerini ön plana çıkardığı kahvelerle AŞ’ın ufku açık şefleri tarafından onlarla uyumlu olacak şekilde geliştirilen reçeteleri misafirlerin deneyimlemesi için bir araya geldi.

Etkinlik 2 gündüz / akşam olmak üzere iki düzende kurgulandı. 3 gün boyunca 11.00-17.00 saatleri arasında Suriye Pasajında yer alan SUPA’da 4 adet demleme kahve türü ile bu kahvelere uygun tasarlanmış 4 yemek reçetesinin tecrübe edilebileceği bir düzene kurgulandı. Gündüz etkinlikleri aynı zamanda, tasarımcıların etkinlik özelinde hazırladıkları ürünlerini satabilecekleri bir tasarım pazarı ve kahve/yemek uyumu üzerine yapılan çalışmaların ve fikirlerin paylaşıldığı açık atölyeler şeklinde kurgulandı.

2 akşam da Şeflerin seçilen kahve çekirdekleri ve demleme tekniklerinden hareket ederek tasarladığı tadım menüsü, kısıtlı sayıda misafirin tecrübe edeceği şekilde ele alındı.

Aş ekibinin diğer etkinlikleri için iletişim bilgileri:
www.asfeed.net
instagram/facebook/twitter: asfoodco

IST_Kahve_2web

IST_Kahve_3web

IST_Kahve_4web
Arkadaşımız Deniz Yıldırım, etkinliği PiYASA okurları için takip etti

Sevgide de nefrette de birinci

Almanya dünya futbolunun en önemli aktörlerinden biri. Bu aktörün en önemli takımı ise FC Bayern Münih. 1900 yılında kurulan kırmızı-beyazlıların 280 binin üzerinde üyesi bulunuyor. Her beş şampiyonluk için verilen bir yıldızdan formasında dört adet bulunan Bayern Münih, tam gaz beşinci yıldıza koşuyor. Sadece futboldaki başarısı değil, kulüp içinde yaşanan en küçük olayın yazılı ve görsel basında manşet olması Bayern`in bir başka gücünü gösteriyor. Vergi kaçakçılığından sabıkası bulunan bir başkana sahip olan FC Bayern`in, onursal başkanı Franz Beckenbauer`in de 2006 dünya kupası organizasyonunun Almanya`ya getirilmesi esnasında rüşvet dağıtıldığı iddiası ile başı belada. Alman futbolununun imparatoru olarak bilinen Beckenbauer`in cilası bu olay nedeni ile fena döküldü. Münih`in Saebener Sokağı`nda antreman sahası bulunan Bayern, maçlarını 75 kişilik Allianz Arena`da oynuyor. Yıllık bütçesi 600 milyon Euro civarında olan FC Bayern09, 400 milyon Euro`ya yakın mal varlığına da sahip. Tarafarları haricinde neredeyse Alman futbol severlerin tamamı tarafından sevilmeyen hatta nefret edilen Bayern Münih, son dakika golleri ve çok kötü giden müsabakaları lehine çevrimesiyle şanslı bir takım (Bayern Dusel) olarak tanınıyor. Almanya`da her alanda rakiplerine açık ara fark atan Bayern, bu sene de hem Şampiyonlar Ligi`ni hem Bundesliga`yı hem de Almanya kupasını kazanarak üçte üç yapacak gibi gözüküyor.

İlhan Erşahin ve İstanbul Sessions

Münih’in tanınmış caz kulübü Unterfahrt, dünyaca ünlü sanatçı İlhan Erşahin ve İstanbul Sessions’ı Münihli cazseverlerle buluşturdu.

`Küresel müzik kaşifi’ olarak da tanımlanan İlhan Erşahin, New York ve İstanbul’da bulunan kulüpleri ve plak şirketiyle sayısız projeye imza atan üretken bir müzisyen.

İsveç doğumlu olan ve New York’ta yaşayan saksafon ustası İlhan Erşahin’in 2005 yılında İstanbul’da hayata geçirdiği İstanbul Sessions projesinde yine kendi gibi işinin ehli müzisyenler yer alıyor: Alp Ersönmez (bas gitar), Turgut Alp Bekoğlu (davul) ve İzzet Kızıl (perküsyon). Doğu ve Batı seslerinin caz, rock ve dans müziği ögelerinde bir araya geldiği proje, tıpkı İstanbul gibi hiçbir kalıba sığmıyor. Dördüncü albümleri yapım aşamasında olan İstanbul Sessions’ın bugüne kadar çıkan üç albümü bulunuyor: İstanbul Sessions feat. Erik Truffaz Istanbul (2010), Night Rider (2011), İstanbul Underground (2015)

İlhan Erşahin’in İstanbul Sessions’ı, Münih’te Freedom ve Aşk gibi sevilen parçaların da yer aldığı muhteşem bir performansla Münihli müzikseverlerin gönüllerinde taht kurdu.

IlhanErsahin_ISTANBULSESSIONS_6048
İlhan Erşahin’in İstanbul Sessions’ı Münihlilerin gönlünde taht kurdu

Ilhan-Ersahin-biz_6075
Unterfahrt’ta çoğunluğu Alman olan konukların arasında Türkiyeli müzikseverler de vardı

Medaille „München leuchtet“ in Gold für Dieter Hanitzsch

In Anerkennung seiner großen Verdienste um die Kulturstadt München hat die Stadt Dieter Hanitzsch die Medaille „München leuchtet – Den Freundinnen und Freunden Münchens“ in Gold verliehen. Oberbürgermeister Dieter Reiter überreichte dem Karikaturisten, Journalisten und Autor die Auszeichnung heute im Rathaus.

„Dieter Hanitzsch ist eine große Persönlichkeit des Münchner Kulturlebens, die politisch klare Haltung bezieht und sich auch sozial engagiert“, rühmte OB Reiter bei der Ehrung die Verdienste des 83-Jährigen. „Seine umwerfenden Porträtkarikaturen von Politikern – ob Franz Josef Strauß, Angela Merkel oder Christian Ude – haben weit über die bayerischen Grenzen hinaus öffentliche Anerkennung gefunden.“

Dieter Hanitzsch, 1933 in Böhmen geboren, kam nach dem Zweiten Weltkrieg als Vertriebener nach Niederbayern, später nach München. Nach dem Abitur absolvierte er zunächst eine Lehre als Brauer und studierte Brauwesen und Betriebswirtschaft in Weihenstephan und München. Nach dem Studium arbeitete er kurze Zeit als Werbeleiter einer großen Münchner Brauerei und entwarf für sie einen Werbeslogan, der bis heute im Einsatz ist: „Gut – besser – …“.

Schon während der Schulzeit entdeckte Hanitzsch aber auch seine Leidenschaft fürs Karikieren. Bereits zu Studienzeiten zeichnete er politische Karikaturen für die „Süddeutsche Zeitung“ und die „Abendzeitung“. Nach dem beruflichen Einstieg im Brauereiwesen wechselte Hanitzsch 1964 zum Bayerischen Fernsehen. 20 Jahre lang war er dort vorwiegend als Wirtschaftsredakteur tätig, zu vielen Sendungen schuf er aber auch Illustrationen. Nebenbei zeichnete er weiter Karikaturen für die „Süddeutsche Zeitung“, die „Abendzeitung“ und ab 1980 auch für die Zeitschrift „Quick“.

1985 machte Hanitzsch sich schließlich als Karikaturist selbständig und veröffentlichte seine Zeichnungen – bis heute hat er mehr als 20.000 geschaffen – fortan in zahlreichen Medien sowie in über 50 Büchern. Er illustrierte alle Bücher seines Freundes Dieter Hildebrandt, ist „Hauszeichner“ der Münchner Lach- und Schießgesellschaft und zeichnete Konstantin Weckers Musikvideo „Das Lächeln meiner Kanzlerin“.

Auch dem Bayerischen Fernsehen blieb Hanitzsch eng verbunden: Von 2003 bis 2015 wurde dort wöchentlich sein Polit-Comic „Der große Max – aus dem Tagebuch des CSU-Bundestagsabgeordneten Max Froschhammer“ ausgestrahlt, den Hanitzsch zusammen mit dem Journalisten Herbert Riehl-Heyse ursprünglich für die Süddeutsche Zeitung entwickelt hatte. Seit 2007 gehört Hanitzsch außerdem zum Moderatorenteam der Sendung „Sonntagsstammtisch“ im Bayerischen Fernsehen.

„Er begleitet die Bundes-, die bayerische Landespolitik und auch die Irrungen, Wirrungen und Kapriolen der Münchner Kommunalpolitik seit über drei Jahrzehnten mit spitzer Zeichenfeder“, fasste OB Dieter Reiter diese Karriere nun zusammen. „Seine Karikaturen sind frech, spitz und treffsicher, dabei aber nie verletzend“, so Reiter.

Für seine Arbeit wurde Hanitzsch bereits mit zahlreichen Auszeichnungen geehrt, darunter der Schwabinger Kunstpreis, der Publizistikpreis der Stadt München, der Bayerische Verdienstorden sowie das Bundesverdienstkreuz 1. Klasse. Die Medaille „München leuchtet – Den Freundinnen und Freunden Münchens“ in Gold sei für ihn, der seit über einem halben Jahrhundert in München lebt, aber die schönste Auszeichnung, die er habe bekommen können, betonte Hanitzsch bei der Ehrung. „Denn ohne München wäre ich nicht geworden, was ich bin“.

An der Ehrung im Rathaus nahmen neben Familie und Freunden von Dieter Hanitzsch auch Kulturreferent Dr. Hans-Georg Küppers, die Stadträte Haimo Liebich, Christian Vorländer (beide SPD-Fraktion) und Dr. Wolfgang Heubisch (Fraktion Freiheitsrechte, Transparenz und Bürgerbeteiligung) sowie OB-Gattin Petra Reiter teil.

Foto: Presseamt/Michael Nagy

Nürnberg’de yılın sporcuları; Güleç kardeşler

Rio Olimpiyatları’nda Alman Tekvando Milli takımında yer alan Rabia Güleç ile Tahir Güleç, Nürnberg Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği 2016 yılı sporcuları töreninde 225 sporcu arasında yılın sporcuları seçildiler. Diğer kardeş U18 Almanya Tekvando şampiyonu Malik Güleç de ödüle layık görüldü.

Nürnberg Büyükşehir Belediyesi’nin her yıl düzenlediği, Nürnberg’de yaşayan ulusal ve uluslararası dalda başarı kazanmış sporculara verdiği ödül, Kent Belediyesi Tarih Salonu’nda gerçekleşen törenle sahiplerini buldu. Başarılı 225 yerel sporcunun arasından Alman Tekvando Milli Takımı’nda yer alan 2003 dünya ikincisi ve aynı zamanda Rio Olimpiyat 9.su Rabia Güleç kadınlarda birinci seçilirken, 2014 Dünya birincisi ve Rio Olimpiyat 7.’si Tahir Güleç de erkekler dalında birinci seçildi. Geceye damgasını vuran kardeşlere ödülleri Belediye Başkanı Maly ve Başkan Yardımcısı Dr. Klemens Gsell verdi. Güleç kardeşleri yetiştiren amcaları ve aynı zamanda Alman Tekvando Milli takım antrenörü Özer Güleç, Hamburg’da turnuvada olduğu için törene katılamadı.

Davetlilerin yoğun alkışları altında ödüllerini alan şampiyon kardeşleri Kent Belediyesi Meclis Üyesi Aynur Kır da tebrik etti. Gecede ayrıca U18 Almanya Tekvando şampiyonu olan Malik Güleç de ödül aldı.

Taner TÜZÜN

Besuch des Bundespräsidenten in München

Bundespräsident Frank-Walter Steinmeier hat sich heute im Kleinen Sitzungssaal des Rathauses auf Einladung von Oberbürgermeister Dieter Reiter ins Goldene Buch der Stadt eingetragen. Der neue Bundespräsident startete seinen Antrittsbesuch in Bayern in München, wo er unter anderem auch die Denkstätte Weiße Rose in der Ludwig-Maximilians-Universität besuchte sowie mit  Schülern und Studenten über Demokratie und Teilhabe diskutiert hat.

OB Reiter sagte bei seiner Begrüßung im Rathaus: „Das Thema ‚Demokratie stärken‘ könnte nicht besser, nicht aktueller gewählt sein. Ich wünsche Ihnen, dass Sie viel Gehör finden – insbesondere bei der jungen Generation, die die Zukunft unserer Demokratie in ihren Händen hält.“

Morgen stehen Besuche auf Herrenchiemsee sowie in Gstadt und Rosenheim auf dem Programm. Der Antrittsbesuch in Bayern bildet zugleich den Auftakt für eine Deutschlandreise des Bundespräsidenten durch die 16 Bundesländer.

gold-buch_bupr-steinmeier_01_

gold-buch_bupr-steinmeier_04

Fotos: Nagy/Presseamt München