Cuma, Ocak 23, 2026
Startseite Blog Sayfa 31

Erdal Pektaş ABD seçimlerini yazdı: “Eşek, fil, kırat, arı”

ABD yeni başkanını seçmeye çalışıyor. Joe Biden başkan olmaya çok yakın gözüküyor. Donald Trump seçimi mahkeme mahkeme süründürmeye çalışacak olsa da, Biden, ABD tarihinde en çok oyu alan başkan adayı olacağı kesinleşti. Seçimler öncesi anketçiler Biden’ın açık ara kazanacağını belirtmiş, Trump da daha sandıklar kurulmadan Beyaz Evi kolay kolay bırakmayacağını ima etmişti. ABD yüzölçüm olarak dev bir ülke. Bir ucunda gece olurken diğer ucunda güneş doğuyor. Doğudaki eyaletlerde sandıklar kapanıp oy sayımı başlarken, batıdaki eyaletlerde ise oy kullanma işlemi başlamamış oluyor. Geçtiğimiz seçimlerde doğu eyaletlerinde sayımlar başladığı ve sonuçlar belli olmaya başladığı için batıdakiler sandığa fazla rağbet göstermezdi. Bu seçimde iki aday da seçmenlerini çok iyi harekete geçirdi. 

Hayvanlar
Bazı ülkeler, eyaletler bayraklarında, sembollerinde hayvanlara yer verirler. Bazı hayvanlar gücün göstergesidir. ABD’de seçime katılan iki partiden demokratlar eşeği, cumhuriyetçiler ise fili sembol olarak seçmiş. Bizde de ilk akıllara gelen AP (daha sonra DYP) ve Anavatan Partisi kırat ve arıdan yana tercihlerini kullanmıştı. Hayvanların büyük çoğunluğu insanlara sıcak gelir. Hayvanlar genellikle masumdur. Bazı ülke ve partilerin simgelerinde hayvan figürlerine yer vermesi bu masumiyeti lehlerine çevirme isteği olabilir mi?

Çok benziyoruz
Eski başbakanlardan Adnan Menderes 1950’li yıllarda ‘küçük Amerika’ olacağız diyerek vatandaşlardan oy almaya çalışıyordu. Gerçekten sonraki yıllarda ufak kesintilere uğrasa da Türkiye, küçük Amerika olma yolundaki yürüyüşünden hiç vazgeçmedi. 1980 askeri darbesi bu yürüyüşü koşuya çevirirken gelen partilerin tamamına yakını ABD aklıyla yola çıktı. Bizim partiler ABD’deki hocalarından çok akıl aldılar. Ama şimdi ABD’de yaşanan seçim savaşındaki taktikleri bizden almış görünüyorlar. Şimdi ABD’de yaşananları biz genel seçimlerde ve en son mahalli seçimlerde gördük. Hatırlayın İstanbul’daki seçimlerde sayıla sayıla oy pusulaları tanınmaz hale gelmiş bunu rağmen bir kesim tatmin olmamış ve seçim tekrarlanmıştı. ‘Bir şey olmadıysa bile bir şeyler olmuştur’ diyen de vardı. Daha sandıkların açıldığı ilk dakikalarda bazı TV’lerin rakamlarına güvenerek ‘biz kazandık’ diyen de. Bizde sonucu kabul etmeyen kendisini parti yönetimi yerine koyan TV kanalları da vardı. ABD’de de durum farklı değil. Kendisinin oyunun yüksek olduğu zamanda ‘Oy sayımını durdurun yeter’ diyen bir başkan adayı var. Seçimleri iptal ettirmek için mahkemeye başvuran bir başkan adayı var. Ve buna ilaveten kendi kurumunu partinin yerine koyan TV kanalları da var.

Yer kürede demokrasinin, hukukun, insan haklarının galip gelmesi dileğimizle…

Erdal Pektaş

“Artık bir canlının kurtuluşu mucize, yüzlerce kişinin ölümü istatistik oldu.”

Sağlam binalarda oturun diyen devlet yöneticileri; ben de sizin gibi sağlam binada oturmayı çok istiyorum ancak bunun için her ay maaşımın %50’sini vergi olarak kesmeyi bırakmalısınız. Yaptığım her harcamadan aldığınız vergileri de almamalısınız.
Benden aldığınız vergiler size lüks bir hayat ve sağlam konutlarda oturma imkanı sağlarken benim ölüm riski yüksek konutta oturmam hiç adil değil.

Ayrıca ben ve ailem depremden dolayı ölüm kaygısı yaşıyorken benden alınan verginin Kanal İstanbul gibi insana ve doğaya hiç faydası olmayan hatta gelecekte insana zarar verecek bir ranta yatırılmasına da asla izin vermiyorum.
Tüm imkanlar deprem tedbirleri için kullanılmalıdır.

Depremde kurtulan her canlıyı görünce çok mutlu oluyoruz.
Artık bir canlının kurtuluşu mucize, yüzlerce kişinin ölümü istatistik oldu. Ne kadar çok insan ölürse, ölümleri o kadar az umursayıp daha az tepki veriyoruz. Ülkeyi yönetenler ölenleri değil kurtulanları gösterip umut dağıtıyorlar. Hatta depremde ölüm normaldir, günler sonra kurtulma imkanı da vardır manipülasyonu ile gelecek depremler için algı yönetimi yapıyorlar.
Depremin her an her yerde olabileceği unutturulup, alınmayan tedbirleri sorgulatmamak için de kötü binada oturmasaydınız diyerek sorumluluğu vatandaşa yüklüyorlar.

Adem Kuyumcu

Foto: Meral Türkdoğan

Rund 800.000 Euro für Bayerischen Forschungsverbund ‘FOR-COVID’ zu Coronavirus

Universitäten in Erlangen-Nürnberg, München, Regensburg und Würzburg beteiligt – Wissenschaftsminister Sibler: „Durch interdisziplinäre Kooperation die Pandemie beherrschbarer machen und auf zukünftige ähnliche Krisen besser vorbereitet sein“

Das Bayerische Wissenschaftsministerium hat zum Coronavirus SARS-CoV-2 den bayerischen Forschungsverbund FOR-COVID eingerichtet. Dafür stellt der Freistaat rund 800.000 Euro an Fördermitteln für dieses und nächstes Jahr bereit. „Es ist unser erklärtes Ziel, mit FOR-COVID möglichst zügig zu weiteren wissenschaftlichen Erkenntnissen zur Eindämmung, Behandlung und Erforschung der Erkrankung mit dem neuartigen Coronavirus zu gelangen“, betonte Wissenschaftsminister Bernd Sibler. Beteiligt sind die Friedrich-Alexander-Universität (FAU) Erlangen-Nürnberg, die Ludwig-Maximilians-Universität (LMU) München, die Technische Universität (TUM) München, die Universität Regensburg und die Julius-Maximilians-Universität (JMU) Würzburg sowie das Bundeswehr-Institut für Mikrobiologie in München. Im Rahmen von neun Projekten erforschen Wissenschaftlerinnen und Wissenschaftler der kooperierenden Hochschulen Möglichkeiten zur Vorbeugung und zur Vorbereitung auf Epidemien, zur Infektionsprävention, zur aktiven und passiven Immunisierung durch Impfung, zur Verbesserung der antiviralen Therapiemöglichkeiten sowie zum besseren Verständnis der Entstehung und Entwicklung der Krankheit. „Ich bin überzeugt, dass wir mit diesem bayernweiten Schulterschluss wertvolle Erkenntnisse zum Wohle der Bevölkerung gewinnen werden“, so der Wissenschaftsminister.

Der Forschungsverbund will durch eine bayernweite, interdisziplinäre Kooperation dazu beitragen, die derzeitige Pandemie beherrschbarer zu machen und auf zukünftige ähnliche Krisen besser vorbereitet zu sein. „Wir erleben derzeit, wie die Corona-Pandemie nicht nur in Bayern, sondern weltweit zu massiven Einschränkungen im öffentlichen und kulturellen Leben, in der Wissenschaft und in der Wirtschaft führt. Immer noch drängen viele Fragen, auf die wir schnell Antworten finden müssen“, betonte Sibler.

Der bayerische Forschungsverbund arbeitet auch mit Forschungsgruppen in Sachsen in einem bayerisch-sächsischen Forschungsnetzwerk zu SARS-CoV-2 zusammen. Sprecherin des bayerischen Forschungsverbunds FOR-COVID ist die Virologin Prof. Dr. Ulrike Protzer von der Technischen Universität (TUM) München. Ihre Stellvertreter sind Prof. Dr. Oliver Keppler vom Max-von-Pettenkofer Institut – Virologie der Ludwig-Maximilians-Universität (LMU) München sowie Prof. Dr. Joerg Vogel vom Institut für Molekulare Infektionsbiologie der Julius-Maximilians-Universität (JMU) Würzburg.

AFAD: “Sadece standart gıda kolisi ve yeni battaniye ihtiyacı var”

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından yapılan açıklamada, deprem bölgesinde ihtiyaç sahibi afetzedelere dağıtılmak üzere şu an için sadece standart gıda kolisi ve yeni battaniye ihtiyacı olduğu bildirildi.

AFAD’ın İnstagram hesabı üzerinden yapıtığı açıklamada şöyle dendi: “İhtiyaç sahibi afetzedelere dağıtılmak üzere şu an için sadece standart gıda kolisi ve yeni battaniye ihtiyacı vardır. Halihazırda başkaca bir yardım malzemesine veya ihtiyaç fazlası kullanılmış eşya ihtiyacı bulunmamaktadır. İhtiyaç oluşması halinde ayrıca bildirilecektir.
Söz konusu gıda kolisi ve yeni battaniye yardımlarını ulaştırmak isteyen kişi ve kuruluşlar, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına başvurabilirler.
Beslenme hizmetleri konusunda ise ana sorumlu kuruluş Türk Kızılayı olup bu konudaki faaliyetler halen devam etmektedir. Beslenme ile ilgili destek olmak isteyenlerin bu kurumla irtibata geçmeleri ve koordinasyon içinde olmaları gerekmektedir.”

AFAD ayrıca vatandaşların acil yardıma ihtiyaç duymadıkları sürece, telefonlarını kullanmamaları konusunda da çağrı yaptı. Ayrıca afet bölgesindeki hasarlı yapılara kesinlikle girilmemesi ve yolların acil yardım araçları için boş bırakılması konusunda da uyardı.

İzmir depremi

03.11.2020, 22:50:
Sağlık Afet Koordinasyon Merkezi’nin (SAKOM) bilgilerine göre depremde hayatını kaybedenlerin sayısı 112’ye ulaştı. Yaralanan bin 35 vatandaşımızın 898’i taburcu edildi ve 137’sinin tedavisi devam ediyor.
İzmir’de arama ve kurtarma çalışmaları yürütülen 17 binadan 15’inde çalışmalar tamamlandı, 2 binada sürüyor.

Fotoğraflarla İzmir depremi:

02.11.2020, 14:00:
AFAD can kaybını 91 olarak açıkladı. Yaralı 994 vatandaşımızın 839’u taburcu edildi, 155 vatandaşımızın tedavisi devam etmekte.
Arama kurtarma çalışmaları yürütülen 17 binanın 12’sinde çalışmalar tamamlanmış olup 5 binada çalışmalar devam etmekte.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı duyuruda yardım etmek isteyenlere şöyle seslendi: “Depremzedelere yardım ulaştırmak isteyen binlerce kişinin başvurusu üzerine bizizmir.com üzerinden Halkın Bakkalı aracılığıyla dayanışma kampanyası başlattık. #BizVarız diyerek, yemek, gıda, hijyen paketi, uyku tulumu ulaştırmak isteyenler buradan başvurabilir.”
Soyer ayrıca, Covid tehlikesi nedeniyle ikinci el eşya, giysi kabul edemediklerini de belirtti.

02.11.2020, 13:00:
AFAD can kaybını 85 olarak açıkladı.

02.11.2020, 12:00:
Halen 8 binada arama kurtarma çalışmasının yürültüğünü belirten AFAD’ın verdiği bilgileri göre can kaybı 83’e ulaştı. Yaralanan 994 vatandaşımızın 774’ü taburcu edildi, 220 vatandaşımızın tedavisi devam etmekte.
Enkaz altından 16 vatandaş sağ çıkarıldı. Depremden 58 saat sonra İdil, 65 saat sonra 3 yaşındaki Elif de sağ kurtarılanlar arasında. Enkazda ayrıca Ares isimli bir köpek de 65 saat sonra kurtarıldı.
Deprem sonrasında 43’ü, 4’ten büyük, toplam 1197 artçı sarsıntı yaşandığı da yapılan açıklamalar arasında.

İzmir’de artçı sarsıntılar devam ediyor.

31.10.2020, 19:00:
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, deprem bölgesinde incelemelerde bulunduktan sonra yapıtığı açıklamada hayatını kaybedenlerin sayısının 37 olduğunu, 885 yaralıdan 667’sinin taburcu olduğunu, 8’i yoğun bakımda olmak üzere 218 yaralının ise tedavisinin devam ettiğini ve şu ana enkazdan kurtarılan vatandaşlarımızın sayısının ise 103 olduğunu açıkladı.

AKP’li Cumhurbaşkanı ayrıca rezerv alanlarla birlikte hemen enkazların kaldırılmasının ardından inşaat çalışmalarına başlanacağını da vurgulamayı ihmal etmedi.

31.10.2020, 16:15:
Dün (30.10.2020) saat 14.51’de Ege Denizi Seferihisar açıklarında meydana gelen depremde şimdiye kadar 1’i boğularak olmak üzere toplam 28 vatandaşımızın hayatını kaybettiği ve 885 vatandaşımızın yaralandığı açıklandı.

Sağlık Afet Koordinasyon Merkezi’nin (SAKOM) yaptığı açıklamada ayrıca İzmir’de arama kurtarma çalışmaları yürütülen 17 binadan 9’unda çalışmaların tamamlandığı, kalan 8 binada devam ettiği de bildirildi.

Dün Ege Denizi’nde AFAD’ın verilerine göre 6.6, Kandilli’ye göre 6.9 ve Amerikalı Yerbilimsel Araştırma Kurumu USGS’e (United States Geological Survey) göre 7.0 büyüklüğünde yaşanan deprem, yerin 16,54 km derininde meydana geldi. İzmir’in Seferihisar ilçesine uzaklığı 17,26 km olan deprem sonrası, büyüklüğü 4’ün üzerinde 38 artçı olmak üzere, toplam 570 artçı sarsıntı yaşandı.

Ege Bölgesi genelinde hissedilen deprem sonrasında İzmir başta olmak depremden etkilenen tüm illerde, alan tarama çalışmaları devam ediyor.

Kemal Sahir Gürel ile ücretsiz online solfej ve bağlama dersleri

Sanatçı Kemal Sahir Gürel ile YouTube’da ücretsiz solfej ve bağlama dersleri başladı. Müzik yönetmeni, aranjör ve kaval sanatçısı olarak adından sıkça söz ettiren Gürel, müzik hayatına 1981 yılında kendisi de bağlama ve solfej dersleriyle başlamış.

Kemal Sahir Gürel YouTube kanalında ilk 2 bölümü yayınlanan online dersler, müzik okulu -solfej dersleri, müzik eğitimi almak için herhangi bir konservatuvar veya müzik kurumuna gitme imkanı olmayanlar için tasarlanmış. Gürel’in ‚akademik eğitim için tasarlanmamış’ olduğunu vurguladığı dersler, notayı hiç bilmeyenler için sıfırdan ve kolaylaştırılmış bir metot ile hazırlanmış.

Gürel, online ve ücretsiz olan solfej ve bağlama derslerine katılmak isteyenlere şöyle diyor: “Uzun vadeli düşünerek, biraz çaba göstererek ve en azından iki günde bir kendi kendinize çalışarak solfej ve bağlama öğrenmeniz mümkün. Yetenek faktörü de önemli ama öncelikli olan ‚istemek’”.

Kemal Sahir Gürel kimdir?
1966 Giresun, Görele doğumlu. 1974’te geldiği İstanbul’da 1981 yılında Yavuz Top’un müzik kursunda bağlama ve solfej dersleri alarak akademik eğitime başladı. 82’de İ.Ü. Konservatuarı Türk Müziği Bölümü’ne başladı. 84’te Türk Folklor Kurumu’nun Halk Müziği Okulu’nda bir yıl öğrenim gördü. Bağlama ve solfej dersleri verdi, düzenlemeler yaptı. İTÜ Devlet Konservatuarı Temel Bilimler Bölümü’nde beş yıl öğrenim gördü. 86 yılından sonra müzik çalışmalarını bestecilik, aranjörlük ve grup konserleriyle sürdürdü. 99 yılından itibaren aranjörlük ve yönetmenlik yapıyor; kısa film, film ve televizyon için dizi film müzikleri hazırlıyor.

“Harekete şimdi geçmeliyiz” –‘Lockdown light’ 2 Kasım’da başlıyor

Almanya’da son haftalarda hızla artan koronavirüs vaka sayıları karşısında federal hükümet ile eyalet yönetimleri yeni kısıtlamalar kararlaştırdı. 2 Kasım’da başlayacak olan ‚lockdown light’ insidans* sayısının 50’nin altına düşmesini hedefliyor.

Başbakan Angela Merkel, yaptığı açıklamada verilen kararın kolay olmadığını vurgulayarak ve artan vaka sayılarına dikkat çekerek, “Yayılma bu hızda devam ederse sağlık sistemimiz birkaç hafta içinde hizmet sınırına dayanmış olacak. Bu nedenle harekete şimdi geçmeliyiz.” dedi.

Daha önceki toplantıların aksine bu sefer kararın oy birliğiyle verilmesiyle de dikkat çeken kısıtlamalar şimdilik bir ay geçerli olacak. İki hafta sonra tekrar yapılacak olan toplantıda güncel gelişmelere göre düzenlemeler yapılabilecek.

Bir ay boyunca geçerli olacak kısıtlamalar gastronomi işletmelerinin kapatılmasını ve sosyal etkinliklerin yasaklanmasını da kapsıyor. Sene başındaki ‘lockdown’ın aksine bu kez okullar ve kuaför salonları kapatılmayacak.

Sosyal temas
En fazla iki haneden olmak şartıyla 10 kişi bir araya gelebilecek.
Kısıtlamaların en başında vurgu yapılan nokta aynı hane dışından kişilerle görüşmelerin minimuma indirilmesi.

Seyahatler
Genel olarak özel nedenlerden seyahat edilmemesi bekleniyor. Buna akraba ziyaretleri ve günü birlik turlar da dahil.
Her ne kadar oteller kapatılmayacak da olsa otellerde tatil amaçlı konaklamalar da yasak. Sadece iş amaçlı konaklamalar mümkün olacak.

Eğlence sektörü
Tiyatro, konser salonları ve benzeri mekanlar, fuarlar, sinemalar, tüm eğlence merkezleri kapatılacak. Kısaca eğlence amaçlı tüm etkinlikler yasak.

Gastronomi işletmeleri
Lokanta, bar, kulüp gibi gastronomi işletmeleri kapatılacak. Kantinler ve to go hizmeti verenler istisnaya tabi.

Spor
Havuzlar, spor salonları ve amatör spor merkezleri kapatılacak. Açık havada kişisel spor yalnız, iki kişi veya hane halkı ile birlikte yapılabilecek.
Profesyonel spor kulüpleri maçlarını izleyicisiz yapabilecek.

Kişisel bakım
Yakın mesafe gerektirdiği gerekçesiyle kozmetik, masaj ve dövme salonları gibi işletmeler de kapatılıyor. Tıbbi tedaviler bunun dışında tutuluyor; fizik tedavi ve ayak bakımı gibi. İstisnaya bu sefer kuaför salonları da tabi.

Alışveriş
Toptan ve perakende satış yerleri de bu süreçte açık kalacak. Ancak dükkanlarda 10 metrekareye bir müşteri kuralı geçerli olacak.

Okullar
Okullar açık kalacak ama eyaletler önlemlere kendileri karar verecek.

İşletmelere ek destek
Kasım ayı boyunca kapalı kalması gereken işletmeler için 10 milyar Euro yardım da kararlaştırıldı. Bu işletmelere, çalışanların sayısına göre de belirlenecek şekilde bir önceki yılın kasım ayının cirosunun yüzde 75’ine varan ödemeler yapılabilecek.

*bölgede 100 bin kişide görülen vaka sayısının 7 günlük ortalaması

Meral’in Kitap Bahçesi: “Okumayı öğrenmek, en güç sanattır.”

İşten güçten arta kalan zamanda genellikle televizyon, tablet ya da telefonlarla zaman harcıyoruz. Çok klişedir evet ama boş zamanlarımızda kitap okumak yerine, okumak için zaman yaratmak gerekir. Teknoloji çağında okuma alışkanlığı kolay sağlanmıyor maalesef.

Bilgi çağında yaşıyoruz ve aslında en etkili ve kolay ve bence en keyifli öğrenme yoludur okumak. Polisiye, tarih, aşk, biyografi, ekonomi, sağlık, teknoloji ya da güncelliğini asla kaybetmeyen klasikler… Meraklıysanız ve araştırmayı seviyorsanız ayrıca sürekli yeni maceralara atılacak heyecana sahipseniz, sürekli beslenecek bir kaynak bulabilirsiniz dünya kütüphanesinde.

“Okumayı öğrenmek, en güç sanattır.” der Goethe. Ama bu alışkanlık bir sağlandı mı okumak çok özel bir tutku haline gelir.

Sadece yorgunluğu almaz okumak; dostlarınızla, arkadaşlarınızla ya da girdiğiniz ortamlarda sürekli bir muhabbet konusu yaratmış olursunuz mesela.
Okuduğunuz bir kitabın önce yazarını tanırsınız. Muhtemelen kendi kişiliğini yansıttığı romanını ya da araştırmaları sonunda ortaya çıkardığı eserini okumaya ve tartışmaya başlarsınız. Yazar ve onun etkilendiği başka yazarlar konusunda, fikirleri hakkında, araştırmaları ve deneyimleri sayesinde  bilgi ve fikir  sahibi olursunuz.  

Yoğun bir haftanın sonunda, hayat maratonuna kısa bir mola verip biraz soluklanalım dediğinizi duyar gibiyim sanki. Kafanızı biraz dağıtmak, yorgunluğunuzu almak için birkaç kitap buldum.
Belki ilginizi çeker. Belki okudunuz. Belki farklı bir fikir oluşacak kafanızda. Sizi sarması, ruhunuza dokunması dileklerimle…

Çayınızı, kahvenizi alıp gelin hadi!

OKUMANIN TARİHİ -Alberto Manguel

Okumanın yaratıcı bir eylem olduğunu savunan Alberto Manguel’in kaleminden muhteşem bir kitap.

Okumak!
Nedir? Neden okuruz? Hangi dönemlerden geçti? Ne zamandan beri var bu kavram?
Okuma kültürünün gelişim sürecine ilişkin, çok ilginç soruların ilginç cevaplarını bulurken aynı zamanda bilgi birikiminizi arttıracak türden bir eser. “M.Ö. 4000 yılının kil tabletlerinden CD-ROM’lara, dillere destan İskenderiye Kütüphanesi’nden Kafka, Rilke, Sartre, Colette gibi büyük yazar ve şairlerin kitaplarla paylaştıklarına, kitap okumak için tasarlanmış yataklardan matbaa ve gözlüklere dek okurların ‘fildişi kulesi’nin tüm parlaklığını şaşırtıcı anekdotlar ve sürükleyici bir dille herkese açıyor. Okumanın Tarihi yazarın gençliğinde Borges’e kitap okumasının ve diğer kişisel anılarının sıcaklığını tarihsel bilgisinin zenginliği ile buluşturan bir serüven.”

TÜFEK, MİKROP VE ÇELİK -Jared Diamond

Savaşlar, keşifler, icatlar, dinlerin etkileri, mikropların ve hastalıkların nasıl oluştuğu, yazının icadı kısacası insanlık tarihine ilişkin, çok büyük soruların, çok büyük cevapları var bu kitapta.
“Savaş; korku ve sefaletten başka bir şey veremez. Yakar, yıkar, öldürür, yok eder.” der Nazım Hikmet ve “Savaş kimin haklı olduğuna değil, kimin güçsüz olduğuna karar verir.” der Bertrand Russell.

Nasıl olur da, beyaz insanlarla siyah insanlar arasında bu denli uçurum olur? Bu nasıl oluştu? Ne zamandan beri böyle? Neden beyaz insanların her şeyi var da siyah insanların hiçbir şeyi yok?
İnsanlar arasındaki farklılıkların nedenleri konusunda deli sorular soran, bilimsel veriler ışığında 13 bin yıllık insanlık tarihini, herkesin anlayabileceği bir sadelikte anlattığı bir başyapıt.

13 bin yıl önce Orta Doğu’da yaşayan bir insanın bir buğday tanesini toprağa ekmesiyle başlıyor hikaye…

SEVME SANATI -Erich Fromm

Gerçek anlamda sevebiliyor muyuz? Peki sevmenin ne demek olduğunu biliyor muyuz? Tutkuyla bağlanmak mı? İyi yada kötü o ruhu her yönüyle kabullenmek, onu olduğu gibi sahiplenmek mi? Karşılık beklemeden, hatta sevilmiyorsak bile sevip saygı duyabiliyor muyuz?

Fedakarlık, emek, sorumluluk, sahiplenmek gibi kavramları kendi üslubuyla anlatan Erich Fromm Sevmenin aslında başlı başına bir sanat olduğunu savunur. Ona göre bir şeye sahip olmak değil, layık olmak önemliymiş.
“Birisini sevmek yalnız güçlü bir duyguya kapılmak değildir; bir karardır, bir yargıdır, bir karar vermedir. Sevgi yalnız bir duygu olsaydı, birbirini ölünceye dek sevmek için söz vermek gerekmezdi. Sevgi bir inanma işidir; inancı az olanın sevgisi de azdır.”

Amerikalı ünlü psikanalist ve sosyolog Erich Fromm  ruh bilimine Marksist – Sosyalist ve insancıl yaklaşımın en önemli temsilcilerindendir. 1956 yılında yazdığı Sevme Sanatı hala çok satan kitaplar arasında yerini korur.

Farklı açılardan ele aldığı sevmek, saygı duymak, aşık olmak konuları üzerine yaptığı araştırmalardan yola çıkarak yazdığı bu kitap yine başucu niteliğinde bir çalışmadır.

Sağlıkla kalın…
Meral Türkdoğan

Main Image by ymkaaaaa/Pixabay

Sergi ve etkinlikler: Pandemi 2020’de Kadınlar

Tüm dünya düzenini sarsan korona pandemisi sırasında bazı meslek alanları özellikle ön plana çıktı. ‘Sistemi ayakta tutan meslekler’ de denen bu gruba hemşirelik, eğitmenlik ve kasiyerlik gibi meslekler de dahil. Ve Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü’nün (DIW) verilerine göre bu alanlarda çalışanların yüzde 75’ini kadınlar oluşturuyor.

Kadınların gerek sağlık çalışanı olarak, gerek homeoffice, homeschooling ve ev işleriyle uğraşan anneler olarak pandeminin en ağır yükünü taşıdıklarını söylemek mümkün. Buna rağmen karar mekanizmalarında bu süreçte de yeterince yer almıyorlar.

Pandeminin bu açısına dikkat çekmek için Münih’te 23 Ekim Cuma günü ‘Pandemi 2020’de Kadınlar’ başlığı altında bir etkinlik dizisi başlıyor. Kadın-Sanat-Siyaset inisiyatifi tarafından ve Münih 2. Belediye Başkanı Katrin Habenschaden himayesinde gerçekleşecek olan etkinliklerde pandeminin kadınlar üzerindeki etkileri ve çözüm önerileri gündeme gelecek.

Kadın-Sanat-Siyaset inisiyatifinin kuruluş amacının yapısal ve sistematik problemlere dikkat çekmek olduğunu belirten Dr. Toledo, etkinlik dizisiyle ilgili  “Koronavirüsü yaşam tarzımızı neredeyse durdurdu ve kökten değiştirdiyse de, kadınlar üzerindeki etkileri daha farklı ve sert. Özellikle göçmen ve mülteci kadınlar için. Var olan sorunlar ve eşitsizlikler siyasi, ekonomik, kültürel, fiziksel ve psikolojik alanlarda daha da çoğaldı. Bu krizden bir şeyler öğrenmeliyiz.” diyor ve etkinliklere davet ediyor.

Etkinlik dizisi ‘Fakirliğin Feminizasyonu’ konferansıyla başlayacak. Kadın-Sanat-Siyaset inisiyatifinin de kurucusu olan siyaset bilimci ve ressam Dr. Corina Toledo’nun konuşmacı olarak katılacağı etkinlik Kult9, Blutenburgstr. 71 adresinde saat 18.00’da gerçekleşecek. Cinsiyet eşitliği mücadelesinde yerelde ve evrenselde elde edilen kazanımlar bu süreçte tehlike altında mı? Pandeminin kaybedeni kadınlar mı? Bu ve bunun gibi birçok sorunun ele alınacağı panel 23 Ekim’de.

‘Yerel siyasette göçmen kökenli kadınlar’ temalı ikinci etkinlik ise 24 Ekim’de Mohr-Villa Freiman, Situlistr. 79 adresinde saat 18.30’da yapılacak. Panelde Münih 2. Belediye Başkanı Katrin Habenschaden ve Münih Göçmenler Meclisi Başkanı Dimitrina Nikolova-Lang’ın yanı sıra Vesile Sönmez (Sol Parti) ve Teresa Avila Rivera (Casa Latinoamerica, Pacta Servanda, Göçmenler Meclisi) de konuşmacı olarak yer alacak. Panelin moderasyonu Av. Renat Maltry tarafından gerçekleştirilecek.

Las Tesis performansı

Kadına karşı şiddetle mücadele haftası kapsamında ‘Ni una menos Munich’ kolektifi ile Kadın-Sanat-Siyaset inisiyatifi 21 Kasım’da Geschwister-Scholl-Platz meydanında saat 15.00 ile 17.00 arasında yapılacak olan La Tesis performansına katılmaya çağırıyor. Performansı öğrenmek için 29 Ekim (20.00), 6 Kasım (18.00) ve 19 Kasım’da (20.00) Biodanza Zentrum, Zauberstr. 18 adresinde provalar düzenleniyor.

Pandemi 2020’de Kadın etkinlik dizisi 4 Aralık’ta yapılacak olan ‘Modern Sömürgecilik ve Emperyalizm’ temalı sergi açılışı ve panel ile son bulacak. Etkinlik saat 14.00 ile 23.00 arası EineWeltHaus, Schwanthalerstr. 80 adresinde gerçekleşecek. Pandemi kuralları nedeniyle tüm etkinliklere katılımın önceden bildirilmesi gerekiyor.

Kadın-Sanat-Siyaset inisiyatifi ve etkinlik dizisi ile ilgili tüm detayları Frau-kunst-politik.de adresinde bulabilirsiniz.

Main Image by Ursula Schneider/Pixabay

Münih ilkokullarında ders sırasında maske zorunluluğu kaldırılıyor

Münih’te geçtiğimiz hafta sonu ilkokullar için getirilen sınıfta maske zorunluluğu 21 Ekim’den itibaren kaldırılıyor.

Münih Anakent Belediye Başkanı Dieter Reiter, konuyla ilgili yaptığı açıklamada ilkokullarda virüsün bulaşma oranının çok düşük olduğunu göz önünde bulundurarak genç öğrenciler için kısıtlamaları düşük tutmaya karar verdiğini bildirdi.

Eyalette 16 Ekim’de verilen kararla bölgede 100 bin kişide 7 günlük yeni vaka sayı ortalaması (insidans sayısı) 50’yi geçtiğinde tüm sınıflarda ders sırasında maske zorunluluğu öngörülüyor. Fakat geçerli sebeplerle -Münih’te olduğu gibi- istisna yapılabiliyor.

Münih’te yaklaşık 5 bin sınıf ve 3 bin ana okulu grubu için 3 aşamalı merdiven planı geçerli. Güncel aşamanın hangisi olduğuna belediyenin Sağlık Dairesi karar veriyor. Okullar için şimdilik 2. aşama (sarı) geçerli.

Bu aşamaya göre Münih okullarında 5. sınıftan itibaren ders sırasında öğrenciler arasında 1,5 metre mesafe sağlanamıyorsa maske takma zorunluluğu var. İlkokullarda bu zorunluluk çarşamba gününden itibaren (21 Ekim) kaldırılıyor.

Main Image by Tuba Türker