Cumartesi, Ekim 31, 2026
spot_img
Startseite Blog Sayfa 113

“NSU Davası unutulmamalı”

Nürnberg Başkonsolosu Asip Kaya öncülüğünde bir heyet NSU Davasının 61. celsesine katıldı.

CSU Bölge Uyum Kurulu Başkanı İsmail Akpınar, El Ele Avrupa Engelliler Konfederasyonu Genel-başkanı Cengiz Hocazade, Objektif Tiyatro Başkanı Abdurahman Gümrükçü, Emin Kente ve DİTİB Kuzey Bavyera Gençlik Başkanı Ramazan Avcı’dan oluşan heyet “Bu davanın gündemden düşmemesi gerektiğini” belirtti.

Sekizi Türk olmak üzere 10 kişiyi öldüren NSU üyesi katillerin yargılanmasına devam edilen davayı izleyen İsmail Akpınar “Sanıkların mahkemedeki rahat tavırlarından dolayı çok üzüldüm. Adalet en kısa sürede yerine getirilmelidir. Mahkemeye bu konuda güvenmek ve inanmak istiyoruz. Davanın Almanya ve Avrupa gündeminde kalmasını sağlayalım” şeklinde konuştu. Heyet, “Başkonsolos Kaya’ya bu davaya katılmamıza öncülük ettiği için çok teşekkür ederiz.” dedi.

Milletvekili Arif Taşdelen’e ziyaret

Nürnberg Başkonsolosu Asip Kaya, Bavyera’nın ilk göçmen kökenli milletvekili Arif Taşdelen’e bir nezaket ziyaretinde bulundu. Asip Kaya, “Arif Taşdelen’in siyasal alanda bir tarih yazdığına işaret ederek, Orta Frankonya Valisi Dr. Bauer’i ziyareti sırasında valinin Taşdelen’i övdüğünü ve onun üstün meziyetlere sahip olduğu için Alman seçmenlerden de oy aldığını” anlattı. Arif Taşdelen de ziyaretten duyduğu memnuniyeti belirterek, “Bavyera gibi tutucu bir eyaletten seçilmesinin mümkün görülmediğini, ancak seçilerek bir ilke imza attığını” kaydetti. Taşdelen, gençlerimize siyasete atılmaları tavsiyesinde bulundu.

Antalya Gazeticler Cemiyeti Nürnberg ziyareti

Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı Mevlüt Yeni, cemiyet üyesi gazeteciler, Isparta Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Şevket Karahan ve Antalya İl Emniyet Müdürü Mustafa Sağlam’dan oluşan heyet, Nürnberg Gazeteciler Cemiyeti’nin daveti ile Almanya’da tespit gezisi gerçekleştirdi.

Antalya Gazeteciler Cemiyeti ve Presseclub Nürnberg Gazeteciler Cemiyeti arasında devam eden proje kapsamında her yıl Alman ve Türk gazetecileri bir araya getiren heyet, Nürnberg’de 7 günlük programda çeşitli ziyaretlerde bulundu.

Antalya İl Emniyet Müdürü Mustafa Sağlam’ın onur konuğu olduğu gezinin ilk gününde  Türk Hava Yolları Nürnberg Müdürü Osman Hasırcı, Presseclub Nürnberg Başkanı Dr. Siegfried Zelnhefer ve Nürnberg Emniyet Teşkilatı tarafından karşılandı. THY VIP salonunda gerçekleşen konuşmaların ardından ziyaretlere geçildi. İlk olarak Nürnberg Büyükşehir Belediyesi ziyaret edildi. Başkan Ulrich Maly ile bir araya gelen heyet, Nürnberg ve Almanya’daki yerel yönetim hakkında bilgilendirildi.

Nürnberg’te iş adamları ile buluşma
Kısa Nürnberg Kalesi gezisinin ardından heyet, Müsiad Nürnberg Şube Başkanı İsmail Satır ve üyeleri ile akşam yemeğinde bir araya geldi. Almanya’daki Türklerin yaşadığı sorunlar ve Müsiad Nürnberg’in çalışmaları ile ilgili bilgilerin paylaşıldığı gecede heyet üyeleri, farklı şehirlerden Almanya’ya gelmiş iş adamları ile tanışma imkanı buldu. Ziyaret sonrası başkan Mevlüt Yeni’nin yanı sıra, Akdeniz Gazeteciler Federasyonu Başkan Yardımcısı ve Isparta Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Şevket Karahan tarafından Müsiad Nürnberg Şube Başkanı İsmail Satır’a hediyeler verildi.

AGC Heyeti Münih’te
Gezinin ikinci gününde Münih’e geçen AGC heyeti, Bavyera Eyalet Parlamentosu’nu ziyaret etti. Bavyera ve Alman politikası hakkında bilgilendirilen heyet, parlamento binasını gezdi. Yaygın ve yerel basının Almanya’daki yayın faaliyetleri ve işleyişi ile ilgili sorunların da cevaplandırıldığı ziyaretin ardından Münih’i gezen heyet, gezi sonrası İçişleri Bakanı Joachim Herrmann ile bir araya geldi. Almanya’daki Türkler ile ilgili soruları içtenlikle cevaplayan Herrmann, Antalya Emniyet Müdürlüğü ve Alman Emniyet Müdürlüğü’nün ortaklaşa çalışmaları ile ilgili görüş alışverişinde bulundu. Ziyaretin sonunda Antalya Emniyet Müdürü Mustafa Sağlam Bakan Hermann’a, içinde Kaleiçi kabartması bulunan plaket takdim etti. AGC Başkanı Mevlüt Yeni de derneğinin plaket ve flamasını sundu.

Federal hükümette ilk Türk bakan: Aydan Özoğuz

Almanya’da yeni hükümetin kurulmasıyla birlikte Aydan Özoğuz Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı oldu. Özoğuz, Başbakanlık binasında düzenlenen devir teslim töreniyle görevi Maria Böhmer’den devraldı.

“Birçok şey hissediyorum ama tabii ki gurur duydum” diyerek duygularını dile getiren Özoğuz “Bu, aynı zamanda kabine masasına bir Türk’ün de oturabileceğini gösteriyor. Gerçekten Alman hükümetinin bir parçası olabiliyor. Çok ilk yaşadık ve en yukarıya tırmandık. Bence bu gençler için çok iyi bir sinyal” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Joachim Gauck’tan atama belgelerini alarak Federal Meclis’te yemin eden bakanlar, Başbakan Merkel öncülüğünde ilk bakanlar kurulu toplantısını başbakanlık binasında yaptılar. Aydan Özoğuz’un Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert’in yanında oturması dikkat çekti.

Kısa bir tatilden sonra yoğun bir çalışma yapacaklarını belirten Özoğuz “bundan sonra herşey mükemmel olacak diyemem, ama koalisyon protokolündeki sözleri yerine getirebilirim” dedi.

İlk kez bir Türk kökenli ismin federal hükümet kabinesinde yer alması Almanya’daki Türkler tarafından sevinçle karşılandı. SPD başkanı Gabriel “Özoğuz’un kabinedeki ilk Türk kökenli bakan olmasından ötürü övünüyorum” dedi.

Bakan olarak ilk açıklamasını Uluslararası Göçmenler Günü nedeniyle yapan Özoğuz, “toplumun her kesimindeki çok çeşitliliğin değerinin bilinmesini gerektiğini”  ifade etti. Göçü bir fırsat olarak gördüğünü belirten bakan, son yıllarda Almanya’da yaşayan göçmen sayısının 16.4 milyona yükseldiğini, yabancıların 5.4 milyonunun bu ülkede dünyaya geldiğini hatırlattı.  Özoğuz “Mevcut görevler arasında tüm insanların eşit katılımını sağlayabilmek için öncelikle diploma tanınması veya meslek eğitim yeri bulma konusunda başarısız olanlar için ikinci şans kültürünü yerleştirmektir. ” dedi.

Aydan Özoğuz kimdir?
Almanya’ya işçi olarak giden Trabzonlu baba ve Gaziantepli bir annenin çocuğu olarak 1967 yılında dünyaya geldi. İngiliz Edebiyatı ve İspanyolca eğitimi aldı. İnsan kaynakları yüksek lisansı yaptı. 2004 yılında SPD’ye katıldı. 2009 seçimlerinde federal meclis üyesi olan Özoğuz, 2011’den bu yana SPD başkan yardımcılığı yapıyor. Hamburglu senatör Michael Neuman ile evli ve iki çocuk sahibi.

Bruno Taut. Berlin – Ankara / Istanbul / Izmir / Trabzon

Die Werkbund-Ausstellung „Bruno Taut – Meister des farbigen Bauens in Berlin“ zeigt die Berliner Siedlungsbauten von Bruno Taut, die alle unter Denkmalschutz stehen, vier davon wurden zudem in die Welterbeliste der UNESCO aufgenommen. Das Goethe-Institut Ankara hat die Ausstellung ins Türkische übersetzt und um Bruno Tauts Bauten in der Türkei erweitert. Sie trägt nun den Titel: „Bruno Taut. Berlin – Ankara / Istanbul / Izmir / Trabzon“.
Der Berliner Werkbund erinnert an sein frühes Mitglied Bruno Taut, der 1933 über die Schweiz nach Japan und 1936 in die Türkei emigrierte. Bruno Taut ist am 24.12.1938 in Istanbul gestorben, nachdem er den Katafalk für Mustafa Kemal Atatürk entworfen hatte, der am 10.11.1938 verstarb. Bruno Taut wurde auf dem islamischen Märtyrer Friedhof Edirnekapı in Istanbul beigesetzt.

Die Veranstaltung steht in Zusammenhang mit dem Themenjahr „Zerstörte Vielfalt – Berlin in Zeit des Nationalsozialismus“, das der Berliner Senat in Erinnerung an 1933, 1938 und 1945 ausgerufen hat.

Ausstellung: 11.-25.10.2013, Mo-Fr 10-18 Uhr Technische Universität Istanbul Architekturfakultät, Raum 102, Taşkışla – Taksim

‘İş Hukuku Uzman Avukat‘ı Beyhan Çalık

Nürnberg’de Emre Hızlı & Kollegen Avukatlık Bürosu‘nda sene başında çalışmaya başlayan Avukat Beyhan Çalık, Nürnberg Avukatlar Barosu tarafından „İş Hukuku Uzman Avukatı’ sıfatına layık görüldü.

Bu sıfatı alabilmek için gereken yüksek seviyede kurumsal bilgi ve pratik deneyime sahip olduğunu kanıtlayan Çalık, 2005 yılından bu yana avukat olarak çalışıyor. Çalık, yıllarca hizmet sunduğu kira, sigorta, genel medeni hukuk dallarının yanı sıra, ağırlıklı olarak iş hukuku ile ilgilenmeye devam edecek.

2003 yılında Erlangen Üniversitesi’nde hukuk bilimleri öğrenimini tamamlayan Beyhan Çalık, stajyerlik dönemini Nürnberg Yüksek Eyalet Mahkemesi’nde yaptı. 2005 ile 2007 yılları arasında serbest avukatlık yaptıktan sonra, 2012 yılına kadar bir avukatlık bürosunda ortak olarak serbest avukatlık yapmaya devam etti. 2013 yılının başında çalışmaya başladığı Emre Hızlı & Kollegen Avukatlık Bürosu, hem Almanya, hem de Türkiye’de hukuki konularla ilgileniyor. Beyhan Çalık ile birlikte çalışmaktan duyduğu memnuniyeti belirten Avukat
Emre Hızlı „Özellikle İş Hukuku, diğer hukuk dallarıyla olan bağlantısı nedeniyle içinde zorluk barındırdığından hızlı hareket, dikkat, teorik bilgi ve pratik uygulamada belli bir hassasiyet ve tecrübe gerektiren bir hukuk branşıdır. Bu alanda hem işçi hem de işverenleri temsil ediyoruz“ dedi.

Avukat Beyhan Çalık ise „2005 yılından beri hizmet verdiğim, tecrübe biriktirdiğim meslek hayatımda kendimi geliştirmeyi hiç ihmal etmedim. İş Hukuku’nda ‚uzman avukat‘ sıfatını aldığım için mutluyum.“ diyerek duygularını ifade etti.

TIAD – Türk Alman İş Adamları Derneği, Nürnberg Avukatlar Derneği, Global Veliler Derneği ve Türk Alman Kadınlar Kulübü’ne üye olan Çalık, Türkçe ́nin yanı sıra Almanca, İngilizce ve İspanyolca biliyor.

Malouda, Bosingwa ve Yattara birlikte oynadı

Trabzonspor’un dünya çapındaki yıldız futbolcuları Jose Bosingwa ve Flourent Malouda  ile İbrahima Yattara Trabzonspor’da birlikte forma giyemedi ama komedi filmi Bizum Hoca`da birlikte oynadı.

Filmin senaristi ve aynı zamanda Serkan Acar’la birlikte yönetmeni olan Yılmaz Okumuş konuyla ilgili olarak, “Bosingwa ve Malouda’yla çekimlerden önce görüştük ve filmi anlattık. Filmin çevreci mesajına saygı duyduklarını ve katkıda bulunacaklarını, söylediler.” dedi.

Filmde senaryo gereği Hamamizade Kültür Merkezi’ndeki bir sergiyi gezmekte olan Malouda ve Bosingwa, Laz Star Yetenek Yarışması’na katılmak için bekleyen kalabalıkla karşılaştı. Malouda ve Bosingwa kendilerine “How are you?”, “What are you doing?” diye seslenen kalabalığa, “İyiluk” Siz nabaysınız uşaklar?” cevabını verdi.

Okumuş, “iki futbolcunun performansından çok memnun olduklarını”, belirtti ve “Bizum Hoca filmine büyük renk kattılar. Bu iki starın filmimizde oynamaları için gerekli anlayışı ve kolaylığı gösteren Başkanımız İbrahim Hacıosmanoğlu’na, yönetim üyelerimize ve Mustafa Reşit Akçay’a en içten teşekkürlerimizi sunarız.” açıklamasında bulundu.

Filmin önemli hikayelerinden olan Laz Star Yetenek Yarışması’nda jüri üyesi olarak rol alan İbrahima Yattara ise, “Trabzon’u ve Trabzonspor’u çok özlediğini, sevdiği bu kente yeniden geldiği için mutlu olduğunu” söyledi.

Çekimler esnasında konuştuğumuz Yattara, “Oyunculuk futbolculuktan daha zor, 1 dakikalık bir sahne için saatlerce prova ve çekim yapılıyor. Ama sanırım bu işin de üstesinden geldim.” dedi.

Rock´n Coke 2013

Coca Cola Türkiye tarafından eylül ayında düzenle-nen Rock’n Coke festivali 60 bin festivalsevere unutulmaz anlar yaşattı.
Bu yıl 10. yaşını kutlayan festival, Hezarfen Havaalanı’nda kurulan Rock’n Coke kasabasında beş ayrı sahnede 100’den fazla sanat-çı ve grup ağırladı.

Türkiye’nin en büyük açık hava festivali Rock’n Coke’ta ana sahnenin açılışını ™Büyük Ev Ablukada∫ yaparken kapanışı yapan gruplar dünyaca ünlü İngiliz Jamiroquai ve The Prodigy oldu.

Rock’n Coke, Coca-Cola Zero, Party Arena, ve Şehir Sahnesi’ne bu yıl hayata geçen Keşif Sahnesi eklendi. Bu sahnede yeni isimler keşfetmek isteyenler için Sırbistan’dan Almanya’ya, Avusturya’dan Yemen’e değişik ülkelerden gruplar yer aldı.

Rock’n Coke’ta sahne alan dünyaca ünlü sanatçıların arasında Türkiye’de ilk kez ağırlanan Arctic Monkezs, Hurts ve La Roux da vardı. Festivalde sahne alan sanatçı ve gruplardan bazıları şöyle:

Büyük Ev Ablukada, Manga, Editors, Duman, Hurts, Arctic Monkeys, Rebel Moves, Aylin Aslım, Primal Scream, Within Temptation, Teoman, Jamiroquai, The Prodigy, Skindred, Replikas, Oi Va Voi, Yasemin Mori, Melis Danişmend, Selah Suei, Ellie Goulding, The Ringo Jets, Ayyuka, Triggerfinger, Palma Violets, Maximo Park, Can Bonomo, La Roux…

Kamp alanında gençler, sevilen sanatçıların konserleri dışında masa oyunları, film gösterimleri,  akrobasi, sergi ve atölyeler gibi birçok etkinlikte keyifli anlar yaşadı.

Deniz Yıldırım

20 Soru: Jehan Barbur

Arap Yarımadası’nda güzel bir çiçek. Adının anlamı bu. Fakat ismini alış sebebi Lübnan’da doğmuş olması değil, babasının adı olan Jan’dan almış.

Hikayesi olan bir kadın Jehan Barbur. Hikayeleri, masalları seven bir kadın. Bir çağdaş kadın ozan…

Baştan başlayalım; Sesi ve sözleriyle büyüleyen sanatçı Jehan Barbur bu sayımızda 20 Proust sorumuzu içtenlikle cevapladı. Cevaplara geçmeden önce kısaca özgeçmişini hatırlatalım:
1980 yılında annesinin de doğum yeri olan Lübnan’da doğdu.

İskenderun’da büyüdü. Bilkent Üniversitesin’de Amerikan Kültürü ve Edebiyat bölümünden dereceyle mezun olduktan sonra müziği ve hayalleri için İstanbul’a yerleşti. Dört yıl boyunca çeşitli gruplarda solistlik yaptı. İlk şarkı sözlerini o dönemde evinde kurduğu amatör stüdyosunda yazmaya başlayan sanatçı, tesadüfen tanıştığı Bülent Ortaçgil aracılığıyla ADA müzikle anlaştı.

2009 yılında altı aylık bir stüdyo çalışmasının ardından kendi söz ve bestelerinden oluşan `Uyan’ adlı albümü çıkardı. Albümdeki `Gidersen’, `Leyla’ ve `Neden’ adlı parçalarıyla müzik kanallarının top 10 listelerinde yer aldı.

2010 yılında çıkardığı ikinci albümde de, Sarp Maden ile yaptığı ortak bir beste dışında, yine tüm şarkıların söz ve müziği kendine aitti.

2011 yılında Ümit Ünal’ın yazıp yönettiği `Nar’ adlı filmde seslendirdiği `Nar Taneleri’ adlı şarkı ile `En İyi Film Şarkısı’ dalında Selim Demirdelen ile birlikte Yeşilçam Film Akademisi tarafından ödül aldı.

`Aşk Bitti’ adlı parçayı Ali Vatansever’in yönettiği `El Yazısı’ adlı filmde seslendirdi.

Behzat Ç. dizisinin 2012 sezon finalinde `Seni Seviyorum’ adlı parçasına final sahnesinde yer verildi.

Günahım Neydi Allah’ım, Kadın Her Zaman Haklıdır, Sır Gibi, Gökten Üç Elma Düştü, Cesaretin Var mı Aşka, Asi, Ali’nin Sekiz Günü, Gece Sesleri, Çılgın Dershane, Tövbeler Tövbesi, Adını Feriha Koydum, Kül ve Ateş, İffet, Güz Sancısı sözleri ve sesiyle yer aldığı dizi ve sinema filmlerinden bazıları…

2012’de yine ADA müzik etiketiyle piyasaya çıkan son albümü `Sarı’ ile halen şehir içinde ve dışında konserler vermeye devam ediyor.

Sanatçının kısa öykü, şiir ve fotoğraflara yazılmış yazılardan oluşan ilk kitabı “Çatıdaki Çimenler” ekim ayında Alfa Yayınları’ndan çıkıyor.

En sevdiğiniz kelime nedir?

Günaydın!

Sizi ne heyecanlandırır?

Yenilik

Şimdiki işinizi yapmasaydınız mesleğiniz ne olurdu?

Anne olurdum.

En belirgin karakter özelliğiniz nedir?

Öfkem ve inadım.

Şu anki ruh haliniz nasıl?

Her zamanki gibi debdebeli.

Mutluluk rüyanız nedir?

Çok uzun seneler yaşıyorum, şarkı söyleyebiliyorum ve annem hep hayatta.

Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz?

Çizebilmeyi isterdim.

En sevdiğiniz ses nedir?

Annemle kocamın ve hafızamda kalan babam ve büyükbabamın tok sesleri.

Kendiniz olmasaydınız kim olurdunuz?

Bilmiyorum ama erkek olurdum sanırım.

Hayatınızın mottosu nedir?

Erteleme, üşenme, vazgeçme!

Nerede yaşamak isterdiniz?

Her yerde yaşayabilecek güce sahip olmak isterdim.

En önemli kusurunuz nedir?

Takıntılarım, hükmetme ve kontrol etme isteğim.

En sevdiğiniz yazar kim?

Bir tane değil ki! Ahmet Hamdi Tanpınar, Sabahattin Ali, Hakan Günday, Murathan Mungan, Leyla Erbil, can şairim ise Edip Cansever.

Arkadaşlarınızda olmasını istediğiniz en önemli özellik nedir?

Önyargısız olmaları ve kendileri gibi olup faydacılıktan uzak durmaları.

En sevdiğiniz film kahramanı hangisidir?
İsimden ziyade çokluklarından ötürü şöyle diyeyim. Türk filmlerinde şehirden kasabaya gelen o güzel adamlar.

En büyük korkunuz nedir?

Ölmeden ölmek, bitmek.

Tarihte en sevmediğiniz karakter kimdir?

Tüm faşistler.

En büyük lüksünüz nedir?

Uyumak

 

Öldüğünüzde Tanrının size kapıda ne söylemesini isterdiniz?

Merak etme, yeni başlıyoruz.

 

πYapmadan ölmek istemem™ dediğiniz şey nedir?

Çocuk

Silvester: ein Abend, viele Bräuche

Die meisten Menschen haben nach der besinnlichen Weihnachtszeit spätestens an Silvester das Bedürfnis wieder einmal unter Leute zu kommen und zu feiern. Hierbei beginnt der wohl stressigste Teil des Winters, abgesehen vom Weihnachtsstress.

Die breite Masse der Deutschen feiert Silvester mit Feuerwerk und Bleigießen, genauso wie das Nachbarland Österreich. Um Mitternacht wird angesto˚en mit Sekt und die Nacht durchgefeiert. Aber nicht nur in Deutschland und Österreich gibt es Traditionen was den Neujahrsabend angeht, überall auf der Welt feiern die Menschen unterschiedlich in das neue Jahr hinein. Deshalb hier nun ein kleiner Einblick in die verschiedenen Bräuche zu Silvester.

In der Türkei ist es von Region zu Region unterschiedlich. Viele der jungen Leute unternehmen am Silvesterabend etwas mit Freunden. Aber auch westliche Bräuche wie Geschenke verteilen und weihnachtliches dekorieren sind in den letzten Jahren immer mehr zu finden. Im Allgemeinen wird Silvester jedoch wesentlich beschaulicher gefeiert als zum Beispiel in Deutschland.

In Italien ist es zum Beispiel die Tradition rote Unterwäsche zu tragen, besonders die Frauen erhoffen sich dabei viel Glück in Sachen Liebe für das neue Jahr. Und damit nicht nur in Sachen Liebe alles gut wird im kommenden Jahr, essen Italiener traditionell Linsen an Silvester, denn diese sollen Glück in Sachen Geld bringen.

Die Mexikaner haben an Silvester, wenn man dem Brauch glaubt, zwölf Wünsche frei. Gegen Mitternacht wird in weiten Teilen des Landes das Radio angemacht um die zwölf Glockenschläge des Doms in Mexiko-Stadt zu hören. Während jedem Glockenschlag wird eine Weintraube gegessen, die für die zwölf Wünsche der Mexikaner für das neue Jahr stehen.

Im Gegensatz zu den Mexikanern lassen es die Brasilianer an Silvester richtig krachen. Die Menschen werfen mit wei˚en Papierschnipseln und feiern die Nacht durch. In Rio de Janeiro ist es besonders beliebt sich am bekannten Strand der Copacabana zu treffen. Hier dauert der Silvesterabend dann bis in die frühen Morgenstunden.

Fleißig hingegen gehen vor allem die Japaner das neue Jahr an. Während in den meisten Kulturen eher Feiern beziehungsweise Muse bei der Planung im Vordergrund steht, putzt man in Japan sein Haus um das neue Jahr zu empfangen. Anschlie˚end erklingen 108 Glockenschläge um die 108 Übel des letzten Jahres zu vertreiben.

In Russland hingegen läutet der erste Januar die russisch-orthodoxe Weihnachtszeit ein. In den darauf folgenden zehn Tagen werden in Russland und teilen der Ukraine Weihnachten und das russische Neujahr gefeiert. Der Neujahrsabend wird vor allem mit der Familie gefeiert. Reichlich Essen und Geschenke gehören hierbei fest zum Ritual.

Ebenfalls besinnlich gefeiert wird auch in Frankreich. Wer hier von Feuerwerk und einer enormen Party ausgeht, irrt sich- in Paris ist Feuerwerk sogar verboten. Man trifft sich hier mit Freunden und Bekannten zu einem ausgedehnten Essen und genießt den Abend in guter Gesellschaft.

Eine andere Art des Silvester Feierns ist besonders in Griechenland sehr beliebt. Hier trifft man sich zwar ebenfalls mit Freunden und Bekannten, jedoch um die ganze Nacht Spiele zu spielen. Getreu dem Motto “Glück in der Liebe, Pech im Spiel” wird das neue Jahr begrüßt.

Wie auch immer man den Silvesterabend feiert, ob mit Party oder bei einem Essen mit Freunden, eines haben sie alle gemeinsam: den Wunsch nach einem guten neuen Jahr mit viel Freude am Leben.

Text: Ann-Kathrin Urlinger