Cuma, Ocak 23, 2026
Startseite Blog Sayfa 30

“Korona kontrolden çıktı!”: Almanya kapanıyor

Almanya’da son kısıtlamalara rağmen artmaya devam eden koronavirüs vakaları ile birlikte yükselen ölüm sayıları karşısında bugün (13.12.2020) ‘Lockdown’ kararı alındı. Kapanma kararıyla ilgili Başbakan Angela Merkel (CDU), “Şimdiye kadarki ‘lockdown light’ kısıtlamaları yeterli olmadı.” derken Bavyera Başbakanı Markus Söder (CSU), “Korona kontrolden çıktı” ifadesini kullandı.

Bugün yapılan basın açıklamasıyla duyurulan karara göre kısıtlamalar 16 Aralık tarihinden itibaren şimdilik 10 Ocak’a kadar geçerli olacak. Yayılma hızının beklenilen şekilde düşmemesi halinde bu süre uzatılabilecek.

Perakende mağazalar ve okullar kapanıyor
Çarşamba günü başlayacak kısıtlamalara göre perakende mağazaları ve okullar da kapanacak. Kuaför ve kozmetik salonları gibi vücut bakımı alanında yakın temasla hizmet veren işletmeler de kapalı olacak. Bu süreçte süpermarketler, eczaneler, benzin istasyonları, bankalar, postaneler, kuru temizleyiciler ve araba ve bisiklet tamirhaneleri gibi işletmeler açık kalacak. Gastronomi işletmeleri ise sadece to go hizmeti vermeye devam edebilecek.

Bu tarihler arasında en fazla iki haneden, en fazla 5 kişi buluşma kuralı devam edecek, fakat istisna olarak Noel günlerinde (24-26 Aralık) 2 haneden 5 kişiye ek olarak yakın aileden (eşler, kardeşler vs.) 4 kişi ve 14 yaşının altında çocuklar da kutlamalara dahil olabilecek.

Karara göre yılbaşında toplanma ve havai fişek yasağının yanı sıra ‘lockdown’ sürecinde açık alanlarda alkol tüketimi yasağı da geçerli olacak.

Bavyera’da insidans sayısı 200’ü aştı
Basın açıklamasında “Korona kontrolden çıktı!” ifadesini kullanan Bavyera Başbakanı Markus Söder, bu krizin son 50 yıldır ülkede yaşanılan tüm krizlerden daha fazla zorladığını söyledi. Söder, Bavyera’da bugün itibariyle insidans sayısının 200’ü aştığını ve bununla birlikte bölgenin belirli yerlerinde geçerli olan kısmi ‘sokağa çıkma’ yasağının artık tüm Bavyera’da geçerli olduğunu da duyurdu. Buna göre tüm bölgede akşam saat 21.00’dan sabah saat 5.00’a kadar sokağa çıkma yasağı geçerli.

Bu süreçte ‘evde kal’ felsefesinin önemli olduğunu belirten Söder, “Her üç dakikada bir kişi koronavirüsten ölüyor.” diyerek kısıtlamaların ne kadar gerekli olduğunun altını çizdi.

Milyar Euroluk yardım planlanıyor
Federal Maliye Bakanı Olaf Scholz (SPD) ise, bu yeni durum karşısında milyarlık yardım paketi planladıklarını açıkladı. “Kapanmanın bir ay sürmesi halinde 11 milyar Euroluk bir yardım söz konusu olacak.” diyen bakan, kapatılan işletmelerin yüzde 90’a varan fix giderlerinin karşılanacağını ve bunun bir şirket için 500 bin Euro’ya kadar çıkabileceğini de açıkladı.

Meral’in Kitap Bahçesi: “Bir kitap yürekten gelmişse, ancak o zaman başka yüreklere ulaşabilir.”

Bütün dünyanın mücadele ettiği bir hastalığa çok yakın olduğum bir süreçten geçiyorum. En yakınlarımın kimi atlattı, kimi tedavi görüyor, kimini kaybettim Covid-19 nedeniyle. 

Kitap bahçeme saklanıp, yaşanan ve yaşanacak olan tüm kötü olaylardan uzak, sessiz sedasız, yeni kahramanlarla tanışıp, yeni yaşamlara şahit olmak, hikayelerine ortak olmak istiyorum. Şu ortamda yapabileceğim en sağlıklı şey bu olsa gerek.

Hadi dünyanın stresinden biraz uzaklaşalım. Bu soğuk kış gününde sıcak çayınızı, kahvenizi alın da yeni kahramanlarımızı tanıyalım. 

AROMATİK ADAM -Dr. Anooshirvan Miandji

Gazi Üniversitesi Eczacılık bölümü mezunu, kimyaya, bilime, felsefeye meraklı, İran Azeri Türkü Dr. Anooshirvan Miandji. Romanlarında yazdığı felsefi hikayelerle özellikle çocukları düşünmeye zorlayan, merak etmeye, araştırmaya  yönelten yazarımız bu defa yetişkinlerin zihnini zorlayacak türden bir roman kaleme almış. 

Yarattığı hayali kahramanla doğrudan bilimin, bilginin kendisini sorgulamış, epistemik bir roman Aromatik Adam. Bilginin sınırı var mıdır? Her doğru gerçek midir? Bildiğimiz her şeyin bir ölçüsü var mıdır?  Bilinmeyeni bilmek için neden önce bilineni bilmek gerekir? 

Kahramanımız bilim insanlarıyla sohbet ederken çok iyi bir felsefeci, ya da biyokimya uzmanı veya iyi bir psikolog olabiliyor zaman zaman. 

Bilime merakınız varsa çok keyif alacağınız, yoksa mutlaka okumanız gereken bir roman olduğunu düşünüyorum… 

DUBLÖRÜN DİLEMMASI -Murat Menteş

Albino rahatsızlığı olan kahramanımız Nuh Tufan’ın Dilara Dilemma’ya olan aşkını ve aynı zamanda yıllardır konservatuvar öğrencisi olan bu gencin yaratıcı zekasını kullanarak başına açtığı belaları anlatır roman. Heyecanı hiç bitmeyen, zekice kurgulanmış olaylar silsilesi ile sürükleyici bir hikaye. Eğlenceli ve heyecanlı. 

Kelime mühendisi diyebileceğim bir isimden, çok çaba sarf edilmiş, çok emek verilmiş, ince elenip sık dokunmuş bir çalışma Dublörün Dilemması. Dikkat! Argo kelimeler barındırır 🙂 Ama yeraltı edebiyatı severlerin çok beğeneceği türden bir eser.

(Kitaptan)

“İtiraf etmeliyim ki, aziz okur, benim ömrüm, her birini gebertmek istediğim insanlarla aramdaki buzdağlarını eritmeye çalışmakla geçiyor. Mesela zenginlerden nefret ediyorum, ne yapayım, elimde değil. O restoran sürüngenleri, fiyaka kumkumaları, yapmacık kasvetin mıymıntı bekçileri, ticari bir şiveyle konuşan zehirli papağanlar, hileli bir neşe içinde geviş getiren bunak vampirler, modanın ipiyle kuyuya inen kibirli cambazlar, tatile gebe fırlamalar, alaturka bir sadizmle zıvanadan çıkanlar, alafranga bir mazoşizmle yılışıklaşanlar… Hepsine teker teker Kolombiya kravatı takmak istiyorum! 

(Kolombiya kravatı: Meksika mafyasının uyguladığı bir cezalandırma biçimi: Kurbanın gırtlağına bir delik açılır ve dili bu delikten sarkıtılır.)

BEŞ SEVGİ DİLİ -Dr. Gary Chapman

Paldır küldür sevmek mi, bilinçli bir şekilde profesyonelce sevmek mi?  

Evlilik terapisti Dr. Gary Chapman sevginin dillerini öğretmeyi amaçlamış bu eserinde. 

Kaliteli zaman. Fiziksel temas. Hediye alma. Onaylayıcı kelimeler. Hizmet eylemleri.

Eşinize karşı, çocuğunuza karşı, evliliğinize karşı, sizin ne istediğinize ve nasıl yaşamak istediğinize karşı sahip olduğunuz bir sevgi deposu var. Ve onu doldurmak, dolu tutmak veya boşaltmak sizin elinizde.

Ben bu kitabı yıllar önce okumuştum. İlk baskısı sanırım 1992-1995 yıllarında yapılmış. Şimdi sayfalarını tekrar çevirirken, yazılan satırların değerini hala koruduğunu görüyorum. 

Evliliğinize, ilişkinize, ailenize, çocuklarınıza gerçekten değer veriyorsanız ve sahip olduğunuz bu değeri daha sağlam temellere oturtmak istiyorsanız baskın sevgi dilinizi bulmalı ve bence bu kitabı mutlaka okumalısınız. 

Çok sağlıklı bir hafta, umutların asla tükenmeyeceği yarınlar diliyorum herkese.
Meral Türkdoğan

Main Image by Andrea Piacquadio/Pexels

Marasia, Maraş dondurması 100 bin Euro yatırım kazandı

Marasia, Maraş Dondurması ile Bayern 3 radyosunun başlattığı Start-up Challenge’de büyük başarı elde etti. 600’den fazla başvurudan finale kalan Marasia, Christopher Obereder’den 100.000 Euro yatırım kazandı.

Christopher Obereder

Yarışmaya katılan ve önce ilk 20 sonra da ilk 10’a kalmayı başaran Türk girişimciler, sadece Christopher Obereder’e değil, Bayern 3 dinleyicilerine de kendilerini kanıtlayarak 100 bin Euro’luk yatırımın sahibi oldu.

Marasia şirketini 2019 yılında eşi Havva Bayram ile kuran Ahmet Bayram, canlı yayında keçi sütünden elde edilen Maraş dondurmasını tanıttı ve bu dondurmayı dünyaya yaymak istediklerini belirtti. Başarıları ile Forbes’un 30 yaş altı en etkili 30 insana yer verdiği “30 under 30” listesinde yer alan Christopher Obereder, dondurmayı ve fikri çok beğendiğini ve Marasia’ya 100.000 Euro’luk destek vermek istediğini açıkladı. Bu desteği kabul eden Ahmet Bayram, “600’den fazla başvurudan Maraş dondurması ile seçilmek Türk milletimiz için çok gurur verici, çünkü Türk mutfağımızın eşi benzeri yok”. sözleriyle sevincini dile getirdi.

Bayern 3, ‘Start-up Challenge’ programında pandemiyle birlikte maddi anlamda sıkıntı çekmeye başlayan genç şirketleri, yatırımcı Christopher Obereder ile buluşturuyor. Obereder, potansiyeli olan yaratıcı fikirler ve ürünlere destek vermek, maddi desteğin yanı sıra kendi tecrübesini de kazanan şirketlerle paylaşarak destek oluyor.

Münihli Marasia şirketini 2019 yılında kuran Ahmet ve Havva Bayram, Maraş dondurmasını Türk marketlerine ve restoranlarına dağıtıyor ve en büyük hedeflerininin ‘Maraş dondurmasını tüm Almanya’da ve Avrupa’da yaşayan Türk göçmenlerin yanı sıra yerel halka tanıtmak’ olduğunu söylüyor.

Marasia şirketini 2019 yılında kuran Ahmet ve Havva Bayram çifti

Ekici Türkgücü yolunda

Türkgücü Münih Fenerbahçe’nin eski futbolcusu Mehmet Ekici ile anlaşmaya varmak üzere. Münih doğumlu 30 yaşındaki futbolcu birçok kez Türk milli takımı için mücadele etmişti. Geçirdiği sakatlıklar sonrası eski formunu yakalayamayan Ekici’nin sözleşmesi Fenerbahçe tarafından uzatılmamıştı. Futbol kariyerine Unterhaching’de başlayan Mehmet Ekici, Almanya’da daha sonra Bayern Münih, Nürnberg, Werder Bremen formalarını giymişti. Bremen’den Trabzonspor’a transfer olan Ekici, olaylı bir şekilde Fenerbahçe’ye geçmişti.

‘Bir Başkadır’ bizim toplum

Başrollerde Öykü Karayel, Fatih Artman ve Funda Eryiğit gibi yetenekli oyuncuların yer aldığı ‘Bir Başkadır’ dizisi 12 Kasım’dan itibaren Netflix’te gösterimde. Berkun Oya’nın yazıp yönettiği ‘Bir Başkadır’, hem konusu ve işlenişi, hem de başarılı oyunculuk performanslarıyla dikkat çekiyor. 

Yayınlandığı ilk günden itibaren gündemde yer edinen 8 bölümlük dizinin merkezinde, Öykü Karayel’in muhteşem canlandırdığı Meryem karakteri var. ‘Bir Başkadır’ başörtülü bir temizlik işçisi olan Meryem’in ve hayatının kesiştiği insanların hikayeleri üzerinden Türkiye’nin 80’lerden bu yana geçirdiği değişimlere ve toplumdaki sorunlara ayna tutuyor.

“Takmış kızın tesettürüne! Kendisi kafasında çuvalla geziyor, farkında değil.”

Meryem’in bayılmaları sonucu gittiği, başörtülülere karşı önyargıları olan psikiyatrist Peri ile karşılaşmasıyla başlayarak toplumdaki önyargılara ve korkulara değiniyor dizi. Her ne kadar dizide sonradan örtünen ve açılmak isteyen birer karakter de olsa, dizinin ana teması başörtüsü olmuyor.

“Bizi birbirimize düşürmeye çalışıyorlar, görmüyor musun?”

Toplumdaki ikiliklere, çatışmalara ve iletişimsizliğe ışık tutuyor ‘Bir Başkadır’. Siyasi görüşleri nedeniyle birbiriyle çatışan kardeşlere, kadın-erkek, ebeveyn-çocuk hatta kurban-fail ilişkisine varan yüzleşmelere, hesaplaşmalara. En büyük sorunun iletişimsizlik olduğunu hissettiriyor. Ve herkesin psikolojisinin biraz bozuk…

“Oturup Türk dizisi izleyecek değilim!”

Senaryosu ve görüntüleriyle sanat filmi tadı veren bir dizi ‘Bir Başkadır’. Tüm diyalogları ve dekoruyla her sahnesi gerçekçi, abartısız; biraz da Yeşilçam havasında. Aralarında Münih’te yaşayan oyuncu Aziz Çapkurt’un da olduğu oyuncu kadrosunun performansı hayran olunası: Öykü Karayel, Fatih Artman, Tülin Özen, Funda Eryigit, Nesrin Cavadzade, Defne Kayalar, Settar Tanriögen, Alican Yücesoy…

“Bir huzur bulmayalım mı şu hayatta!”

Başöğretmenlik yapmadan derdini incelikle anlatan bir dizi ‘Bir Başkadır’. Kişisel ve toplum olarak yaşanılan birçok sorunun da yüzleşerek, konuşarak, empati kurarak hafifletilebileceğini, belki de çözülebileceğini ima ediyor. Toplum olarak “şu hayatta bir huzur bulmayalım mı?” diyor adeta.

Bir Başkadır Fragman

Hamide Türker

Meral’in Kitap Bahçesi: “En iyisini sonraya saklamayın. Yarının ne getireceğini bilemezsiniz…”

Yine oldukça zor bir dönemden geçtik. Yaşadığımız deprem, kayıplar ve bazı sosyal sorumluluklar nedeniyle yazıma uzun bir ara verdim.  Sabır mı dilemeli, güç mü en çok, bilemedim. Özellikle soğuk günler ve gecelerde zor durumda kalan, çadırlarda yaşamak zorunda kalan insanlar için ülkenin hatta dünyanın birçok yerinden destek ve yardımlar yağmaya devam ediyor. Birlik olmanın, empati kurabilmenin, vicdanlı olmanın önemi böyle zamanlarda daha çok ortaya çıkıyor.

Bu bağlamda, başta İzmir Gönüllüleri arkadaşlarım olmak üzere, İzmir ilçelerinden ve yurdun dört bir yanından gelen destek ekiplerine ve her anlamda desteğini esirgemeyen herkese kendi adıma sonsuz şükranlarımı sunmak istiyorum.

Bu hafta yine birbirinden değerli üç yazardan ve daima beğenilerek okunan hatta her dönem çok satanlar arasında bulunabilen üç kitaptan bahsedeceğim. 

SEMERKANT -Amin Maalouf

Tarihi bir hikaye ve Hasan Sabbah, Ömer Hayyam, Melikşah gibi önemli tarihi karakterler ile Semerkant sokaklarında gezineceğiniz çok keyifli bir roman Amin Maalouf’un Semerkant’ı.
Tarihe, tarihi kişiliklere hatta İran tarihine merakınız varsa bir solukta okuyacağınızı düşünüyorum.

En önemli kahramanlarımız, önemli bir bilim insanı olan Ömer Hayyam, Selçuklu Sultanı Melikşah, Selçuklu Veziri Nizamülmülk ve onun en büyük yardımcısı Hasan Sabbah.

Kitaptan bir bölüm;
Ömer Hayyam’ın 1873 yılında dünyada yeniden popülaritesi artmaya başlamıştır. Hasan Sabbah’la birlikte ortadan kaybolan Rubaiyat’ın kopyaları da tüm dünyaya yayılmaya başlamıştır. Hayyam’a olan hayranlıkları nedeniyle Lesage çifti yeni doğan oğulları Benjamin’e ikinci bir isim olarak Omar ( Ömer’in İngilizce yazımı) adını koymuşlardır. Benjamin 15 yaşına gelince, kendi ismini taşıdığı Hayyam’ı merak ederek onu araştırmaya ve Farsça öğrenmeye başlamıştır. Daha sonra Hayyam’ın zamanında ve kendi çağında insanları o denli çok etkileyen ‘Rubaiyat’ın peşine düşmüştür. Önce İstanbul’a gitmiş ve oradan da İran’a geçmiştir.  Bu sırada İran Şahı’nın torunu Şirin’le tanışmış ve ona aşık olmuştur. Benjamin, İran’da birçok macera yaşayarak 1910’larda İran’daki modernleşme hareketlerine katılmıştır. Sonunda Benjamin Şirin’le birlikte Semerkant elyazmasına ulaşarak Amerika’ya gitmek üzere İran’dan ayrılmıştır. Bunun için önce İngiltere’ye gitmişler ve oradan da Titanic gemisine binerek Amerika’ya doğru denize açılmışlardır. Ne yazık ki, yaklaşık bin yıl önce kaybolup o anda yeniden ortaya çıkan ‘Rubaiyat’ Titanic’in batmasıyla sonsuzluğa karışmıştır. Benjamin ve Şirin kurtularak başka bir gemiyle Newyork’a ulaşmışlardır. Limandaki karışıklıkta tıpkı ‘Rubaiyat’ gibi Şirin de sonsuza dek kaybolmuştur…

PİEDRA IRMAĞI’NIN KIYISINDA OTURDUM AĞLADIM -Paulo Coelho

Gençlik aşkınızı hatırlar mısınız? Unutmak zordur. Adı üstünde, Aşk! Anormal duygular bütünü.

Kendini dine adamış bir erkek, ve yıllar önce ona aşık bir kadın. On bir yıl sonra tekrar karşılaşırlar. O aşkın büyüsüne yeniden kapılırlar. Fakat erkek kararsızdır. Yıllar önce aşık olduğu çocukluk aşkı ile Tanrı’ya ve onun yarattıklarına duyduğu sonsuz bağlılık arasında kalmıştır.
Kitap, duyulan iç huzura ve insanları iyileştiren mucizevi güce yani aslında bir çoğumuz için çok hassas birçok ince noktaya değiniyor…

Kitaptan bir bölüm;
Sevmek tehlikelidir.

Biliyorum bunu. Daha önce birini sevdim. Sevmek, uyuşturucu almak gibidir. Başlangıçta kendini iyi hissedersin, bütünüyle verirsin. Ertesi gün daha fazlasını istersin. Henüz zehirlenmemiş, o duygudan hoşlanmışsındır ve onun üzerindeki egemenliği sürdürebileceğini sanırsın. Sevdiğin kişiyi iki dakika düşünür, sonraki üç saat boyunca unutursun.

Ama, yavaş yavaş varlığına alışır, ona bütünüyle bağımlı hale gelirsin. Böylece, onu üç saat düşünüp iki dakika unutmaya başlarsın. Yakınında değilse, bağımlıların uyuşturucu bulamadıkları zaman hissettikleri şeyi hissedersin. Uyuşturucu bağımlılarının, gerek duydukları şeyi bulamadıkları zaman hırsızlık yaptıkları, kendilerini aşağıladıkları gibi, aşk için her şeyi yapmaya sen de hazırsındır…

SİDDHARTHA -Hermann Hesse

Hindistan’da yaşadığı tahmin edilen, Budizm’in kurucusu olan, ruhani öğretmen Gotama Buda’nın hayatını konu alan Siddhartha, Hermann Hesse’nin en çok satan kitabıdır dersem sanırım yanlış olmaz. 

Siddharta ailesinin ona verdiği isimmiş. Bu da Sanskrikçe’de ‘uyanmış kişi’, Siddharta ise ‘aydınlanmış kişi’ demekmiş.
Tüm dünyanın kendisini Buda olarak kabul ettiği bu bilge kişi, gerçek bilgiye ulaşmak için, sarayını, ailesini hatta gençliğini geride bırakıp ormana çekilir. Uzun bir süre gezgin bir dilenci olarak geçimini sağlar. Buddha ile karşılaşır ve ondan Budizm’in felsefi derinliğini  öğrenir. Bir gün bir ırmağın kıyısında, çok küçük paralar karşılığında kayıkçılık yapan Vasudeva ile tanışır ve onun yanına yerleşir. Vasudeva da kendisine aydınlanma ve gerçek bilgiye ulaşma konusunda rehberlik edecektir.
Bu arada Vasudeva da ‘ırmak Tanrısı’ demekmiş.
“Dıştan gelen buyrukların değil, yalnızca içten gelen sesin dediğini yapmak, iyi olan bu, yapılması zorunlu olan buydu, başka şey değil.”
Kendi iç dünyanızı sorgulatacak türden, bilgi dolu, bilgelik kokan bence muhteşem bir eser.
Beğenerek okuyacağına inanıyorum.

Sağlıklı, vicdanlı, iyi kalın…
Meral Türkdoğan

Main Image by BenKerckx/Pixabay

Türkgücü efsaneyi devirdi

Bu yıl profesyonel lige çıkmayı başaran Türkgücü Münih, Olimpiyat stadyumunda oynanan maçta bir zamanların efsane takımı MSV Duisburg’u 2-1 yendi.

Türkgücü Münih’in gollerini, takıma bu sezon transfer olan Petar Sliskovic, 48. ve 66. dakikalarda Sercan Sararer ve Ünal Tosun’un asistleriyle attı.

Maç, 89. dakikada Vincent Vermeij’in penaltı vuruşuyla attığı golle 2-1 sona erdi.

Çevrimiçi Seminer: “Beyaz Yakalı Expat’ın Göç İle İmtihanı”

Yüksek Öğrenimli Türk Göçmenler (YÖTG) çalışma grubunun Çevrimiçi Seminer serisinin 10.’su 12 Kasım akşamı, Klinik Psikolog Pınar Kaya Türk’ün katılımıyla gerçekleşecek. Zoom üzerinden yapılacak olan seminer “Beyaz Yakalı Expat’ın Göç ile İmtihani” başlığı altında gerçekleşecek.

Türk Mühendis ve Mimarlar Birliği Almanya’ya (TMMB) bağlı olan YÖTG Çalışma Grubu’nun Türkiye’de yetişmiş ve yüksek öğrenim ya da kariyer yapmak amacıyla yurt dışında yaşayan uzmanları konuk ettiği seminerler ücretsiz ve herkese açık olarak gerçekleşiyor.

Hedefleri arasında Almanya’da yaşayan yüksek öğrenimli Türk göçmenlerin uzmanlıklarının farkına varılması, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu alanlarda bu kişilerin uzmanlık desteği vereceği yapıların kurulması ve Türkiye-Almanya arasında bilim, teknoloji, sanayi odaklı yatırımların geliştirilmesine yönelik çalışmaların olduğu gruba yotg.tmmb.info internet adresinden ulaşılabilir.

Seminer: “Beyaz Yakalı Expat’ın Göç İle İmtihanı”
Tarih : 12 Kasım 2020
Saat: 20:00 (Türkiye saati ile 22:00)
Yer : Zoom platformu

Kontenjan sınırı olan seminere kayıt yaptırma için tıklayın.

Prof. Dr. Uğur Şahin’in kurucusu olduğu BioNTech, koronavirüs aşısında umut vadediyor

Kurucusu ve yöneticisi Türk olan Alman şirketi BioNTech’in koronavirüs aşı adayı yapılan ara analiz sonuçlarına göre umut vadediyor.

Ara analizi yapan bağımsız şirket Data Monitoring Committee (DMC)’e göre BioNTech ile Pfizer’in aşı adayı BNT162b2, klinik testlerde önemli bir yan etki göstermeden yüzde 90 etkili oldu. Temmuz ayında başlayan üçüncü faz deneylerde şimdiye kadar 43 binden fazla kişiye aşı yapıldı.

Prof. Dr. Uğur Şahin

BioNTech firmasının kurucusu ve CEO’su Uğur Şahin, konuyla ilgili “Üçüncü aşamasında dünya çapında yapılan ilk ara analiz, aşının Covid-19’u engelleyebildiğini gösteriyor. Bu yenilik, bilim ve dünya çapında yapılan işbirliği için bir zaferdir. On ay önce bu yola çıktığımızda tam da ulaşmak istediğimiz buydu. Özellikle bugün, ikinci bir dalganın ortasında bulunduğumuz ve birçoğumuz ‘lockdown’dayken atılan bu adım pandemiden kurtulup normale dönmemiz adına daha da anlamlı.” dedi.

Almanya Sağlık Bakanı Jens Spahn’ın, ‘İnsanlık tarihinde şimdiye kadar bulunan en hızlı aşı olacak’ dediği koronavirüs aşısının 2021 başında pazara sunulması bekleniyor.

Önümüzdeki yıl sonuna kadar 1,4 milyar aşı üretmeyi amaçlayan ortak şirketler BioNTech ve Pfizer, aşının pazar onayı için başvuru yapmaya hazırlanıyor.

Şirketlerin araştırma protokolüne buradan ulaşılabilir.

Main Image by HeungSoon/Pixabay
Image Uğur Şahin © BioNTech SE 2020, all rights reserved

Erdal Pektaş yazdı: “ŞUŞA, DÖVİZ, İZMİR, ABD”

Azerbaycan, 30 yıla yakın işgal sonrası Dağlık Karabağ’ın kalbi Şuşa kentini kurtardı. Dağlık Karabağ zaten Azerbaycan toprağıydı. Keşke Ermenistan bu toprakları işgal etmeseydi de binlerce insan yaşamını yitirmemiş olsaydı. Dün cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘zaferimiz çok yakın’ demesinden sonra Şuşa’nın kurtulduğu Azerbaycan devlet başkanı İlham Aliyev tarafından açıklandı. Daha sonra ise Türk TV kanallarının neredeyse tamamı Şuşa’nın kurtuluşunu canlı yayınlamaya başladı.

Gündem yakalanamıyor
Türkiye gibi ülkelerde gündem ne kadar çabuk değişiyor veya değiştiriliyor. Bir gün öncesine kadar ABD seçimleri bir numaraydı. Ondan önceki günlerde ise İzmir depremi ana konumuzdu. Biden’in kazanması büyük hayal kırıklığı yarattı. Dövizin ülke insanının yaşam koşullarını bir tank gibi ezen yükselişi gündemin arka sıralarına itildi, ittirildi. Şuşa kurtuldu ama fay hatları üzerinde yer alan ülkenin deprem sorunu çözülmedi. Üf desen yıkılacak yüzbinlerce konutta oturan milyonlar var. Umudunu Trump’ın kazanmasına bağlamış bir dış politika ne yapacak. Petrol ve doğalgazın satın alınması için gerekli olan dövizin yükselişi bu çetin kış koşullarında nasıl önlenecek. Tüm dünyada yaşamı durma noktasına getiren Covid-19 salgını ise unutuldu bile. Bu soruların cevabı muhakkak bir yerlerde, birilerinde vardır.

Barışın ve iyi sağlık koşullarının tüm dünyada hakim olması umuduyla…

Erdal Pektaş