Pazar, Kasım 1, 2026
spot_img
Startseite Blog Sayfa 77

Almanya seçti: Koalisyon partileri oy kaybetti, FDP tekrar mecliste, AfD 3. parti

Almanya seçimini yaptı. Koalisyon partileri CDU/CSU (Hristiyan Birlik) ve SPD (Sosyal Demokrat Parti) tarihlerinin en kötü sonuçlarından birini alırken, geçen dönem meclise giremeyen FDP (Hür Demokrat Parti) tekrar meclise girmeyi başardı, sağ popülist AfD (Almanya için Alternatif) 3. parti oldu.

Federal Almanya Cumhuriyeti’nin pazar günü yapılan 19. genel seçim sonuçları şok etkisi yarattı. İlk tahmini sonuçlara göre Hristiyan Birlik partileri yüzde 33 sonuçla birinci parti olmalarına rağmen yüzde 8,6 oy kaybıyla 1949 yılından bu yana en kötü sonuçu aldılar. Bu düşüşte CSU’nun Bavyera’da kaybettiği oyların da etkisi büyük. 2013 yılında Bavyera’da yüzde 49,3 oranda oy alan CSU bu seçimlerde yüzde 38,5’te kaldı. Seçim sonunda yapılan değerlendirmelerde Angela Merkel, “Kaybımız büyük ama hala birinci partiyiz. Hükümeti kurma görevi bizim. Bize karşı hükümet kurulamaz.” derken, CSU (Hristiyan Sosyal Birliği) liste başı adayı Joachim Herrmann’ın ise ‘Sağ açığı kapatmalıyız.’ sözleri kafalarda soru işareti oluşturdu.

SPD (Sosyal Demokrat Parti) de yüzde 5,2 oy kaybıyla yüzde 20,5’te kalarak Federal Almanya Cumhuriyeti tarihinin en kötü sonucunu aldı. Seçimin hemen ardından parti genel başkanı Martin Schulz, sıkı bir muhalefet olacaklarını söyleyerek Birlik partileriyle koalisyona yanaşmadığını kesin bir tavırla açıkladı.

Sağ popülist söylemlerle seçim kampanyası yürüten AfD, yüzde 12.6 oranla meclise 3. parti olarak girerek seçimden sonra da en çok konuşulan parti oldu. Seçim sonrası Alexander Gauland, “Merkel hükümetini avlayacağız. Ülkemizi ve halkımızı geri alacağız.” sözleriyle yönlerinden şaşmayacaklarını gösterdi. Berlin’de binlerce kişi ilk seçim tahminlerinin açıklanmasıyla birlikte seçim bürosunun önünde AfD’yi protesto etti. Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı bölgede kalabalık ‘Naziler dışarı’ sloganları attı.

Geçen dönem yüzde 5 barajına takılıp meclise giremeyen FDP de 10,7 oy oranıyla seçimin kazananlarından olmakla birlikte hedefledikleri üçüncülüğe ulaşamayarak dördüncü sırada kaldı. Seçim sonrası yaptığı açıklamada Genel Başkan Christian Lindner: “Geçtiğimiz dönem parlamentoda olmadığımız ilk dönemdi ve son olacak. Yeni bir başlangıç mümkün.” dedi.

FDP’yi, geçen seçimlere göre oylarını küçük bir miktar da olsa yükseltebilen Grünen (Yeşiller), yüzde 9,1 ile ve yüzde 9 ile Die Linke (Sol Parti) takip ediyor. Yeşiller eşbaşkanları Kathrin Göring Eckardt ve Cem Özdemir, seçim sonrası yaptıkları açıklamalarda, Jamaika koalisyonu alternatifini de göz önünde bulundurarak, “Birlikte savaşabileceğimizi gösterdik, şimdi birlikte sorumluluk alabileceğimiz göstereceğiz.” dediler.

Die Linke adına konuşan Dietmar Bartsch ise, “2. iyi sonucumuzu aldık. Aşırı sağdan parlamentoya girecek isimler tam bir skandal. Aralarında ırkçı olduğunu bildiğim isimler de var.” dedi.

Mecliste partilere göre sandalye dağılımı ise ilk tahminlere göre şöyle: CDU/CSU: 246, SPD: 153, AfD: 94, FDP: 80, Die Linke: 69, Grünen: 67.

Bu şartlar altında mümkün koalisyon şekillerinden ilk akla geleni yine büyük bir koalisyon olmakla birlikte Martin Schulz’un buna yanaşmadığını net bir şekilde belirtmesi geriye Jamaika alternatifini bırakıyor. Siyah, sarı ve yeşil renklerden oluşan Jamaika bayrağından ismini alan koalisyon şekli ise Birlik partiler, FDP ve Yeşillerin bir araya gelmesiyle oluşabiliyor.

Geçen seçimlerde yüzde 71,5 oranı olan seçime katılma oranı da bu seçimlerde artış göstererek yüzde 75 oldu. Bu artışta seçim öncesi kutuplaşmaların da etkisi büyük.

 

Elyas M´Barek’ten AfD karşıtı seçim videosu

Almanya’da yapılacak olan genel seçimler öncesi sevilen oyuncu Elyas M’Barek, bir seçim videosu yayınladı. Özellikle ilk ve genç seçmenlere yönelik hazırlanan videoda neden seçime gidilmesi gerektiği ve kimin seçilmesi gerektiği anlatılıyor.

3. bölümü ekim ayında vizyona girecek olan ‘Fack Ju Göhte’ filminin yakışıklı oyuncusu Elyas M’Barek’in, filmindeki rol arkadaşlarıyla birlikte yer aldığı videoda seçime gidin çağrısının yanı sıra açıkça sağ popülist parti olan AfD’yi seçmeyin de deniyor. Video Elyas M’Barek’in Facebook sayfasında Fack Ju Rechts (Fack Ju Sag) hashtag’i ile yayınlandı.

İşte‚ renkli bir Almanya için işaretini koy, yabancılar en iyi arkadaşlardır’ denen video.

CSU Münih’ten Türk-Alman diyalog programı

CSU diyalog programı

Almanya’da yaklaşan genel seçimler öncesi Münih’te CSU (Hristiyan Sosyal Birlik Partisi) tarafından Türk-Alman diyalogu ve Almanya-Türkiye arasindaki işgücü anlaşmasının 55. yılı konulu bir etkinlik düzenlendi.

Bavyera eski başbakanı Dr. Günther Beckstein’ın da bir konuşma yaptığı etkinlikte, Bavyera Hükümeti Uyum Sorumlusu Kerstin Schreyer, Bavyera Türk Toplumu Sözcüsü Vural Ünlü ve CSU parti üyesi Emine Şahin de panelist olarak yer aldı.

CSU Münih parti merkezinde ‘göç ve uyum çalışma grubu’ tarafından düzenlenen etkinliğin açılış konuşmasını grubun eyalet başkanı Ozan İyibaş yaptı. Ardından kürsüye çıkan Dr. Beckstein yaklaşık bir saat boyunca görev döneminde ve günümüzde Türkiye-Almanya ilişkileri, Almanya’daki Türkiyelilerin durumu gibi konuları konuştu.

Beckstein, Türkiye’ye 40 kez gittiğini hatırlatarak başladığı konuşmasında, Almanya’da yaşayan Türkiye kökenlilerin büyük çoğunluğunun topluma uyum sağladığını, diğer küçük bölüm için de çalışmalar yapılması gerektiğini söyledi. Özellikle seçim öncesi ırkçı söylemlerin kutuplaşmayı yükselttiğini belirten Beckstein, “Son dönemlerde İslam adını kullanarak fanatikler tarafından yapılan saldırılar da malesef İslamfobi’yi yükseltti.” diyerek, İslam’ın Almanya’nın bir parçası olduğunu vurguladı. “Bir de Türkiye Hükümeti tarafından üzerimize gelen sorunlar var.” diyen Beckstein, Kürt sorunu, darbe girişimi ve DİTİB’le ilgili gündeme gelen tartışmalara değindi. Beckstein, ‘tartışmanın demokrasiyi yaşattığını’ belirterek diyalogun önemini vurguladı.

Beckstein, konuşmasının ardından yapılan panelde Kerstin Schreyer, Vural Ünlü ve Emine Şahin ile birlikte yer aldı. Moderatörlüğünü Thomas Töll’ün yaptığı panelde Vural Ünlü ve Emine Şahin, kendi hayat hikayelerinden örnekler vererek uyum konusunda gelinen noktayla ilgili düşüncelerini belirttiler.

Akademisyen bir ailenin çocuğu olarak burada hiç bir zorluk yaşamadığını söyleyen Vural Ünlü, Münih’in uyum konusunda ayrıcalıklı bir kent olduğunu ve bunda SPD’li belediyenin katkısının göz ardı edilemeyeceğini vurguladı.

Emine Şahin ise Almanya’ya işçi ailesi çocuğu olarak küçük yaşta geldiğini ve o nedenle aklının hep Türkiye’de olduğunu, fakat bir dönem Türkiye’ye dönüp yaşadıktan sonra aslında ne kadar Almanyalı olduğunu farkettiğini belirterek, “Artık rahatlıkla ‘bir yanım Alman, bir yanım Türk’ diyebiliyorum.” dedi. Şahin, Job Center’de çalıştığını belirterek “Gördüğüm şu ki, göçmen kökenli kadınların çoğunun okula gitmesini aileler istemiyor.’ diyerek salondaki Türkiyeli kadınların tepkisini çekti.

Kerstin Schreyer ise, “Almanya’ya gelen aileler hangi kültürden olursa olsun, eminim ki hepsinin ilk istediği şey çocuklarının burada iyi bir hayat sürmeleri. Bunun için eğitim şart. Fakat kadın erkek eşitliği konusunda dokunmak istediğim başka bir nokta var, özellikle şimdiki gibi seçim dönemlerinde kendi partimden erkeklerin, kadın haklarını ağzından düşürmediklerini görüyorum. Yine aynı erkeklerin bana karşı tutumlarını da biliyorum. Yani kadın-erkek eşitliği sözde değil, pratikte uygulandığı zaman inandırıcı olur, erkeklere bu konuda önemli görev düşüyor.” sözleriyle kadın-erkek eşitliği konusundaki iki yüzlülüğe de dikkat çekti.
Schreyer, uyum sorumlusu olarak özellikle kadınların ve yaşlılık döneminde göçmenlerin durumunu düşünerek geliştirdikleri ve pilot proje olarak başlayan eğitim programından da bahsetti.  “Burada yaşlılıkta bakıma muhtaç hastalar, demans durumunda anadillerine dönecek ve bu nedenle anadilde bakıcıya ihtiyaç duyulacak. Yıllarca evde çocuk büyütüp artık iş hayatına dönmek isteyen kadınları da bu programlarla iş hayatına kazandırmış olacağız.” dedi. Eğitim programı özelinde ve kadınların topluma kazandırılması genelinde ısrarcı tutumunu ortaya koyan Schreyer, programa katılan kadınların beğenisini kazandı.

Kapanışta konuşan CSU üyesi Serdar Duran ise eski Türk pasaportunu göstererek, burada işçi ailesi çocuğu yazıyor ama ben artık işçi çocuğu değil, Bavyeralıyım.” sözleriyle salondakileri gülümsetti.

Daha sonra etkinliğe katılanlar Türk mutfağının leziz örneklerinin yer aldığı açık büfe eşliğinde birbirleriyle sohbet etmek imkanı buldu.

 

CSU diyalog2017_7278
Dr. Günther Beckstein
CSU diyalog2017_7284
Serdar Duran, kapaniş konuşmasında
CSU diyalog2017_7293
Serdar Duran’ı etkinlik sonrası eşi Gülay Duran ve misafirleri tebrik etti

CSU diyalog2017_7294
Serdar ve Gülay Duran, toplantı için Mühldorf’tan gelen misafirlerle birlikte

„Hier lebe ich, hier wähle ich“

– bayernweite symbolische Wahlen für Migrant*innen

Am 24. September 2017 findet die Bundestagswahl statt. In Bayern leben mehr als 10,5 Millionen Bürgerinnen und Bürger, die am Wahlsonntag volljährig sind. Davon dürfen jedoch über 1,3 Millionen Bürgerinnen und Bürger in Bayern am 24.09.2017 nicht wählen, weil sie nicht die deutsche Staatsbürgerschaft besitzen. Somit sind rund 12% der bayerischen Bevölkerung von diesem politischen Grundrecht ausgeschlossen. (Bundesweit liegt dieser Anteil mit 8,9 Millionen Menschen ohne deutschen Pass auch deutlich über 10%).

“Einen Teil der Bevölkerung von politischen Entscheidungen auszuschließen schwächt die Demokratie. Damit wird verhindert, dass Menschen, die hier leben, sich für die demokratischen Strukturen und Prozesse interessieren“ bewertet die Situation Mitra Sharifi Neystanak, Vorsitzende der AGABY (Arbeitsgemeinschaft der Ausländer-, Migranten- und Integrationsbeiräte Bayerns).

Gerade hier setzt die bundesweite Kampagne „Hier lebe ich, hier wähle ich“ an, die in 13 Bundesländer organisiert wird. In Bayern werden die Veranstaltungen landesweit durch AGABY koordiniert.

In Ergänzung zur offiziellen Wahl finden vor der Bundestagswahl und am 24. September 2017 bayernweit symbolische Wahlen statt. Die Bürgerinnen und Bürger mit ausländischer Staatsangehörigkeit können in sieben Städten (München, Nürnberg, Erlangen, Bamberg, Kempten, Lindau, Rothenburg o.d. Tauber) die Wahllokale der Kampagne aufsuchen.

Mit diesen symbolischen Wahlen soll auf das Demokratie Defizit bei der Bundestagswahl hingewiesen und zugleich für die Einführung des kommunalen Wahlrechts für alle Bürgerinnen und Bürger geworben werden.

„Das kommunale Wahlrecht für alle ist ein längst fälliges Förderprogramm für Integration und für die Demokratie. Wir fordern mehr Mut zur Demokratie!” fasst Mitra Sharifi die Botschaft der Kampagne zusammen.

Wer in den bayerischen Kommunen lebt, ist von Straßenbahnpreisen, verfügbaren Kindergartenplätzen oder von Entscheidungen der Stadt über den Wohnungsbau direkt betroffen – unabhängig davon ob sie/er in Nürnberg, Hamburg, Madrid, Ankara oder Duala geboren ist. Unabhängig von Geburtsort und Pass sollten auch alle volljährigen Bürgerinnen und Bürger einer Stadt gleichberechtigt ihr gemeinsames Kommunal-Parlament wählen können. Diese Meinung vertreten zwar mehrere Landesparlamente (Nordrhein Westfahlen, Niedersachsen, Hamburg) und zahlreiche Oberbürgermeister und Kommunalparlamente (z.B. Nürnberg). Beschlossen werden kann das kommunale Wahlrecht derzeit jedoch nur durch eine 2/3 Mehrheit in Bundestag und Bundesrat.

Das Recht zur Teilnahme an Wahlen ist ein Grundprinzip eines demokratischen Staatssystems. Das Wahlrecht ausländischer Bürgerinnen und Bürger fördert Integration und ist Ausdruck gesellschaftlicher und politischer Gleichberechtigung. In 15 von 28 EU-Staaten ist kommunales Wahlrecht bereits unaufgeregte Praxis.

Deshalb organisieren die Ausländer-, Migranten- und Integrationsbeiräte Bayerns symbolische Wahlen. In den symbolischen Wahllokalen können alle Bürgerinnen und Bürger ohne deutschen Pass auf einem Wahlzettel symbolisch die Parteien und Abgeordneten für den Bundestag in Berlin wählen. Damit erfolgt nicht nur politische Bildung, sondern auch eine zwar symbolische aber sehr wichtige Gleichstellung aller, die am 24. September von diesem demokratischen Grundrecht ausgeschlossen sind.

Die Integrationsbeiräte formulieren jedoch nicht nur eine Forderung, sondern sie leben selbst Integration und Inklusion. Deshalb sind deutsche Staatsangehörige eingeladen, eine Solidaritäts-Stimme abzugeben. Dadurch erfolgt die Sensibilisierung der Gesamtgesellschaft. Denn das 12% Demokratie-Defizit geht uns allen an.

“Für das kommunale Wahlrecht von Migrantinnen und Migranten, für eine gleichberechtigte politische Beteiligung!”

 

Symbolische Wahllokale finden Sie in den folgenden Städten und Uhrzeiten:

Bamberg; Maxplatz Radeln gegen Rassismus, 23.09.2017, 14 Uhr

Erlangen; Fußgengärzone Innenstadt, 23.09.2017, 10-14 Uhr

Kempten; Haus International Kempten, 24.09.2017, 8-18 Uhr

Kempten; Mobile Wahllokale in der Stadt, 22-24.09, ganztags

Lindau; vor dem Rathaus Lindau, 23.09.2017, ganztags

München; Bellevue di Monaco, 13-24.09, ganztags

München; Bellevue di Monaco Wahlparty, 24.09.2017 ab 12 Uhr

Nürnberg; Breite Gasse 22.09.2017 ganztags

Nürnberg; Dezentrale Wahllokale in der Stadt, 11-22.09

Rothenburg o.d. Tauber; Mobile Wahllokale in der Innenstadt, 09-20.09, ganztags

 

TGD Wahlprüfsteine: 5. Arbeitsmarkt

5. Arbeitsmarkt

a) Der Name (ob etwa türkisch oder deutsch klingend) hat neben anderen Merkmalen nachweislich Auswirkung darauf, ob Bewerber*innen für ein Vorstellungsgespräch eingeladen werden. Setzen Sie sich für die standardmäßige Einführung von anonymisierten Bewerbungsverfahren bei Stellenausschreibungen ein?

CDU/CSU
Antwort: Nein
Aus Sicht von CDU und CSU behebt eine anonymisierte Bewerbung nicht die Ursachen für Diskriminierung. Wir wollen, dass alle Menschen eine Chance auf einen Ausbildungs- oder Arbeitsplatz erhalten – ob mit oder ohne Migrationshintergrund – und fördern daher ein bewusstes Umdenken bei den Personalverantwortlichen.

DIE LINKE
Antwort: Ja

FDP
Wir Freie Demokraten wollen ein ganzheitliches Diversity Management in der Arbeitswelt voranbringen. Es bekämpft systematisch offene Diskriminierung und macht unbewusste Hemmnisse bewusst. So schafft es Selbstbestimmung und gleiche Chancen für Aufstieg durch Leistung. Anonymisierte Bewerbungsverfahren können grundsätzlich dazu beitragen kann, Vorurteile im ersten Schritt eines Bewerbungsprozesses zu verhindern. Wir begrü.en dies ausdrücklich. Allerdings kann nicht jedes Unternehmen die Einführung eines anonymen Bewerbungsverfahrens einfach umsetzen. Insbesondere eine damit verursachte Verzögerung der betrieblichen Abläufe kann in Zeiten des Fachkräftemangels hinderlich sein. Wir wollen daher, dass es weiterhin die freiwillige Entscheidung der Unternehmen bleibt, sich für ein solches Bewerbungsverfahren zu entscheiden.

GRÜNE
Antwort: Ja
Herkunft, Hautfarbe, Behinderung, Alter, Religion, sexuelle Identität und Geschlecht dürfen bei Bewerbungsverfahren keine Rolle spielen. Die Realität ist heute eine andere. Bestehende Strukturen sind verfestigt. Darum haben wir das Modelprojekt der Antidiskriminierungsstelle des Bundes zu anonymisierten Bewerbungsverfahren sehr begrüßt. Angesichts der positiven Ergebnisse des Projekts setzen wir uns dafür ein, dass das Verfahren im öffentlichen Dienst eine größere Verbreitung findet und auch in weiteren Unternehmen eingeführt wird.

SPD
Bei Bewerbungen kommt es – häufig auch unbewusst – zu Diskriminierungen, etwa aufgrund des Geschlechts, Aussehens, Alters oder eines Migrationshintergrundes. Wir setzen uns für anonymisierte Bewerbungen ein, um Fairness im Bewerbungsverfahren herzustellen. In unserem Land haben rund 20 Prozent der Menschen einen Migrationshintergrund. Wir wollen, dass sich der Anteil von Menschen mit familiären Einwanderungsgeschichten auch in der Zusammensetzung des öffentlichen Dienstes niederschlägt. Zielvorgaben, Ausbildungskampagnen und faire Bewerbungsverfahren unterstützen diesen Prozess. Dazu gehört auch die Offenheit gegenüber unterschiedlichen Kulturen, die wir in allen gesellschaftlichen Bereichen umsetzen wollen.

TGD Wahlprüfsteine: 4. Migration & Bürgerrechte

4. Migration & Bürgerrechte

b) Etwa 3,5 Mio. Menschen dürfen sich in Deutschland nicht an Wahlen beteiligen, obwohl sie zum Teil seit Jahrzehnten in Deutschland leben und arbeiten. Ihre griechischen oder polnischen Nachbarn hingegen dürfen seit 1992 zumindest auf kommunaler Ebene mitbestimmen. Sind Sie für die Einführung des kommunalen Wahlrechts für sog. Drittstaatsangehörige?

CDU/CSU
Antwort: Nein
Wir freuen uns, wenn Menschen in Deutschland ihre Heimat und ihre Zukunft sehen, wenn sie die vollen Bürgerrechte und -pflichten und damit Verantwortung für unser Land übernehmen wollen. Die Einbürgerung steht für uns vor allem für die volle politische Teilhabe auf Bundes-, Länder- und kommunaler Ebene. Wir wollen, dass Menschen mit Einwanderungsgeschichte durch die Einbürgerung auf allen Ebenen politisch mitbestimmen können. Ein kommunales Wahlrecht für Nicht-EU-Bürger lehnen wir daher ab.

DIE LINKE
Antwort: Ja
Wer hier lebt, soll hier wählen! Wir wollen das aktive und passive Wahlrecht für dauerhaft in Deutschland lebende Migrantinnen und Migranten auf Bundes-, Landes- und kommunaler Ebene, damit sie gleichberechtigt die Gesellschaft mitgestalten können. Wir wollen das Wahlrecht ab der Vollendung des 16. Lebensjahres und für alle seit fünf Jahren hier lebenden Menschen.

FDP
Wir Freie Demokraten setzen eher auf die Erlangung der Staatsangehörigkeit als Ziel der Integrationsbemühungen. Wir wollen, dass die doppelte Staatsangehörigkeit grundsätzlich möglich ist. Einwanderer müssen zu deutschen Staatsbürgern werden können, ohne ihre Wurzeln und etwa Eigentum in ihrem Herkunftsland aufgeben zu müssen. Mit der Einbürgerung folgt gleichzeitig auch das Wahlrecht.

GRÜNE
Antwort: Ja
Demokratie und Beteiligung müssen in einem Einwanderungsland entlang der Vielfalt der Menschen organisiert werden. Mehr Demokratie heißt für uns auch, dass mehr Menschen mitmachen und sich beteiligen dürfen. So wollen wir das kommunale Wahlrecht nach dem Wohnortprinzip regeln und nicht nach der Staatsbürgerschaft. Dann können auch diejenigen an kommunalen Wahlen teilnehmen, die keinen deutschen oder EUPass, aber ihren ständigen Wohnsitz hier haben. Menschen, die hier leben, sollen auch mitbestimmen, wie wir zusammenleben

SPD
Wir setzen uns seit langem ein für die Ausweitung des Wahlrechts auf dauerhaft ansässige Drittstaatsangehörige auf kommunaler Ebene.

TGD Wahlprüfsteine: 2. Anti-Diskriminierung

2. Anti-Diskriminierung
a) Viele zivilgesellschaftliche Organisationen setzen sich gegen gruppenbezogene Menschenfeindlichkeit und Rassismus und für eine friedliche, demokratische Gesellschaft ein. Die Politik unterstützt derartige Arbeit bislang weitgehend über spezifische Förderprogramme mit (meist) vorübergehendem Modellcharakter. Finden Sie, dass demokratisches Engagement gegen Rassismus und Menschenfeindlichkeit eine nachhaltige gesetzliche Grundlage erhalten sollte (bspw. in Form eines Demokratiefördergesetzes)?

 CDU/CSU
Antwort: Neutral
CDU und CSU setzen sich gemeinsam für eine diskriminierungsfreie Gesellschaft ein. Wir sind uns darin einig, dass eine nachhaltige Unterstützung der von Diskriminierung betroffenen Menschen und die Bekämpfung von Benachteiligungen auf allen Ebenen ein starkes Engagement sowohl auf Bundes- und Landesals auch auf kommunaler Ebene erfordern. Antidiskriminierungsarbeit muss als Querschnitts- und Daueraufgabe in allenLebensbereichen und den alltäglichen Arbeitsabläufen präsent und integriert sein. Der gegenseitige Austausch und eine übergeordnete fachliche Besetzung der Thematik sind ein wichtiger Ansatzpunkt. § 29 AGG sieht die Zusammenarbeit der Antidiskriminierungsstelle des Bundes mit Nichtregierungsorganisationen und Einrichtungen auf europäischer, Bundes-, Landesund regionaler Ebene vor. Das Bundesministerium für Familie, Senioren, Frauen und Jugend fördert in enger Zusammenarbeit mit den Länderministerien den Aufbau von landesweiten Beratungsnetzwerken, die die vor Ort vorhandenen Beratungs- und Unterstützungsangebote verknüpfen. Zu den Angeboten zählen Opferberatungsstellen, die Mobilen Beratungsteams (z. B. Fachstellen gegen Rechtsextremismus) und die Ausstiegsberatung. Das Bundesprogramm „Demokratie leben! Aktiv gegen Rechtsextremismus, Gewalt und Menschenfeindlichkeit“ ist ein weiterer wichtiger Baustein. Im Rahmen dieses Projektes wurden auch neue Modellprojekte in den beiden Themenfeldern „Rassismus und rassistische Diskriminierung“ und „Antidiskriminierung und Frühpr.vention im Vorschulalter“ ausgewählt.

DIE LINKE
Antwort: Ja
Wir wollen eine unabhängige Beobachtungsstelle »Extreme Rechte, Rassismus, Antisemitismus, Islamfeindlichkeit und andere Formen gruppenbezogener Menschenfeindlichkeit« schaffen. Die Bundesprogramme gegen Rechtsextremismus müssen dauerhaft gefördert werden. Projekte der Mobilen Beratung gegen Rechtsextremismus, Opferberatungen und zivilgesellschaftliche Demokratiebündnisse wollen wir stärker unterstützen.

 FDP
Wir Freie Demokraten halten gruppenbezogene Menschenfeindlichkeit und Rassismus für völlig inakzeptabel. Wie auch durch den NSUUntersuchungsausschuss deutlich wurde, müssen zivilgesellschaftliche Akteure im Kampf gegen Rassismus und Rechtsextremismus gestärkt werden. Unsere Republik braucht hier engagierte und mutige Bürgerinnen und Bürger, die jenseits der Teilnahme an Wahlen Verantwortung übernehmen. Dementsprechend wollen wir die Bundesprogramme zur Demokratieförderung und gegen Rassismus fortführen, halten aber ein spezielles Demokratiefördergesetz nicht für zwingend notwendig.

GRÜNE
Antwort: Ja
Demokratie ist weder selbstverständlich noch unveränderlich. Sie muss immer wieder neu erklärt und erkämpft werden. Viele Initiativen und Vereine machen sich gegen Rassismus, jede Form von Menschenfeindlichkeit und für eine weltoffene Demokratie stark. Diese zivilgesellschaftlichen Institutionen verdienen staatliche und politische Unterstützung und Anerkennung. Damit solche Strukturen unabhängig von politischen Mehrheiten und ohne bürokratischen Mehraufwand arbeiten können, wollen wir sie dauerhaft mit einem Demokratiefördergesetz stärken, das ihnen verlässlich die nötigen finanziellen Grundlagen garantiert.

 SPD
Wir halten eine bundesgesetzliche Grundlage in Form eines Demokratiefördergesetzes für unverzichtbar und dringend notwendig, da lokale Initiativen und Einrichtungen, die sich für Demokratie und gegen Menschenfeindlichkeit einsetzen, eine gesicherte Finanzierung und verlässliche Rahmenbedingungen brauchen. Die ehemalige Bundesministerin Manuela Schwesig hat bereits im August 2016 einen Entwurf für ein Demokratieförderund Extremismuspräventionsgesetz vorgelegt. Leider hat die Union das entsprechende Verfahren blockiert. Wir werden jedoch weiter an diesem Vorhaben festhalten, um die Projektförderung zu intensivieren und zu stabilisieren.

c) Unterstützen Sie die konsequente Umsetzung der Empfehlungen des NSU- Untersuchungsausschusses des Bundestags?
(Die Aufdeckung der NSU-Mordserie war insbesondere für die türkeistämmige Bevölkerung ein Schock. Die Lücken in der Aufklärung der Morde und bzgl. der Verwicklungen der einzelnen Verfassungsschutz-Behörden brachten und bringen institutionellen Rassismus zum Vorschein. Das Vertrauen in die deutschen Sicherheitsbehörden konnte bislang nicht wiederhergestellt werden.)

CDU/CSU
Antwort:Ja

Die Linke
Antwort: Ja

FDP
Die Empfehlungen des NSUUntersuchungsausschusses stellen einen wertvollen Katalog von Maßnahmen dar, welche die unterschiedlichen Sicherheitsbehörden auf Bundes- und Länderebene umsetzen sollen. Hierfür werden wir uns in der nächsten Legislaturperiode einsetzen. Hierbei klar im Fokus stehen Fragen des Austauschs von Informationen und der besseren Vernetzung, aber auch die Einführung gemeinsamer Standards, insbesondere die Arbeit der Polizei- sowie der Verfassungsschutzbehörden des Bundes und der Länder.

GRÜNE
Antwort: Ja
Der 2. NSU-Untersuchungsausschuss im Bund ist abgeschlossen und hat seinen Abschlussbericht vorgestellt. Wir stehen für eine konsequente Umsetzung der Empfehlungen beider NSU-Ausschüsse des Bundestages und für eine echte Zäsur beim Verfassungsschutz. Das fordern wir auch in unserem Sondervotum zum Abschlussbericht, worin wir in unseren Bewertungen und Schlussfolgerungen noch über den gemeinsamen Feststellungsteil hinausgehen.

SPD
Die SPD unterstützt die Umsetzung der Empfehlungen des NSU Untersuchungsausschusses. Eine wichtige Erkenntnis aus dem NSUVerfahren ist, dass Sicherheitsbehörden besonders sensibel auf antisemitische, rassistische und sonstige menschenverachtende Einstellungen in den eigenen Reihen reagieren müssen. Wir werden sie dabei mit geeigneten Programmen unterstützen.

 

d) Sind Sie für einen erneuten Untersuchungsausschuss im Bundestag?

CDU/CSU
Antwort: Nein
Der NSUUntersuchungsausschuss hat in seinem Abschlussbericht 47 parteiübergreifende Empfehlungen für die Bereiche Polizei, Justiz und Verfassungsschutz, Vertrauensleute der Sicherheitsbehörden und Demokratieförderung ausgesprochen. 21 Empfehlungen betrafen den Bereich der Polizei. Im Koalitionsvertrag haben wir bekräftigt, diese Empfehlungen zügig umzusetzen. Bis heute wurden die Empfehlungen des Untersuchungsausschuss in weiten Teilen umgesetzt. Es ist gelungen, zu fast allen Empfehlungen neue Maßnahmen aufzulegen bzw. durch entsprechende Weiterentwicklungen in den Behörden umzusetzen. Dieser fortlaufende Prozess sollte ständig verfolgt und bei wesentlichen neuen Entwicklungen darüber berichtet werden.

DIE LINKE
Antwort: Ja
Zu Frage 6. und 7.: Aus der Mordserie des »Nationalsozialistischen Untergrundes« und dem skandalösen Verhalten der Sicherheitsbehörden sind bisher keine Lehren gezogen worden. Die Fälle sind noch nicht vollständig aufgeklärt. Wir fordern die schnelle Einsetzung eines Untersuchungsausschuss zum Rechtsterrorismus, um die nicht abgeschlossene Aufklärung der NSU-Verbrechen fortzusetzen und die lange Geschichte anderer rechtsterroristischer Strukturen in der Bundesrepublik und die Verantwortung staatlicher Stellen bei der nicht ausreichenden Verfolgung aufzuarbeiten.

FDP
Wir Freie Demokraten haben erhebliche Zweifel, ob die gegenwärtig im Bundestag vertretenen Parteien in der laufenden Legislaturperiode nun wirklich alle Hintergründe und Missstände aufgeklärt haben und daraus die richtigen Schlüsse ziehen und Maßnahmen ergreifen wollen. Im Zweifel streben wir einen dritten Untersuchungsausschuss an, denn eine Erledigung der Thematik nur durch Zeitablauf wollen wir nicht zulassen.

GRÜNE
Antwort: Neutral
Der 2. NSU-Untersuchungsausschuss im Bundestag mag abgeschlossen sein, aber die Aufklärung ist für uns noch lange nicht beendet. In den anderthalb Jahren konnten wir Einiges herausarbeiten, aber es gibt noch viele offene Fragen. Es bleibt unsere Aufgabe, die aufgedeckten Missstände, z.B. zur Aktenvernichtung im Bundesamt für Verfassungsschutz und zu den Mängeln in den Ermittlungen zum NSU nach 2011, weiter klar anzusprechen und auf Aufarbeitung zu drängen. Es wird sich zeigen, ob dies am besten in einem weiteren Untersuchungsausschuss oder in einem anderen Forum erfolgen sollte.

SPD
Ob von weiteren Untersuchungsausschüssen nach den bereits erfolgten zwei NSU Untersuchungsausschüssen noch neue Erkenntnissen überhaupt zu erwarten wären oder ob die erforderliche weitere Aufarbeitung besser auf andere Weise betrieben werden kann, ist sorgfältig zu prüfen.

TGD Wahlprüfsteine: 1. Politische Teilhabe

1. Politische Teilhabe

a) Die Möglichkeit, sich am politischen, kulturellen und wirtschaftlichen Leben zu beteiligen und diese zu nutzen, stärkt das Gefühl von Zugehörigkeit und macht Engagement und Verantwortungsübernahme erst möglich. Werden Sie sich fur ein Bundespartizipations- und Integrationsgesetz einsetzen?

CDU/CSU
Antwort: Neutral
Deutschland ist heute ein modernes Land mit einer starken und unverwechselbaren Identität. Vielleicht noch stärker als zuvor. Wir haben unsere kulturellen Wurzeln bewahrt und unseren Zusammenhalt gestärkt. Bei der Fußballweltmeisterschaft 2006 in Deutschland und bei unzähligen Gelegenheiten seither haben Millionen Menschen aus allen Alters- und Gesellschaftsschichten dies eindrucksvoll unter Beweis gestellt: Es ist ein fröhliches, ungezwungenes und selbstbewusstes Bekenntnis zu einem Deutschland, auf das wir stolz sein können. Ein patriotisches Bekenntnis, das niemanden ausschließt und sich gegen niemanden richtet. Zu unserem Land gehören alte und neue Deutsche, Menschen mit und ohne deutschen Pass, mit und ohne Migrationshintergrund. Die große Mehrheit ebenso wie ethnische und gesellschaftliche Minderheiten. Wir schließen  niemanden aus und bitten alle, an einer guten Zukunft Deutschlands mitzuwirken.
Der deutsche Bundestag hat im Jahr 2016 das Integrationsgesetz verabschiedet. Mit diesem Gesetz haben wir unseren zentralen Leitsatz des Förderns und Forderns – auch für Flüchtlinge – rechtlich verbindlich gemacht, den Integrationsprozess weiter beschleunigt sowie bürokratische Hürden abgebaut. Wir haben die  Sprach- und Integrationskurse ausgeweitet und Maßnahmen zur Integration in den Arbeitsmark verbessert.

DIE LINKE
Antwort: Neutral
Entscheidend ist, was die Inhalte eines solchen Bundespartizipations- und Integrationsgesetzes wären. Die Große Koalition hat im Jahr 2016 bekanntlich ein so genannten „Integrationsgesetz“ beschlossen, das jedoch viele ausgrenzende und des-integrative Vorschriften enthielt. Es kommt somit auf die konkreten inhaltlichen Änderungen zur Verbesserung der Partizipations- und Integrationsmöglichen an, etwa im Staatsangehörigkeitsrecht, beim Wahlrecht oder im Aufenthaltsgesetz.

FDP
Wir Freie Demokraten wollen ein geordnetes Einwanderungsrecht schaffen, das nach Möglichkeit in einem Einwanderungsgesetzbuch zusammengefasst wird. Dabei muss zwischen individuell politisch/religiös Verfolgten, Kriegsflüchtlingen und dauerhaften Einwanderern klar unterschieden werden (s. auch Antwort auf Frage 4d). In diesem Zusammenhang treten wir für verbindliche Integrationsmaßnahmen ein, mit dem Ziel, dass Einwanderer zu Verfassungspatrioten werden und sich mit unserer offenen Gesellschaft identifizieren. Wir fordern ein neues, modulares Integrationsprogramm, das die individuelle Förderung entsprechend persönlicher Bedürfnisse in unterschiedlichen Stufen ermöglicht. Wir stehen zur Integration und vollen Beteiligung von Menschen mit Migrationshintergrund am politischen, wirtschaftlichen und kulturellen Leben.

GRÜNE
Antwort: Ja
Wir plädieren für ein Einwanderungsgesetz und für ein Integrationsgesetz, das diesen Namen auch verdient. Wir wollen, dass Integration als partizipativer Prozess auf Grundlage der Werte unseres Grundgesetzes erfolgt und ermöglicht wird.

SPD
Als Einwanderungsland wollen wir, dass alle Menschen durch gute Integration am gesellschaftlichen Leben teilnehmen. 2016 ist das Integrationsgesetz in Kraft getreten, das Geflüchteten den Zugang zum Spracherwerb erleichtert und Hürden beim Eintritt in Ausbildungs- und Arbeitsmarkt abbaut. Schutzsuchende mit Bleibeperspektive wollen wir unterstützen, sich rasch in Arbeitswelt und Gesellschaft zu integrieren. Weitere Maßnahmen werden dabei u.a. sein: Öffnung der Integrationskurse für alle Asylsuchenden und Geduldeten; Verbinden von berufsbezogener Sprachförderung mit arbeitsmarktpolitischen Maßnahmen; Kita-Besuch für alle Kinder; verbesserte Anerkennung von ausländischen Bildungsabschlüssen sowie ein dauerhaftes Bleiberecht für Ausländer, die hier erfolgreich ein Studium abgeschlossen haben.
Für erfolgreiche Integration ist ehrenamtliches Engagement unverzichtbar: in der Nachbarschaft, im Sportverein, in sozialen Einrichtungen, bei den Wohlfahrtsverbänden oder eben in Migrantenorganisationen. Teilhabe ist Grundvoraussetzung dafür, dass Menschen sich als Teil der Gesellschaft verstehen. Teilhabe heißt auch Beteiligung am politischen, kulturellen und gesellschaftlichen Leben – auch an zivilgesellschaftlichen Engagementmöglichkeiten und an politischen Entscheidungsprozessen. Das schließt insbesondere das Recht ein, an demokratischen Wahlen teilnehmen zu können. Deshalb setzen wir uns auch für die Ausweitung des Wahlrechts ein – beispielsweise für dauerhaft ansässige Drittstaatsangehörige auf kommunaler Ebene.

TGD Wahlprüfsteine

Im Vorfeld der Bundestagswahl am 24. September 2017 hat die Türkische Gemeinde in Deutschland (TGD) Wahlprüfsteine entwickelt, um mehr über die migrations- und integrationspolitischen Positionen sowohl der Direktkandidatinnen und Direktkandidaten als auch der Parteien zu erfahren.

Im Mittelpunkt stand dabei die Frage, auf welche Art und Weise sich die oben formulierten Notwendigkeiten zur Gestaltung der Einwanderungsgesellschaft in den Parteiprogrammen und Einstellungen der  Kandidatinnen und Kandidaten widerspiegelt.

Das Ziel dieser Gemeinde ist, möglichst viele Bürgerinnen und Bürger mit türkischer bzw. anderer Migrationsgeschichte zum Wählen zu mobilisieren. Der Hauptgedanke dabei ist, dass die Teilnahme an Wahlen ein zentrales demokratisches Grundrecht ist und eine Möglichkeit die Gesellschaft mitzugestalten. Dafür ist es, laut TGD, unabdingbar zu wissen, wie Kandidatinnen und Kandidaten für die Bundestagswahl zu migrations- und integrationspolitischen Themen stehen.

Im Folgenden haben wir einige Antworten, die TGD von den Parteien Christlich Demokratische Union Deutschlands/Christlich-Soziale Union in Bayern (CDU/CSU), Die Linke, Freie Demokratische Partei (FDP), Bündnis 90/Die Grünen (Grüne) und Sozialdemokratische Partei Deutschlands (SPD) erhalten hat, für Sie zusammengefasst. Von der Alternative für Deutschland (AfD) erhielten sie keine Antwort.

zu 1. Politische Teilhabe

zu 2.  Anti-Diskriminierung

zu 3. Bildung & Soziales

zu 4. Migration & Bürgerrechte

zu 5. Arbeitsmarkt

Alle Fragen & Antworten der einzelnen Kandidat*innen in Ihrem Wahlkreis können Sie hier selbst recherchieren.

Positionspapier der TGD

DIE PARTEIEN

Welche Parteien zur Bundestagswahl antreten bzw. zugelassen sind- viele fragen sich, wer entscheidet das?

Das Bundeswahlgesetz unterscheidet zwischen „etablierten“ und „nicht-etablierten“ Parteien. Die „nicht- etablierten“ Parteien müssen als Voraussetzung für die Teilnahme an der Bundestagswahl ihre Beteiligung gegenüber dem Bundeswahlleiter (Dieter Sarreither)  anzeigen. Der Bundeswahlleiter erklärte in einer Presseerklärung, dass 63 Parteien und politische Vereinigungen ihre Beteiligung an der Bundestagswahl 2017 bis zur Frist am 19. Juni 2017 angezeigt haben. Jedoch wurde mit der Erklärung vom 8. August 2017 bekannt, dass 42 Parteien an der BTW 2017 teilnehmen können.

34 Parteien beteiligen sich mit Landeslisten, acht zugelassene Parteien treten nur mit Wahlkreiskandidatinnen und -kandidaten an. Zugelassen wurden eigentlich 48 Parteien- doch sechs dieser zugelassenen Parteien treten weder mit Landeslisten noch mit Wahlkreiskandidatinnen oder -kandidaten an.

Bei der BTW 2009 waren 27 Parteien und bei der BTW 2013 waren 58 Parteien angetreten. Nur Parteien, die im Deutschen Bundestag oder in einem Landtag seit dessen letzter Wahl aufgrund eigener Wahlvorschläge ununterbrochen mit mindestens fünf Abgeordneten vertreten sind, können ihre Wahlvorschläge direkt beim zuständigen Landes- bzw. Kreiswahlleiter einreichen, ohne ihre Beteiligung an der Wahl vorher anzuzeigen.

Bei der Bundestagswahl 2017 teilnehmende Parteien sind auf jeden Fall: CDU, CSU, SPD, Die Linke, Bündis90/Die Grünen. Diese werden als „etablierte“ Parteien bezeichnet. Aber auch die FDP, die bei der BTW 13 an der Fünf-Prozent-Hürde scheiterte und die 2013 gegründete AfD sind automatisch bei dieser Wahl zugelassen. Ebenfalls sind die nur im Bayerischen Landtag vertretenen Freien Wähler ohne Unterstützungsunterschriften zur Wahl zugelassen.

Nach §18 Abs.4 BWahlG entscheidet der Bundeswahlausschuss am 79. Tag vor der Bundestagswahl über die Anerkennung dieser Vereinigungen als Parteien. Diese Sitzungen finden im Deutschen Bundestag (17. Juli 2017) öffentlich statt. Erst danach darf eine Partei an der Bundestagswahl antreten. Die Anerkennung als Partei hängt von verschiedenen Kriterien ab, wie Mitgliederzahl, Satzung und bisherige Wahlteilnahme. Wird jedoch einer Vereinigung durch den Bundeswahlausschuss die Parteieigenschaft abgesprochen, so kann diese dennoch als sog. „Wählergruppe“ mit eigenen Kreiswahlvorschlägen in den Wahlkreisen an der Wahl teilnehmen.

Voraussetzung dafür ist Unterschriften von mindestens 200 Wahlberechtigten des Wahlkreises zu sammeln. Die Aufstellung von Landeslisten ist dagegen nur den politischen Parteien vorbehalten. Die Wahlvorschläge mussten bis zum 17. Juli 2017 eingereicht werden, und zwar als Landeslisten bei den zuständigen Landeswahlleitern oder als Kreiswahlvorschläge bei den zuständigen Kreiswahlleitern. Über deren Zulassung entschieden die Landes- oder Kreiswahlausschüsse am 28. Juli 2017.

Im Folgenden kurz zu den Parteien mit ihren Wahlprogrammen und Spitzenkandidaten:

CDU (Christlich Demokratische Union Deutschlands) / CSU (Christlich- Soziale Union Bayern)
Das Regierungsprogramm 2017- 2021 der Union heißt „Für ein Deutschland, in dem wir gut und gerne leben“ und sie stellt gemeinsam eine Spitzenkandidatin, Angela Merkel.

SPD (Sozialdemokratische Partei Deutschlands)
Das Wahlprogramm der SPD lautet „ Zeit für mehr Gerechtigkeit“. Als Spitzenkandidat wird Martin Schulz gestellt.

FDP ( Freie Demokratische Partei)
Das Wahlprogramm der FDP heißt „Schauen wir nicht länger zu“ und stellt Christian Lindner als Spitzenkandidaten.

Bündnis90/Die Grünen
Das „Spitzenduo“ ist in diesem Wahljahr Katrin Göring-Eckardt und Cem Özdemir. Das Wahlprogramm der Bündnis90/Grünen heißt „Zukunft wird aus Mut gemacht“.

Die Linke
Spitzenkandidaten bei den Linken sind Sahra Wagenknecht und Dietmar Bartsch mit ihrem Wahlprogramm „Sozial.Gerecht.Frieden.Für alle.“.

AfD (Alternative für Deutschland)
Das Wahlprogramm der AfD heißt „Programm für Deutschland“. Die Spitzenkandidaten sind Dr. Alice Weidel und Dr. Alexander Gauland.

Freie Wähler
Das Wahlprogramm der Freien Wähler heißt „Die anständige Alternative.“.

Wissenswertes

Art. 21 Abs. 1 und 2 GG

(1) Die Parteien wirken bei der politischen Willensbildung des Volkes mit. Ihre Gründung ist frei. Ihre innere Ordnung muss demokratischen Grundsätzen entsprechen. Sie müssen über die Herkunft und Verwendung ihrer Mittel sowie über ihr Vermögen öffentlich Rechenschaft geben.

(2) Parteien, die nach ihren Zielen oder nach dem Verhalten ihrer Anhänger darauf ausgehen, die freiheitliche demokratische Grundordnung zu beeinträchtigen oder zu beseitigen oder den Bestand der Bundesrepublik Deutschland zu gefährden, sind verfassungswidrig. Über die Frage der Verfassungswidrigkeit entscheidet das Bundesverfassungsgericht.

§ 2 Abs. 1 PartG (Begriff der Partei)

(1) Parteien sind Vereinigungen von Bürgern, die dauernd oder für längere Zeit für den Bereich des Bundes oder eines Landes auf die politische Willensbildung Einfluss nehmen und an der Vertretung des Volkes im Deutschen Bundestag oder einem Landtag mitwirken wollen, wenn sie nach dem Gesamtbild der tatsächlichen Verhältnisse, insbesondere nach Umfang und Festigkeit ihrer Organisation, nach der Zahl ihrer Mitglieder und nach ihrem Hervortreten in der Öffentlichkeit eine ausreichende Gewähr für die Ernsthaftigkeit dieser Zielsetzung bieten. Mitglieder einer Partei können nur natürliche Personen sein.

Text: Asli Saygi